(3269 S. K. m. 12)
Davacı vekilleri, 27.7.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 8 yıldır sözleşmeli uzman erbaş olarak görev yapan davacının bir yıl içerisinde 30 günden fazla (31 gün) disiplin cezası aldığı gerekçesiyle sözleşmesinin feshedildiğini, önce Bölük Komutanı tarafından esas duruşunun bozuk ve botlarının boyasız olması nedeniyle üç gün oda hapsi cezası, daha sonra da bilerek doğruyu söylememek suçundan Dağ ve Kom.Tug.K.lığı Disiplin Mahkemesi tarafından 28 gün oda hapsi cezasıyla cezalandırıldığını, 3 gün oda hapsi cezasının, davacının savunması alınmadan verilmesi nedeniyle yok hükmünde olduğunu, öte yandan, bilerek doğru söylememek suçunun oluşmaması ve usulü hatalar nedeniyle Disiplin Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, Dağ ve Kom.Tug.K.lığı Dis.Mah. kararının yazılı emir yoluyla bozulması için başvuruda bulunduklarını, bu durumun bekletici sorun yapılması gerektiğini, esasen 3 günlük oda hapsi cezası yok hükmünde olduğu için yazılı emir yoluyla bozma talebinin sonucunun dahi beklenmesine gerek olmadığını, netice itibariyle sözleşme feshi işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek; işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait özlük dosyasının incelenmesinde; davacının 19.8.1992 tarihli Noter Taahhütnamesi ile uzman erbaş statüsüne girdiği ve 21.8.1992 tarihinde 2.Or.İs.Svş.Tb.K.lığı (Osmaniye) emrine Lv.Uzm.Çvş.olarak atamasının yapıldığı, bu görevdeyken sözleşmesinin 8.8.1994 tarihinde 2 yıl, 19.8.1996 tarihinde 2 yıl ve 6.8.1998 tarihinde 5 yıl süreyle uzatıldığı, KKK.lığının 14.5.1999 tarihli genel atamaları ile Dağ ve Komd.Tug.Dst.Kt.Lv.Bl.K.lığı (Hakkari) emrine atandığı, son olarak bu görevde iken bir yıl içinde 31 gün disiplin cezası aldığı gerekçesiyle Dağ Komd.Tug.K.lığının 24.5.2001 tarihli işlemiyle sözleşmesinin 15.6.2001 tarihinden geçerli olarak feshedildiği, davacının söz konusu menfi işlemin iptali için 27.7.2001 tarihinde ve süresinde vekili marifetiyle bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Yine davacının özlük dosyasının incelenmesinde; davacının sözleşmesinin son yılından önce çeşitli disiplinsizlikleri nedeniyle 27.1.1995 tarihinde 2 gün, 2.7.1998 tarihinde 4 gün, 5.5.1999 tarihinde 5 gün ve 14.12.1999 tarihinde 5 gün oda hapsi cezalarıyla tecziye edildiği, sözleşmesinin son yılında ise esas duruşunun bozuk, kılık kıyafetinin uygunsuz olması nedeniyle 4.5.2001 tarihinde 3 gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı, 29.3.2001 tarihinde kayınpederi ölmediği halde öldüğünden bahisle 20 gün izin alması ve izninin 11.günü dönmesi nedeniyle, bilerek doğruyu söylememek suçundan Dağ ve Komd.Tug.K.lığının 4.5.2001 tarihli iddianamesi ile hakkında dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda bu disiplin suçu sabit görülerek Dağ ve Komd.Tug.K.lığı Disiplin Mahkemesinin 13.5.2001 tarih ve E.2001/54, K.2001/54 sayılı kararı ile 28 gün oda hapsi cezası ile mahkumiyeti yoluna gidildiği, kesinleşen bu cezası nedeniyle bir yıl içinde toplam 31 gün oda hapsi cezasının bulunduğu gerekçesiyle sözleşmesinin feshedildiği, davacı vekilinin talebi üzerine Milli Savunma Bakanlığınca söz konusu karar için 31.10.2001 tarihinde yazılı emir yoluna başvurulduğu ve Askeri Yargıtay 3. Dairesinin 20.11.2001 tarih ve E.2001/997, K.2001/991 sayılı ilamı ile davacının kayınpederinin vefat ettiğinden bahisle izin talebinde bulunması üzerine kendisine istemi doğrultusunda 20 gün izin verilmesi, ancak kayınpederinin ölmediğinin anlaşılması hadisesinin doğrudan doğruya askeri hizmet ile bir ilişkisinin bulunmadığı, bu nedenle unsurları yönünden oluşmayan ve disiplin tecavüzü niteliğinde kalan fiilinden dolayı kendisinin beraatına karar verilmesi gerekirken, mahkumiyeti yoluna gidilmesinin kanuna aykırı düştüğü belirtilerek, Milli Savunma Bakanının yazılı emirle bozma isteminin kabulüne, anılan mahkumiyet hükmünün bozulmasına ve tayin edilen cezanın çektirilmemiş sayılmasına karar verildiği görülmektedir.
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 12 nci maddesinin atfıyla çıkarılan Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13 neti maddesinde, Disiplin Mahkemeleri ve disiplin amirlerinden bir yıl içinde toplam 30 gün ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı disiplin cezası alan uzman erbaşların sözleşmelerinin feshedileceği hüküm altına alınmaktadır. Davacı hakkındaki son bir yıllık dönemde disiplin cezaları toplamı 31 günü bulduğundan, dava konusu işlem bu hukuki nedene dayandırılmış bulunmaktadır. Davacının 28 gün oda hapsi cezasının Askeri Yargıtay'ca hukuka aykırılığı saptandığından ve geriye kalan 3 gün oda hapsi cezası da bu hukuki nedeni gerçekleştiremeyeceğinden; dava konusu işlemin ilk nazarda dayanaksız kaldığı düşünülebilirse de, aşağıda açıklanan nedenlerle ve sebep ikamesi yoluyla, tesis edilen işlemin sonucu itibariyle hukuka uygun olduğu kanaatine varılarak, davanın reddi yoluna gidilmiştir.
Gerçekten, idari yargı uygulamasında genel kabul gören sebep ikamesi yoluyla, tesis edilen işlem sonucu itibariyle doğru, ancak gösterilen hukuki sebep yanlış ya da hatalıysa; idari yargı organının salt bu nedenle işlemi iptal etmeyip, doğru hukuki sebebe işaret etmek suretiyle davayı ret yetkisi bulunduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Nitekim, davaya bu açıdan bakıldığında; davacının birliğinde 3.3.2001 günü yapılan moral gecesine eşi olarak tanıttığı bir bayanla gelmesi, ancak yapılan kimlik kontrolünde soyadlarının tutmaması nedeniyle bu durumun tutanakla tespit edildiği, davacının bu kadının imam nikahlı eşi olduğunu beyan ettiği, davacının gerçek eşinin 4.5.2001 tarihli dilekçesiyle davacının Komutanlığına başvurarak, eşinin Hakkari'ye tayini çıktıktan sonra, ev tutacağı bahanesiyle Osmaniye'den ayrıldığını, bir müddet sonra kendisine gelen mahkeme celbinden boşanma davası açtığını öğrendiğini, oysa 7 yıllık evlilik yaşamlarında herhangi bir ailevi sorunlarının bulunmadığını, boşanma davası dilekçesini aldıktan sonra yaptığı araştırmada, eşinin İskenderun-Osmaniye E-5 karayolu üzerinde Erzin kazası civarında şarkıcılık yapan bir bayanla birlikte yaşadığını öğrendiğini belirterek, eşi hakkında şikayette bulunduğu, bu dilekçe üzerine davacının birliği Komutanlığınca Hakkari'de tuttuğu evde yapılan kontrol ve tespitte, evde davacıyla aynı soyadını taşımayan ve davacının eşinin ismini belirttiği bir bayanın olduğunun saptandığı, yine bu gayrimeşru beraberlikten iki yaşında bir çocuklarının olduğunun ifade edildiği, davacının ifadesinde bu durumun kabullendiği, ancak eşini boşayamadığı için yeni bir evlilik yapamadan birlikte yaşamak durumunda kaldığını beyan ettiği, davacının 1993-1998 yılları sicillerinin iyi-çok iyi düzeyde olmakla beraber, 1999. 2000 ve 2001 yılları sicillerinin kademe ilerlemesi yapabilecek düzeyde düşük takdir edildiği anlaşılmaktadır.
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 12 nci maddesinde görevde başarısız olanlarla kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir denilmektedir. Davacının son üç yıllık çok düşük sicil safahatı ve yukarıda belirtilen gayri ahlaki olaylar birlikte değerlendirildiğinde; kendisinin görevde başarısız durumda olduğu ve kendisinden istifade edilemeyeceği açıkça ortadadır. Evli olduğu sırada gayrimeşru ilişkiye giren ve bu ilişkiden bir çocuğu olan davacının, yeni atandığı birliğinde (Hakkari) düzenlenen moral gecesine eşi diye bu kadını getirmesi, Hakkari'de tuttuğu eve yerleştirmesi, gerçekte boşanma davası açtığı eşinin babasının (Kayınpederinin) öldüğünden bahisle Kıt'ası Komutanlığından 20 gün izin alarak birliğinden ayrılması, bu suretle amirlerine karşı dürüst bir davranış biçimi sergilememesi karşısında; bir TSK.mensubunda aranan esaslı nitelikleri yitirdiği ve ahlaki yönden kabul edilemez bir zaaf ve tutum içinde bulunduğu kanaatine varılmış ve davacı hakkında tesis edilen sözleşme feshi işleminin görevde başarısızlık ve kendisinden istifade edilememe hukuki nedenine dayalı şekilde, sonucu itibariyle hukuka uygun düştüğü değerlendirilerek, davanın reddi yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacının uzman erbaş sözleşmesinin feshedilmesi işleminde hukuka aykırı bir yön görülmemekle, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy