(2709 S. K. m. 2, 138) (1602 S. K. m. 62, 63) (926 S. K. m. 118)
Davacı, 8.8.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 21.9.2001 tarihinde kayda geçen ek dilekçesinde özetle; 21 yıllık meslek hayatı boyunca Dz. K.K.lığının muhtelif garnizon ve birliklerinde yüz kızartıcı bir suç işlemeden ve olumsuz sicil almadan başarı ile görev yaptığını, Dz. K.K.lığının 26.4.2000 gün ve Per:4031-200-00/Astsb.Atm.ve Kd.Şb.(Atm.İşl.) atama emriyle İstanbul'daki birliğinden Foça Dz.Ü.K.lığı Mhf.Hiz.Bl.K.lığına tayininin çıktığını ve 31.7.2000 tarihinde birliğine katıldığını, 4.6.2001 tarihinde meydana gelen bir olay nedeniyle Gn.Dz.Sh.K.lığı Askeri Savcılığınca hakkında Tahribat Yapan Asta Müessir Fiil suçlamasıyla iddianame tanzim edildiğini ve As.C.K.nun 71/C maddesi uyarınca tutuklandığını, 55 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye olduğunu, yargılamasının devam etmesine ve hakkında kesin hüküm verilmemiş olmasına rağmen Dz.K.K.lığının 12.7.2001 gün ve Per:4031-313-01/Astsb.Atm.ve Kd.Şb.(Atm.İşl.) atama emriyle Foça Dz.Üs.K.lığı Mhf.ve Hz.Bl.Bl.K.lığından-Marmaris/Muğla AKSAZ Bak.Onr.ve İs.K.lığı Des.ve İs.Bl.K.lığı emrine tayininin çıkarıldığını, - garnizon süresi dolmadan yapılan söz konusu atama işleminin ceza niteliğini taşıdığını ve ailesinin mağdur olduğunu beyan ederek söz konusu atama işleminin iptaline ve öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 2.10.2001 tarihli kararı ile kabul edilmiş; davalı idarenin bu kararın kaldırılmasına yönelik itirazı da Dairemizin 13.11.2001 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyası ile yine Dairemizin 2002/321 Esasına kayıtlı davacıya ait diğer atama iptal istemli dosyanın incelenmesinde; 1980 neş'etli olan davacı astsubayın İstanbul Heliped K.Mhf. ve Hiz.Tk.K.(İSTANBUL) olarak görev yapmaktayken ve henüz İstanbul garnizonunda iki yıllık bir görev ifa etmişken, Dz.K.K.lığının 2000 yılı genel atamaları ile Foça Dz.Üs.K.Kh.Dst.Kt.Hiz.Bl.K.Bkm.Onr.ve İşlt.A.Bkm.Onr.Su Dp./Kuyusu İşlt.Ekibi Dz.İs. Astsb.lığına (Amir) (Foça-İZMİR) atandığı, Türk Silahlı Kuvvetlerine Mensup Subay Ve Astsubayların Atanma Ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmeliğe Ait Müşterek Yönerge'nin (MY:52-6) Dz.K.K.lığı Garnizon Derecelerini gösterir çizelgeye (B-3) göre (C) garnizonu olan ve Türk Silahlı Kuvvetlerine Mensup Subay Ve Astsubayların Atanma Ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin 58/a maddesi uyarınca 4 yıl kalış süreli bu garnizonda henüz iki yıl görev yapmışken, yine Dz.K.K.lığının 12.7.2001 tarihli atama emri ile bu görev ve garnizondan alınarak, Aksaz Bkm.Onr.ve İs.K.Des.ve İş.Bl.K.Des.ve İs.Tk.K.Dz.İs.Astsb.(Tk.K.) görevine (Marmaris-MUĞLA) atandığı, davacının söz konusu atama işleminin iptali için 8.8.2001 tarihinde AYİM'de bu davayı açtığı, Dairemizin 2.10.2001 tarihli yürütmeyi durdurma kararının davalı idarece yerine getirilerek, Dz.K.K.lığının 23.11.2001 tarihli atama işlemi ile yeniden Foça'daki kadro görevine iade edildiği, ancak henüz yargılamaya konu ilk atama tasarrufu hakkında Mahkememizce bir karar verilmeden, yine Dz.K.K.lığının 1.2.2002 tarihli atama emri ile davacının Foça'daki yukarıda belirtilen görevinden yeniden alınarak, İzmir Bkm.Onr.ve İs.K.Bk.Onr.A.Alr.İs.Tes.Bk.Onr.Ekp.A.liği Yolluca/Uzunada Alr.İs.Tes.Bl.Onr.Ek.Dz.İs.Astsb. (Ekip Astsb.) kadrosuna (İZMİR) atandığı, davacının söz konusu atama işleminin iptali için de 7.2.2002 tarihinde Mahkememizde dava açtığı, bu davada Dairemizin 27.2.2002 tarihli kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, davalı idarenin bu kararın kaldırılmasına yönelik itirazının da Dairemizin 9.4.2002 tarihli kararı ile reddedildiği ve halen anılan dava dosyasının derdest bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davanın esasına girilmeden önce; yukarıda özetlenen atama safahatı nedeniyle, davacının bu dava konusu alama işlemi ile güncel menfaat ilişkisinin devam edip etmediğinin saptanması gerekli bulunmaktadır. Bilindiği üzere, iptal davalarında sübjektif dava ehliyeti olarak da nitelendirilen menfaat ilişkisi nin, diğer hukuki koşullarının yanı sıra (kişisel ve meşru menfaatin varlığı) güncel olması da aranmaktadır. Dairemizin atama ile ilgili davalarda genel uygulaması ise, atama davalarının devamı sırasında ilgililerin istifa, emeklilik, ayırma gibi yollarla statü ile ilişiğinin kesilmesi durumunda, iptali istenen atama ilişkisiyle olan güncel menfaat ilişkilerinin kesildiği ve bu nedenle davaların ehliyet yönünden reddi gerektiğidir. Danıştay uygulaması da bu yöndedir. Atama işleminin iptali istemli davaların devamı sırasında, ilgililerin idarece atamaya konu görevden/görev yerinden alınarak bir başka göreve atanmaları halinde ise, dava konusunun özelliği dikkate alınarak; ya ilk atamayla güncek menfaat ilişkisinin belirtildiği saptanarak, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmekte ya da güncel menfaat ilişkisinin devam ettiği değerlendirilerek, ikinci atamaya rağmen ilk atamaya ilişkin işlemin yargısal denetimi yapılarak, işlemin iptali ya da davanın reddi yoluna gidilmektedir. Nitekim, Dairemizin 16.9.1997 tarih ve E. 1996/807, K. 1997/565 sayılı iptal kararında bu husus ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. Dava konusunda da, davanın devamı sırasında Dairemizce verilen yürütmeyi durdurma kararının gereğinin idarece önce yerine getirilerek, 23.11.2001 tarihli işlemle davacının eski görev yerine (Foça) iade edildiği, ancak Anayasanın 2 ve 138, 1602 sayılı Kanunun 63 ncü maddeleri uyarınca, bireysel bir işlemin yürütülmesi yargı kararı ile durdurulmuş ise (dava konusunda olduğu gibi atama işlemi için yürütmenin durdurulması kararı verilmişse) idarenin, bireyin eski hukuki durumunu kazanması için gereken işlemleri yapması ve dava sonuna kadar bu durumu muhafaza etmesi (1602 sayılı Kanunun 62 nci maddesinde öngörülen kayıtlamalarla) gerekli olduğu halde, davalı idarenin bu şekli yerine getirmenin hemen ardından 1.2.2002 tarihli yeni bir atama işlemi ile davacıyı Foça garnizonundan alarak İzmir garnizonunda bir kadro görevine atadığı, böylelikle işlem tarihinden itibaren dava sonuçlanıncaya kadar işlem öncesi hukuki durumun muhafazası amacı ile verilen yürütmenin durdurulması kararının gerçekte etkisiz ve geçersiz kılınması amacıyla hareket edildiği izlenim ve görünümünü veren ikinci atama işleminin varlığı karşısında, davacının ilk atama işlemiyle (Foça'dan Marmaris'e) olan güncel menfaat ilişkisinin devam etmekte olduğu değerlendirilmiş ve açılan bu davanın esas yönünden incelenmesine geçilmiştir. Esasen Danıştay'ın yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır. (Dnş.l.D.111.1999; E.1999/140, K.1999/156;
Dnş.İd.İşl.Krl.30.12.1999; E. 1999/169, K.1999/160 sayılı kararları; Danıştay Dergisi, S.103, Ank.2001, s.53-58)
Davanın esasına gelince:
Davalı idarece davacının Foça garnizonunda kalış süresini tamamlamadan Aksaz-MARMARİS garnizonuna atama işleminin hukuki nedeni, davacının bir ere karşı işlemiş olduğu asta müessir fiil suçu nedeniyle bir süre tutuklu kalması, hakkında kamu davası açılması ve halen yargılanmakta oluşu, bu fiili durum ve yargılama safahatı sebebiyle görev yaptığı birlikte astları ve üstleri arasındaki birlik ruhunu ve özellikle astlarının kendisine karşı olan güven duygusunu ve askeri otoriteyi ağır şekilde zedelemiş olması, bunun ise bir idari zaruret halini teşkil ettiği kabulüne dayalı bulunmaktadır.
Davacının, 4.6.2001 tarihinde görevde ihmali davranışı olduğunu değerlendirdiği bir ere karşı işlediği iddia edilen tahribatı mucip (erin sol diz patella kemiği kırılmış) asta müessir fiil suçundan 6.6.2001-31.7.2001 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, Güney Dz.Sh.K.lığı Askeri Savcılığının 18.6.2001 tarih ve E.2001/1491, K.2001/415 sayılı iddianamesi ile tahribatı mucip asta müessir fiil suçundan hakkında kamu davası açıldığı, davacı hakkındaki ceza yargılamasının henüz derdest olduğu maddi bir vakıadır. Yine hemen işaret etmek gerekir ki, davacı hakkında kamu davası açılmasından çok kısa bir süre sonra ve henüz davacı bu suçtan tutukluyken, 12.7.2001 tarihinde hakkında dava konusu atama işlemi tesis edilmiştir. Davalı idare, davacının işlemiş olduğu bu suç nedeniyle birlik ruhunun menfi yönde etkilendiğini, ast ve üstleri nezdinde güven duygusunun zedelendiğini ve askeri otoritede zaaf meydana geldiğini öne sürmüşse de; bu hallerin gerçekleştiğine ilişkin somut hiçbir delil ve belge ibraz edememiştir. Davacının ceza davasına konu isnat edilen fiili, depo anahtarını unutan maiyetindeki erin sol dizine tekme atmak suretiyle asta müessir fiil suçuna sebebiyet vermesi, bu tekme sonucu erin diz kemiğinin kırılmasıdır. Diğer bir deyişle, sübut bulduğu takdirde ceza yaptırımı ile karşılanacak olan fiilinin savunmada öne sürüldüğü gibi, davacının hemen birlikten uzaklaştırılarak, bir başka garnizona atanmasına yol açacak ve savunmada öne sürülen durumlara sebebiyet verecek vehamette bir fiil olduğunu söyleyebilmek güç görülmektedir. Aksi halin kabulü, her ceza soruşturmasının ya da yargılamasının, beraberinde ilgilisinin atamaya tabi tutulması düşüncesine hukukilik kazandırabilecek, doğru olmayan bir yaklaşım teşkil edecektir. Şüphesiz, çok ağır sonuçlara yol açmış suçlar bakımından her zaman aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Her olayın ve fiilin özelliği dikkate alınarak ve kişi yararı-kamu yararı dengesi gözetilerek, bu konuda bir sonuca varılacak; diğer bir deyişle, işlenen suç nedeniyle Atama Yönetmeliğinin öngördüğü anlamda bir idari zaruret halinin mevcut olup olmadığı saptanacaktır. Kuşkusuz idarenin yapacağı bu saptamanın hukuki denetimi ve kullanılan takdir yetkisinin hukuka uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığı Mahkememiz tarafından denetlenecektir.
Her iki dava dosyasında mevcut şu bilgi ve belgeler, davacının ceza yargısına konu fiili bakımından, davalı idarenin öne sürdüğü ve bir idari zaruret olarak nitelendirdiği hal ve durumların mevcut olmadığı yönünde kuvvetli bir karine teşkil etmektedir:
4.6.2001 tarihli Suç Vaka Kanaat Raporunda, davacının amiri subay tarafından Disiplinli, verilen görevi titizlikle yapmayı isteyen, başarılı, sosyal etkinliği çok olan bir personeldir kanaati belirtilmiş; 5.2.2002 tarihli Mütalaa Formunda, davacının 1 nci sicil üstü olan (Muh.Hiz.Bl.K.) subay tarafından Görev yaptığı süre içerisinde verilen tüm görevleri mesai mefhumu gözetmeksizin, disiplinli, emniyetli ve çalışkan, astlarına örnek, üstlerine de olumlu yönlendiriciliği bulunan bir astsubaydır. Ayrıca bölgenin alt yapı sorunlarını iyi bildiğinden ve çözdüğünden, halen bulunduğu görevine devam etmesi uygun değerlendirilmektedir. kanaati bildirilmiş; davacının 2 nci sicil üstü (Kh.Dst.Kt.K.) olan subay tarafından ...halen bulunduğu görevde kişiliği ve sorumluluk anlayışıyla verilen görevleri tam ve zamanında yaparak, mesai mefhumu gözetmeden yaptığı çalışmalarla astlarına örnek olan, disiplinli, üretken ve çalışkan bir personeldir. Atandığı su depo/kuyu işletme ekibindeki görev anlayışıyla, Komutanlığımızca çok önem verilen tasarruf tedbirlerine gösterdiği katkı ve verimli çalışmaları nedeniyle halen görevine devam etmesi, aynı kadroda bulunan Astsb...'ın uygun bir göreve atamasının yapılması uygun değerlendirilmektedir... şeklinde kanaat belirtildiği ve nihayet davacının 3 ncü sicil üstü (Foça Dz. Üs K.) olan subay tarafından ...çok çalışkan, sorumluluk bilinci yüksek, yaratıcılık vasfı gelişmiş, üsse çok yararlı hizmetleri olan bir personeldir. 7 ay içinde 3 ncü kez atamaya tabi tutulmasının gerek aile yaşantısını gerekse mesleki verimliliğini menfi yönde etkileyeceği değerlendirilmektedir. Maruz nedenlerle bahse konu personelin hâlihazır görevine devam etmesinin, özellikle birlik yararı açısından gerekli olduğu mütalaa edilmektedir... şeklinde kanaat belirtildiği görülmektedir. Davacının sıralı sicil üstlerince belirtilen bu kanaat ve değerlendirmeler, davacının kıt'a disiplinini bozan, emir-komuta zincirinde ve ast-üst ilişkilerinde güveni sarsan hiçbir durumunun bulunmadığını, keza söz konusu ve yargılaması devam eden fiili (asta müessir fiil) nedeniyle kıt'ada, savunmada temas edilen hal ve durumların doğmadığını açıkça ortaya koyucu mahiyettedir. Aksa halin mevcudiyeti durumunda anılan amirlerce hem bu durumun belirtilmesi, hem de atama teklifinin bizzat kendilerince yetkili makama yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Oysa dava konusu bakımından böyle bir şey söz konusu değildir.
926 sayılı Kanunun 118/c, TSK'de Görevli Subay Ve Astsubayların Atanma Ve Yer Değiştirmeleri Hakkında Yönetmeliğin 3/f, 12/g, 13 ve 24/m maddeleri idari, asayiş ve sair zaruri sebepler in varlığı halinde, ilgili subay ya da astsubayın aynı garnizon içinde görev yerinin değiştirilebileceğini, keza garnizon hizmet süresi dolmasa dahi bir başka garnizona atanabileceğini öngörmektedir. Kuşkusuz, söz konusu mevzuat hükümlerinde belirtilen idari, asayiş ve zaruri sebeplerin mevcut olup olmadığı, idarece bu konuda kullanılan takdir yetkisinin hukuka uyarlı düşüp düşmediği idari yargı organınca denetime tabi tutulacaktır. Belirtilen atama nedenleri gerçekleşmiş, bu konudaki takdir yetkisi hizmet gerekleri ve kamu yararı dışında bir nedenle kullanılmamışsa; tesis edilen atama işlemi hukuka uygun düşecek, aksi halde hukuki sakatlıkla malul hale gelecektir.
Dava konusu bakımından yapılan değerlendirmede; yukarıda temas edildiği üzere, davacının garnizon hizmet süresi dolmadan atamaya tabi tutulmasını gerektiren bir idari ve zaruri nedenin bulunmadığı, atamanın cezalandırma amacına dayalı bulunduğu görüntüsünün hakim olduğu, oysa Mahkememizin bu konudaki istikrar bulmuş içtihatlarında, söz konusu saik ve amaçla tesis edilen atama işlemlerinin, idare hukukunun finalist özelliği gereği amaç unsuru yönünden hukuka aykırı düşeceğinin ifade edildiği, disiplinli ve başarılı bir yapıda olup, sicil ve görev safahatı itibariyle de başkaca bir nakisesi bulunmadığı anlaşılan davacı hakkında, salt işlediği bir suç nedeniyle, suçun akabinde tesis edilen atama işleminde takdir hakkının objektiflikten uzaklaşarak ve hukuka uyarlı düşmeyecek şekilde kullanıldığı, sonuç olarak dava konusu atama işleminin mevzuatın aradığı gerçek bir idari ve zaruri nedene dayanmadığı kanaatine varılmış ve işlemin iptali yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı bulunan atama işleminin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy