(3269 S. K. m. 12) (2709 S. K. m. 125) (Uzman Erbaş Yönetmeliği m. 13)
Davacı vekili 3.6.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 28.1.1994 tarihinde sözleşmeli uzman erbaş olarak göreve başlayan davacının sözleşmesinin feshedildiği 2.5.2002 tarihine kadar başarılı bir şekilde hizmet verdiği 27.4.2002 tarihli savunma ile sicilinin sicil tam notunun %60nin altına düşürüldüğü, sözleşme fesih nedeni olarak da aşırı borçlanmanın gösterildiği bunun ise hukuka aykırı olduğu zira 3269 sayılı Kanun ve Uzman Erbaş Yönetmeliğinde böyle bir fesih nedeninin olmadığı ifade edilerek, söz konusu sözleşme feshi işleminin iptali istemiyle bu davanın açıldığı görülmektedir. Dava dosyası ve davacıya ait özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinden; 28.1.1994 tarihinde verdiği taahhütname ve imzaladığı 2 yıllık sözleşme uyarınca Uzman Erbaş olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlayan davacının son sözleşmesinin 26.1.2001 tarihinde 5 yıllık süre ile uzattığı ancak aşırı derecede borçlanması nedeni ile görevinde başarısız olduğu ve kendisinden istifade edilemeyeceği gerekçesi ile 2.5.2002 tarihli sözleşme feshi işlemi ile terhis işlemine tabi tutulduğu görülmektedir.
3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanununun Başarı gösteremeyenler başlıklı 12 nci maddesi , Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk iki aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri fesh edilerek Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır.
Görevde başarısız olanlarla kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Görevde başarısız olma, göreve intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak Yönetmelikte düzenlenir hükmünü amirdir. Uzman Erbaş Yönetmeliğinin Görevde Başarısız Olma, Kendilerinden İstifade Edilememe Halleri ve Sözleşme Fesih Sebepleri başlıklı 13 ncü maddesinin 2 nci fıkrasında da, Görevde başarısız olanlar ile kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. hükmü mevcuttur. Bu düzenlemelerde görüldüğü üzere görevde başarısız olma hali ve kendisinden istifa edilememe halleri için bir kıstasın gösterilmediği, dolayısıyla bu konularda idareye geniş bir takdir hakkında verildiği anlaşılmaktadır. Ancak idarenin takdir hakkını kullanırken Yasanın koyduğu sınırlar içerisinde ve hukuka uygun hareket etmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere, idareye tanınan takdir hakkı (yetkisi) hiçbir zaman mutlak ve sınırsız değildir. Kamu hizmetinin verimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge kurulması zorunluluğu, bu hak ve yetkinin sinirini oluşturmaktadır.
Takdir hakkının, idarece takip edilen amaca uygun olarak kullanıldığı, keyfilikten kişisel ve duygusal, sübjektif değerlendirmelerden kaçınıldığı ve uzak olduğu, objektif ve gerçek kıstaslara bağlı kalındığı sürece, yargı denetimi dışında tutulması gerektiğinde kuşku yoktur. Ne var ki, idarenin takdir hakkını yerinde kullanmadığının iddia edilmesi halinde, bu sınırların aşılıp aşılmadığının idari yargı organınca denetlenmesi de kaçınılmaz olmaktadır. Diğer bir deyişle Anayasanın 125 nci maddesinin 3 ncü fıkrasında düzenlenmiş bulunan İdarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez tarzındaki hüküm; idarenin sinirsiz ve mutlak takdir hakkına sahip olduğu ve böylece takdir hakkının idari yargı denetimine tabi olmadığı yönünde yorumlanması ve uygulanması, yine Anayasa ile öngörülen Hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz. Bu nedenle, anılan yetkinin sınırlarının (takdir hakkının) özellikle Yüksek Mahkemelerce olmak koşuluyla yargı yerlerince çizilebileceği ve hatta bu konuda hiçbir yasal sınırlamanın kabul görmeyeceğinin benimsenmesinde kamu yararı bulunduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Bu açıklamalar ışığında ve eldeki belgeler çerçevesinde davacının görevde başarısız olması ve kendisinden istifade edilip edilemeyeceği hususlarının değerlendirilmesinde; aşırı borçlanma iddiaları çerçevesinde yapılan incelemede; Diyarbakır 3ncü İcra Müdürlüğünün 2002/657 talimat nolu yazısı ile ...... isimli şahsa 253.265.000.TL borcu nedeniyle maaşına ¼ haciz konduğu, yine Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2001/3591 sayılı yazısı ile Ziraat Bankasına olan 3.664.198.297.-TL borcu nedeniyle maaşına ¼ haciz konduğu, keza yine Diyarbakır İcra Müdürlüklerinin 2001/3518 sayılı yazısı ile 2.200.000.000.-TL borcu ile 2001/3389 sayılı yazı ile İş Bankasına olan 2.591.000.000.-TL borcu için maaşına 1/4 oranında haciz konduğu davacının aşırı borçlanması nedeniyle birlik komutanlığınca 8.2.2002, 16.3.2002 ve 23.3.2002 tarihlerinde yazılı olarak uyarıldığı görülmüştür. Davacı vekilinin dava dilekçesinde sözleşme fesih işleminden önce tüm borçların kapatılmış olduğu iddiası çerçevesinde ilgili saymanlık ve İcra Müdürlüklerine yazılan talimatlar sonucu Diyarbakır ve Ergani İcra Müdürlüklerinden gelen 18.12.2003, 5.2.2004 tarihli cevabı yazılardan borç ve icra takiplerinin devam ettiği görülmektedir. Borçlanmaların babasının sağlık sorunlarından kaynaklandığı iddia edilmiş ise de gönderilen belgelerden babasının 442 240 940 Kurum nosu ile Emekli Sandığı mensubu olduğu anlaşılmıştır.
Bunun dışında, davacının sözleşme dönemi içerisindeki disiplin safahatına göz atıldığında; davacının 7.9.2001, 17.3.2002 ve 20.3.2002 tarihlerindeki disiplinsizlikleri nedeniyle toplam 10 gün oda hapsi cezasına çarptırıldığı, izinli olmadığı halde mesaiye gelmemekten dolayı 24.4.2002 tarihinde savunmasının alındığı ancak akıbetinin belirli olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının almış olduğu disiplin cezalarının ve hakkındaki icra takiplerinin birlikte değerlendirilmesinde; sözleşmeli statüde olan davacıdan artık istenildiği ölçüde istifade edilemeyeceği, maruz kaldığı icra takiplerinin de bir asker olan davacıyı ve mensup olduğu kurumun toplum içerisindeki saygınlığını yitirmesine sebep olabilecek seviyeye ulaştığı anlaşıldığından, davalı idarece tesis edilen Uzman Erbaş Sözleşmesinin feshi işleminde ilgili mevzuata ve hukuka aykırı bir duruma rastlanılmamıştır.
Ayrıca sözleşme feshine neden olan görevde başarısız olma ve kendisinden istifade edilememe hali dışında, davacının 2002 yılı sicilinin menfi gerçekleşmiş olması karşısında Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13 ncü madde 3 ncü fıkra 1 nci bendine göre de temel sebep dışında yine sözleşme feshine neden olacak bir durumunda mevcut olduğu görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle; Uzman Erbaş Sözleşmesi feshi işleminin iptaline yönelik yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy