(5434 S. K. m. 44, 45, 48, 56)
Davacı vekili 3 Mayıs 2002 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesi ile 4 Eylül 2002 tarihinde AYİM. kayıtlarına geçen cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin askere alınmadan önce sağlam olduğunu, Şırnakta görev yaparken rahatsızlandığını, komando olarak seçildiğini, bununla ilgili muayenelerden geçtiğini ve sağlam olduğunu, askerlik öncesinde böyle bir rahatsızlığının olmadığını, ailesinde de bu tür bir rahatsızlığın mevcut olmadığını; rahatsızlığın komandoluğun zor koşulları ile askeri operasyonlardan kaynaklandığını belirterek vazife malulü sayılmama işleminin iptali ile malullük tarihinden itibaren aylık bağlanarak yasal faizi ile ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ve getirtilen tahsis dosyasının incelenmesinde; davacının 23 Mayıs 1995 tarihinde askere sevkedildigi, 25 Ağustos 1995 tarihinde acemi eğitimini tamamlayarak 1 nci Komd.Tug.4.Tb.Kh.Ds.Bl.ne katılışını yaptığı, izinli olarak Ankarada bulunurken Merkez K.lığı tarafından rahatsızlığı nedeniyle Ankara Mevkii Hastanesine sevkinin yapıldığı, 27 Kasım 1995 tarihinde hastaneye yatırılan davacıya aynı hastane sağlık kurulunun 01.12.1995 tarih ve 8097 sayılı raporuyla Psikotik bozukluk teşhisiyle SMK. 3 ay hava değişimi kararı verildiği, müteakiben yine aynı hastane sağlık kurulunun 06.03.1996 tarih ve 973 sayılı raporuyla aynı teşhisle aynı sürede hava değişimi verildiği, nihayetinde yine aynı sağlık kurulunun 24.05.1996 tarih ve 2268 sayılı raporuyla Bir Hecmeden fazla tekrarlayan Psikotik bozukluk teşhisiyle B/15 F-2 Askerliğe elverişli değildir kararı verildiği; raporun 9 Temmuz 1996 tarihinde onaylanarak kesinleştiği, davacının babası tarafından 24 Nisan 2000 tarihinde yardım için MSB.na başvurulduğu, Bakanlıkça dilekçesinin Emekli Sandığı Kurumuna gereği için gönderildiği; talebin kurum tarafından rahatsızlığın oluşumunda vazifenin sebep ve tesirinin etkisinin bulunmaması nedeniyle 23 Ocak 2002 tarihinde reddedildiği, davacının babası tarafından kurum kayıtlarına 6 Şubat 2002 tarihinde geçen dilekçe ile vesayet ve husumet izni için dava açacağı ve red işleminin iptali için yasal yollara başvuracağının bildirdiği, Ankara Numune Hastanesi Sağlık Kurulunun 28.02.2002 tarih ve 5639 sayılı raporuyla davacı hakkında kronisite kazanmış şizofrene bozukluk, vesayet altına alınması gerekir kararı verildiği, Elmadağ Sulh Hukuk Mahkemesini 29.03.2002 tarih ve 2002 /40-87 E.K. sayılı ilamı babası ..................in davacıya vasi olarak atandığı, vasinin 12 Nisan 2002 tarihli dilekçe tekrar kuruma başvurduğu, sandığın 29 Nisan 2002 tarihli red kararı üzerine davacı vekilince 3 Mayıs 2002 tarihinde dava açıldığı, Elmadağ Sulh Hukuk Mahkemesinin 03.09.2002 tarih ve 2002/264 -240 E.K. sayılı kararı ile vasiye husumet izini verildiği görülmektedir.
5434 Sayılı Kanunun 44 ncü maddesi 1 nci fıkrasına göre Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma gelen iştirakçilere (Malul) denir ve haklarında bu kanunun malullüğü ait hükümleri uygulanır.
Vazife malullüğü tanımının yapıldığı 45 nci madde ise; Malullük;
a. İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa,
b. Vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa,
c. Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa,
d. Fabrika, atölye ve benzeri iş yerlerinde, işe başlamadan evvel, iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o iş yerinde husule gelen ve yine iş yerinin maluliyetinden ve çalışma konusunda ileri gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malulü denir hükmünü taşımaktadır.
Vazife malullüğünün geçerliliği için aynı Kanunun 48 nci maddesi malullüğün;
a. Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan,
b. Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan,
c. Yasak fiilleri yapmaktan,
ç. İntihara teşebbüsten,
d. Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından, doğmamış bulunması şartını getirmiştir.
Belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere vazife malullüğünün oluşumu için, meydana gelen maluliyetin vazifenin sebep ve etkisinden kaynaklanması gerekmektedir.
Çözümlenmesi gereken husus davacının duçar olduğu akıl hastalığının 5434 sayılı Kanunun 45 nci maddesinin a fıkrasına uyup uymadığı, yani maluliyetinin, vazifesini yaptığı sırada, vazifesinden doğmuş olup olmamasıdır.
Davacının yaptığı vazifenin duçar olduğu akıl hastalığına etkisi esas itibarıyla tıp bilimine ait bir konu olup tıbbi konuda sonuç değerlendirme ve kararı mahkememiz verecektir.
T.C.Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumunun benzer bir olayla ilgili verdiği 12 Temmuz 1996 tarih ve 1871 karar nolu kararda, askerlik hizmeti sırasında yakalanılan akıl hastalığına, askerlik hizmetinin etkisi tartışılmış ve davamıza da ışık tutabilecek su sonuca ulaşılmıştır. Adli evrakın tetkikinden hastalığın ilk kez askerlik çağlarında çıkmış olduğunun görüldüğü ancak, musab olduğu şizofreni denilen bu akıl hastalığının genç yaşlarda başlayan akıl hastalıkları grubundan olduğu ve musab olduğu akıl hastalığının askerliğin sebep ve etkisinden kaynaklanmadığının klasik tip bilgisinden olduğu oybirliği ile mütalaa olunur denilmiştir.
Ayrıca benzer bir davada GATA. tarafından yapılan değerlendirme ile akıl hastalığının biyolojik, psikolojik, sosyal zemini olan kalıtsal, doğumsal, gelişimsel, çevresel ve ailevi tutumlarla ilişkili bir çok etkinin bir arada rol oynaması ile ortaya çıkan bir hastalık süreci olduğu, bu hastalığın ortaya çıkmasında veya alevlenmesinde askerlik hizmetinin tek başına belirleyici rol oynadığını söylemenin mümkün olamayacağı belirtilmiştir.(AYİM. 1.D. 13.04.1999 tarih ve 1999/60-381 E-K. Sayılı Kararı) Yukarıda belirtilen açıklamalar neticesinde; şizofreni hastalığının, askerliğin sebep ve etkisinden kaynaklanmadığının klasik tıp bilgisi olduğunun açıkça anlaşılması ve 5434 sayılı Kanunun 44, 45 ve 56 ncı maddelerinde öngörülen ve aylık bağlanmasına olanak tanıyan maluliyetin vazifenin neden ve etkisi ile meydana gelmiş olma maddi unsurunun gerçekleşmemesi karşısında iptali istenen işlemin hukuka aykırılığından söz edilemeyeceği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hukuki dayanağı bulunmayan DAVANIN REDDİNE,
Full & Egal Universal Law Academy