(926 S. K. m. 50) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 91)
Davacı vekili 06.11.2002 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında TSKde kalması uygun değildir şeklinde disiplinsizlik sicili düzenlenerek resen ayırma işlemine tabi tutulduğunu, davacının disiplinsizliğinin söz konusu olmadığını, disiplinsizliğini kanıtlayan belge ve bilgi olmadığı gibi aksine çok sayıda takdirinin bulunduğunu, Belçikaya mükafat gezisine gönderildiğini, TSKde borçlanmadan dolayı hakkında emir yayınlanan çok sayıda personel bulunduğunu, bunların ilişiği kesilmezken herhangi bir disiplinsizliği ve aşırı borçlanması bulunmadığı halde keyfi olarak müvekkili hakkında tesis edilen ayırma işleminin hukuka aykırı olduğunu bu nedenle işlemin iptaline öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacının özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, davacının 30.8.1988 tarihinde Subaylığa naspedildiği, sicillerinin başlangıçtan itibaren iyi ve çok iyi düzeylerde seyrettiği, hakkında olumlu ve çoğunlukla olumsuz kanaatler belirtildiği, mesleğinin başlangıcından itibaren bir çok sicil üstünce aşırı borçlanmaya meyilli olduğunun belirtildiği, davacının safahatı boyunca iç güvenlik operasyonlarındaki veya görevindeki başarıları nedeniyle çeşitli sicil üstlerince toplam 12 takdirname, 1 şerit rozet ve 1 kez de yurt dışı gezi ile ödüllendirildiği, safahatı boyunca 09.07.1993 tarihinde Bl.K.nca Takımında görevli bir çavuştan borç alması nedeniyle astından borç para almak suçundan 2 gün oda hapsi, aşırı borçlanmak, görevinin ve nöbet hizmetlerinin gereğini yapmamak suçundan 12.12.1995 tarihinde Tuğ.K.Yrd. tarafından uyarı, Takımında görevli bir erin hususi aracını 20 gün kadar bir süre kullanması nedeniyle astına ait aracı kendi mali gibi kullanmak suçundan 15.12.1995 tarihinde şiddetli tevbih, mesaiye gelmemek suçundan 22.06.2001 tarihinde Tb. K.nca 2 gün göz hapsi, maaşından kesinti yapılması için ikinci kez icra tebligatı gelmesi nedeniyle 29.09.2001 tarihinde Tb. K.nca uyarı, Nöb. Amiri iken nevruz olması nedeniyle hiçbir sivil şahısla görüşülmemesi emredilmesine rağmen sivil şahıslarla kışla içinde görüşmesi nedeniyle nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçundan 05.04.2002 tarihinde Tb. K.nca 5 gün oda hapsi, lojmana kılık kıyafet ve tavırları itibari ile uygun olmayan çok sayıda bayanın gelip gittiği ve bir maç sonrasında balkonda mesela yaktığı iddiasıyla şikayet edilmesi üzerine lojman kurallarına uymamak suçundan Tb. K.nca 25.07.2002 tarihinde uyarı cezalarıyla cezalandırıldığı, 18nciZh.Tuğ. Dis. Mah.nin 17.08.2000 tarih ve 2000/57-56 sayılı kararı ile kısa süreli kaçma suçundan 10 gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı, Finike Cum. Başsavcılığının 4.8.1992 tarih ve 1992/403-177 sayılı kararı ile 27.6.1992 tarihinde meskun mahalde silah boşaltması eylemi nedeniyle bu suçun ön ödemeye bağlı olması ve davacının tayin edilen para cezasını ödemesi nedeniyle Takipsizlik kararı verildiği, 2nci Kor. K.lığı As. Mah.nin 11.4.2000 tarih ve 2000/281-193 sayılı kararı ile Şubat 1999 tarihinde işlediği alacağım diye kızlık bozmak suçundan atili suçun unsurlarıyla oluşmadığından beraat ettiği, bu kararın incelenmesinden As.Mahkemenin kabulüne göre davacının evli iken mağdure ile arkadaşlık kurduğu, cinsel ilişkiye girerek kızlığını bozduğu, arkadaşlıklarının 6 ay kadar sürdüğü, mağdurenin hamile kaldığı ve bu çocuğu aldırdıkları nihayetinde ayrıldıkları, Mahkemece atili suçtan evlenme vaadinin açıkça ortaya konamaması nedeniyle suçun unsurları itibari ile oluşmamasından dolayı beraat kararı verildiği, davacı hakkında Sakarya İcra Md.lüğünün 20.12.2000 tarih ve 2000/691 sayılı yazısı ile bir sivil şahsin 2.537.380.000 TL., ayni yerin 29.8.2001 tarih ve 2001/739 sayılı yazısı ile Yapı Kredi Bankasının 1.402.000.000 TL alacağı için, Sakarya 1nci İcra Md.lüğünün 22.1.2002 tarih ve 2001/7618 sayılı yazısı ile Vakıflar Bankasının 2.382.000.000 TL. alacağı için, Sakarya 1nci İcra Md.lüğünün 21.3.2002 tarih ve 2002/589 sayılı yazısı ile bir firmanın 2.029.000.000 TL. alacağı için maaşına haciz konduğu savunmaya eklenen belgelere göre bu borçların bir kısmının ödenmiş ancak büyük bir kısmının halen devam ediyor olduğu, Bölüğünde görevli olan bir Uzman Erbaşın dosyada mevcut şikayet dilekçesine göre davacının bu personelden bir çok kez borç para aldığı ve ödemediği, ayrıca Vakıflar Bankasından kredi çekerken kefil yaptığı bu borcunu da ödemediği için bu Uzman Erbaşın maaşından kesinti yapıldığı, ahlaksız bir hayat sürdüğü anlaşılan bir kadınla birlikte ......... Bar isimli bir barın açılış davetiyesinde davacının adının da bulunduğu, duruşmada sorulması üzerine adi geçen kadının eşine bu barın açılışı için para vermesinden dolayı davetiyede adını yazmış olduklarını beyan ettiği, emrindeki askerlerden para ve cep telefonu almak suretiyle memuriyet görevini suiistimal ve memuriyet nüfuzunu suiistimal suçlarından hakkında yapılan soruşturma neticesinde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle 15nci Kor. K.lığı As.Savcılığının 20.3.2002 tarih ve 2002/3-246 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, bütün bunların neticesinde sıralı sicil üstleri tarafından 2.5.2002 tarihinde hakkında Subay Sicil Yönetmeliğinin 91nci md. c fıkrası uyarınca Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir kanaati belirtilerek ayırma sicili düzenlendiği ve yasal prosedür tamamlandıktan sonra 11.09.2002 tarihinde TSKden ayrılmasına karar verildiği 14.10.2002 tarihinde ilişiğinin kesildiği ve süresi içinde bu davayı açtığı görülmektedir.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 50 (c) maddesinde, subayların disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulabileceği belirtilmekte, aynı Kanunun öngördüğü hükme uygun olarak çıkartılan Subay Sicil Yönetmeliğinin işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 91nci madde (c) fıkrasında ise, Aşırı derecede menfaatine içkiye kumara, borçlanmaya düşkün olan subaylar hakkında hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Kamu hizmetinin iyi bir şekilde yürütülmesi için vasıta olan idarenin, bu hizmetin iyi yürümesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuskusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken birtakım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonrada bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artik verim alması imkanı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünye dışına çıkarması da doğaldır. İşte Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi de, bu amaçla bu gibi işlemlerde işlemin konu, sebep ve maksat unsuru bakımından hukuka uyarlı olup olmadığı özellikle önem arz etmektedir. Zira zikredilen TSK.den ayırma sebepleri birtakım soyut kurallar şeklindedir. Bunların ne şekilde uygulandığı, idarenin bu konudaki hareket tarzının kamu yararının öncelikli düşünülerek dikkate alınıp alınmadığı, kamu yararı ile kişilerin yararının dengelenip dengelenmediği önemlidir. İdareye bu şekil bir yetki kendi kuralları ile bağdaşmayan, menfi bir takim düşünce ve hareketleri ile kamu gücünü kullanması sakıncalı sayılan kişilerin kurum içinde bırakılmaması ve bu tür kişilerin hizmet içinde yer almasının önlenmesi maksadı ile tanınmıştır. Hal böyle olunca Davacının yaptıkları ile, hakkında bu tür kanaati uyandırıp kamu hizmetinde ve kamu gücünü kullanmasında sakıncalı bir durum olup olmadığının saptanmasının gerekeceği anlaşılmaktadır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin konu ile ilgili çeşitli, müstakar ilamlarında da belirtildiği gibi disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma işleminin uygulanabilmesi için ilgilinin disiplin durumunun vahamet derecesi itibarıyla artık TSK.da görev yapmayı engelleyici nicelik ve nitelikte bulunması, disiplin durumuyla kamu hizmetinin ifasında görev almayacak hale gelmiş olması gerekmektedir.
Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma işleminin tesis edilmesi ve bunun Yasa ve Yönetmelikte belirtilen kriterlere uygun olabilmesi için disiplin durumunun artik TSK.'de görev yapmayı engelleyici vahamet derecesine gelmiş olduğunun anlaşılması veya Silahlı Kuvvetlerin itibarini sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğunun açıkça anlaşılmış olması gerekmektedir. Davacının yukarıda belirtilen disiplin ve mahkeme safahatına göre başarılı sayılabilecek bir mesleki safahatı olduğu, değişik sicil üstlerince bir çok kez takdir edilmiş olduğu, bunların yanı sıra mesleğinin başlangıcından beri değişik sicil üstlerince çeşitli zamanlarda çeşitli defalar cezalandırılmış ve mesleğinin başlangıcından beri çeşitli sicil üstlerince hakkında borçlanmaya düşkün olduğu yönünde olumsuz kanaatler belirtilmiş olduğu, ayrıca çeşitli defalar icra takibine uğradığı ve maaşına haciz konduğu, davacının alacağım diye kızlık bozma suçundan yapılan yargılaması sonucunda suçun unsurlarıyla oluşmaması nedeniyle beraat ettiği ancak Mahkemenin kabulüne göre evli iken bir genç kız ile ilişkiye girerek kızlığını bozduğu hatta kızın hamile kaldığı ve çocuğu aldırmış oldukları, davacının dilekçesinde bu borçların neden kaynaklandığı konusunda makul bir açıklama getiremediği, dosyasında mevcut Tugay K.lığına verdiği bir dilekçedeki beyanlarında bu borçların kredi kartlarının boşandığı eşinde kalması nedeniyle onun yaptığı harcamalardan kaynaklandığını beyan ettiği ancak icra takiplerinin 2000 yılında başlamış olduğu ve kredi kartlarının iptalinin son derece kolay olduğu bir aşırı harcama tespit edildiğinde kolaylıkla iptal edilebileceği hususları dikkate alındığında bu savunmanın inandırıcılıktan yoksun olduğu, davacı vekilinin bu borçların ödenmiş olduğunu iddia ettiği ancak bu yönde her hangi bir belge ibraz etmediği bu savunmasının dayanaksız kaldığı görülmektedir. Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının aşırı derecede borçlanmaya düşkün olduğu ve borçlarını ödemediği, bunu bir yasam tarzı haline getirmiş olduğu, amirlerinin ikazlarına ve cezalara rağmen aşırı borçlanmaya devam ettiği, aşırı derecede borçlanmasını açıklayacak, makul gerekçelerinin olmadığı, mesleki açıdan başarılı sayılabilecek bir personel olduğu, ancak Silahlı Kuvvetlerde görev yapacak personelin tutum ve davranışları ve her yönleriyle iyi ahlak sahibi ve örnek kişiler olmaları gerektiği, davacının da gerek aşırı borçlanıp icra takibine uğraması, gerekse evli iken bir genç kız ile ilişki kurarak bunu uzun süre devam ettirmesi seklindeki Silahlı Kuvvetlerin itibarini sarsacak nitelikteki tutum ve davranışlarıyla Silahlı Kuvvetlerde görev yapması için gerekli ahlâki nitelikleri kaybettiğinin anlaşıldığı, yapılan tüm ikaz ve cezalara rağmen ıslah olmadığı, tutum ve davranışlarını hizmetin gerektirdiği şekilde düzenleyemediği, böylece eylemlerinin artık TSK.de görev yapmasını engelleyici vahamet derecesine ulaşmış olduğu anlaşıldığından, buna uygun olarak tesis edilen ayırma işleminde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacının özlük ve sicil dosyalarından yapılan inceleme sonucunda Gelibolu 100 Yat.As.Hst.den 29.3.2000 tarihinde Anksiyete tanısıyla 10 gün istirahat, Sakarya Devlet Hastanesinden 24.4.2001 tarihinde Akut stres reaksiyonu tanısıyla 7 gün istirahat almış olduğu görülmektedir. Davacı vekili dilekçesinde davacının psikolojik olarak hasta olduğunu, bu nedenle tedavi görmesi gerekmekte iken görmediğini, ceza aldığı eylemlerini bu hastalığının etkisi altında işlediğini, bu suçların basit nitelikli suçlar olduğunu, tedavi edilmesi kendisine yardımcı olunması gerekmekte iken bunların yapılmadan ayırma işlemi tesis edilmesinin kamu yararına aykırı olduğunu iddia etmiştir. Ancak davacının cezalarını irdelediğimizde, cezalarının 1993 yılında başladığı ve ilk cezasının bir çavuştan borç para alması nedeniyle verildiği, diğer cezaların da bir kısmının yine aşırı borçlanmaya bağlı olduğu, davacının tüm ikaz ve cezalara rağmen aynı türde suçları islemeye devam ettiği ve hakkındaki icra takiplerinin devam ettiği davacının psikiyatrik hastalıkları nedeniyle dosyada mevcut belgelere göre sadece iki kez anksiyete bozukluğu tanısıyla ve akut stres reaksiyonu tanısıyla istirahat almış olduğu, davacı hakkında sevk edildiği hastanelerde yapılan muayeneler sonucunda sadece ilaç tedavisi yapılıp kısa süreli istirahatlar verilmesi, hakkında askerliğe elverişsiz olduğuna dair rapor düzenlenmemiş olması hususları dikkate alındığında davacının psikolojik hastalığının görevine devam etmesine engel teşkil etmediği, disiplinsizliklerinin ve hakkında ayırma işlemi tesisine dayanak teşkil eden eylemlerinin psikiyatrik hastalığından kaynaklandığını kabule olanak bulunmadığı anlaşıldığından bu iddialara itibar edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy