(357 S. K. m. 12, 13)
Davacı, 01.11.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1979 yılında Hakim Teğmen olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başladığını ve muhtelif yerlerde görev yaptıktan sonra 1991 yılında Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcılığına atandığını ve 01.10.1991 tarihinde bu göreve başladığını, 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 12/A maddesine göre Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcılarına mesleki sicil notu verilmemesi gerektiğini, ancak AYİM. 1. Dairesinin 04.06.2002 tarih ve 2002/267 -897 sayılı kararından 1992 yılında meslek sicil notu düzenlenmiş olabileceği kanaatine ulaştığını, bu nedenle 12.07.2002 tarihli dilekçe ile bu hususun açıklığa kavuşturulmasını talep etmişse de verilen cevapta ve 11.09.2002 tarihinde kendisine tebliğ edilen cevapta da bu hususun açıklığa kavuşturulmadığını ifade ederek varsa 1992 yılı meslek sicilinin yok hükmünde olduğunun kabulü ile iptaline karar verilmesi talebiyle bu davayı açtığı görülmektedir.
Bilindiği üzere davanın süresinde açılıp açılmadığı hususu kamu düzenine ilişkin olup; bu husus gerek yüksek yargı yerince resen, gerekse tarafların istemi üzerine her zaman dikkate alınmak durumdadır.
Davacının özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde; 1979 yılında Hakim Teğmen rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlayan davacının Erzincan 3.Ordu ve Sıkıyönetim 1 nolu Askeri Mahkemesi Hakimi olarak görevli iken, 1991 yılında Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcılığına atandığı ve 30.08.1991 tarihinde bu göreve katıldığı, 1992 yılındaki Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı olarak görevli iken hakkında 02.05.1991 tarihinde Subay Sicil belgesi, 09.06.1992 tarihi itibariyle de mesleki sicil belgesi düzenlendiği görülmektedir.
Davada süre aşımı olabileceği hususu ileri sürüldüğünden öncelikle bu husus değerlendirmeye alınmıştır. Davacının açmış olduğu bir sicil iptal davası üzerine Dairemizin 04.06.2002 tarih ve 2002/267, K:2002/897 sayılı kararı ile verilen karar gerekçesinde davacıya 1993 yılından itibaren meslek sicil belgesi düzenlenmediğinin belirtilmesi üzerine davacının, kendisine meslek sicili düzenlenip düzenlemediği hususunda 12.07.2002 tarihli dilekçe ile idareye müracaat ettiği, 11.09.2002 tarihinde kendisine tebliğ edilen cevabı yazıda bu hususun açıklanamayacağının belirtildiği görüldüğünden davacının 11.09.2002 tarihinde başlayan dava açma süresinin 10.11.2003 tarihinde sona erdiği, davacının da davasını 01.11.2003 tarihinde açması nedeni ile davada süre aşımının söz konusu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Askeri Hakimlere nasıl ve hangi tür siciller düzenleneceği hususu 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununda belirlenmiştir. 357 Sayılı Kanunun Sicil belgeleri ve sicil üstleri; başlıklı 12 nci madde birinci fıkra A bendine göre, Sicil belgeleri; general- amiral sicil belgesi, subay (asteğmen - albay) sicil belgesi ve mesleki sicil belgesi olmak üzere üç çeşittir. ........ ........
-Subay (Atğm. Alb.) sicil belgesi idari sicil üstlerince askeri hakim subaylar hakkında;
- Mesleki sicil belgesi; askeri hakimlik, askeri savcılık, adli müşavirlik ve disiplin subaylığı görevlerinde bulunanlar hakkında düzenlenir.
- Ancak Askeri Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı, Daire Başkanları ve üyeleri ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı, Başsavcısı, Daire Başkanları ve üyeleri hakkında general - amiral sicil belgesi, subay sicil belgesi ve mesleki sicil belgesi düzenlenmez.
- Ayrıca; general - amiraller, birinci sınıfa ayrılmış askeri hakimler ile Askeri Yargıtay başsavcı yardımcıları ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi savcıları hakkında da mesleki sicil belgesi düzenlenmez. ........... ........... hükmünü amir olup, aynı maddenin (D) bendine göre de İdari ve mesleki sicil tanzimine esas olan sicil süresi bir yıldır.
Aynı Kanunun Mesleki sicil notunun, kimler tarafından verileceği; not verme esasları ve diğer hususlar başlıklı 13 ncü madde A fıkrası Askeri Hakimler ve yardımcıları, Askeri savcılar ve yardımcıları ile adli müşavirler ve yardımcıları ile askeri hakim sınıfından disiplin subaylarına hangi merciler tarafından meslek sicili düzenlenebileceğini, (3) fıkrasında; mesleki sicil notunun saptanmasında hangi hususlara dikkat edileceği, tek tek belirlenmiş olup bu fıkranın son bendinde; ..... sicil süresinin başlangıçından, sicil düzenlenmesi zamanına kadar her dosya için verilmiş notların ortalaması, askeri hakim ve yardımcılarının mesleki sicil notu olur hükmünü getirmiştir.
Açıklamalar çerçevesinde dava konusuna dönüldüğünde; yapılan atama nedeniyle 30.08.1991 tarihinde Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcılığı görevine başlayan davacıya 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 12 nci madde 1 nci fıkra A bendinin Ayrıca; general - amiraller, birinci sınıfı ayrılmış askeri hakimler ile askeri Yargıtay başsavcı yardımcıları ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi savcıları hakkında da mesleki sicil belgesi düzenlenmez hükmü uyarınca 1992 yılında mesleki sicil belgesi düzenlenmemesi gerekirken aksine hareketle 09.06.1992 tarihinde düzenlenen meslek sicil belgesinin söz konusu yasal düzenlemeye ve hukuka aykırılıkla sakatlandığı sonuç ve kararına varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı hakkında 1992 yılında tanzim edilmiş mesleki sicil belgesinin İPTALİNE
KARŞIOY GEREKÇESİ
357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 12 nci madde 1 nci fıkra (A) bendine göre; Askeri Yargıtay Başsavcı yardımcıları hakkında mesleki sicil belgesi düzenlenmeyeceği hususunda bir kuşku bulunmamaktadır. Ancak bu madde ile yasa koyucunun kasdının bizzat Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcılığı görevindeki mesleki performansı nedeniyle meslek sicil düzenlenmemesi gerektiği hususudur.
Bu nedenle davacıda olduğu gibi bu göreve atamadan önceki askeri hakimlik hizmeti sırasında baktığı dava dosyalarındaki performansının daha ileri bir tarihte Askeri Yargıtaycı değerlendirilerek her dosya için mesleki sicil belgesi düzenlenerek dosyanın değerlendirildiği yıla ait sicil belgesi içine konulmasına ve o sicil dönemi içerisinde değerlendirilmesine kanuni bir engel getirilmemektedir.
Bu nedenle Askeri hakimlik mesleğini icra ederken bakmış olduğu dava dosyalarındaki performansını ifade etmek üzere 1992 yılında Askeri Yargıtay değerlendirilmesinden geçen ve bu nedenle 1992 yılında düzenlenen meslek sicil belgesinin tanziminde ilgili yasal düzenlemeye ve hukuka aykırı bir husus bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine gerçekleşen sayın çoğunluk kararına iştirak edemedik. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy