(3466 S. K. m. 4, 13, 17) (926 S. K. m. 36, 65) (2803 S. K. m. 13, 20)
Davacı,11 Ekim 2002 tarihinde kayda geçen dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; 15.06.1991 tarihinde TSKde göreve başladığını, 2001 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdiğini, 4 yıllık fakülte mezunu olması nedeniyle özlük haklarının yeniden düzenlenmesi yönünde 23 ncü J.Snr.Tüm.K.lığına 14 Eylül 2002 tarihli dilekçe ile başvurduğunu, bu başvurusunun reddedildiğini, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa ve 926 Sayılı TSK Personel Kanununa tabi personele öğrenimleri nedeniyle intibak hakkı tanındığını, kendisine de tanınması gerektiğini, 3466 Sayılı Kanunda böyle bir düzenleme bulunmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek intibakının yapılmaması işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı idare savunmasında özetle; davacının özlük işlemleri yönünden 3466 Sayılı Uzman Jandarma Kanununa tabi olduğunu, bu kanuna göre mesleğe alınırken öğrenim açısından herhangi bir farklı uygulama getirilmediğini, ortaokul mezunu ile daha üst öğrenim yapan Uzman Jandarma adayları arasında özlük hakları açısından herhangi bir farklılık getirilmediğini ayrıca yüksek öğrenim nedeniyle Uzman Jandarmalar hakkında intibak işlemlerine ilişkin bir düzenlemenin anılan kanunda mevcut olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; 15.06.1991 tarihinde TSKde Uzman Jandarma statüsü ile göreve başlayan davacının 10.09.2001 tarihinde Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olduğu, dört yıllık Fakülteden mezun olması nedeniyle kademe ve derece ilerlemesinin yapılması için 14 Eylül 2002 tarihli dilekçe ile idareye başvuran davacıya 23 ncü Jandarma Sinir Tümen K.lığının 16 Eylül 2002 tarih ve PER.:4006-47-02/Sb.Astsb.Ks.(2827) sayılı yazısı ile red cevabi verildiği, bunun üzerine davacının intibakının yapılmaması işleminin iptali istemi ile AYİM de dava açtığı anlaşılmaktadır.
İdare hukukunun statülere dayanan objektif, düzenleyici ve kural işlemlerle oluşan dokusunda bir statüye giriş ve çıkış ile o statünün çerçevesinin çizilmesi ancak kanunlarla mümkündür. (Any.m.128) İçinde bulunulan statü, o kişinin genel hukuki durumunun o statünün tabi olduğu kanun çerçevesinde ele alınmasını gerektirmektedir. Devlet memuru statüsünde bulunan kişinin 657 Sayılı Devlet Memurları kanunu ve Subay ve Astsubay statüsünde bulunan personelin 926 Sayılı TSK Personel Kanunu kapsamında hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken Uzman Jandarma statüsünde bulunan davacının da içinde bulunduğu statüye bağlı olarak 3466 Sayılı Kanun kapsamında ele alınması gerekmektedir.
3466 Sayılı Uzman Jandarma Kanununun 13 ncü madde 2 nci fıkrasında; Askeri ve mülki sicil notu ortalaması sicil tam notunun %60 ve yukarısı olan uzman jandarmalara kademe ilerlemesi yaptırılır. Kademe ilerlemesi şartları 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa göre yapılır... hükmü bulunmaktadır.
Uzman Jandarma Atama ve Sicil Yönetmeliğinin 59 ncu maddesinde ise Uzman Jandarmalara nasıl ve hangi şartlarda kademe ilerlemesi yapılabileceği belirtilmiştir.
Aynı şekilde 3466 Sayılı Kanunun 17 nci maddesinde; açığa çıkarılan, tutuklanan veya firar ve izin tecavüzünde bulunan, cezası infaz edilmekte olan Uzman Jandarmalar hakkında 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 65 nci maddesi hükümlerine göre işlem yapılır. Kazai ve idari kararlar neticesinde nasip düzeltmesi, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 36 nci maddesinin (a), (b) ve (e) bentleri hükümlerine göre yapılır. hükmü düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere gerek Uzman Jandarma statüsünü düzenleyen 3466 Sayılı Kanun ve gerek bu kanunun atıfta bulunduğu 926 Sayılı TSK Personel Kanunu hükümlerinde kademe ilerleme şartları ve aleyhe nasip düzeltmeye bağlı olarak nasip düzeltilme işlemleri belirtilmiş olup yüksek öğrenim nedeniyle intibak işlemleri hakkında herhangi bir düzenleme getirilmemiştir.
Bunun yanında 3466 Sayılı Uzman Jandarma Kanununun 4 ncü maddesinde statüye giriş şartları belirtilmiş olup, öğrenim açısından asgari bir şart (en az ortaokul ve dengi okulu mezunu olmak) getirilerek, daha üzeri bir öğrenimde ilgili için bir farklılık düzenlenmemiştir. Bu madde kapsamında bakıldığında statüye girerken farklılık veya üstünlük yaratmayan bir durumun, bu konuda açık bir kanuni düzenleme mevcut değilken statü içinde farklılık ve üstünlük yaratacak bir durum olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün gözükmemektedir.
Ayrıca, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanununun 13 ncü madde 1 nci fıkrası, Jandarma Genel Komutanlığı Personeli; subay, astsubay, uzman jandarma, askeri öğrenci, erbaş ve erler ile sivil memur ve isçilerdir hükmünü, 20 nci maddesi ise, Jandarma Genel Komutanlığı Personeli; bu Kanunla getirilen hakların yanı sıra özlük hakları bakımından, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile genel ve özel düzenleme getiren diğer Kanunlarla verilen haklardan da yararlanır hükmünü içermektedir.
2803 sayılı Kanunun 20 nci maddesine göre davacının 926 sayılı Kanun ve 657 sayılı Kanun hükümlerinden de yararlandırılması gerektiği düşünülebilirse de; 2803 sayılı Kanunun 13 ve 20 nci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, 20 nci maddede vurgulanmak istenen Jandarma Genel Komutanlığı Personelinin özlük isleri hakkında 2803 sayılı Kanun yanında, statüsü icabı tabi olduğu ilgili Kanun hükümlerinin de tatbik edileceğidir. Aksi düşünce, Jandarma Genel Komutanlığı Personeli arasında sayılan ve askerlik hizmetini ifa etmekte olan bir jandarma erine dahi özlük hakları hususunda, 657 sayılı ve 926 sayılı Kanun hükümlerinin tatbik edileceği şeklinde Kanun Koyucunun hiç amaçlamadığı bir sonucu doğuracağı açıktır.
Davacı tarafından 3466 Sayılı Kanunda intibak işlemleri ile ilgili bir düzenleme yapmamanın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüş ise de; öncelikle belirtmek gerekir ki idari yargı yetkisi idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğu denetimi ile sinirli olup kanun koyucu yerine geçip kanun çıkarma gibi bir yetkisi mevcut değildir. Anayasal düzenlemelerde yer alan ve erkler ayrılığı ilkesini koruyan hukuk devleti anlayışı da tartışmasız olarak bunu öngörmektedir. Bunun yanında Anayasa Mahkemesinin birçok kararında da belirtildiği üzere, eşitlik ilkesi ayni hukuki durumda olanlara aynı kuralların uygulanması anlamına gelmektedir. Aynı durumda olanlara farklı uygulama yapılması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur. Burada açıklanan hukuk önünde eşitliktir. Uzman Jandarma statüsünde bulunan ve içinde bulunduğu statüye bağlı olarak 3466 Sayılı Kanuna tabi olan davacıya 926 Sayılı Kanun veya 657 Sayılı Kanunu ile bu kanunlara tabi statüde bulunanlara tanınan hakların tanınmamasında eşitlik ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yasal dayanağı bulunmayan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy