(926 S. K. m. 94) (Astsubay Sicil Yönetmeliği m. 60, 61)
Davacı vekili, 12 Kasım 2002 tarihinde İstanbul 4ncü İdare Mahkemesi kaydına, 18 Kasım 2002 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1994 yılından itibaren TSK. nin muhtelif kıta ve kurumlarında özveri ile görev yaptığını, başarılı hizmetleri olduğunu, başarılı ve özverili çalışmaları nedeniyle birçok kere takdir edildiğini ve emsalleri arasında temayüz ettiğini, müvekkili hakkında 3ncü Kolordu K. lığı Askeri Savcılığı tarafından askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak ihaleye fesat karıştırmak ve gayri tabi mukarenette bulunmak suçlarından soruşturma başlatıldığını, ancak sadece askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçundan dava açıldığını, bunun da yargılamasının devam ettiğini, diğer iki suçtan kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, yargılaması devam eden suçun ağır nitelikli olmadığını ve ortada kesin bir hüküm bulunmadığını, müvekkiline isnat edilen jigololuk iddiasının ise sadece tasarlama safhasında kalan eylemlere dayandırıldığını, bunu suç sayan mevcut bir yasal düzenlemenin bulunmadığını, müvekkilinin T.V. muhabirleri ile yaptığı görüşmelerde yönlendirici sorular sorulması neticesinde yanlış intiba bırakıldığını, ayrıca müvekkilinin jigolo tabirini kendisine mal edecek davranışlardan her zaman ihtiyat ile vazgeçebileceğini belirterek müvekkili hakkında tesis edilen TSK. den resen ayırma işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava ve özlük dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; 30 Ağustos 1994 tarihinde Astsb. Çvş. naspedilen davacının meslek safahatı boyunca; 1mesaiyi erken terk etmek nedeniyle 05 Mart 1998 tarihinde Şiddetli Tevbih - 2) Disiplinsiz hareket nedeniyle 07 Aralık 1999 tarihinde 6 gün Oda Hapsi - 3) Nöbet talimatına aykırı hareket etmek nedeniyle 18 Ekim 2001 tarihinde Uyarı - 4) Disiplinsiz hareket nedeniyle 26 Kasım 2001 tarihinde Uyarı - 5) Disiplinsiz hareket nedeniyle 25 Mart 2002 tarihinde Şiddetli Tevbih - 6) Denetlemede görülen, vazife ve disiplin anlayışındaki aksaklıklar nedeniyle 28 Haziran 2002 tarihinde 28 gün Oda Hapsi cezaları ile cezalandırıldığı; ayrıca, 24 Haziran 2002 tarihinde KANAL M1 isimli TV. Kanalında davacının internette jigolo sitesi açarak bunu meslek edindiğine ilişkin haber metni (özlük dosyasında 5 sahife olan haber metninin ve raporların tümü mevcuttur) bulunduğu, 07 Temmuz 2002 tarihli Sabah Gazetesinin Pazar ekinde yayımlanan kadına suç ama erkeğe serbest başlıklı haberde davacının jigololuk yaptığı ve bu konuda nasıl çalıştığının kendi sözleri ile anlattığı anlaşılmaktadır.
Özlük dosyasında davacının sicil safahatı ile ilgili yapılan incelemede ise davacının genel sicil eğilimi olarak dönem dönem, orta seviyede ve yüksek seviyeye yakın olduğu, 1995-2001 yılları arasındaki sicil dönemlerinde, dürüstlüğü, güvenliği, şahsi çıkarlarına düşkünlüğü konusunda, davacının takibi ve kontrolünün gerektiği yönünde olumsuz kanaatler belirtildiği görülmektedir.
Davacı hakkında, 01 Temmuz 2002 tarihinde sıralı sicil üstlerince Türk Silahlı Kuvvetlerine itibarini sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğu gerekçesi ile Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir sicili düzenlendiği, bu sicilin K.K.K. lığı tarafından oluşturulan Komisyon tarafından incelendiği ve 02/60 sayılı karar ile Komisyon tarafından davacı hakkında ...926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 94 ncü madde (b) fıkrası, 5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanununun 39 ncu madde (e) fıkrası ve Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 ıncı madde (d) fıkrası gereğince, sicil yolu ile Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesilmesinin uygun olacağı hususunun komutan tasvibine sunulmasına... karar verildiği, bu kararın 14 Ağustos 2002 tarihinde K.K.K ni tarafından onaylandığı, onaylanan karar için Genelkurmay Başkanı tarafından, K.K.K lığı kararı doğrultusunda işlem yapılmasının uygun görüldüğünün bildirildiği, bunun neticesinde Milli Savunma Bakanının 02 Eylül 2002 tarihli kararı ile davacının TSK.nden ilişiğinin kesilmesine karar verildiği ve bu kararın 13 Eylül 2002 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, bunun üzerine davacının vekili aracılığıyla, 12 Kasım 2002 tarihinde İstanbul 4 ncü İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesi ile AYİM'de resen ayırma işleminin iptali istemiyle işbu davayı ikame ettiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle dava konusu olay ile ilgili mevzuat incelendiğinde; işlemde de belirtildiği üzere 926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 94/b madde ve fıkrası ile Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 ve 61nci maddelerinin bu konuyu düzenlendiği görülmektedir. 926 Sayılı Kanunun 94/b maddesinde disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanacağı bildirilmekle, bu sebeplerin neler olduğu, bunlar hakkında yapılacak işlemlerin şekil ve zamanının Astsubay Sicil yönetmeliğinde hüküm altına alınacağı yazılmıştır. Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60ncı maddesinde disiplin bozucu hareketlerde bulunan, ikaz ve cezaya rağmen ıslah olmayan hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini düzenleyemeyen, aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara ve borçlanmaya düşkün olan, Silahlı Kuvvetlerin itibarini sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunan ve davranışları ile yasadışı bölücü, yıkıcı, irticai ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu nedenle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları son rütbelerine ve bir önceki rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyen astsubaylar hakkında hizmet sürelerine bakılmaksızın emekli işlemi yapılacağı hükmü getirilmiştir. Ayrıca Yönetmeliğin 15nci maddesinde disiplinsizlik veya ahlaki durumları nedeniyle ayırma işlemi yapılacaklar için fiilen en az üç ay görev yapma şartının söz konusu olmadığı düzenlenmiştir.
Bu gibi işlemlerde işlemin konu, sebep ve maksat unsuru bakımından hukuka uyarlı olup olmadığı özellikle önem arz etmektedir. Zira zikredilen TSK den ayırma sebepleri birtakım soyut kurallar şeklindedir. Bunların ne şekilde uygulandığı idarenin bu konudaki hareket tarzının kamu yararının öncelikli düşünülerek dikkate alınıp alınmadığı, kamu yararı ile kişilerin yararının dengelenip dengelenmediği önem arz etmektedir. İdareye (TSKne) bu sekil bir yetki kendi kuralları ile bağdaşmayan, menfi bir takim düşünce ve hareketleri ile kamu gücünü kullanması sakıncalı sayılan kişilerin kurum içinde bırakılmaması ve bu tür kişilerin hizmet içinde yer almasının önlenmesi maksadı ile tanınmıştır. Hal böyle olunca davacının yaptıkları ile, hakkında bu tür kanaati uyandırıp kamu hizmetinde ve kamu gücünü kullanmasında sakıncalı bir durum olup olmadığının saptanmasının gerekeceği anlaşılmaktadır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin konu ile ilgili çeşitli, müştekar ilamlarında da belirtildiği üzere disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma işleminin uygulanabilmesi için ilgilinin disiplin durumunun vahamet derecesi itibariyle artık Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmayı engelleyici nicelik ve nitelikte bulunması, personelin bu disiplin durumuyla bu kamu hizmetini devam ettirmeyecek hale gelmiş olması gerekmektedir.
Mevcut açıklamalar ışığında davacının somut durumu ele alındığında; davacının mevcut disiplin cezalarının içerik ve sayı itibari ile hakkında disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulamayacağı açık ise de; davacının yazılı başına ve TV.ye yansıyan jigololuk konusundaki durumunun ahlaki açıdan ayrıntılı bir şekilde irdelenmesi gerekmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı hakkında 3 ncü Kor. K lığı Askeri Savcılığı tarafından Askeri Eşyayı Özel Menfaatinde Kullanmak, İhaleye Fesat Karıştırmak ve Gayri Tabi Mukarenette Bulunmak suçlarından dolayı soruşturma başlatılmış ise de, aynı Askeri Savcılığın 02 Mayıs 2003 tarih ve E.2003/21, K.2003/230 sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı ile İhaleye Fesat Karıştırmak ve Gayri Tabi Mukarenette Bulunmak suçlarından hakkında dava açılmadığı, diğer suçtan iddianame düzenlenerek dava açıldığı, yargılamanın halen devam ettiği ve ayrıca davacı hakkındaki Gayri Tabi Mukarenette Bulunmak suçunun As. C.K. nun 153 ncü maddesi kapsamında ele alınıp kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında her ne kadar isnad edilen suçlarla ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı mevcut ise de; davacının başına ve TV. ye yansıyan (hatta dava dilekçesinde de belirtildiği üzere) beyanları göz önüne alındığında, jigololuk yaptığı ve bunu meslek edindiği yönünde bir değerlendirme yanlış olmayacaktır. Bu hususun ahlaki boyutunun, AYİM kararlarında belirtildiği üzere kamu yararı ve TSK. de hizmetin yürütülmesi kapsamında irdelemek yararlı olacaktır.
Jigolo, Kavram olarak; yaşlı kadınların para ile tuttuğu genç aşık (Hukuk Sözlüğü, YILMAZ Ejder, 3.B., Ankara, 1995, s.369); yaşlı kadınların tuttuğu genç aşık (Türkçe Sözlük, DEMIRAY, Kemal ve diğerleri; 6.B., Ankara, 1981, s. 429), yaşlı kadınlarla parası için gezip tozan genç oğlan (Ansiklopedik Hukuk Sözlüğü, ÖZCAN, Hüseyin, 4-B, Ankara 1975, s.331) şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanımlamaların genel çerçevesini erkek cinsiyetine sahip bir insanın para karşılığı yaşlı (veya değil) karşı cins ile beraber olması oluşturmaktadır. Başka bir anlatımla bir insan bedeninin cinsel bir metaya dönüştürülmesi anlayışından başka bir şey değildir.
Davacı gerek dava dilekçesinde, gerek başına ve TV.ye yaptığı beyanlarında, Jigololuk diye adlandırılan bir eylem içinde bulunduğunu kabul etmektedir. Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, böyle bir yaklaşımda ahlaki boyutunun TSK. tarafından yürütülen hizmetinden kaynaklanan kamu yararı amacı ile bağdaştırmak hukuken mümkün değildir. Diğer yandan davacı hakkında düzenlenen sicil belgelerinde belirtilen ahlaki sağlamlığı şahsi çıkarlarına düşkünlüğü, dürüstlüğü konusunda takibi ve kontrolü gerektiği yönündeki kanaatlerin davacının içinde bulunduğu mevcut durumu desteklediği değerlendirildiğinden, davalı idare tarafından, davacı hakkında Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60/d maddesi kapsamında ayırma işlemi tesis edilmesinde takdir yetkisinin objektif olarak kullanıldığı ve anılan işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı vicdani kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy