(1602 S. K. m. 36, 41, 44) (205 S. K. m. 26)
Davacı, 12.04.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Erzurum 1 nci Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı ile dosyayı AYİM e gönderdiğini, söz konusu kararın 5.4.2002 tarihinde kesinleştiğini, Erzurum Numune Hastanesine 19.02.2002 tarih ve 832 sayılı heyet raporu ile hakkında %70 işgücü kaybının olduğunun ve malul olduğundan çalışamayacağının bildirildiğini, bu raporun göz önüne alınarak hakkında maluliyet kararı verilmesi istemi ile vekili aracılığıyla dava açmıştır.
Dava dosyasındaki belgelerin incelenmesi neticesinde, Erzurum Mareşal Çakmak Asker Hastanesi Baştabipliği tarafından 17.01.2001 tarih ve 47 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile davacı hakkında kronik ve devamlı nitelik kazanmış Psikotik bozukluk tanısıyla TSK. de sivil memur olarak görevine devam edemez kararının verildiği, davalı idarenin 11.9.2001 tarihli yazısı ile aynı hastaneden alınan 11.9.2001 tarih ve 19 sayılı Ek raporda davacı hakkında ...hastalığının tedavisinin tıbbi olasılık olduğu, ancak hastalık özelliği ve içeriğinin (hezeyan sistematiği) TSK. içerisinde görev yapmasına engel olduğu, bu nedenle (TSK.de sivil memur olarak görev yapamaz) kararı verildiği, bu kararın sadece TSK.de görev yapmasına engel olduğu durumunu bildirdigi, mevcut rahatsızlığı ile fikren ve bedenen TSK. dışında bir isle meşgul olmak imkanından kati surette mahrum bırakmadığı, TSK. dışında bir işte fikren ve bedenen çalışarak hayatini kazanabileceği kararının verildiği, davacının başvurusu üzerine, Erzurum Numune Hastanesi Baştabipliği tarafından 15.2.2002 tarih ve 832 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile davacı hakkında yapılan muayene ve incelenen raporlar neticesinde 3 yıllık öyküsünün olduğu ve halen Psikotik belirtilen mevcut olduğu ve hastalığının aktif olduğu, bu haliyle malul olduğu, çalışamayacağı kanaatine varıldığı, %70 işgücü kaybı mevcut olduğuna karar verildiği, davacı vekili tarafından 16.12.2001 tarihinde Erzurum 1 nci Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığı, bu davanın görev yönünden reddedildiği, görevsizlik kararının 5.4.2002 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davalı idare tarafından 1602 sayılı AYİM Kanununun 36 ve 44 ncü maddeleri uyarınca dava dilekçesinin reddi gerektiği ve ayni Kanunun 41 nci maddesi uyarınca görevsizlik kararının tebliği tarihinden itibaren 30 gün içinde AYİM e dava açılmaması nedeniyle süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazları üzerine yapılan incelemede:
1602 sayılı AYİM Kanununun 36 nci maddesinde idari davaların AYİM ne hitaben yazılmış dilekçe ile açılacağı ve dava dilekçesinde nelerin gösterileceği belirtilmiştir. AYİM e hitaben yazıldığından şüphe bulunmayan davacı dilekçesinde, davalı idare tarafından iddia edilen imza ve adres eksikliğinin bulunmaması, davanın dayanağı olan delillerin sunulması ve ayrıca dava konusunun dilekçeden anlaşılabilir olması karşısında, davalı kurumun bu yöndeki iddia ve itirazına itibar edilmemiştir.
1602 sayılı AYİM Kanununun 41 nci maddesinde görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra 30 günlük süre içinde görevli mahkemeye dava açılabileceği düzenlenmiştir. Sürenin başlangıcı görevsizlik kararının kesinleşme tarihidir. Davacı hakkında Erzurum 1 nci Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görev yönünden redde ilişkin karar taraflarca temyiz edilmemek suretiyle 5.4.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Bu kesinleşme tarihinden itibaren 30 günlük süre içinde dava açmak zorunluluğunda bulunan davacının vekili aracılığı ile 12.4.2002 tarihinde AYİM e dava açtığı anlaşılmakla, davalı kurumun süre aşımı yönündeki iddiasına da itibar edilmemiştir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde açıklama ve belirlemelerinden davanın konusunun tam ve daimi maluliyet yardımı kabul edilmekle, esas hakkındaki inceleme ve değerlendirme tam ve daimi malullük bağlamında yapılması gerekmektedir.
Kısmi maluliyet yardımı 205 sayılı OYAK Kanununun 26/b maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir: Kısmi malullük, üyelerden birisi herhangi bir kaza dolayısıyla daimi ve fakat kısmi bir maluliyete uğradığı takdirde işbu Kanunun ilişik 2 Nolu tablodaki nispetler dahilinde kısmi maluliyet yardımına hak kazanır.
Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, kısmi maluliyet yardımından faydalanabilmenin hukuki nedeni olarak, kısmi maluliyetin herhangi bir kazadan kaynaklanması gösterilmektedir.
Kanun koyucu hastalık doğuracak kısmi maluliyet halini kapsam dışı tutarak sadece kaza sonucu kısmi malul kalanları maluliyet yardımından yararlandırmayı amaçlamıştır. Kanunun amir hükmü karşısında kaza kavramının genişletici yoruma tabi tutularak hastalık nedeninin de bu kapsam içinde ele alınması mümkün değildir. Somut olayda davacının rahatsızlığının herhangi bir kazadan kaynaklanmadığı açıktır. Davacının kısmi maluliyet yardımından yararlandırılmaması işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmamıştır.
Tam ve daimi malullük yardımı 205 sayılı OYAK Kanununun 26/a maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir: Tam ve daimi malullük üyelerden herhangi biri ister vazife dahili ister vazife harici olsun herhangi bir kaza, hastalık ve sakatlık neticesinde bir işle meşgul olmak imkanından katı surette mahrum kaldığı heyeti sıhhiye raporu ile tebeyyün ettiği takdirde daimi malul addedilir. Muvakkat ve kısmi malullük ve muvakkat hastalıklardan ve daimi maluliyet mefhumunun haricindedir. Ancak vücudun yarısının felci, iki kol veya iki bacağın, iki elin, iki ayağın ve iki gözün, bir kol ile bir bacağın, bir el ile bir ayağın tamamıyla kaybı, tedavisi gayri kabil daimi hastalıklarla gayri kabil tedavi olduğu heyeti sıhhiye raporu ile tebeyyün edip kurumca da vazife devamına imkan olmadığı kabul edilen sair hastalıklar tam ve daimi hali olarak kabul edilir.
Bu düzenleme çerçevesinde tam ve daimi malullük yardımını doğuran hukuki nedenler, kaza, hastalık veya sakatlık olmak üzere, üç halde gerçekleşebilir. Kurucu unsur kaza, hastalık veya sakatlığın bir işle meşgul olmak imkanından katı surette mahrum kalma sonucunu doğurması ve bu halin bir sağlık kurulu raporuyla ortaya konulmuş olmasıdır.
Davacının maluliyet durumunu ifade eden sağlık raporları arasında ise çelişki mevcuttur. Mareşal Çakmak Asker Hastanesinden alınan 17.1.2001 tarih ve 47 sayılı rapor ile aynı hastaneden alınan 19.9.2001 tarih ve 19 sayılı Ek raporda belirtilen Kronik ve devamlı nitelik kazanmış Psikotik bozukluk, TSK.de sivil memur olarak görevine devam edemez sonuçlar ile Erzurum Numune Hastanesince verilen 19.2.2002 tarih ve 832 sayılı raporda belirtilen Hastalığın aktif olduğu ve bu haliyle malul olduğu, çalışamayacağı kanaatine varılmıştır (%70) işgücü kaybı mevcuttur sonucu arasında mevcut bulunan çelişki dolayısıyla heyetimizce alınan bir ara kararı ile konu; GATA Profesörler Kurulunca incelettirilmiş ve muayene sonucunda verilen 24.2.2003 tarih ve 20 sayılı GATA Profesörler Sağlık Kurulu kararında belirtilen TSK. de sivil memur olarak çalışamaz. Fikren ve bedenen çalışarak hayatini kazanamaz kararı neticesinde raporlar arasındaki çelişki giderilmiş olup davacının bir işle meşgul olmak imkanından kati surette mahrum kalma tıbbi sonucunu doğurmuş ve davacının durumu itibariyle OYAK tam ve daimi maluliyet yardımı yapılmasına uygun olduğu ve aksine tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu kabul ve değerlendirilmesi yapılmıştır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; sonuç olarak, davacıya tam ve daimi maluliyet yardımı yapılmaması işleminin hukuka uyarlı olmaması nedeniyle İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy