(1683 S. K. m. 1, 45)
Davacı 13.5.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Babası ......... Oğlu ...........'nün vatani görevini yaparken 19.5.1936 tarihinde Bitlis hastanesinde vefat ettiğinin, bu ölümün vazifenin sebep ve tesirinden meydana geldiğinin kabulü gerektiğini, kendisine babasından dolayı yetim aylığı bağlanması gerekirken, davalı kurumca aksi yönde tesis edilen işlemin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek, iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile tahsis dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacının babası .......... ve 1326 doğumlu .........'nün, Göynük As.Şb.Tabipliğinin 11.07.1936 tarih ve 774 nolu yazına göre, askerlik yaptığı sırada 19.05.1936 tarihinde Bitlis Hastanesinde iltihabi emaden mütevellit kaşkeri zafi kalpten (Bağırsak iltihabından doğan rahatsızlık sonucu kalp yetmezliği) vefat ettiği, davacının 1683 sayılı Kanunun 45 nci maddesi gereğince yetim aylığı bağlanması için 28.03.2001 tarihli bir dilekçe ile Emekli sandığı Genel Müdürlüğüne başvurduğu, bu müracaata davalı kurumun 17.05.2001 tarihli yazısıyla olumsuz cevap verildiği, davacının bunun üzerine 13.06.2001 tarihinde kayda giren dilekçesiyle yetim aylığı bağlanmaması ve birikmiş miktarın ödenmemesi işleminin iptali talebiyle bu davayı açtığı görülmektedir.
Davacının babasının askerlik hizmeti esnasında 11.07.1936 tarihinde ve hastanede vefat ettiğine dair bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu nedenle de davanın çözümünde 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüt Kanunu hükümleri geçerli olacaktır.
1683 Sayılı Kanunun 1 nci maddesinde asker ve Jandarma efradının yetimlerine aylık bağlanabileceği belirtildikten sonra, yetim aylığı bağlanabilmesi için bulunması gereken şartlar aynı kanunun 45 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre hazarda kendisinin sui taksiri olmayarak vazife icabı kazaen veya mecruh olup tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde vefat eden efradın yetimlerine 1 nci derecede maluliyet maaşı bağlanabilecektir. Görüleceği üzere 1683 sayılı kanuna göre hazarda meydana gelen ölüm nedeniyle efradın hak sahibi bireylerine aylık bağlanabilmesi için, ölümün vazife icabı kazaen meydana gelmesi veya vazife icabı kazaen yaralandıktan sonra tedavi sırasında veya icra olunan ameliyat neticesinde meydana gelmesi, ayrıca bu kazanın oluşunda ölenin kendi kusurunun bulunmaması gerekmektedir.
Yukarıda temas edilen Göynük Askerlik Şubesi Künye kaydı muhtevasına göre davacının babasının silahaltında iken 11.07.1936 tarihinde Bitlis hastanesinde öldüğü anlaşılmaktaysa da; bu ölümün hangi nedene dayalı olduğu belli olmadığı gibi, davacı tarafından da bu konuda herhangi bir kanıt sunulamamıştır. Oysa 1683 sayılı Kanunun 45 nci maddesine göre ancak vazife icabı kendi kusuru olmaksızın kazaen yaralandıktan sonra tedavi sırasında veya icra olunan ameliyat neticesinde hastanede ölüm halinde, ilgili efradın (askerin) yetimlerine aylık bağlanması imkanı bulunmaktadır. Alelade bir hastalık veya bünyesel nedenlere dayalı bir ölüm halinde ise ilgilinin dul ve yetimlerine aylık bağlanması söz konusu olamayacaktır. Bu nedenle, 1683 sayılı kanun kapsamına girdiği kesin olarak belirlenmedikçe, ilgiliden dolayı dul ve yetimlerine aylık bağlanmasına imkan yoktur. Dava konusunda da davacının babasının yukarıda belirtilen 1683 sayılı Kanunun 45 nci maddesi kapsamında bir nedene dayalı olarak öldüğü saptanamadığından salt silahaltında hastanede ölmesi, oğlu olan davacıya yetim aylığı bağlanması için yeterli bulunmamaktadır. Dolayısıyla, davalı kurumca tesis edilen işlem sonucu itibariyle yerinde görülmüştür.(Benzer yönde karar için bkz. AYİM.1.D.16.03.1999, E.1998/859, K.1999/313) Açıklanan nedenlerle; dava konusu yetim aylığı bağlanmaması işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakla, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy