(2709 S. K. m. 125)
Davacı 20 Ağustos 2001 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; 2001 yılı kıdem sırasında 210 ncu sırada olduğunu gördüğünü, şimdiye kadar hiçbir ceza veya uyarı almadığını, çok sayıda takdiri olduğunu, 1998 yılında Tb.K.nının kendisine kızdığı bir gün "düşük sicil vereceğim" dediğini, bir vesileyle Tb.K.nının kendine 60 sicil notu takdir ettiğini gördüğünü oysa bu amirin düşük sicil vermesini gerektirecek bir duruma sebebiyet vermediği gibi kendisinden başarılı çalışmalarından dolayı da 28.03.1998'de yazılı takdir aldığını, sicil kıdem sırasından dolayı mağdur olduğunu, üstelik "dürüst olup olmadığı, içkiye, kadına, kumara düşük olup olmadığı, maddesinden verilen 60 puanın bu değerlere aşırı derecede bağlı olan şahsını rencide ettiğini beyanla, 1998 yılı sicilinin tüm sonuçlarıyla birlikte iptal edilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile özlük dosyası ve sicil belgelerinde mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; 1987 neşetli subayın ilk dört yılında genel olarak çok iyi seviyesinde sicil notu ile takdir edildikten sonra 1992 ve 1993 yıllarında hakkında biri yeterliye yakın olmak üzere iyi seviyede not verildiği ve olumsuz kanaatler belirtildiği, 1994 yılında ikinci sicil amirinin aynı şekilde iyi seviyede bir not takdir ederken olumsuz kanaat yazdığı, 1997 yılında 2 nci sicil üstünce iyi seviyede sicil notu takdir edilip aynı anda olumlu ve olumsuz kanaatler yazıldığı, dava konusu olan 1998 yılında her iki amirce yeterli seviyede sicil notu verildiği ve kanaat olarak gayet olumsuz ifadelerin kullanıldığı, keza 1999 yılında sicil üstlerinin iyi seviyesinin ortasında bir puan verdiği, bunların dışında kalan tüm sicil notlarının çok iyi seviyesinde olduğu ve bir çok kez olumlu kanaat belirtildiği, muhtelif tarihlerde 14 kez takdir yazısı verildiği, 13.07.1994 tarihinde şiddetli tevbih cezası ve 07.11.2001 tarihinde Tug.K. tarafından uyarı cezaları ile tecziye edildiği görülmektedir.
Sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine nazaran takdir yetkisini yoğun olarak kullandığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arz etmekte olup bunların denetimi takdir yetkisinin eşit, adil objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanıp kullanmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil amirinin ast hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, bunun tamamen amirin hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira Anayasanın 125/4 ncü madde ve fıkrasında "takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği" belirtilmiş takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri tespit edilip denetlenecektir.
Sicil işlemindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukla çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek ve göze çarpacak biçimde, ayrıca birden bire düşüşü izah eden makul ve kabul edilebilir nedenler öne sürülmeksizin çok düşük sicil notları takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi halidir.
Davacı 1998 yılı sicilinin iptalini talep etmektedir. Başsavcılık düşüncesinde davacının 1 nci sicil üstünün verdiği sicil notunu bildiğini, bu nedenle 1 nci sicil üstü sicil notunun iptaline yönelik talepte süre olduğunu belirtmekte ise de, davacının 2 nci sicil üstü sicil not ve kanaati hakkında herhangi bir bilgi sahibi olmadığı ve aynı döneme ait sicillerin birleşme özelliği dikkate alındığında süre konusuna itibar edilmemiştir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu sicil işlemlerinin değerlendirilmesinde; davacının 1998 yılı sicil döneminde hizmetin iyi işlemediğine, maaşın azlığına, eşitsizliğe, çalışma ortamının ve şartlarının yetersizliğine, ilişkilerin samimiyetsizliğine ilişkin ifadeler içeren 17.04.1998 tarihli bir dilekçeyi komutanlığa sunduğu ve bu dilekçe esas alınarak her iki üst tarafından yeterli ve yeterliye çok yakın seviyede sicil notu takdir edildiği ve kanaat belirtildiği anlaşılmaktadır. Aynı dönem ilk amiri olan Tb.K. tarafından verilmiş 26.03.1998 tarihli takdir yazısı ve bazı yüksek sicil notları ile olumlu kanaatler dikkate alındığında, ilk bakışta, bu notun ve kanaatin, gerçeği yansıtmadığı ve takdir yetkisi kullanılırken ifrata düşüldüğü izlenimi doğmakta ise de; inişli-çıkışlı bir seyir takip eden sicil eğiliminin yanı sıra bir çok sicil üstünün verimli çalışmadığına dair kanaati dikkate alındığında davacının o dönemdeki performansını gösterdiği ve gerçeği yansıttığı, dolayısıyla takdir yetkisi sınırlarında bulunduğu sonucuna varılmıştır. Esasen davacı hakkında daha önce bu dönem sicil notlarına yakın bir sicil notu takdir edilmiştir. Ayrıca, davacının İzmir Mevki Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 10.07.1998 tarih ve 746/3 nolu raporu ile Anksiyete Bozukluğu teşhisi ve 1,5 ay hava değişimi kararı ile taburcu edildiği, Çorlu As. Hastanesi Sağlık Kurulunun 04.06.2001 tarih ve 938 nolu raporu ile Geçirilmiş Anksiyete Bozukluğu teşhisiyle durumun A/18 F2 kapsamında bulunduğu belirlenmiştir. Dosyada mevcut 01.07.1992 ve 16.01.1996 tarihli belgelere göre nörolojik tedavi ve muayene edildiği görülmektedir. Dolayısıyla, davacının çalışma ortamına, çevre şartlarına, görevin özelliğine ve ağırlığına, amirlerin çalışma prensiplerine göre değişken bir tutum ve performans sergilediği ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla 1998 yılı sicil not ve kanaatlerinin sübjektif olduğunu gösterir somut bir kanıt olmadığından yapılan işlemin hukuka ve safahatına uygun olduğu kanat ve sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy