(205 S. K. m. 20/a, 26)
Davacı vekili 24.10.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Davacının 09.10.1998 tarihinde geçirdiği kaza sonucu "sağ kolunu dirsek üstünden - omuz altından itibaren" kaybettiği ve tedaviler sonucunda hakkında GATA. Sağlık Kurulunun 21.09.2000 tarih ve 6448 sayılı raporu ile "Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görev Yapamaz" kararı verildiği, 205 sayılı Kanuna istinaden maluliyet yardımı amacıyla yaptığı müracaat sonunda kendisine 4.331.480.000.TL. yardım yapıldığı, yapılan araştırmada GATA. K.lığında istenilen ek rapor sonucu vücut fonksiyon kayıp oranının %50 olduğunun bildirilmesi üzerine bu orana göre maluliyet yardımı yapıldığının tespit edildiği, hâlbuki 205 Sayılı Kanunun kısmi maluliyeti düzenleyen 26 ncı maddesi ve Ekli 2 nolu tabloda sağ kol veya elin kaybı halinde %60 oranında maluliyet yardımı yapılacağının belirlendiği ve aksine hareketle %10 eksik ödemenin hukuka ve ilgili Kanuna aykırı olduğunu ifade ederek, söz konusu %10 eksik ödeme şeklinde tesis edilen işlemin iptali ile eksik ödenen miktarın eksik ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hükmen tazmini amacıyla bu davanın açıldığı görülmektedir.
Davalı kurum savunmasının usule ilişkin bölümünde, davada süre aşımı olduğu, ortada iptali söz konusu olan bir işlemin bulunmadığı ve davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği yönünde iddialarda bulunduğundan öncelikle bu hususlar değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
Davanın süresinde açılmadığı iddia edilmişse de; davacının kısmi malul olması nedeniyle yapılan 4.331.480.000.TL.'lık ödemenin yapılmasına karar verildikten sonra bu miktarın kurumca 26.06.2001 tarihinde davacı hesabına yatırıldığı, ancak bu miktarın davacının hesabına aktarıldığına ilişkin bir yazının davacıya tebliğ edildiğine dair bir belgenin bulunmadığı ve bu paranın davacı tarafından 27.08.2001 tarihinde bankadan çekildiği ve ödenen miktar ile dava açma süresinin bu tarihte başladığı ve dava açma süresinin 26.10.2001 tarihinde dolacağı, davanın ise 24.10.2001 tarihinde süresinde açıldığı, kaldı ki davacının vekili kanalıyla ve 08.10.2001 tarihinde verdiği dilekçe (ihtiyari müracaat) ile davalı kuruma müracaat ederek kendisine %10 oranında eksik ödemede bulunulduğu ve bu eksikliğin kanuni faizi ile birlikte ödenmesi için müracaatta bulunduğu, Kurum'ca 10.10. 2001 tarihli cevabi yazıyla istemin reddedildiği ve bu ret cevabının davacıya 12.10.2001 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, yani yapılın ihtiyari müracaatla dava açma süresinin kesilerek cevabın ilgiliye tebliği tarihinde yeniden başladığı da dikkate alındığında süre aşımının hiçbir şekilde söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı Kurum davacının görevi ile ilişiğinin 22.08.2001 tarihinde kesildiğini, davanın ise 24.10.2001 tarihinde açıldığını ve 205 sayılı Kanunun 20 nci madde (a) fıkrasına göre davanın husumet yönünden reddi gerektiğini talep etmişse de, söz konusu 20 nci maddesinin kurumun üyelerine veya ölümleri halinde mirasçılara yapılacak yardımların neler olduğunu belirlediği, yani husumet ile bu düzenleme arasında bir irtibat kurmanın mümkün olmadığı, kaldı ki kurumun tesis ettiği bir işlem için husumetin bu kurumdan başka bir idare veya kuruma yöneltilemeyeceğinin açık olması gerçeği karşısında bu itiraza da itibar edilmemiştir.
Davalı kurum ortada yargısal denetim yapılacak bir işlem bulunmadığını ve davacının 08.10.2001 tarihli müracaatı üzerine yeni bir işlem tesis edilmediğini ve sadece yapılan kısmi maluliyetin uygun olduğunun bildirildiğini ifade etmişse de; davalı kurumca tesis edilen ödemenin bizatihi kendisi ve yeni bir işlem tesisi için yapılan 08.10.2001 tarihli müracaata verilen cevabın da olumsuz bir işlem tesisi niteliğinde olması nedeniyle bu iddiaya da itibar etmenin mümkün olmadığı kararına varılmıştır.
Davanın esasına ilişkin değerlendirmede; davacının kısmi maluliyeti konusunda davalı ile davacı arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, problemin yapılacak maluliyet yardımına ilişkin miktarın tespitinde esas alınacak maluliyet derecesinin derecesi konusunda olduğu görülmektedir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı Em.P. Astsubayın 20 nci Zh.Tug.2.Mknz.P.Tb.K.lığı emrinde görevli iken 09.10.1998 tarihinde geçirdiği araç kazası sonucu, sağ kolunu dirsek üstünden ve omuzun altından itibaren kaybettiği, hakkında GATA Sağlık Kurulunun 21.09.2000 gün ve 6468 sayılı raporu ile "Sağ dirsek amputasyonlusu" teşhisi ve "D/57 Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz. Mevcut yaralanmadan dolayı altmış gün iş ve gücünden kalmıştır. Uzuv kaybı mevcuttur. Ortopedik yönden hayati tehlike geçirmemiştir." kararı verildiği, bunun üzerine vazife malulü olarak emekliye ayrıldığı, aynı şekilde davalı kurum tarafından da maluliyet yardımı işleminin başlatıldığı, bu çerçevede kurumca Sağlık Kurulu Raporunun GATA Hastanesine gönderilerek fonksiyon kayıp oranının tespitinin istenildiği ve GATA.'nın 06.06.2001 tarih ve 167 Sayılı EK raporu ile ve "dirsek amputasyonlusu" tanısı ile "D/57, Fi Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görev Yapamaz, Vücut Fonksiyon Kayıp Oranı %50 (elli)" olduğunun bildirildiği ve davalı kurumca bu oran üzerinden kısmi maluliyet yardımının yapıldığı görülmektedir.
205 sayılı OYAK Kanununun 20/a maddesinde daimi üyelere maluliyet yardımı yapılacağı belirtilmekte, 26 nci madde de maluliyet yardımının hangi hallerde ve nasıl ödeneceği hüküm altına alınmıştır. 26 nci maddenin (a) fıkrasında tam ve daimi malullük, (b) fıkrasında ise kısmi malullük hali düzenlenmiştir.
Dava konusu olan kısmi maluliyete ilişkin söz konusu 26 ncı (b) fıkrası aynen; "Kısmi malullük, üyelerden birisi herhangi bir kaza dolayısıyla daimi ve fakat kısmi bir maluliyete uğradığı takdirde işbu Kanunun ilişik 2 Nolu tablodaki nispetler dahilinde kısmi maluliyet yardımına hak kazanır. Kısmi maluliyet yardımı hesabında, son olarak alınan maaş tutarının, 12 misli esas ittihaz olunur ve bu miktarın tablolardaki nispetlerle hasılı zarbı (çarpımı sonucu) kısmi maluliyet yardımı tutarını verir." hükmünü amirdir.
Bu izahatlar sonucunda dava konusuna dönüldüğünde; dosyada mevcut GATA Komutanlığının 21.09.2000 tarih ve 6448 sayılı raporu ve aynı Hastanenin 06.06.2001 tarih ve 167 sayılı raporu ile diğer belgelere göre davacının 09.10.1998 tarihinde geçirdiği kazadan dolayı sağ kolunu dirsek üstünden itibaren kaybettiği konusunda şüphe bulunmamaktadır. OY AK Kanununun 26 ncı maddesine göre, davacının bu haliyle daimi ve fakat kısmen malul olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, kısmi malul davacı, maddenin b bendinin ilk cümlesinde belirtildiği üzere, "Kanunun ilişik 2 nolu tablodaki nispetler dahilinde kısmi maluliyet yardımına hak kazanır." Maddenin hükmünden açıkça anlaşılacağı gibi, yardım miktarının tespitinde 2 nolu tablodaki oranlar doğrudan dikkate alınacaktır. "Ordu Yardımlaşma Kurumu Maluliyet Tablosu" başlıklı 2 Nolu tablonun ilk satırındaki "Kolun veya elin tamamen kaybı" ibaresine tekabül eden "Sigorta bedelinin yüzdesi" kolonunun "sağ" başlıklı sütununda 60 rakamının yer aldığı görülmektedir. Bunun anlamı sağ elin tamamen kaybı halinde, malule sigorta bedelinin %60'ının ödeneceğidir.
Somut olaya bakıldığında, davalı Kurumun kısmi maluliyetten dolayı yapılacak ödemenin tutarının hesabında, açık ve özel düzenleme varken doğrudan tablodaki yüzde 60 rakamını esas almak yerine, ek sağlık raporuyla yüzde 50 olarak belirlenen vücut fonksiyon kayıp oranını göz önünde bulundurduğu anlaşılmaktadır. Hâlbuki Kanunun 2 No'1u tablosunda bazı maluliyet hallerine uygulanacak ödeme oran ve tutarları sınırlı sayıda ve kesin olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, ancak bu tabloda açıkça ve tam olarak yer almayan maluliyet hallerinde maluliyet oranının tıp bilirkişileri marifetiyle tespiti mümkündür. Esasen bu husus, tablonun altında "Yukarıdaki cetvelde zikredilmiş bulunan maluliyetlerin nispeti, daha az vahim olsalar bile, bunların ehemmiyet derecelerine göre ek cetvelde yazılı nispetlere kıyasen tayin olunur" denmek suretiyle açıklanmıştır. Bu açıklamalar karşısında, davacıya yapılan kısmi maluliyet yardımının hesabında sigorta bedelinin yüzde 60'ı yerine yüzde 50'si esas alınmak suretiyle %10 oranında eksik ödenmesi işleminin sebep unsuru yönünden hukuka aykırılık teşkil ettiği ortaya çıkmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkındaki kısmi maluliyet yardımının %60 (Yüzde altmış) yerine %50 (Yüzde elli) oranı üzerinde ödenmesi işlemi sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğundan buna ilişkin işlemin İPTALİNE ve eksik ödenen farka eksik ödeme tarihinden karar üzerine yapılacak ödeme tarihine kadar YASAL FAİZ İŞLETİLMESİNE,
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy