(Subay Sicil Yönetmeliği m. 24)
Davacı, 7 Ocak 2002 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; harita subayı olarak uçuş eğitimi sonunda pilot unvanı aldığını, Harita Genel Komutanlığı Uçuş Birliğinde görev yaparken ilk amirinin sivil bir havacılık şirketinin yararına ve kasıtlı olarak Orman Genel Müdürlüğünün hava fotoğraflarının çekimi işini üstlenmediğini, 1992 yılında emekli olduktan sonra bu şirkete pilot-Raşit olarak işe girdiğini, 1997 yılında aynı işin Hrt.Gn.K.lığınca daha düşük fiyatla yapılmaya başlandığını, birinci amirinin bu sebeple 1985-1992 yılları arasında düşük sicil verdiğini, 2 nci sırada albaylığa yükseldiği halde daha sonraki sıralamada 13 ncülüğe düştüğünü beyanla, sübjektif tesis edilen 1985, 1986, 1987, 1988, 1989, 1990, 1991 ve 1992 yıllarına ait 1 ve 2 nci sicil üstü notlarının ve olumsuz kanaatlerin iptalini ve yargılamasının duruşmalı olarak yapılmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı, her ne kadar dava dilekçesinde yargılamasının duruşmalı olarak yapılmasını talep ve dava etmiş ise de; davalı idare henüz savunma yapmadan 29 Ocak 2001 tarihinde AYİMde kayda geçen dilekçesinde yargılamasının duruşmasız olarak yapılmasını talep ettiği ve heyetimizce de duruşma yapılmasına gerek duyulmaması nedeniyle yargılama duruşmasız olarak yapılmıştır.
Dava ve özlük dosyalarında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; 1974 neşetli harita mühendisi subayın başlangıçta 1985 yılına kadar iyi seviyesinin alt sınırına yakın bir noktadan giderek çok iyi seviyesinin üst sınırına doğru yükselen bir sicil eğilimine sahip olduğu, 1985-1991 yıllarında ise iyi seviyesinde sicil ortalamasının bulunduğu, 1992 yılından sonra ise sicil grafiğinin 1999 yılı hariç yükselerek mükemmel seviyesinde seyrettiği, sicil belgelerinde 1986, 1987 ve 1992 yıllarında aynı sicil amiri tarafından olumsuz kanaat belirtildiği, diğer tüm kanaatlerin olumlu yönde olduğu, söz konusu dönem içinde hiçbir takdir ve ödülü bulunmayan davacının bundan önce dört kez, bu dönemden sonra da on dokuz kez yazıyla takdir edildiği, hiçbir ceza, ikaz ve mahkumiyetinin bulunmadığı görülmektedir.
Sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine nazaran takdir yetkisini yoğun olarak kullandığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arz etmekte olup bunların denetimi takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil amirinin ast hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, bunun tamamen amirin hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira Anayasanın 125/4 ncü madde ve fıkrasında takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri tespit edilip denetlenecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukla çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek ve göze çarpacak biçimde, ayrıca birden bire düşüşü izah eden makul ve kabul edilebilir nedenler öne sürülmeksizin çok düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi halidir.
Davacının iptalini istediği sicil üstü notlarının 1985 ve 1989 yılları 1 nci sicil üstü ve 1991 yılı 2 nci sicil üstü notları hariç iyi seviyesinde olduğu, 1986 ve 1987 yıllarında 1 nci sicil üstü tarafından davacının karakterine yönelik olarak olumsuz kanaat belirtildiği, 1988den sonra her sicil üstünün olumlu kanaat yazdığı, diğer sicil üstü belgelerinde hiçbir kanaat bulunmadığı, ancak 1985 yılında 1 nci sicil üstünün daha sonraki yıllarda da belirttiği olumsuz nitelikteki ibareleri sicil üstü defterinin kanaat hanesine aynen yazdığı halde sicil belgesine geçirmediği, 1985den 1992ye kadar ki 1 nci sicil üstünün ayni, fakat 2 nci sicil üstünün farklı kişiler olduğu belirlenmiştir.
Davacı hakkında tesis edilen 1985-1991 yılları arasındaki sicil notlarının önceki ve özellikle sonraki safhadan genel ve ortalama olarak düşük olduğu anlaşılmakta ise de; davacının geçmişte ve 1999 yılında da benzer veya yakin notlarla takdir edildiği, takdir ve ödül gibi olumlu yönde belgelerle desteklenmediği, bariz bir sapma göstermediği, iddianın aksine aynı dönemdeki 1 nci sicil üstü notlarının 2 nci ve verildiğinde 3 ncü sicil üstü notlarından fazla olması karşısında, 1985, 1986 ve 1991 yılları 1 ve 2 nci, 1987, 1988, 1989 ve 1990 yılları 1 nci sicil üstü notları ile 1987 ve 1990 yılları ilk 2 nci sicil üstlerinin ayrılış sicil notlarının takdire taalluk ettiği sonucuna varılmıştır.
1996 yılındaki 2 nci sicil üstü notunun, 15 Şubat 1990 tarihinde düzenlenen ayrılış sicil notu 02 Mayıs 1990 tarihi itibariyle düzenlenen sonraki sicil notları ortalamasından oluştuğu, 3 ncü sicil üstü notunun 2 nci sicil üstü olarak sicil verdiği, dosyadaki belgelere göre bunun Foto-Poto Daire Başkanlığı makamının lagvından kaynaklandığı, 3 ncü üst olan Harita Genel Komutanının 2 nci üst konumuna geçtiği, birlikte üç aydan fazla çalıştıkları anlaşıldığından bu uygulamanın Mülga 1972 tarihli Subay Sicil Yönetmeliğinin 16, 110 ve 26/sonuncu maddelere uygun bulunduğu belirlenmiştir.
Buna karşılık davacının 1984 yılı itibariyle tam nota yakin pekiyi seviyesine ulaşan ve 1992den sonra istikrarlı olarak genellikle tam not ve nadiren pekiyi seviyesinde seyreden sicil eğilimi, 1984den önceki dört ve 1992den sonraki on dokuz takdir yazısı, hiçbir ceza, ikaz ve savunmasının bulunmaması, özellikle sonraki sicillere göre 20 puana yakın ani ve bariz sapma göstermesi karşısında, 1987 ve 1990 yıllarına ait 02 Mayıs 1987 ve 02 Mayıs 1990 tarihli sonraki 2 nci sicil üstü notlarının, yine 1988 ve 1989 yılı 2 nci sicil üstü notlarının sübjektif ve hukuka aykırı tesis edildiği kanaatine varılmıştır.
Bu sebeplere ilaveten, 1986 ve 1987 yılında 1 nci sicil üstünce belirtilen olumsuz kanaatlerin aynı yıllarda diğer üstlerinin 3 nolu niteliğe verdikleri puanlarla çelişmesi, aynı amirin yazdığı bu kanaatlerin başka sicil üstlerince benimsenmemesi, personelin karakterine ilişkin önemli bir özelliği belirten ve hemen değişmesi veya kazanılması mümkün olmayan bu kanaatin aynı amir tarafından 1988 yılı sicil belgesinde ortadan kalktığı yazıldıktan sonra 1992 yılında tekrar edildiği dikkate alındığında, gerçekçi ve nesnel bulunmaması sebepleriyle objektif takdir ve tesis edilmediği vicdani kanaatine varılmıştır.
Bundan başka, Subay Sicil Yönetmeliğine göre, esas olanın sicil belgesindeki kayıtlar olması karşısında, 1985 yılında 1 nci sicil üstünce sicil belgesine geçirilmeyen, ancak sicil defterine yazılan aynı şekildeki olumsuz kanaatlerin de iptali gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Hukuka aykırı bulunan davacının 1988 ve 1989 yılı 2 nci sicil üstü notları ile 1987 ve 1990 yıllarına ait sonraki 2 nci sicil üstünün düzenlediği 02 Mayıs 1987 ve 02 Mayıs 1990 tarihli sicil üstü notlarının; 1985 yılında sadece sicil defterinde, 1986 ve 1987 yıllarında sicil belgelerinde 1 nci sicil üstünce belirtilen olumsuz kanaatlerin İPTALİNE,
2) Yasal dayanaktan yoksun 1985, 1986 ve 1991 yıllarının 1 ve 2 nci; 1987, 1988, 1989 ve 1990 yıllarına ait 1 nci; 1987 ve 1990 yıllarında ayrılış sicili olarak düzenlenen ilk 2 nci sicil üstü notlarının iptali taleplerinin REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy