(926 S. K. m. 93)
Davacının 04.01.2002 tarihinde Edirne İdare Mahkemesi ve 11.01.2002 tarihinde de AYİMde kayıtlara geçen dava dilekçesinde özetle; 30.08.2001 tarihinde 10/2 olan kademesinin 10/3 olarak yükseltilmesi gerekirken olumsuz sicil nedeniyle yükseltilmediğini, bu dönemde sadece 1 gün göz hapsi cezası aldığını, menfi sicil almasını gerektiren bir durumun bulunmadığını belirterek, 2001 yılı sicil işleminin ve kademe ilerlemesi yaptırılmama işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı idare savunmasında davada süre asimi bulunduğunu ileri sürmüş ise de bu düşünceye iştirak edilmemiştir. Esasen sicil işlemleri gizli olup davacıya tebliği söz konusu değildir. Öte yandan davacının 30.08.2001 tarihinde kademe ilerlemesi yapamadığını maaş bordrosundan öğrenmesi hali sadece varsayımdır. Davacının maaş bordrosunun eline geçmemiş olması veya maaş bordrosunu dikkatlice incelememiş olması her zaman için mümkündür. İdari işlemlerin tebliğinin Anayasal bir zorunluluk olması karşısında dava açma süresinin yazılı tebligatla başlatılması esastır. Nitekim dava konusu edilen kademe ilerlemesi yaptırılmama işlemi davacıya 5.11.2001 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiş, davacı da 60 günlük dava açma süresinin son gününde 04.01.2002 tarihinde İdare Mahkemesi kanalıyla davasını açmış (AYİM kayıtlarına giriş 11.01.2002 dir.) olduğundan davada süre aşımı bulunmamaktadır.
Sicil işlemleri sicil üstlerinin emri altındakiler hakkında üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerini kullanılmak suretiyle tesis edilirler. Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevini en iyi şekilde yapabilmesi için sicil üstlerinin hakkında sicil düzenlenecek personeli çok iyi tanıması her türlü tavır ve hareketlerini, disiplin ve itaatini, yeteneklerini tam ve doğru bir şekilde tespit etmesi gerekmektedir. Sicil verme görevinin yerine getirilmesinde sicil üstleri, takdir yetkisine sahip olmakla birlikte tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirme yapmakla yükümlüdürler.
Sicil işlemleri tesis edilirken takdir yetkisinin kullanılmasında hukuka aykırılık teşkil eden durum, meslek hayati boyunca istikrarlı bir şekilde çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, sicil safahatına bariz bir aykırılık oluşturacak şekilde ve birden bire ortaya çıkan, kabul edilebilir nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi halidir.
Davacıya ait özlük ve sicil dosyalarının incelenmesi neticesinde; 2001 yılı sicil notu ortalamasının yeterli seviyenin altında olduğu, önceki yıllar sicil ortalamalarının bir tanesinin iyi seviyede, bir tanesinin de yeterli seviyenin alt sınırında gerçekleştiği, meslek hayati boyunca pek çok ceza aldığı hakkında çok sayıda olumsuz kanaat belirtmiş olduğu anlaşılmıştır.
Sicillerin değerlendirilmesiyle ilgili olarak yukarıda getirilen ölçütler ile dava konusu 2001 yılı sicil işlemi değerlendirildiğinde bu sicilin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Yeterli seviyenin altında olan bu sicil notu davacının diğer yıllarda aldığı sicil notları ile uyumsuzluk arz etmemektedir. Diğer taraftan 2001 yılı sicil işleminde sicil üstlerinin işaretlediği kanaatlerin hiçbirisi belge eklenmesi zorunluluğu olan kanaatler değildir. Ayrıca sicil belgesine eklenen cezalandırma yazısı sicil notunun düşüklüğünü açıklayan gerekçelerden birisidir. Bu sicil işleminde sicil üstlerinin sübjektif davrandığı hususunda bir delil de mevcut değildir.
Davacının asıl talebi kademe ilerlemesi yaptırılmama işleminin iptalidir. 926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 93 ncü maddesine göre bir astsubayın kademe ilerlemesi yapabilmesi için bulunduğu kademede bir terfi yılını doldurmuş olması, bulunduğu rütbede ilerleyebileceği bir kademe bulunması ve sicil notunun, sicil tam notunun %60 ve daha yukarısı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Davacının 2001 yılı sicil notu sicil tam notunun %60nin altında olduğu için kademe ilerlemesi yapması yasal olarak mümkün değildir. Kademe ilerlemesi yaptırılmama işlemi de hukuka uygun bulunmaktadır.
Ayrıca şunu da ilave edelim ki; 2001 yılında taraflar ve savcılık tek bir cezadan bahsetmiş ise de; 26.03.2001 tarihli 1 günlük göz hapsi yanı sıra 26.07.2001 tarihli 2 gün göz hapsi cezası olduğuna dair özlük dosyasında bir ceza daha mevcuttur.
Duruşmada bu husus davacıya sorulmuş hatırlamıyorum, olabilir ... demiştir. Esasen bu ceza yazısının arkasında davacının hapse girişleri hesaplanmış ve davacıya imza karşılığı tebliğ olunmuş olduğundan, 2001 yılı itibarıyla 2 cezasının olduğu kabul ve değerlendirme yapılmış, diğer yönden okul döneminden itibaren son 2002 yılı da dahil olmak üzere bir çok kavgaları, disiplinsizlikleri, yargılama safahatı bitmediği için şimdilik iddia ve şikayet sözcükleri ile belirttiğimiz bir astsubaya yakışmayacak şikayete konu eylemlerinin bulunduğu (Daha önceki 6.11.1999 tarihli üste fiilen taarruz suçunun 23.12.1999 tarihinde 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılması ve bu hükmün 27.1.2000 tarihinde kesinleşmesinden sonra; 20.2.2002 tarihinde cep telefonu ile bir bayanı rahatsız etmesi; 14.3.2002 tarihinde kafe de kavga etmesi gibi) ve bunların giderek artan boyutlara ulaştığı gözlemlendiği için sicil amirlerinin sicil tanzim ederken sübjektif davranmadıkları kabul olunmuştur.
Sonuç olarak; yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE
26 KASIM 2002 tarihinde Başkan Hv. Hak. Kd. Alb. Adnan ALTINın Karşı Oyu ve OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
2001 yılı sicil döneminde lâubali tavır göstermekten verilen 1 gün göz hapsi cezası ve savunma yazısına rastlanmamakla birlikte sicil özetinde söz edilen 2 günlük göz hapsi cezasından başka herhangi bir ikazı, cezası ve performans düşüklüğünü kanıtlayan bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle davacı hakkında sicil tam notunun %60nin altında takdir edilen sicil notunun sebep unsuru yönünden hukuka aykırı düştüğü kanaatinde olduğumdan aksi görüşle davanın reddi yolunda oluşan karara katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy