(2709 S. K. m. 128)
Davacı, 26 Kasım 2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 2001 yılı Ekim ayı maaşından, kendi rızası olmadığı halde, 410.910.000 TL. sının elektrik borcuna karşılık kesildiğini, bu nedenle bir ay boyunca yaşamını idame ettirmekte zorlandığını, mevcut ödemelerini zamanında yapamaması nedeniyle 41.000.000 TL. sı gecikme faizi ödemek zorunda kaldığını, psikolojik çöküntü yaşadığını belirterek maaşından kesilen 410.910.000 TL. sının 15.10.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesi, bir miktar maddi ve manevi tazminatın ödenmesi istemiyle dava açtığı görülmektedir.
Anayasanın 128/2 nci maddesinde Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. hükmü yazılıdır. Madde, memur ve kamu görevlilerinin sayılan hususlarda yasal güvenceye tabi olacakları esasını getirmiştir. Aylık, ödenek ve diğer özlük haklarında sağlanan güvence; bunların kanunlarla düzenlenmesi yanında, bu gibi akçalı işlerden hangi kesintiler yapılabileceğinin yine kanunlarda gösterilmesini de kapsar. Özlük işlerinin miktarları ile niteliklerinin yasal düzenlemelerde yer alması başlı başına amaçlanan güvenceyi sağlayamaz. Özlük Haklarından hangi kesintiler yapılacağının yasal düzenlemelerde öngörülmemesi, müdahaleye açık olduğu, şu yada bu gerekçelerle kesintiler yapılabileceği olasılığını gündeme getirebilecektir ki, bu anayasal yönden sağlanmak istenen güvencenin güvencesizliğe dönüşmesi sonucunu doğurabilecektir. O halde aylık ve ödenekler ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceğine yönelik Anayasanın 128/2 nci maddesinde öngörülen kural aynı zamanda özlük haklarında yapılacak kesintilerin kanuniliği ilkesini de beraberinde getirmiştir denilebilir. Bu, kamu görevlisine sağlanmak istenen güvencenin doğal sonucudur. Nitekim 193 Sayılı Gelirler Vergisi Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu, 205 Sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu gibi yasal düzenlemeler bu alanda memur ve kamu görevlilerinin akçalı işlerinde yapılabilecek kesintilere gösterilebilecek yasal somut kaynakçalardır.
Bunun yanında aylık ve diğer özlük haklarından kesinti yapılmasının bir diğer kaynağı kesinleşmiş yargı kararlarıdır. Kesinleşmiş yargı kararlarının infazı amacıyla kamu görevlisinin aylık ve özlük haklarına başvurulması söz konusu olabilecektir. Başka bir anlatımla açık bir yasa hükmü bulunmadığı veya kesin mahkeme kararı olmadığı hallerde memur aylığından kesinti yapılması olanaksızdır.
Dava dosyasında mevcut belgelerin incelenmesinden; davacının Datçada bulunan 107 Nolu Tşb.Hv.Rd.Mvz.K.lığı emrinde görevli olduğu, 23.07.1999 tarihinde Hv.Mu.Kd.Bçvş .....................in boşalttığı B Blok 6 Nolu dairenin davacıya lojman olarak tahsis edildiği, lojmanlarda oturan personelin elektrik ve su faturalarının, 05.04.2001 tarihli Lojman Yönetim Kurulu kararı gereğince, Lojman Yönetim Kurulu tarafından TEDAŞ ve Datça Belediyesinden teslim alınarak, fatura bedellerinin personelin maaşından kesilmek suretiyle tahsil edilip topluca ödenmekte olduğu, davacının oturmakta olduğu konutun elektrik aboneliğini 29.11.2001 tarihinde üzerine aldığı, 23.07.1999 ile 29.11.2001 tarihleri arasında konutun elektrik aboneliğinin davacıdan önce konutta oturmuş bulunan Hv.Mu.Kd.Bçvş......................in üzerine kaldığı, 23.07.1999 tarihinden 04.10.2001 tarihine kadar davacı tarafından elektrik faturası ödenmediği, 10.10.2001 tarihinde davacının oturduğu konuta ait 410.910.000 TL.sı elektrik fatura borcunun Lojman Yönetim Kurulunca TEDAŞa ödendiği, bu miktarın 2001 yılı Ekim ayı maaşından kesilerek Lojman Yönetim Kuruluna verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın somutu itibariyle;
1.Hiçbir kamu görevlisinin yasal ve yargısal bir mesnedi olmaksızın aylığından kesinti yapılamayacağı hususu hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıktır.
2. 1 Nodaki bu şaşmaz ilkeden; dava konusunun ayrışım gösteren özellikleri itibarı ile OLAYINA ÖZGÜ ve aşağıda belirtilecek spesifik nedenler dolayısıyla en üst ölçü norm olan hukukun genel ilkelerinin zorunlu bir sonucu olarak ayrılınmıştır.
a. Tam hukuki muamele ve işlemlerde HÜSNÜNİYET yeni yasal ifadesi ile DOĞRULUK -DÜRÜSTLÜK ilkesi esastır, buna aykırı surette hak iddia - elde edilemez.
b. Bu meyanda davacıya 23.07.1999 tarihinde konut tahsis edilmesi.
- Davacının bu konutun elektrik aboneliğini üzerine almaması;
- Bir belirlemeye göre; konuta giriş tarihinden itibaren hiç elektrik faturasını ödememesi;
- Diğer bir belirlemeye göre de; asgarisinden 09.11.2000 tarihinden beri hiçbir ödemede bulunmaması,
c - 05.04.2001 tarihli Lojman Yönetim Kurulunun ödemelerin topluca ve tek elden yapılması konusunda personele getirdiği kolaylığa karşın;
- İş yoğunluğu; kurs ve dış görev dolayısıyla aboneliği üzerine alamadığını belirten davacının, tüm bu müşkülatlara cevap veren uygulamaya dava açtıktan sonra muarız olduğunun belirtmesi;
- Bu uygulamanın doğal sonucu olarak aylığından yapılacak kesintiye ilişkin onam vermediğine ilişkin hiçbir belgeyi ibraz etmemesi;
- Dava açıldıktan sonra sözlü olarak onam vermediğini belirtmiş ise de, bunun kanıtını koymaması;
- Şayet; Lojman Yönetim Kuruluna böyle bir başvurusu olmuş olsa dahi; o tarihten sonra da hiçbir ödemenin yapılmaması;
- Birlik, davacıya ait sadece Nisan - Ağustos 2001 borcunu, kantin imkanları gibi bir takım zorlamalar ve sorumluluklar sonucu ödediği halde; bu konumdan dahi müşteki olunması ve hasis bir tutum içine girilmesi;
- Aylığından kesinti yapılma sonucu çocuğuna süt dahi alamadığını belirttiği halde; Birlik Komutanlığın yazısından kantin borcunun 1 aylık karşılığının alınmadığının belirtilmesi;
-Aboneliği dahi üzerine alışı: 26.11.2001 tarihinde dava açtıktan sonra 29.11.2001 tarihinde gerçekleşmesi,
- Aboneliğin üzerine alınmasından sonra da ödememe halinin devam etmesi; bu bağlamda Şubat 2002 tarihinde 219 milyon TL.sı yine birlik ve lojman olanaklarının zorlanması sonucu ödenmiş olması;
Gibi tüm hususlar ve özellikle yukarıda temas edildiği surette: Tüm hukuki muamele ve işlemlerde HÜSNÜNİYET yeni yasal ifade ile DOĞRULUK - DÜRÜSTLÜK ilkesi esastır, buna aykırı surette hak iddia - elde edilemez şeklindeki hukukun genel ilkesi ve yasal hukuki norma aykırı surette davranış sonucu ve özde de kendisinin ve TSK.lerinin saygınlığının korunması amacına yönelik ve mağduriyetinin de giderimi konusunda ince ayrıntılar dahi düşünülerek (aylıktan kesinti yapılan ay davacının kantin borçlarının bir ay süre ile ertelenmesi gibi) ve de aylıktan kesilmeye karşı onanımın bulunmadığı yolunda belgin bir hal veya belgenin bulunmaması, aksine; örtük bir onanım bulunduğu bir konum sergilendiğinden; tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir cihete rastlanılmamıştır.
Sonuç olarak; yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy