(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21)
Davacı vekili 11.2.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1991 yılında Urfa 20 nci Zh. Tuğ. Top. Tb. Bat. Subaylığına, 1992 yılında da aynı Bataryanın Komutanlığına atanan davacının 1 nci sicil üstünün bir takım usulsüzlükler ve yolsuzluklara karışmış olduğunu görmesi nedeniyle önce sifaî müracaat daha sonrada yazılı müracaatla kendisini şikayet ettiğini ve söz konusu 1 nci üstü hakkında Askeri Mahkemede dava açıldığını ve adı geçen Subayın bunun üzerine 28.2.1994 tarihinde emekli olduğunu ancak davacıya ve diğer batarya komutanlarına sicil verecek başka amir olmadığından o karışıklık içinde sicil düzenlettirildiğini, bu durumda tarafsız kalamayacağı kuskusuz olan 1 nci üstün düşük sicil ve olumsuz kanaatler vermiş olabileceğinin, ayrıca 2 nci ve 3 ncü sicil üstlerinin de bundan etkilenmiş olabileceği ifade edilerek 1994 yılında 1, 2 ve 3 ncü sicil üstlerince düzenlenen sicil not ve kanaatlerin iptali istemiyle bu davanın açıldığı görülmektedir.
Davacıya ait Kuvvet Komutanlığında bulunan özlük, kıta özlük, sicil belgeleri ve sicil defterlerinin incelenmesi neticesinde; 30.8.1985 tarihinde Top. Tğm. rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlayan davacı hakkında sicil almaya başladığı 1986 yılından itibaren çok iyi ve mükemmel seviyede siciller takdir edildiği ve müspet kanaatler yazıldığı, iptali talep edilen 1994 yılı 1 nci sicil üstü sicil notunun menfi, ikinci sicil üstü sicil notunun ise yeterli düzeyde gerçekleştiği ve oldukça menfi kanaatler yazıldığı 3 ncü sicil üstünce sicil tanzim edilmediği bu dönem davacıya verilmiş bir disiplin cezası bulunmadığı, herhangi bir adli yargı merciinde yargılanmasının da söz konusu olmadığı ancak, 1 nci sicil üstünce muhtelif nedenlerle yazılı olarak ikaz edildiği, bu dönem 20.4.1994 tarihinde bir takdirin (genel) de söz olduğu, daha sonra gerçeklesen sicillerin ise çok iyi ve mükemmel seviyelerde oluştuğu ve defalarca yazılı takdirler verildiği görülmektedir.
Davacı vekilinin ibraz ettiği belgeler arasında bulunan ve davacının 1 nci sicil üstünün yaptığı bazı hukuka aykırı eylemleri dile getiren 10.2.1994 tarihli şikayet dilekçesi ile yine davacı vekilince bu şikayet dilekçesi üzerine başlatılan tahkikat sonucu 22.2.1994 tarihli emirle davacının ve 1 nci sicil üstünün ayrı ayrı yerlerde görevlendirildikleri iddiası nedeniyle öncelikli olarak yapılan irdelemede, özlük dosyasında bulunan (Atanma Grubundaki) 23.2.1994 tarihli Mesaj emrinden 1 nci sicil üstü Konumundaki Tb. K.nı hakkında davacı ve başka terhisli bir personelin şikayet dilekçeleri üzerine soruşturma başlatıldığı ve bu personelin Tugay Karargahında davacının ise Tugay Merkez Komutanlığı emrinde görevlendirildikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda da 2.5.1994 tarihinde tanzim edilen sicil döneminde davacı ile ihtilaflı durumda olan 1 nci üstün sicil amiri konumunda bulunmadığı ve davacıya 1 nci üst olarak sicil tanzim edemeyeceği anlaşılmış olup, 1 nci üstçe tanzim edilen bu sicilin yetki unsuru itibariyle hukuka aykırılıkla sakatlandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Mülga Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 4 ncü maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli özelliği olan özel yetkilerinden birini kullanır. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidir... denilmektedir.
Bilindiği üzere; askerlik müessesesinde her türlü yükselme, taltif, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerde personelin sicilleri büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle sicil üstleri üstlük ve komutanlığın en önemli özel yetkilerinden olan sicil verme yetkisini kullanırken mutlaka objektif olmak durumundadırlar. Ayrıca her ne kadar sicil işlemlerinin idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubunda olması ve T.C. Anayasasının 125/4 ve 1602 sayılı Kanunun 21/2 nci maddelerinde belirtildiği üzere, takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği göz önünde tutulsa da, burada denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olup, bu hakkın hukuka aykırı ve yanlış kullanıldığının anlaşılması halinde, idarenin sicil tanzimi konusundaki takdir yetkisi de denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatlerin belirtilmiş olmasıdır.
Bu açıklamalar çerçevesinde dava konusu 1994 yılı 2 nci sicil üstü sicilinin değerlendirilmesinde; söz konusu sicilin daha önce ve sonra gerçekleşen sicillere göre not olarak oldukça düşürülmüş bir sicil olduğu ve menfi kanaat yazıldığı, ancak bu durumu hukuki bir zemine oturtabilecek bilgi ve belgenin de bulunmadığı aksine genel niteliklide olsa bu dönem verilen 20.4.1994 tarihli takdirin söz konusu olduğu görüldüğünden bu sicilinde Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine ve hukuka aykırı olarak tanzim edildiği sonuç ve kararına ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1- 1994 yılı sicil döneminde 1 nci sicil üstü tarafından tanzim edilen sicilin yetki unsuru itibariyle hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından bu nedenle İPTALİNE,
2- 1994 yılı 2 nci sicil döneminde 2 nci sicil üstü tarafından yazılmış not ve menfi kanaatin İPTALİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy