(2709 S. K. m. 125)
Davacı, AYİMe gönderilmek üzere 15 Şubat 2002 tarihinde İstanbul 1nci İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; sözleşmesinin feshi işleminin AYİM 1 nci Dairesinin 19 Aralık 2000 tarihli kararı ile iptal edildiğini, dolayısıyla görevden ayrı kaldığı 13 Mayıs 2000-17 Şubat 2001 tarihleri arasındaki aylık, tazminat vs. tüm özlük hakları ile Arnavutlukta icra edilen tatbikata katılamadığı için mahrum kaldığı 755 Amerikan Doları karşılığı Türk parasının maddi tazminat ve duyduğu üzüntü sebebiyle 750 milyon TLsi manevi tazminatın faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; davacı uzman erbaşın 1nci Zh. Tuğ. Kh. Bl. K.lığı emrinde görev yapmakta iken askeri hastane sağlık kurulu raporuna istinaden sözleşmesinin yenilenmeyerek 13 Mayıs 2000 tarihinde terhis edildiği, davacının 25 Nisan 2000 tarihinde açtığı dava sonunda AYİM 1nci Dairesinin 19 Aralık 2000 tarih ve 2000/476-1246 sayılı kararı ile işlemin iptaline karar verildiği, idarenin yargı kararını yerine getirerek 27 Şubat 2001 tarihinde sözleşmesini yenilemek suretiyle göreve başlattığı, davacının görevden ayrı kaldığı sürelere ilişkin aylık ve özlük haklarının iade olunmaması ve dilekçesinin 22 Ocak 2002de reddedilmesi üzerine bunların ve seçildiği halde Arnavutlukta icra edilen Cooperative Dragon 2000 tatbikatına gidememekten dolayı uğradığı 755 Amerikan dolarının karşılığı Türk Lirasının maddi tazminat, duyduğu üzüntü karşılığı olarak 750 milyar TLsi tutarın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi için 15 Şubat 2002 tarihinde bu davayı açtığı görülmektedir.
İptal kararı, tesis edilen işlemi tesis tarihinden itibaren ortadan kaldırdığından, iptal edilen işlem ile sıkı ilişkisi olan mali avantajların, başkaca bir hükme gerek olmaksızın idarece kendiliğinden karşılanması, belli bir görev ya da statü dışında geçirilen sürelerin görevde/statüde imiş gibi değerlendirilmesi ve bu göreve/statüye bağlık aylık vb. özlük haklarının, ilgilinin iptal kararı sonrasında yeniden eski göreve/statüye başlamasını takiben, idarece ayrıca herhangi bir yargı kararına gerek olmaksızın ödenmesi gerektiği idare hukuku öğretisi (Yıldırım ULER, İdari Yargıda İptal Kararlarının Sonuçları, Ankara 1970, s.43) ve kökleşmiş yargı içtihatları ile düzenli ve basiretli idare ilkelerinin tabii bir gereği olmasına karşın; davalı idarece bu konuda tam anlamıyla müspet bir davranış biçiminin ortaya konulamaması, davacının statüye dönmesinden sonra statü dışında geçirdiği sürelere ilişkin müstahak olduğu özlük haklarının davacıya ödenmemesi dolayısıyla, söz konusu menfi işlemin sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığında kuşku bulunmamaktadır.
Esasen AYİM 1nci Dairesinin yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır. (AYİM.1.D.nin 22 Ekim 1991 tarih ve E.1991/1969, K.1991/2431; 9 Nisan 1996 tarih ve E.1995/1029, K.1996/293; 18 Ocak 2000 tarih ve E.1999/343, K.2000/68; 22 Şubat 2000 tarih ve E.1999/805, K.2000/203 sayılı kararları) Buna karşılık davacının, 21 Haziran - 01 Temmuz 2000 tarihleri arasında Arnavutluk/Tiranda icra edilen tatbikata seçildiği, ancak sözleşmenin iptali sebebiyle katılamadığı anlaşılmakta ise de, statü kaybının zorunlu bir sonucu bulunmayan, kesinleşmemiş, muhtemel ve beklenen bir hak niteliğindeki bu parasal kayıpla hukuka aykırı fesih arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulması mümkün değildir.
Davacının manevi tazminat istemine gelince; davacının Sözleşmesinin Yenilenmemesi işlemi Dairemizce konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı görülerek iptal edilmekle beraber; salt bu iptal kararı nedeniyle davacının bir manevi tazminata müstahak olacağını peşinen söyleyebilmeye de imkan yoktur.
Gerek Danıştayın gerekse de mahkememizin yerleşik kararlarında, yargı organlarının idareye nazaran daha geniş bir yorum ve takdir yetkisine sahip olmaları itibariyle, içtihat yoluyla, idarenin bir mevzuat hükmüne verdiği anlamı değiştirmek suretiyle, idareye ne yolda uygulama yapması gerektiğine işaret edebileceği, diğer bir deyişle mevzuat hükümlerinin idarece iyi niyetle ve ciddi surette farklı yorumlanmasından doğan ve bilahare idari yargı organınca hukuka aykırı şekilde nitelenen işlemlerden dolayı bir tazminat talebine hukukilik atfedilemeyeceği, yani bu hallerde idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmayacağı genel kabul görmüş bulunmaktadır. Kanunların yorumundaki ve olayların değerlendirilmesindeki fark nedeniyle doğan zarar olarak da nitelendirilebilen ve kimi yargı kararlarında içtihadı hata şeklinde ifadesini bulan bu istisnai hallerde, işlemin sonuçta hukuka aykırı görülmesi, aynı işlem nedeniyle bir tazminat talebine dayanak teşkil edememektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde; davacı hakkındaki sözleşmenin fesih işleminin, uzun yıllar ordu donatım sınıfı dışında tekerlekli araç tamircisi olarak çalıştırılması sonucu hastanenin Tank Sınıfında Uzman Erbaş Olamaz kararlı raporunun iyi niyetle, fakat farklı yorumlanması sonucu tesis edildiğinin, dolayısıyla ortada içtihadı hatanın söz konusu olduğunun belirlenmesi karşısında, idarenin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinden bu yöndeki talebin reddi yoluna gidilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Davacının 13 Mayıs 2000-27 Şubat 2001 tarihleri arasında ödenmeyen aylık ve özlük haklarının 13 Mayıs 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiziyle birlikte hükmen TAZMİNİNE,
2) Davacının 21 Haziran 2000-01 Temmuz 2000 tarihleri arasında icra edilen Dragon 2000 tatbikatına katılamamaktan dolayı uğradığı ileri sürülen 755 Amerikan Doları karşılığı Türk Lirası maddi zararının ödenmesine ilişkin talebinin REDDİNE,
3) Manevi tazminat talebinin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy