(5434 S. K. m. 44)
Davacının, 27.11.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 21.1.1997 tarihinde Batman İl J.Kom.Tb.K.lığı emrinde görev yaptığı sırada çıkan bir çatışma neticesinde yaralanarak malul hale geldiğini, 11.7.2001 tarihinde vazife malulü olarak emekliye ayrılmak için dilekçe verdiğini ancak Emekli Sandığı Kanununun 44 ncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen şartları taşımadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini, yasada yapılan değişikliğin vazife malulü olarak emeklilik konusundaki kazanılmış hakkını ortadan kaldırdığını, kendisiyle aynı durumda olup yasa değişikliğinden önce emeklilik talebinde bulunanların talepleri kabul edildiği halde kendisinin emekliye ayrılamadığını, bunun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek işlemin iptali ve Emekli Sandığı Kanunun 44/2 maddesi ile 4969 sayılı Kanunun 25 nci maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talebiyle dava açtığı görülmektedir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 1992 yılında Astsb.Çvş. nasbedilen davacının Ocak 1997 tarihinde çıkan bir çatışmada yaralandığı, yapılan tedavisi sonucunda GATA Sağlık Kurulunun 26.11.1998 tarihli raporuyla hakkında "B/11 F 1 Sınıfı Görevini yapamaz TSK SYY 2 No'lu Çizelgesinde (+) işaretli Sınıflardan Birinde Görevlendirilmesi Uygundur" karar verilmesi üzerine sınıf değişikliği talebinde bulunduğu ve 17.3.1999 tarihli onay ile Ordu-İkmal sınıfına geçirildiği, daha sonra 10.7.2001 tarihinde vazife malulü olarak emekliye şevkini talep ettiği, talebinin idarenin 2.10.2001 tarihli cevabi yazısıyla 15 yıllık mecburi hizmet yükümlülüğünü taşımadığından bahisle reddedildiği anlaşılmaktadır.
5434 Sayılı Kanunun 44 ncü maddesinin 1 nci Fıkrası "Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır" hükmünü amirdir.
Aynı maddenin 7 Temmuz 2001 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4699 Sayılı Kanunun 25 nci maddesi ile değişik 2 nci fıkrası ise "Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında bu kanun hükümleri uygulanmaksızın malullüklerinin mani olmadığı başka vazife veya sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur. Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerine de-mani olduğuna dair 50 nci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar" denmektedir.
Yukarıda zikredilen kanun hükümleri çerçevesinde davacının durumunu değerlendirdiğimizde; esasen hakkında malullük hükümleri uygulanarak emekliye ayrılma imkanı olan davacının bu yola başvurmayarak sınıf değişikliğini talep etmesi üzerine Ordu-İkmal Sınıfına geçirildiği, bu sırada 7.7.2001 tarih 4699 Sayılı Kanunla 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 44 ncü maddesinin 2 nci fıkrasında değişiklik yapıldığı, başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanların bu süreyi tamamlamadıkça emekliye ayrılma haklarını kullanamayacaklarının hükme bağlandığı, yasa koyucunun bu açık iradesi karşısında mecburi hizmet süresi olan 15 yılı tamamlamayan davacının, yasa değişikliğinden sonra yaptığı emeklilik müracaatının reddedildiği, idarece tesis edilen işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Davacı her ne kadar kendisiyle aynı durumda olup söz konusu değişiklikten önce vazife malulü olarak emekliye ayrılma talebinde bulunan personelin talebinin kabul edilip kendi talebinin reddedilmesinin Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, 5434 Sayılı Kanun 44/2 ve 4969 Sayılı Kanunun 25 nci maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiğini ileri sürmüş ise de; söz konusu kanun değişikliği ile eşit statüdekilere farklı uygulamalar yapılmadığı, kanunla getirilen ve halen yürürlükte bulunan yeni düzenlemelerin davacının da içinde bulunduğu ve kanunun yürürlük tarihinden sonra malulen emeklilik talebinde bulunan aynı statüdeki kişilere aynı şekilde uygulanacağı, dolayısıyla eşitlik ilkesine aykırı herhangi bir durum bulunmadığı anlaşıldığından Anayasaya aykırılık iddiasında haklılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy