(1602 S. K. m. 64)
Davacı vekili, 3 Aralık 2001 tarihinde AYİM'de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin disiplinsizlik nedeniyle TSK.lerinden ayırma işlemine tabi tutulduğunu, bu işlemin iptali için açılan ve retle sonuçlanan kararın kesinleştiğini, müvekkili hakkında Hakikate Muhalif Evrak Tanzim Etmek suçundan açılan ceza davasında atılı suçtan mahkumiyet kararının temyiz edilmesi üzerine; suç vasfının Memuriyet Görevini Kötüye Kullanmak olarak bozulmasından sonra yapılan yargılanmada mahkemece atılı suçun Memuriyet Görevini Kötüye Kullanmak suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, 4616 sayılı Kanun uyarınca davanın beş yıl süre ile kesin hükme bağlanmaksızın ertelenmesine karar verildiğini, aynı durumda olan P.Astsubay ...............görevine devam ettiğini, değişik komutanlar tarafından yorumlama farkı nedeniyle bir kısım personel Orduda görev yaparken bir kısmının da ayırmaya tabi tutulduğundan bahisle cezası ertelenen müvekkiline bir imkan tanınmasını, erteleme kararının aleyhe yorumlanamayacağını, bu nedenle yargılanmanın yenilenmesi isteminin kabulü ile AYİM. 1.D.nin 4 Nisan 2000 gün ve 1999/761 E., 2000/364 K.sayılı kararının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın iadesi konusunu düzenleyen 1602 sayılı Kanunun 64 ncü maddesi, "Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında aşağıda yazılı sebepler dolayısı ile yargılamanın iadesi istenilebilir.
a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
b) Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da yargılamanın iadesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması,
c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün kesin hüküm halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması,
d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyan ve ihbarda bulunduğunun, hükümle tahakkuk etmesi,
e) Lehine karar verilen tarafın karara etkisi olan bir hile kullanmış olması,
f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler huzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması,
g) Çekilmeye mecbur olan Başkan veya üyenin katılması ile karar verilmiş olması,
h) Tarafları ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olabilecek bir madde yokken, aynı daire veya diğer daireler yahut Daireler Kurulu tarafından evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması" hükmünü içermektedir. AYİM 1 nci Dairesince davacının TSK'den disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminin iptali için açılan davanın reddine ilişkin kararın gerekçesi sadece bir suçtan mahkumiyet kararına ya da bir suçtan mahkumiyet veya dava açılma olgusuna dayandırılmamış, Davacının hizmet safahatı boyunca aldığı disiplin cezaları ikaz ve uyarılara rağmen ıslah olmadığı, yargılandığı dava ile ilgili bilgi ve belgeler tutuklu kalmış olması karşısında eylemlerinin disiplin bakımından artık TSK. de kamu görevinin ifasını engelleyici vahamet Derecesine ulaştığı kanaatine dayandırılmıştır.
Dolayısıyla davacı vekilinin vasıf değişikliği ile ilgili ibraz ettiği mahkeme kararının davacının hukuki durumuna etki yapıcı bir mahiyeti olmadığı açıkça ortadadır ve davacının dayandığı bu belgenin 1602 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen 64 ncü maddesi bakamından yargılanmanın yenilenmesi nedeni teşkil etmediği görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davacının ileri sürdüğü ve yasal sebeplere dayanmayan yargılamanın iadesi isteminin REDDİNE
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy