(5434 S. K. m. 44) (926 S. K. m. 112)
Davacı 20.2.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; İstanbul Kasımpaşa Deniz Hastanesinden aldığı 23.2.2000 tarih ve 97 sayılı raporun Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce incelenip 1.6.2000 tarihinde adi malul olduğuna karar verildiğinin Dz.K.K.lığının 18.7.2000 tarihli yazısı ile bildirilip aynı yazı ekindeki istek formunun 2.8.2000 tarihinde tanzim ettirilmesi sonucu sınıf değişikliği işlemine tabi tutulduğunu, ancak görevine devam ederken rahatsızlığının zaman zaman nüksettiğini, bu nedenle 21.11.2001 tarihinde malulen emekliye sevkini talep ettiğini, ancak istemin reddedildiğini, bunun ise hukuka aykırı olduğunu, sınıf değişikliğinin TSK.den ayrılma hakkının saklı kalacağı düşüncesiyle yaptığını ifade ederek, emekliye sevk edilme isteminin reddine yönelik işlemin iptali istemiyle bu davayı açtığı görülmektedir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Davacının yakalandığı Psikiyatrik rahatsızlık nedeniyle Kasımpaşa Deniz Hastanesi Sağlık Kurulunun 23.2.2000 tarih ve 97 sayılı raporu ile hakkında Sınıfı görevini yapamaz kararı verildiği bu raporun T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından 1.6.2000 tarihinde incelenerek adi malul olduğuna karar verilmesi sonucu davacının 2.8.2000 tarihinde verdiği dilekçe ile sınıf değişikliği talebinde bulunduğu ve İdari astsubay sınıfına geçirilerek görevine devam ettiği, 21.11.2991 tarihinde verdiği dilekçe ile de malulen emeklilik talebinde bulunduğu, ancak yükümlülük süresini tamamlamadan emeklilik işleminin yapılamayacağından bahisle isteminin reddi üzerine söz konusu işlemin iptali istemiyle bu davanın açıldığı görülmektedir.
Konu ile ilgili yasal mevzuat incelendiğinde; 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 44 ncü madde 1 nci fıkrası; Her ne sebeple olursa olsun vücutlarında hasıl olan arizalar veya dûçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma gelen iştirakçilere (Malul) denir ve haklarında bu Kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır hükmünü amir olup, 7.7.2001 tarihinde 24455 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4699 sayılı Kanunun 25 nci maddesi ile değiştirilen 5434 sayılı Kanunun 44 ncü madde 2 nci fıkrası ise; Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında da Kanun hükümleri uygulanmaksızın malullüklerinin mani olmadığı başka vazife ve sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur. Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel Kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair 50 nci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar.
Dava konusunda davacı ile davalı idare arasındaki temel uyuşmazlık 07.07.2001 tarihli Kanun değişikliğinden önce malul hale gelen davacı açısından, malul sayılarak emekliye ayrılma istemi için bir kazanılmış hakkın var olup olmadığıdır. Bilindiği üzere idare hukuku statüler hukukudur. Statüler, koşulları önceden saptanmak suretiyle belirgin hale getirilmiş ve düzenlenmiştir. Yine bu özelliği gereği bu statülere dahil olan kişilerin önceden belirtilmiş olan koşulları kabul ettiği varsayılır ve bu statüye girdikten sonra vuku bulan olaylar, düzenlemeler, içinde bulunulan statünün koşullarına göre değerlendirilir. Öte yandan kazanılmış hak kişinin bulunduğu statüden doğan tahakkuk etmiş, kendisi yönünden kesinleşmiş, kişisel alacak niteliğine dönüşmüş kişisel haklar için söz konusudur. Davacı malul olmakla birlikte emekli olmak istememiş ve sınıf değişikliği talep etmiştir. Dolayısı ile statüsü artık bu kapsamda değerlendirilecek olan davacının statüsünde kural işlemlerle hiç bir değişiklik yapılamayacağını düşünmek mümkün değildir. Öte yandan bu uygulamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu da söylenemez. Anayasanın amaçladığı eşitlik eylemli değil; hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumları aynı, ayrı hukuksal durumları ayrı kurallara bağlı tutmakla Anayasada öngörülen eşitlik ilkesi çiğnenmeyecektir. Kişisel durumları özdeş olanlar arasında yasayla konulan kuralla değişik uygulamalar yapılması durumu somut olayda mevcut değildir.
Sonuç olarak 5434 sayılı Kanunun 44 ncü madde 2 nci fıkrasında yapılan değişiklikle oluşan yasa koyucunun açık iradesi karşısında 1993 yılı neşetli olan ve 926 sayılı Kanunun 112 nci maddesi uyarınca 15 yıllık yükümlülüğünü (mecburi hizmet süresini) tamamlamayan davacı hakkında tesis edilen işlemde ilgili yasal düzenlemelere ve hukuka aykırı bir duruma rastlanmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy