(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20, 44, 45/A) (657 S. K. m. 232, 233)
Davacı, 26.3.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 17.10.1999 tarihinde açılan Merkezi Devlet Memurluğu sınavında başarılı olarak, Gn. Kur.Bşk.lığı merkez teşkilatında Yardımcı Hizmetler kadrosuna garson olarak yerleştirildiğini, 26.7.2000 tarihinde Gazi Orduevinde yapılan mülakat sınavında da başarılı olduğunu ve Gazi Orduevi Nizamiyesinde asılan kazananlar listesinde adının yer aldığını, 600 Yataklı Mevki Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunun 25.8.2000 tarihli raporu ile hakkında "Askeri Kurumlarda Sivil Memur adayı olur" kararı verildiğini, ancak aradan uzun süre geçmesine rağmen göreve başlama tebligatı yapılmaması üzerine yaptığı şifahi başvurular sonucu, güvenlik soruşturmasının henüz tamamlanmadığı, tamamlandığında adresine tebligat yapılacağının söylendiğini, yine beklemesine karşın herhangi bir cevap verilmediğini, bu kez 10.12.2001 tarihli dilekçesi ile göreve başlatılmasını talep ettiğini, ancak 60 günlük cevap süresi içinde bu yazılı talebine de bir cevap alamadığını, dolayısıyla devlet memuru olarak atamasının yapılmaması işleminin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası, Genel Sekreterlikçe yapılan ilk inceleme sonunda, dava konusunun AYİM'nin görev alanına girmediği gerekçesiyle, görev yönünden ret kararı verilmesi talebiyle Dairemize gönderilmiş ve aşağıda belirtilen nedenlerle bu istem haklı görüldüğünden, davanın görev yönünden reddi yoluna gidilmiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluş nedeni, asker kişiler için özel bir mahkeme teşkili değil, sadece askeri hizmetin yürütülmesi için ilgili kurum ve komutanlıklarca tesis edilmiş işlem ve eylemlerin yargı denetiminde hizmetin özelliklerinin de göz önünde tutulmasını sağlamaktır. Bu nedenle mahkememizin görevi,"asker kişileri ilgilendiren" ve "askeri hizmetin yürütülmesini" teminen yapılan idari işlem ve eylemlerin denetimiyle sınırlıdır.
Anayasa'nın 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile askeri kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 20.7.1992 tarih ve 1602 sayılı Kanunun 25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinde de aynı hükme yer verilmiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin "asker kişiyi ilgilendirmesi" ve "askeri hizmete ilişkin" bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
1602 sayılı Kanunun genel gerekçesinde "Silahlı Kuvvetlerin yapısı hizmet özellikleri, astlık ve üstlük ilişkileri, 657 sayılı Kanunun 232 ve 233 ncü, Askeri Ceza Kanununun 3 ncü, A.Y.U.K.10 ncu, İç.Hiz.K.115 nci maddesi ile amaçlanan hukuki düzenlemeler de göz önüne alınarak asker kişi tanımına T.S.K.'de çalışan ve Devlet Memuru statüsünde olan sivil personel de kapsam içerisine alınmıştır ..." ve 20 nci madde gerekçesinde "Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli üniformalı asker kişilerden başka sivil memurların da asker kişi sayılmaları hizmet yönünden zorunlu görülmüştür ..." denilmek suretiyle sivil memuru "asker kişi" kavramına dahil etmiştir.
Askeri hususları düzenleyen kanunlarda "sivil memur" tanımı verilmemiştir. 657 sayılı D.M.K.göre: Devlet ve diğer kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler bu kanunun uygulanmasında memur sayılır. Ancak kişi memur sayılması için öncelikle idarenin bireysel koşul işlemi sonucunda bu statüyü kazanmış olması gerekir. Salt sınava girmek, sınavı kazanmak, subay, askeri öğrenci, sivil memur ve bunların gibi statüleri kazandırmaz.
"Asker kişi" olma şartı yanında aranan "askeri hizmet ile ilgili olma" kıstası bakımından Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin idari işlemin yargısal denetiminde görevli sayılmasında ölçüt; işlemi tesis eden makamın askeri makam olması değil, işlemin niteliğinin askeri nitelik, yani askeri hizmete ilişkinlik öğesi taşıyıp taşımadığıdır. (Fonksiyonel ölçüt).
Mahkememizce yukarıda belirtilen kriterler dikkate alınarak birlikte değerlendiğinde; davacı "asker kişi" sayılmadığından, atamanın yapılmaması "asker kişi ile ilgili" askeri idari işlem özelliği taşımadığından, askerlik yükümlülüğünden doğmuş olmasına ilişkin istisnai hükümle de ilgisi bulunmadığından; bu konudaki davanın görev yönünden reddine karar verilmesi yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu atanmanın yapılmaması işleminin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin görevi dışında olup, genel idari yargının görev alanı içinde kaldığı kanaatine ulaşılmakla, 1602 sayılı Kanunun 44 ve 45/A maddeleri uyarınca Davanın Görev Yönünden Reddine.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy