(1086 S. K. m. 187, 194)
Davacı vekili; 04 Eylül 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 21 Ağustos 1998 tarihinde askere sevk edildiğini, askerlik hizmetinin bir yılı aşkın kısmının Doğu Anadolu'nun ağır görev koşulları altında geçtiğini, 1999 yılı sonlarında sol el bileğinde ve parmaklarında başlayan kuvvet kaybı ve hissizlik şikayetleri üzerine önce bölük revirinde, daha sonra da Askeri Hastanelerde tedavi görerek terhis edildiğini, rahatsızlığının devam etmesi üzerine As. Şb. Bşk.lığınca sevk edildiği GATA Hastanesince verilen 15 Mayıs 2001 tarihli raporla hakkında "Ön boynuz hastalığı" teşhisiyle "Askerliğe Elverişli Değildir" kararı verildiğini, vazife malullüğü aylığı bağlanması talebiyle T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne yaptığı müracaatın reddedildiğini, davacının sağlam ve sağlıklı olarak başladığı askerlik hizmetini komando olarak yerine getirdiğini, maluliyetinin görev ve hizmetin etkisi ile meydana geldiği kabul edilerek aylık bağlanması gerektiğini belirterek vazife malulü aylığı bağlanması isteminin reddine ilişkin işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası, Genel Sekreterlikçe işlemleri tamamlandığından 1602 sayılı Kanunun 47 nci maddesi uyarınca karar verilmek üzere Dairemize gönderilmiştir.
Dava dosyası ile tahsis dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacının Vazife malulü aylığı bağlanması isteminin reddine ilişkin işleminin iptali istemine yönelik aynı nedenle Ankara inci İdare Mahkemesi'nde 14 Ağustos 2001 tarihinde dava açılmış olduğu,
Söz konusu davadaki iptal istemiyle bu davadaki iptal isteminin ayniyet gösterdiği, dolayısıyla iptale yönelik her iki davadaki istemin mükerrer bir mahiyet arz ettiği görülmektedir.
1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 187 ve 194 ncü maddelerinde düzenlenen "derdestlik", usule ilişkin ilk itirazlar arasında yer almakla beraber; gerek 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu, gerekse 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda bu müessese düzenlenmemiştir. Ancak, derdestlik kurumunun idari yargıda bulunmadığını söyleyebilmekte şüphesiz mümkün değildir. Derdestlik iddiasının "ayrı" mahkemeler arasında, sözgelimi AYİM Danıştay, AYİM İdare Mahkemeleri arasında olabilmesi imkan dahilinde olduğu gibi; "aynı" mahkemede açılan davalarda da olması mümkündür.
Diğer bir deyişle, derdestlik (ilk) itirazı ya da mahkemece re'sen tespiti ile yeni açılmış olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış ve görülmekte (derdest) olduğu ileri sürülür veya saptanır. Bunun üzerine yeni davanın açıldığı mahkeme, aynı davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış ve görülmekte olduğunu tespit ederse, ikinci davanın açılmamış sayılmasına karar verir (Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.III, Ankara 1982, sh.3004-3015).
Şu halde, bir davanın "derdestlik" nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilebilmesi için gerekli olan
(a) Aynı davanın iki kere açılmış olması,
(b) Birinci davanın görülmekte (derdest) olması,
(c) Birinci dava ile ikinci davanın aynı dava olması şartları, bu davada tamamen gerçekleşmiş bulunmaktadır.(Benzer konuda, Yargıtay HGK. nun 1 Temmuz 1953 gün ve 1953/89-88 E, K, Yargıtay 4 ncü HD. nin 26 Eylül 1979 gün ve 6060/10416, AYİM. 1 nci Dairesinin 17 Kasım 1998 gün ve 1998/932-925 E.,K. sayılı Kararları)
Açıklanan nedenlerle; bu dava konusunun Ankara 1 inci İdare Mahkemesi'nde kayıtlı derdest davadaki iptal istemiyle aynı olduğu anlaşılmakla, derdestlik nedeniyle DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy