(818 S. K. m. 103)
Davacı vekili, 15.3.2002 tarihinde kayda giren dilekçesinde özetle; müvekkili Uzm. Erbaş (P.Uzm.Çvş.) ..................... in uzman erbaş sözleşmesi 18.9.2001 tarihinde idare tarafından uzatılmayarak ilişiğinin kesildiği, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 16/II maddesi gereğince ödenmesi gereken tazminat, ilişik kesme tarihinde değil 20.12.2001 tarihinde ödendiği, idarenin hatalı şekilde geç ödemiş olduğu tazminata 18.9.2001-20.12.2001 tarihleri arasında yasal faiz ödenmesi gerekirken, ödenmemesi nedeniyle bu tarihler arasında ödenmesi gereken 990.000.000.-TL faizin ve bu miktarın ödenme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile beraber ödenmesini talep ve dava etmiştir. Vekil konuyu 15.3.2002 tarihli dava dilekçesi ile önce iptal dava hüviyetinde ve bilahare 18.3.2002 tarihli dava dilekçesi ile de adeta tam yargı davasına dönüşümlü bir hale getirerek davasını açmış ise de, Mahkememizin istikrarlı kararları uyarınca özlük hakları ve bağlılarının istemlerinin iptal davası formatı içinde değerlendirildiğinden, kısaca; sözleşme yenilenmeme nedeni dayalı olarak ikramiyenin geç ödenmesi nedeniyle faizinin verilmemesi işleminin iptali istemi olarak değerlendirilmiştir.
Savcılığımız görevsizlik kararı verilmesine işaret etmiş ise de, Uyuşmazlık Mahkemesinin son içtihatları uyarınca Mahkememizin görevli olduğu kabul edilmiştir.
Dava konusunun somutunda davacının sözleşmesinin yenilenmeme işlemi yapılarak 18.9.2001 tarihinde ilişiği kesilmiştir. İlişiği kesilir iken hizmet süresi ile bağıntılı olarak ikramiyesinin de derhal ödenmesi gerekmekte iken, adresinin tespit edilemediği gibi her türlü bilgi ve belge ve olanağa sahip iken böyle yapay sözde nedene dayalı olarak 3 ay gecikmeli olarak 20.12.2001 tarihinde 6.583.950.000.-TL ödemiştir.
Bilindiği üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, kısa veya uzun bir süre geçmiş olabilir. İşte faiz borçlunun böyle bir süreden faydalanması dolayısıyla alacaklıya, kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gerekli olan para miktarıdır. Faiz borcu hukuki mahiyeti itibariyle feri bir borçtur. Çünkü, faiz borcunun doğumu ve hatta kural olarak varlığı, asıl borcun doğumu ve varlığına bağlıdır. Faiz, alacağın bir bölümü olmayıp onun feri niteliğinde ve fakat ayrı bir alacaktır.
Anılan hükümde her ne kadar özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödeneceğine dair bir ibare yer almamakta ise de; faiz alacağının asıl alacağa bağlı olduğu, idarenin objektif sorumluluğu ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak davacıya geç ödenen asil alacağının haksız ve geç ödemeden kaynaklı kayıpların telafisine yönelik faiz alacağının da ödenmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak; davacının sözleşmesinin yenilenmemesi suretiyle ilişiğinin kesildiği 18.9.2001 tarihinde; hizmet süresi ile bağıntılı ikramiyesinin de ödenmesi gerekir iken, 20.12.2001 tarihinde gecikmeli 6.583.950.000.-TL(Altımilyarbeşyüzseksenüçmilyondokuzyüz ellibinlira) olarak ödendiği, bu suretle 18.9.2001-20.12.2001 tarihleri arasında (sadece bu kaderlik bir süre baz alınmıştır. Aksi halde faize yürütme anlamını içerir ki hukukumuz buna cevaz vermez.) belirtilen meblağın geç ödenmesi dolayısıyla yasal faizinin de ödenmesi gerekir iken, aksi yönde tesis edilen İŞLEMİN İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy