(Astsubay Sicil Yönetmeliği m. 5, 6, 7) (2709 S. K. m. 125/4) (1602 S. K. m. 21/2)
Davacı, 8 Nisan 2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1999 yılında 1 nci sicil üstünün şahsi kaprisleri ve kini nedeniyle kendisine düşük sicil verdiğini 2 nci sicil üstünün de ona uyduğunu belirterek sübjektif olarak verilen 1999 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil not ve kanaatlerinin iptali istemi ile dava açmıştır.
Dava dosyası ile getirtilen özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde; davacının 1994 yılından itibaren sicil almaya başladığı, genelde yükselen ortalamaları çok iyi seviyesinde mükemmele yakin olan bir sicil safahatı sergilediği, dava konusu 1999 yılı 1nci sicil üstünün verdiği sicil notunun iyi seviyesinde olduğu ve olumlu kanaat belirtildiği, 2 nci sicil üstünün verdiği sicil notunun çok iyi seviyesine yakın olduğu ve kanaat belirtmediği, bu dönem içerisinde 15.4.1999 tarihinde 1 nci sicil üstü tarafından takdir edildiği, bu dönem içerisinde ceza ve ikaza muhatap olmadığı, meslek hayati boyunca yirminin üzerinde takdir ve 2 adet şerit rozeti ile takdir edildiği, hakkında herhangi bir ceza ve ikazın bulunmadığı, ayrıca, 13.8.1999 tarihinde K.K.K.lığı Kuvvet Sicil Değerlendirme Kurulunca 1999 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notunun objektif verilmediği ve sicil safahatıyla uyumlu bulunmadığı gerekçesiyle sicilin iptaline oybirliği ile karar verildiği, ancak komuta kademesi tarafından onaylanmadığı görülmektedir.
Astsubay sicillerinin hangi esas ve şekillere göre düzenleneceğini belirleyen Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 5 nci maddesine göre özetle; sicil üstlerinin emri altındakilere sicil düzenlerken, sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmeleri gereklidir. Zira Türk Silahlı Kuvvetlerinde bir üst rütbeye yükselme, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerde personel sicilleri büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle sicil amirleri üstlük ve komutanlığın en önemli özel yetkilerinden olan sicil verme yetkisini kullanırken, mutlaka objektif olmaları gereklidir. Ayrıca her ne kadar sicil işlemlerinin idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubunda olması ve T.C.Anayasasının 125/4 ve 1602 Sayılı Kanunun 21/2 nci maddesinde belirtildiği üzere, takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği göz önünde tutulsa da kamu yararına açıkça aykırı düsen ya da takdir yetkisinin bariz bir biçimde yanlış kullanıldığının anlaşılması halinde idarenin sicil düzenleme konusundaki takdir yetkisi de denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerinde takdir yetkisinin kullanılmasındaki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek şekilde göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü izah eden makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi halidir.
Yukarıda getirilen ölçütler ile dava konusu sicil işlemi değerlendirildiğinde; 1999 yılı sicil döneminde 1 ve 2 nci sicil üstlerinin, davacının genel sicil eğilimine ve diğer sicil dönemlerine ait sicil notlarına göre düşük sicil notu takdir ettikleri, iptale konu sicil notları hariç davacının yüksek bir sicil eğilim ve safahatına sahip olduğu, 1999 yılı sicil dönemi sicil notlarının ani ve açık bir düşüş gösterdiği, bu döneme ait sicil notlarına benzer veya yakın başka sicil notunun bulunmadığı, düşüşü açıklayacak herhangi bir somut olay ve belgenin bulunmadığı, 1999 yılı 1 ve 2 nci sicil üstleri tarafından takdir yetkisinin objektif kullanılmadığı, hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle,
1999 yılı sicil işleminin İPTALİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy