(5434 S. K. m. 44, 45)
Davacı vekili, 19.4.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 13.12.1999 tarihinde teröristlerle çıkan bir çatışmada yaralandığını, yapılan tedavilere rağmen GATA nın 31.7.2000 tarihli raporuyla sınıfı görevini yapamaz kararı verildiğini, Em. Sandığınca 9.4.2001 tarihinde vazife malulü kararı verildiğini, müvekkilinin 20.3.2002 tarihinde vazife malulü olarak emekliye ayrılma isteminin K.lığın 29.3.2002 tarihli cevabi ile reddedildiğini, Em. Sandığı Kanununun 44/2 nci maddesinde yapılan değişikliğin müvekkiline uygulanmaması gerektiğini, müvekkilinin kazanılmış hakkı olduğunu, Kanunun yayınlandığı tarihte yürürlüğe gireceğini, bu değişikliğin 7.7.2001 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce 9.4.2001 tarihinde vazife malullüğüne hak kazanmış olduğunu, müvekkilinin doğrudan bu hakkını kullanmak yerine sınıf değişikliğini tercih ettiğini, değişen şartları nedeniyle emeklilik hakkını şimdi kullanmak istediğini, vazife malulü olarak emekli edilme isteminin reddine ilişkin işlemin hukuka ayıkırı olduğunu, hukuka aykırı olan bu işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasından yapılan incelemede davacının 30.8.1998 tarihinde P.Astsb. Çvş.luğa nasbedildigi, 13.12.1999 tarihinde Tuncelide bir iç güvenlik operasyonunda teröristlerle çıkan çatışmada vurularak yaralandığı, yapılan tedavileri takiben hakkında GATA nın 31.7.2000 tarih ve 5410 sayılı raporu ile Ateşli silah yaralanmasına bağlı... tanısıyla B/45 F 10 Sınıfı görevini yapamaz. TSK. SYY.nın 2 nolu çizelgesinde (+) işaretli sınıflarda görevlendirilmesi uygundur... kararı verildiği, davacının durumunun incelenerek Emekli Sandığı Sağlık Kurulunun 9.4.2001 tarih ve 263 sayılı kararı ile Raporundaki Arızalardan Vazife Malulüdür... denilerek vazife malulü olduğuna karar verdiği, KKK. lığının 11.5.2001 tarihli emriyle davacıdan yeniden sınıflandırma istiyorsa dilekçe vermesinin istendiği, davacının 11.5.2001 tarihli dilekçesiyle yeniden sınıflandırılmayı talep ettiği, KKK. lığınca 11.7.2001 tarihinde Personel sınıfına geçirildiği ve 18.7.2001 tarihinde yeni sınıfına göre atamasının yapıldığı, bu arada T.C.Emekli Sandığı Kanununun 44 ncü maddesinin 2 nci fıkrasının 7.7.2001 tarih ve 24455 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 28.6.2001 tarih ve 4699 sayılı Kanunla değiştirildiği, davacı vekilinin 20.3.2002 tarihinde KKK. lığına dilekçeyle müracaat ederek davacının vazife malulü olarak emekliye ayrılması isteminde bulunduğu, bu istemin KKK. lığının 29.3.2002 tarihli cevabıyla, Em. Sandığı Kanununun 44 ncü maddesi 2 nci fıkradaki değişiklik gerekçe gösterilerek reddedildiği, davacının da vekili marifetiyle süresi içinde olarak bu davayı açtığı görülmektedir.
5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanununun Malullük başlığı altında düzenlenen 44 ncü maddesi değişiklikten önce; Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarından hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (Malul) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır.
Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında bu Kanun hükümleri uygulanmaksızın malullüklerinin mani olmadığı başka vazife (veya) sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur. Ancak, bu şekilde başka vazife veya sınıflara nakledilenlerden, bu vazifeleri esnasında çeşitli nedenlerle özel kanunlara göre yeniden yükümlülük süresine tabi olanlar; bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair 50 nci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanmazlar.
Talim, manevra, seferberlik veya harp dolayısıyla vazifeleriyle ilgileri kesilmeksizin silah altına alınan iştirakçilerin adi ve vazife malullüklerinin asıl vazifelerinin yapmaya mani olmadığı hallerde haklarında malullük hükümleri uygulanmaz. hükmünü amir iken, 07 Temmuz 2001 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile TC. Emekli Sandığı Kanunda değişiklik yapılmasına dair 4699 sayılı Kanunun 25 nci maddesi ile TC. Emekli Sandığı Kanununun 44 ncü maddesinin 2 nci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında bu Kanun hükümleri uygulanmaksızın malullüklerinin mani olmadığı başka vazife ve sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur. Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel Kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamladıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair 50 nci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar.
Aynı Kanunun 45 nci maddesi, 44 maddede yazılı malullük;
a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa,
b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa,
c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla)
ç) Fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde işe başlamadan evvel, iş sırasında veya işi bitirdikten sonra o iş yerinde husule gelen ve yine o iş yerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa;
Buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malulü denir hükümlerini içermektedir.
Belirtilen Kanun maddeleri ışığında dava konumuza döndüğümüzde, davacının vazife malulü olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının vazife malulü olduğu bu konuda yetkili kurum olan Emekli Sandığınca kabul edilmiştir.
Uyuşmazlık, davacı hakkında Em. Sandığı Kanununun 44 ncü maddesi 2 nci fıkrasının 7.7.2001 tarihinde yürürlüğe giren değişik maddesinin mi yoksa önceki halinin mi uygulanacağı konusunda düğümlenmektedir.
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 44 ncü maddesinin 2 nci fıkrasında değişiklik yapan 4699 sayılı Kanun 7.7.2001 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak, yayınlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir. O halde bu tarihte yürürlüğe girdiğine göre bu tarihten itibaren ilgililer hakkında hüküm doğuracağında şüphe bulunmamaktadır. Davacının yeniden sınıflandırma işlemi 11.7.2001de yapılmış, 18.7.2001de yeni sınıfına uygun ataması yapılmıştır. Yani davacı en geç bu tarihte sınıfının değiştirildiğini öğrenmiştir. Kanun değişikliği ise 7.7.2001 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Davacının usulüne uygun yayınlanan bir Kanundan haberdar olmadığını kabul etmek mümkün değildir. Davacı sınıfının değiştiğinden ve ilgili Kanun maddesinin değiştiğinden haberdar olmasına rağmen yeni düzenlemeyi kabullenmiş, ancak aradan bir yıla yakın bir süre geçtikten sonra 20.3.2002 tarihinde vazife maluliyetinden emeklilik talebinde bulunmuştur. Burada davacının seçim hakkını kullanamadığını, istediği zaman emekli olabileceği zannıyla hareket ettiğini kabul etmeye olanak bulunmamaktadır. Davacı vekili ikinci dilekçesinde davacının bu kanun değişikliğinden önce 9.4.2001 tarihinde Emekli Sandığınca vazife malulü kabul edildiğini, bu nedenle yeni düzenleme karşısında müktesep hakki bulunduğunu, Kanunun önceki halindeki gibi istediği zaman emeklilik hakkını kullanabileceğini iddia etmiştir.
Burada çözümlenmesi gereken husus, davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü üzere, yapılan yasa değişikliklerinin kişilerin statülerinde bir değişiklik getirip getiremeyeceğinin tespitidir. Diğer bir deyişle, evvelce yürürlükte olan hükümlere göre bir şahıs lehine tesis edilen işlemlerin artık o birey için kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bilindiği üzere, temelde asli bir yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulan yasa ile bağlı bir yetkiyle çıkarılan tüzük, yönetmelik, kararname gibi yürütmenin genel düzenleyici işlemlerini içeren kural işlemler, nesnel ve genel hukuksal durumlar yaratırken düzenledikleri konularda statü oluştururlar. Kişilerin bu statülere alınmaları özel ve kişisel bir işlemle (şart işlemle) olanaklıdır. Nesnel ve genel hukuksal durumun bu şart işlemle özel hukuksal duruma dönüşmesi kazanılmış hak yönünden yeterli değildir. Nitekim bir kişinin memur ya da emeklilik statüsüne sokulması, bu statüde hiçbir halde değişiklik yapılmayacağı anlamına gelmez. Kural işlemler her zaman değiştirilebilir ya da yargı organları tarafından Anayasaya veya yasaya aykırı görülerek iptal edilebilir. Kural işlemin değişmesi ya da ortadan kaldırılması, ona bağlı kişi ile ilgili şart işlemi de etkiler. Bu durumda ilerisi için kazanılmış haktan söz edilemez. Ancak kişi, yeni kural tasarrufa göre oluşan statüde yerini alır. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan (maaş gibi) tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş, kişisel alacak niteliğine dönüşmüş kişisel haklar için söz konusudur. (Anys.Mah.12.12.1983 gün ve 1983/11 E., 1983/48 K.; AYİM Daireler Krl.nun 3.6.1999 gün ve 1999/11 E., 1999/92 K.sayılı kararları)
Davacının vazife malulü olarak kabul edildiği sırada yürürlükte olan mevzuata göre emeklilik hakkını kullanmayıp, sınıf değişikliğini tercih etmesinin, ilgili mevzuatta daha sonra yapılan yasa değişikliği sonucunda değişik yasa maddesinin emekli olma hakkı tanımaması karşısında, kazanılmış hak oluşturmayacağı kabul edilmiştir.
Davacının yetkili olan Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce vazife malulü olarak kabul edildikten sonra seçimlik hakkını sınıf değişikliği yönünde kullanmasının hemen arkasından yapılan yasa değişikliğinden bir yıl kadar sonra vazife malulü olarak emekliye ayrılma isteminin yeni düzenlemenin gereği olarak davalı idarece reddedilmesi işleminde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan bütün bu nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy