(1602 S. K. m. 42)
Davacının 4.10.2002 tarihli dava dilekçesi AYİM. 1nci Dairesinin 6.11.2002 tarih ve 2002/1639-1465 sayılı kararıyla reddedilmiş, davacı süresi içinde verdiği 25 Kasım 2002 tarihinde kayda giren yenileme dilekçesinde özetle; 17 Mayıs 2002 tarihli atama emri ile Side Jandarma Özel Eğitim Merkezi Komutanlığı emrine atandığını 01 Temmuz 2002 tarihinde görevine katıldığını 15 Ağustos 2002 tarihinde temin ettiği personel kadro listesinden Side J. Özel Eğt. Mrk. K. lığı kadroları arasında J.Mly. Astsb.Kd.Bçvs. kadrosu bulunmadığını, J.Mly.Astsb. Bçvs. kadrosuna atanmış olduğunu öğrenip rütbesine ve sınıfına uygun bir kadroya atanması için K.liga müracaat ettiğini isteminin gerekçesiz reddedildiğini, hakkında hukuka aykırı olarak tesis edilen sınıf ve rütbesine uygun kadroya atandırılmama işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava ve özlük dosyasının incelenmesinde; davacının Jandarma Genel Komutanlığının 17 Mayıs 2002 tarihli atama emriyle Side J. Özel Eğt. Mrk. K. lığına atandığı, anılan komutanlık kadrolarında üç (3) adet J.Mly. Astsb. Bçvs. Kadrosunun bulunduğu, J. Mly. Astsb. Kd.Bçvş. kadrosunun yer almadığı, davacının 20.8.2002 tarihli dilekçesi ile davalı idareye başvurarak, atanma istek formunda çocukların okul durumu nedeniyle birinci sırada Ankara garnizonuna atanma istediğinde bulunduğunu, atandığı Side J.Özel Eğt.Mrk. K.lığında rütbesine uygun bir kadro olmadığını beyanla aile bütünlüğünün sağlanması için atanmasının yapılmasını istediği, J.Gen. K.lığının 9.9.2002 tarihli cevabi yazısı ile davacının isteğinin uygun görülmediğinin bildirildiği, davacının 2.1.2003 tarihinde emekliye ayrılmak için dilekçe verdiği ve bu istemi uygun görülerek 30.01.2003 tarihinde emekli olarak TSK. den ilişiğinin kesildiği görülmektedir.
Davacının kendi isteği ile 30.1.2003 tarihi itibari ile emekli statüsüne geçmesi ile dava konusu, uygun kadroya atama yapılması isteminin reddine ilişkin işlem yürürlükte bulunan ve hukuki sonuçlarını devam ettiren bir idari işlem olma niteliğini kaybetmiştir. Böylece dava konusu uyuşmazlıkta ortadan kalkmış bulunmaktadır.
Başsavcılıkça, davacının bu davada 1602 sayılı Kanunun 42nci maddesi uyarınca önce iptal davası açma yolunu tercih ettiği, iptal davasının sonuçlanmasını müteakip yasal süresi içinde tam yargı davası açıp açmamanın davacının takdirinde ve yetkisinde olduğu, dava esastan görüşülerek davanın kabulüne karar verilecek olursa, davacının işlem sebebiyle manevi tazminat davası açma olasılığının devam edeceği, davacının güncel menfaatinin kalmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi halinde ise davacının manevi tazminat davası açma olasılığı ortadan kalkmış olacağı ve bu durum yasa koyucunun amacına aykırı düşeceğinden, davalı idarenin bu yöndeki isteminin reddine karar verilip davanın esastan ele alınmasının gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
602 Sayılı Kanunun 42nci maddesi incelendiğinde davacı şayet dava konusu atama işlemi nedeniyle maddi veya manevi zarara uğramış ise bu konuda dava açabilmesi için mutlaka bu davanın esastan görüşülerek karara bağlanması zorunluluğu bulunmadığı, atama yapılması isteminin reddine ilişkin işlemin hukuka uygunluğunu veya aykırılığını esastan tespit etmeyen nitelikte bir karar verildiği takdirde de davacının bu kararın tebliğinden sonra 42nci maddede öngörülen süre içerisinde dava konusu yaptığı atama işleminin hukuka aykırı olarak tesis edildiğini bu nedenle maddi veya manevi zarara uğradığını beyanla tazminat davası açabileceği dikkate alınarak bu görüşe itibar edilmemiş ve dava esastan incelenmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; konusu kalmayan uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine YER OLMADIĞINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy