(1602 S. K. m. 64) (765 S. K. m. 460) (657 S. K. m. 125, 131)
Davacı vekili 2.9.2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kütahya Hisarcık Askerlik Şubesinde görevli Devlet Memuru iken amire hakaret ve amire fiilen taarruz suçlarından aldığı mahkumiyet nedeniyle Devlet Memurluğundan çıkartıldığını, AYİM nezdinde açtığı davanın 1 nci Dairenin 23.10.2001 tarihli kararıyla reddedildiğini, ancak Askeri Mahkemenin mahkumiyet kararının Askeri Yargıtayca bozulduğunu ve görevli olan Hisarcık Sulh Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacının eylemlerinin oluşturduğu adiyen müessir fiil suçundan kamu davasının ortadan kaldırılmasına ve sövme (hakaret) suçundan kamu davasının düşmesine karar verildiğini, böylece memurluktan çıkartılma işlemine dayanak mahkumiyetin ortadan kalktığını, eylemin amire karşı işlenmediğini, böylece işlemin dayanaksız kaldığını yargılamanın yenilenmesi isteminin kabul edilerek AYİM 1 nci Dairesinin 23.10.2001 tarihli kararının kaldırılmasına ve işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bilindiği gibi, yargılamanın iadesi nedenleri 1602 sayılı AYİM. Kanununun 64 ncü maddesinde tahdidi olarak belirtilmiştir.
Bu bakımdan yasada belirtilen nedenlerden başka bir nedenle yargılamanın iadesi yoluna başvurulamaz.
1602 sayılı Yasanın 64 ncü maddesinde tek tek belirtilmiş olan yargılamanın iadesini mümkün kılan nedenler şunlardır.
a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebepte elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması;
b) Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da yargılamanın iadesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması;
c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün kesin hüküm halini alan bir kararla bozularak kalkması;
d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyan ve ihbarda bulunduğunun, hükümle tahakkuk etmesi,
e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması;
f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler huzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması;
g) Çekilmeye mecbur olan Başkan veya üyenin katılması ile karar verilmiş olması;
h) Tarafları ve sebebi ayni olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir karar verilmesine sebep olabilecek bir madde yokken, aynı Daire veya diğer Daireler yahut Daireler Kurulu tarafından evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması.
Dava dosyasından yapılan incelemede davacının Kütahya Askerlik Şubesi Başkanlığında Devlet Memuru olarak görevli iken 8.7.2000 tarihinde işlediği amire hakaret ve amire fiilen taarruz suçlarından yargılandığı ve 1 nci Tak.Hv.Kuv.K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.11.2000 tarih ve 2000/793-524 sayılı kararıyla atili suçlardan neticeten 7 ay 15 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, bu arada davacının Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 9.1.2001 tarih ve 2001/2 sayılı kararı ile Amire fiilen tecavüzde bulunmaktan 657 sayılı DMK. 125/E (f) maddesi uyarınca Devlet Memurluğundan çıkarılmasına karar verildiği, bu karar uyarınca 25.1.2001 tarihinde ilişiğinin kesildiği, 23.3.2001 tarihinde bu islemiş iptali istemiyle açtığı davanın AYİM 1 nci Dairesinin 23.10.2001 tarih ve 2001/518-1135 Esas ve Karar sayılı kararıyla reddedildiği, Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 24.4.2001 tarih ve 2001/3003-318 sayılı ilamıyla davacının amiri olan Askerlik Şubesi Başkanının yattığı yere sabaha karşı giderek uyandırdığı ve konuşmaları neticesinde hakaret ederek gözüne yumrukla vurduğunu maddi vakıa olarak kabul ettiği, ancak davacının devlet memuru olması, olayın mesai saatleri dışında cereyan etmesi sebebiyle olay esnasında davacı ile mağdur arasında bir hizmet ilişkisi olmadığından kararın görev yönünden bozulmasına karar verildiği, Askeri Mahkemenin 8.8.2001 tarihli kararıyla bu ilam doğrultusunda görevsizlik kararı verdiği, görevli olan Hisarcık Sulh Ceza Mahkemesinin 12.2.2002 tarih ve 2001/ 56 Esas, 2002/20 karar sayılı kararıyla mağdurun şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle davacının Askerlik Şubesi Başkanına vurması eylemiyle oluşan etkili eylem suçunda TCK. nun 460 ncı maddesi uyarınca kamu davasının ortadan kaldırılmasına, Askerlik Şubesi Başkanının küfretmesi eylemiyle oluşan sövme suçunda TCK.nun 489ncu maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, kararın davacıya tebliğ edilmediği, davacının bu kararı mahkemeye gittiğinde 2.8.2002 tarihinde öğrendiği ve 3 aylık yasal süresi içinde vekili marifetiyle yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğu görülmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125 nci maddesinin Devlet Memurluğundan Çıkarma alt başlıklı E bendinde Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezasını gerektiren FİİL ve HALLER şunlardır. denildikten sora (f) alt bendinde Amirine ve mahiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak hükmüne yer verilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 131 nci maddesi; Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktirmez.
Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz. hükmünü amirdir.
Belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde davacının durumunu değerlendirdiğimizde 657 sayılı Kanunun 125 maddesi 1 nci fıkra E bendi (f) alt bendinde Devlet Memurluğundan çıkarılma işlemi için Amirlerine ve mahiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmanın yeterli görüldüğü, aynı Kanunun 131 nci maddesine göre ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlamanın disiplin kovuşturmasını geciktirmeyeceği, memurun ceza kanununa göre mahkum olmamasının disiplin cezasının uygulanmasına engel olmayacağının belirtildiği, davacının amiri olan Askerlik Şubesi Başkanının yanına geceleyin gidip uykusundan kaldırıp konuşurken küfür ettiği ve vurarak iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanmasına yol açtığı, olay sırasında hizmet bağı olmaması nedeniyle ceza yargılaması açısından verilen görevsizlik kararı neticesinde, mağdurun da şikayetten vazgeçmesi üzerine verilen ortadan kaldırma ve düşme kararlarının, maddi vakıayı ortadan kaldırmayacağı 657 sayılı Kanunun bu konuda Memuriyetten çıkarılma işleminin tesisi için mahkumiyet aramadığı olayın vuku bulmasını yeterli saydığı ve somut olayda amire fiilen taarruzun ve hakaretin gerçekleştiği konusunda bir şüphe bulunmadığı, bu nedenle Hisarcık Sulh Ceza Mahkemesinin davacı hakkındaki söz konusu kararının yargılamanın yenilenmesini gerektirecek bir nitelik taşımadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan bütün bu nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun YARGILAMANIN İADESİ İSTEMİNİN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy