(5434 S. K. m. 44, 45, 48, 56)
Davacı vekilleri, 28 Haziran 2002 tarihinde AYİM de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin askerlik hizmetini yaparken memleketinde izinli olduğu sırada kaza ile av tüfeğinin ateşlenmesi neticesinde vurularak yaralandığını, malul hale geldiğini, müvekkillerine vazife malullüğü aylığı bağlanması gerekirken bağlanmadığını, müvekkillerinin eylemleri bir suçu oluşturmadığı için, aylık bağlanmaması işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek, müvekkillerine vazife malullüğü aylığı bağlanması isteminin reddine ilişkin işleminin iptalini talep ve dava etmişlerdir.
Dava dosyası ile tahsis dosyasında bulunan belgelerin incelenmesi neticesinde; Kayseri 2 nci Hava İkmal Bakim Merkez Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapan davacının, izinli iken 21 Temmuz 1999 günü babasına ait ruhsatsız av tüfeğini ateşleyerek kendisini yaraladığı, Hv. K. K.lığı Askeri Savcılığınca yapılan soruşturma sonucunda verilen 26 Mart 2001 gün ve 2000/35 E. K. sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararında davacının içinde bulunduğu bunalım sebebiyle intihar kastıyla kendisini silahla vurduğunun belirtildiği, yaralanma neticesinde yapılan tedaviler sonucu GATA Askeri Hastanesinin 3 Şubat 2000 gün ve 1149 sayılı Raporu ile hakkında askerliğe elverişli değildir kararı verildiği ve bu rapor üzerine terhis edildiği, davacının 16 Eylül 2000 tarihinde davalı Kuruma başvurarak kendisine vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından davacının eyleminin 5434 Sayılı Kanunun 48/ç kapsamında olması nedeniyle kendisine vazife malullüğü aylığı bağlanmasının mümkün olmadığının 11 Nisan 2001 tarihli yazı ile bildirildiği, bu yazının tebliğine ilişkin belge olmamakla beraber davacının bu red işlemini içeren yazıdan bahsederek durumunun tekrar değerlendirilmesi istemiyle bu kez 30 Mayıs 2001 tarihli dilekçe ile ikinci kez başvurduğu, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından daha önceki red işleminden ve bu yazının 11 Nisan 2001 tarihinde kendisine gönderildiğinden bahsedilerek 12 Haziran 2002 tarihli bir yanıt verildiği, davacının da bu kez vekilleri marifetiyle 28 Haziran 2002 tarihinde iş bu davayı ikame ettikleri anlaşılmıştır. Malullük ve vazife malullüğü konuları 5434 Sayılı Kanunun 44 ve 45 nci maddelerinde düzenlenmiştir. 5434 Sayılı Kanunun 44 ncü maddesine göre her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma gelen iştirakçilere malul denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. Vazife malullüğü konusunu düzenleyen aynı Kanunun 45 nci maddesinde de 44 ncü maddede yazılı malullüğün iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olması veya vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken bu işlerden doğmuş olması halinde buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malulü deneceği belirtilmiştir.
5434 Sayılı Yasanın 56 ncı maddesinde ise, muvazzaf ve gönüllü erlerin, iştirakçi olmadıkları halde silah altında bulundukları esnada, celp ve terhislerinde, sevkleri sırasında maluliyete uğramaları halinde vazife malulü aylığı bağlanabileceği hüküm altına alınmıştır. 45 nci maddede de malullüğün vazife malullüğü sayılabilmesi için vazifenin yapıldığı şırada ve vazifenin etkisiyle meydana gelmesi şartı getirilmiştir.
Aynı Yasanın 48 nci maddesinde ise; vazife malullüğünün geçerliliği için malullümün keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan; kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan; yasak fiilleri yapmaktan; intihara teşebbüsten; her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından doğmamış bulunması şartı hüküm altına alınmıştır.
Belirtilen yasal düzenleme dikkate alınarak davacının durumu tekrar değerlendirildiğinde; kendisine vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı, zira; davacının malul hale gelmesine neden olan olayın, tahsis dosyasındaki Hv. K.K.lığı As.Sav.nın 26 Mart 2001 tarih ve 2001/35 Esas sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına ilişkin Kararında açıkça belirtildiği üzere, davacının malul hale gelmesine neden olan olayın davacının ... girmiş olduğu bunalım sebebiyle kendisine bilinçli olarak silahla ateş etmek suretiyle kendisini yaralaması neticesinde meydana geldiği, aynı kararda davacının kendisini askerliğe elverişsiz hale getirmek kastıyla hareket etmediği de belirtildiğinden davacının intihar kastıyla kendisini vurduğunun anlaşıldığı, intihar kastıyla davacının kendisini silahla vurmasının ise 5434 sayılı Kanunun 48 nci maddesinde sayılan durumlardan olup, davacının vazife malulü sayılmasına engel teşkil ettiği, bu nedenle davalı Kurum tarafından davacıya vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin hukuka uygun bulunduğu vicdani kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy