(Astsubay Sicil Yönetmeliği m. 60/a, 60/b, 60/c, 61) (926 S. K. m. 94/b)
Davacı vekili, 7 Mart 2003 tarihinde Denizli İdare Mahkemesine verilip 11 Mart 2003 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesi ile 12 Haziran 2003 tarihinde kayda geçen cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin borçlanma nedeninden dolayı almış olduğu disiplin cezalarından başka cezasının bulunmadığını, borçlanma olayının TSKnin bütün kademe ve birimlerinde olduğunu, periyodik olarak ceza verildiğini, borçlanma düzeyinin resen emekliliği gerektirecek düzeyde olmadığını, idari ve cezai tedbirlerin ağırlaştırılarak sırasıyla uygulanmasının gerektiğini, çocuğunun rahatsızlığının da müvekkilin borçlanma nedenleri arasında olduğunu belirterek müvekkili hakkında tesis edilen resen ayırma işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin yürütmenin durdurulması talebi, AYİM. 1 nci Dairesinin 15 Nisan 2003 gün ve Gensek No: 2003/401, Esas No: 2003/590 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava ve özlük dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; 30.08.1994 tarihinde Astsubaylığa naspedilip son rütbesi Üstçavuşluğa 2000 yılında terfi eden davacının sicil safahatının iyi seviyesinde ve olumsuz kanaatler şeklinde seyrettiği, aşırı derecede borçlanmaktan dolayı 30.01.1996 tarihinde (4) gün, 09.08.1996 tarihinde (3) gün oda hapsi, 03.11.1998, 16.02.1999, 06.09.2000 tarihlerinde uyarı, 07.12.2000 tarihinde (5) gün göz hapsi, 16.02.2001 tarihinde uyarı, 16.03.2001 tarihinde (7) gün izinsizlik, 20.06.2001 tarihinde (5) gün oda hapsi, 21.03.2002 tarihinde uyarı cezaları ile 19.09.2002 tarihinde de lojman yönetim kurulunda görev yapmakta iken yönetime ait paranın ilgili kişi ve hesaplara ödenmeyerek tarafından kullanılması nedeniyle (14) gün göz hapsi cezası ile cezalandırıldığı, Çanakkale 2 nci İcra Müdürlüğünün 1998/265 T.,1998/2479T, 2000/3788, 2001/3568, 2002/211 sayılı dosyaları ile toplam 3.205.502.947 TL borçtan dolayı icra takibi ve hacze maruz kaldığı, birlik personelinin de katkılarıyla ödenen borç miktarının 3.560.600.000 TL, bir kısmı bilinmemekle birlikte devam eden borç miktarının ise 6.177.250.000 TL olduğu, müteaddit kereler ceza ve ikazlara rağmen borçlarını kapatmadığı gibi bazen artışlar gözlendiği; Çanakkale İcra Mahkemesinin E.2001/768, K.2002/106 sayılı kararıyla verilmiş 10 gün hafif hapis cezasından dolayı hakkında yakalama müzekkeresi çıkarıldığı, meslek hayati boyunca toplam dört adet takdirle taltif edildiği, 26.09.2002 tarihinde sıralı sicil üstlerince Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 inci maddesi (a), (b) ve (c) bentleri uyarınca disiplin bozucu hareketlerde bulunması hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi ve aşırı derecede borçlanmaya düşkün olması nedeniyle Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir sicilinin düzenlendigi, gerekli prosedüre uyularak alınan resen ayırma kararının 06 Ocak 2003 tarihinde MSB. tarafından onaylanarak ayırma işleminin tesis edildiği görülmektedir.
Öncelikle dava konusu olay ile ilgili mevzuat incelendiğinde; 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 94/b madde ve fıkrası ile Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 ve 61 nci maddelerinin bu konuyu düzenlediği görülmektedir. 926 sayılı Kanunun 94/b maddesinde disiplinsizlik ve ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı hükümlerinin uygulanacağı bildirilmiş, bu sebeplerin neler olduğu, bunlar hakkında yapılacak işlemlerin şekil ve zamanının Astsubay Sicil Yönetmeliğinde hüküm altına alınacağı yazılmıştır. Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 ıncı maddesinde disiplin bozucu hareketlerde bulunan, ikaz ve cezaya rağmen ıslah olmayan, hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini düzenleyemeyen, aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara ve borçlanmaya düşkün olan, Silahlı Kuvvetlerin itibarini sarsacak derecede ahlak dişi hareketlerde bulunan, tutum ve davranışları ile yasadışı bölücü, yıkıcı, irticai ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu nedenle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları bulunduğu rütbeye veya bir önceki rütbesine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyen astsubaylar hakkında hizmet sürelerine bakılmaksızın emekli işlemi yapılacağı belirtilmiştir. Yönetmeliğin 61 nci maddesi de ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince ya da Personel Başkanlıklarınca başlatılması halinde izlenecek prosedürü düzenlemiştir. Buna göre kısaca sıralı sicil üstlerince Silahlı Kuvvetlerde kalmasının uygun olmayacağı düşünülen personelin durumunun Kuvvet veya J.Gn. K.lığlarında maddede sayılan kişilerin katılmasıyla oluşturulacak bir komisyonda görüşüleceği, bu kararın komutanın onayına sunulacağı, onayı müteakip G.Başkanının Yüksek Askeri Şuraya girip girmeme konusunda tasvibinin alınacağı, Askeri Şuraya girmesinin uygun bulunmaması halinde ilgili komutanlıkça daha önce verilen karara göre işlem yapılacağı hükmü getirilmiştir.
Bu gibi işlemlerde işlemin konu, sebep ve maksat unsuru bakımından hukuka uyarlı olup olmadığı özellikle önem arz etmektedir. Zira zikredilen TSK.den ayırma sebepleri birtakım soyut kurallar şeklindedir. Bunların ne şekilde uygulandığı, idarenin bu konudaki hareket tarzının kamu yararının öncelikli düşünülerek dikkate alınıp alınmadığı, kamu yararı ile kişilerin yararının dengelenip dengelenmediği önem arz etmektedir. İdareye bu şekil bir yetki kendi kuralları ile bağdaşmayan, menfi bir takım düşünce ve hareketleri ile kamu gücünü kullanması sakıncalı sayılan kişilerin kurum içinde bırakılmaması ve bu tür kişilerin hizmet içinde yer almasının önlenmesi maksadı ile tanınmıştır. Hal böyle olunca Davacının yaptıkları ile, hakkında bu tür kanaati uyandırıp kamu hizmetinde ve kamu gücünü kullanmasında sakıncalı bir durum olup olmadığının saptanmasının gerekeceği anlaşılmaktadır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin konu ile ilgili çeşitli, müstakar ilamlarında da belirtildiği gibi disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma işleminin uygulanabilmesi için ilgilinin disiplin durumunun vahamet derecesi itibarıyla artık TSK.de görev yapmayı engelleyici nicelik ve nitelikte bulunması, personelin bu disiplin durumuyla bu kamu hizmetini devam ettiremeyecek hale gelmiş olması gerekmektedir.
Belirtilen mevzuat ve açıklamalar ışığında dava konusuna tekrar dönüldüğünde; davacının daha mesleğe başlangıcının ikinci yılı olan 1996 yılından itibaren Aşırı derecede borçlanmasından dolayı disiplin cezaları ile ikazlara maruz kaldığı ve aşırı derecede borçlanmaya devam ettiği, borç miktarının bazen düşmesine karşın bazen artış gösterdiği uzun bir süre takip edilip borçlarını kapatması için gerekli zaman tanındığı, aksi halde ayırma işlemine tabi tutulacağı bildirilmesine ve kendisinin de yapılacak işleme rıza göstereceğini belirtmesine rağmen hakkında olumlu sonuç alınamadığı, borçlanmayı itiyat hale getirdiğinin anlaşıldığı, böbrek hastası olan 1998 yılı doğumlu çocuğunun her türlü sağlık giderlerinin (sevk halinde yol paraları dahil) devlet tarafından karşılandığı, davacının aşırı derecede borçlanmaya düşkün olması bunu Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60/c maddesine 13 Haziran 2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan yönetmelik değişikliği ile eklenen, nafaka, trafik kazası, doğal afet, personelin öngöremeyeceği şekilde ülke genelinde yaşanan olağanüstü ekonomik dalgalanmalar, ani devalüasyonlar, sağlık ve tedavi giderleri ile kefillik ve benzeri zorunluluk halleri gibi makul sebeplere dayandığını gösteren bilgi ve belge gösterememesi ile hakkındaki olumsuz kanaatler ve de son disiplin cezasından da borçluluk durumunun kendisine tevdi edilen lojman hesaplarını dahi suiistimal ettirecek düzeye ulaştığının, davacının bu disiplin durumuyla artık kamu hizmetini devam ettiremeyecek hale gelmiş olduğunun anlaşılması karşısında tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy