(Subay Sicil Yönetmeliği m. 4, 103) (2709 S. K. m. 125)
Davacı, 07 Nisan 2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; 1995 yılı sicil döneminde birlikte görev yaptığı 2 nci sicil üstünün, bir astsubay ile tartışması esnasında başlangıçta müdahale etmeyip daha sonra astsubayın 2 nci sicil üstüne fiili müdahalede bulunması üzerine iki subay arkadaşı ile birlikte aralarına girerek müdahale etmeleri nedeniyle; 1997 ve 1998 yılı sicil döneminde birlikte görev yaptığı Tb. Komutanı konumunda olan 1 nci sicil üstünün de, Tb. Komutanından izin aldıklarını iddia ederek sorumluluk bölgesine balık tutmak amacıyla girmek isteyen köylülere, verilmiş olan yazılı emir ve talimatlar doğrultusunda 1 nci sicil üstünden sözlü emir almadığı için müsaade etmemesi nedeniyle, kendisine olumsuz tavır alarak haksiz yere düşük sicil verdiklerini, 1995 yılı 1 nci sicil üstünün ise 2 nci sicil üstünden olumsuz etkilendiğini belirterek 1995, 1997 ve 1998 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicillerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacının getirtilen özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden, 1992 yılından itibaren sicil almaya başlayan davacının genel sicil eğiliminin yüksek seviyelerde olduğu, dava konusu 1998 yılında birinci sicil üstü tarafından iyi seviyesinin üst düzeylerinde, ikinci sicil üstü tarafından da iyi seviyesinin alt düzeylerinde sicil notlarıyla takdir edilip olumlu kanaat belirtildiği, ikinci sicil üstü tarafından sicil belgesine geçirilmeyen olumsuz bir kanaatin sicil defterine yazıldığı; 1997 yılında her iki sicil üstü tarafından iyi seviyesinin üst düzeylerinde sicil notlarıyla takdir edilip olumlu kanaat belirtildiği birinci sicil üstü tarafından ayrıca tespit mahiyetinde olumsuz bir kanaat belirtildiği bu dönemde iki takdirle taltif edildiği; 1998 yılında ise birinci sicil üstü tarafından iyi seviyesinin üst düzeylerinde, ikinci sicil üstü tarafından da iyi seviyesinin alt düzeylerinde sicil notlarıyla takdir edilip olumlu kanaat belirtildiği; meslek hayati boyunca muhtelif on dokuz takdirle taltif edildiği, ceza ve ikazının mevcut olduğunu gösterir belge olmadığı görülmektedir.
Dava konusu sicil notlarının tanzim edildiği tarihte yürürlükte olan 1972 tarihli Mülga Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 4 ncü maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden birini kullanırlar. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidirler. Aksi hal ehliyetli olmayanların, layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur... Sicil üstleri düzenledikleri sicillerdeki isabet derecesine göre kendileri hakkında da hüküm verileceğini gözden uzak tutmamalıdırlar. denilmektedir.
Bilindiği gibi, sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin yoğun olarak kullanıldığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arz etmekte olup, bunların denetimi, takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil üstünün astı hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira, Anayasanın 125/4 ncü madde ve fıkrasında, takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş, takdir hakkinin denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakki olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri saptanmak suretiyle denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birdenbire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmiş olmasıdır.
Diğer yandan aynı Yönetmeliğinin 103 ncü maddesi; ....sicil defteri ile sicil belgesine yazılan not, kanaatler birbirinden farklı olamaz. Sicil defteri ile sicil belgesindeki not ve kanaatler birbirinden farklı ise, bu takdirde işlemlerde sicil belgesindeki not ve kanaatler geçerli sayılır... hükmünü içermektedir. Bu hüküm karşısında, sicil defterine yazılan ancak sicil belgesine yazılmamış bulunan menfi kanaatin geçersiz olduğu anlaşılmaktaysa da; sicil üstü defterinin de, yine Subay Sicil Yönetmeliğinin 103 ncü maddesi gereğince tutulmalarının zorunlu bulunduğu ve bu defterlere de 1 nci ve 2 nci sicil amirlerince, sicil belgesinden önce sicil yılına ait not ve kanaatlerin yazılmasının gerekli olması karşısında bu deftere yazılan not ve kanaatlerin idari işlem olduğu ve bu işlemle ilgilinin menfaati ihlal ediliyorsa yargı denetimine tabi olması gerektiğinden kuşku bulunmamaktadır.
Bu açıklamalardan sonra dava konumuza döndüğümüzde 1995 ve 1998 yıllarında ikinci sicil üstlerince takdir edilen sicil notlarının davacının hizmet safahatına ve uygulamaya istisna teşkil edecek şekilde ve göze çarpacak nitelikte düşük bir not olduğu, subjektif bir değerlendirmeye dayandığı, takdir yetkisinin eşit, adil ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmadığı;1995 ve 1998 yıllarında birinci, 1997 yılında ise her iki sicil üstlerince takdir edilen sicil notlarının ise davacının sicil safahatı ile uyum içinde olduğu,1997 yılında birinci sicil üstü tarafından belirtilen menfi kanaatin ise bir tespitten ibaret bulunduğu, hukuka aykırı bir yönlerinin bulunmadığı, 1995 yılında ikinci sicil üstü tarafından sadece sicil defterine yazılan menfi kanaatin ise hükümsüz olduğu kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle
1. 1995 ve 1998 yılı ikinci sicil üstü sicillerinin İPTALİNE,
2. 1995 yılında ikinci sicil üstü tarafından sicil defterine yazılan menfi kanaatin hükümsüz olduğundan İPTALİNE,
3. 1995 ve 1998 yılı birinci sicil üstü ile 1997 yılı sicilinin iptali istemlerinin REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy