(3466 S. K. m. 15)
Davacı vekili, 02.12.2004 tarihinde İstanbul 3. İdare Mahkemesi, 09.12.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesi ve aşamadaki savunmaya cevap dilekçesinde özetle; davacının işlediği disiplin suçlarının Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesilmesini gerektirmeyecek nitelikte olduğunu, bu cezaların yüzde doksanına yakınının 5-6 ay gibi bir süre içerisinde davacının Tb. Komutanına şikayet ettiği Bölük Komutanı J. Ütğm
.. tarafından verildiğini, bu hususun davacının amirinin objektif davranmadığını gösterdiğini, Davalı idarenin savunmasında belirttiği 02.06.2003 tarihli 5 gün oda hapsi cezası sırasında davacının firarda olduğunun sabit olduğunu, dolayısıyla bu suçu işlemesinin mümkün olmadığını, 30.04.2004 tarihli gizli tebligatın herhangi bir suç nedeniyle değil mutat olduğu üzere yapıldığını, sonuç olarak ilişik kesme işleminin keyfi ve taraflı tutum ve değerlendirmeler sonucu tesis edildiğini belirterek söz konusu işlemin iptaline ve yürütmenin durdurulmasına, davacının görevden ayrı kaldığı ve kalacağı süreye ilişkin tüm özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödettirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin yürütmenin durdurulması talebi Dairemizin 21.12.2004 tarihli ve 2004/1210 Esas numaralı kararı ile reddedilmiştir.
Dava, özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden; 30.08.1996 tarihinde Uzman Jandarma Çavuş nasbedilen davacının 19.08.1996 tarihinde Karabük/Yenice J. K.lığı emrinde Stajyer Uzman Jandarma olarak göreve başladığı, Mart 1997de Eflani Mrk. J. Krk. K.lığı bünyesindeki görevine, Ağustos 1998de de hakkında ayırma işlemimin başlatıldığı Bingöl J. Komd. Tb. K.lığı bünyesindeki görevine atandığı, 30.08.1999 tarihinde bir önceki rütbesi olan Uzm. J. I. Kad. Çavuşluğa yükseltilen davacının 13.11.2002 tarihinde ise işlemin tesis edildiği tarihte haiz olduğu rütbe olan Uzm. J. II. Kad. Çavuşluğa yükseltildiği ve nasbının 30.08.2002 tarihine götürüldüğü, Bingöl J. Komd. Tb. K.lığındaki görevine devam ederken 10.07.2004 tarihinde sıralı sicil üstlerince Uzm. J. Atama ve Sicil Ynt. 70 nci madde (a), (b), (c), (d) ve (e) fıkraları uyarınca hakkında ayırma (Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir) sicili düzenlendiği, bu sicil üzerine durumu Uzman Jandarma Atama ve Sicil Yönetmeliğinin 71 nci maddesine göre oluşturulan komisyonda incelenen davacı hakkında Komisyonun 24.09.2004 tarihli ve 49 sayılı kararı ile Silahlı Kuvvetlerden disiplinsizlik ve ahlaki durumu nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulmasının uygun olacağı hususunun Komutanın tasvibine sunulmasına karar verildiği, bu kararın 01.10.2004 tarihinde Jandarma Genel Komutanı tarafından onaylandığı, anılan kararı 04.10.2004 tarihinde tebellüğ eden davacının Ağustos 2004 tarihinde atandığı Lüleburgaz İlçe J. K.lığınca ilişiğin kesilerek terhis edildiği, davacı vekilinin de söz konusu ayırma işleminin iptali istemiyle işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Mezkur komisyon kararında açıkça belirtildiği üzere, davacı hakkında tesis edilen ayırma işleminin hukuki dayanağını 3466 Sayılı Uzman Jandarma Kanununun 15 nci maddesi ve Uzman Jandarma Atama ve Sicil Yönetmeliğinin 70 nci maddesinin a, b, c, d ve e fıkraları teşkil etmektedir.
3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun 15 nci maddesinde; Disiplinsizlik ve ahlakî durumları nedeniyle Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir şeklinde sicil düzenlenen Uzman Jandarmalar meslekten hemen çıkarılırlar ve haklarında Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır. hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanunun 32 nci maddesine dayanılarak çıkartılan Uzman Jandarma Atama ve Sicil Yönetmeliğinin, disiplinsizlik ve ahlâkî durumları nedeniyle ayırma usullerini düzenleyen 70 nci maddesi ise;
Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlâkî durumları gereği Silâhlı Kuvvetlerde kalmaları, bulunduğu rütbeye veya bir önceki rütbesine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyen uzman jandarmalar hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır:
a. Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz ve cezalara rağmen ıslah olmaması,
b. Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi,
c. Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olması,
d. Nafaka, trafik kazası, doğal afet, personelin öngöremeyeceği şekilde ülke genelinde yaşanan olağanüstü ekonomik dalgalanmalar, ani devalüasyonlar, sağlık ve tedavi giderleri ile kefillik ve benzeri zorunluluk halleri hariç olmak üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını zedeleyecek şekilde aşırı derecede borçlanmaya düşkün olması ve bu borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getirmesi,
e. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde ahlâk dışı hareketlerde bulunması,
f. Tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasî, yıkıcı, bölücü, irticaî ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılanlar. hükmünü içermektedir.
Mezkur hükümlerde belirtilen ve tesis edilen işlemin nedenini oluşturan disiplinsizlik ve aşırı borçlanma olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden yapılan incelemede; özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden; davacının sicil notlarının 2002 yılından itibaren düşme eğiliminde olduğu, 2003 yılında yetersiz sicil aldığı için kademe ilerlemesi yapamadığı, 2002, 2003 ve 2004 yıllarında sıralı sicil üstlerince birden fazla niteliğe menfi yönde işaretleme yapıldığı, bir önceki rütbesinde ve bulunduğu rütbesinde; 26.11.2001 tarihinde mesai saati içerisinde subay gazinosunda iskambil kağıdı oynaması nedeniyle BI.K.lığının 28.11.2001 tarihli ceza kararıyla (3) gün göz hapsi, 25.03.2002 tarihinde sabah içtimasına katılmaması nedeniyle Tb.K.lığının 25.03.2002 tarihli ceza kararıyla (7) gün oda hapsi, 08.04.2002 tarihinde sözlü ve yazılı uyarılmasına rağmen alışkanlık haline getirdiği aşırı borçlanmayı ve disiplinsiz davranışlarını sürdürmesi nedeniyle BI.K.lığınca 08.04.2002 tarihinde hakkında yasal işlem yapılacağı hususunda gizli tebligat, 16.11.2002 tarihinde mesaiye gelmemesi nedeniyle BI.K.lığının 18.11.2002 tarihli ceza kararıyla uyarı, 09.10.2002 tarihinde bir erden borç para alması nedeniyle BI.K.lığının 13.12.2002 tarihli ceza kararıyla (5) gün oda hapsi, 03.12.2002 tarihinde yatak istirahatlı olmasına rağmen alay içerisinde dolaşması nedeniyle BI.K.lığının 13.12.2002 tarihli ceza kararıyla 1/25 aylık kesilmesi, 28.11.2002 tarihinde mesaiye geç kalması nedeniyle BI.K.lığının 03.01.2003 tarihli ceza kararıyla (5) gün oda hapsi, 30.01.2003 tarihinde nöbet talimatına aykırı hareket etmesi nedeniyle Tb.K.lığının 31.01.2003 tarihli ceza kararıyla (7) gün oda hapsi, ayrıldığı (10) günlük izinden (1) gün geç dönmesi nedeniyle BI.K.lığının 01.02.2003 tarihli ceza kararıyla (5) gün oda hapsi, 15.01.2003 tarihinde yıllık izine ayrılırken kendisine zimmetli tabancayı teslim etmemesi nedeniyle BI.K.lığının 01.02.2003 tarihli ceza kararıyla (5) gün oda hapsi, ayrıldığı yıllık izinden 1 gün geç dönmesi nedeniyle Tb.K.lığının 30.03.2004 tarihli ceza kararıyla (7) gün oda hapsi, disiplinsizlikleri nedeniyle cezalandırılmasına ve bu konularda mahkemeye verilmesine rağmen tutum ve davranışlarında hiçbir düzelme görülmemesi nedeniyle BI.K.lığınca 30.04.2004 tarihinde Sicil Yönetmeliğinin 70 nci maddesi uyarınca işlem yapılacağına dair gizli tebligat, şahsi ve ailevi problemlerini sürekli ön plana çıkartarak ayrılmış olduğu izinlerden zamanında dönmemesi, birlik içerisinde hoşnutsuzluk yaratması, verilen görevleri yerine getirmemesi ve aşırı borçlanması nedeniyle Tb.K.lığınca 02.07.2004 tarihinde Sicil Yönetmeliğinin 70 nci maddesi uyarınca işlem yapılacağına dair gizli tebligat ile cezalandırıldığı ve uyarıldığı, 29 Temmuz - 03 Ağustos 2001 tarihleri arasında işlediği Kısa süreli izin aşımı suçundan yapılan yargılaması sonucu BİNGÖL 49 ncu İç Güv.Tug.K.lığı Disiplin Mahkemesince 16 Nisan 2002 tarihinde zaman aşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verildiği, 04 Ekim - 08 Ekim 2001 tarihleri arasında işlediği Kısa süreli izin aşımı suçundan yapılan yargılaması sonucu BİNGÖL 49 ncu İç Güv.Tug.K.lığı Disiplin Mahkemesince 13 Eylül 2002 tarihinde zaman aşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verildiği, 20 Mart - 25 Mart 2002 tarihleri arasında işlediği Kısa süreli izin aşımı suçundan yapılan yargılaması sonucu BİNGÖL 49 ncu İç Güv.Tug.K.lığı Disiplin Mahkemesince 30 Aralık 2002 tarihinde zaman aşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verildiği, muayene ve tedavi için sevk edildiği ELAZIĞ Asker Hastanesinde muayenesini müteakip birliğine katılması gerekirken katılmayarak 29 Mart - 22 Haziran 2003 tarihleri arasında işlediği Firar suçundan Elazığ 8 nci Kor.K.lığı As. Mahkemesinin 13.07.2004 tarihinde Askeri Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen 11 Mart 2004 tarihli ve 2004/215-74 E/K sayılı kararıyla (10) ay hapis sonuç cezası ile mahkumiyetine hükmedildiği, ayrıldığı (15) günlük senelik izinden (4) gün geç dönmesi nedeniyle işlediği İzin süresini geçirmek suçundan hakkında BİNGÖL 49 ncu İç Güvenlik Piyade Tugay K.liğı Disiplin Mahkemesince 01 Temmuz 2004 tarihinde iddianame düzenlendiği, 165.000.000 TL.sı borcunu ödememesi nedeniyle Bingöl İcra Müdürlüğünün 03.09.2001 tarihli ve 2001/892 sayılı yazısı ile maaşının 1/4'ünün haciz konulduğu, 503.947.110 TL.sı borcunu ödememesi nedeniyle Bingöl İcra Müdürlüğünün 05.09.2001 tarihli ve 2001/286 tal. sayılı yazısı ile maaşının 1/4'üne haciz konulduğu, 2.333.500.000 TL.sı borcunu ödememesi nedeniyle Bingöl İcra Müdürlüğünün 13.09.2001 tarihli ve 2001/1014 sayılı yazısı ile maaşının 1/4'üne haciz konulduğu, 179.335.000 TL.sı borcunu ödememesi nedeniyle Bingöl İcra Müdürlüğünün 13.11.2002 tarihli ve 2001/236 tal. sayılı yazısı ile maaşının 1/4'üne haciz konulduğu, TELSİMe olan 387.000.000 TL.sı borcunu ödememesi nedeniyle haciz öncesi ihtarname ile uyarıldığı, 6.210.000.000 TL.sı borcunu ödememesi nedeniyle Ankara 23 ncü İcra Müdürlüğünün 17.05.2004 tarihli ve 2004/169 tal. sayılı yazısı ile maaşının 1/4'üne haciz konulduğu, keza Bingöl ilindeki üç ayrı markete borçlandığı, ev sahibi tarafından elk., su ve kira borcunu ödememesi nedeniyle 25.03.2002 ve 13.07.2004 tarihli dilekçelerle Komutanlığa şikayet edildiği, ayrıca mesai arkadaşlarından borç alıp bir kısmını ödemediği, Birliği Komutanlığınca borçlanmaması aksi halde Sicil Yönetmeliğinin 70 nci maddesi uyarınca işlem yapılacağı hususunda gizli tebligat ile uyarılmasına rağmen durumunda bir düzelme olmadığı saptanmıştır.
Davacı vekili, davacı hakkındaki disiplin cezalarının yüzde doksanına yakınının 5-6 ay gibi bir süre içerisinde Bölük Komutanı J. Ütğm.
tarafından verildiğini, bu hususun davacının amirinin objektif davranmadığını gösterdiğini ileri sürmüş ise de; davacının J. Ütğm
dışında dört ayrı disiplin amiri tarafından çeşitli disiplin cezalarıyla tecziye edildiği, her bir disiplin suçu ve tecavüzü için savunması alınarak usulü dairesinde işlem yapıldığı saptanmıştır.
Kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, bu hizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken bir takım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınması imkanı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünyesi dışına çıkarması da doğaldır.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu resen ayırma işleminin değerlendirilmesinde; bulunduğu rütbesinde ve bir önceki rütbesinde özetle; işlediği firar suçu nedeniyle Askeri Mahkemece 10 ay hapis cezasıyla, işlediği disiplin suç ve tecavüzleri nedeniyle savunması alındıktan sonra usulü dairesinde toplam 1 uyarı, 3 gün göz hapsi, 41 gün oda hapsi ve 1 kez aylıktan kesinti cezasıyla tecziye edilip tutum ve davranışlarında düzelme olmadığı takdirde hakkında işlem tesis edileceği hususunda 3 kez uyarılmış olan davacının, ayrıca borçlarından dolayı beş kez icra takibene uğradığı, keza icra takibine uğramamış birçok borcunun bulunduğu nazara alındığında disiplinsizliğinin ve borçlanma alışkanlığının vahamet derecesine ulaştığı, davacının Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki son üç- dört yıllık görev süresi içinde, yapılan tüm uyarı ve verilen cezalara rağmen askeri hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini düzenleyemediği, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını zedeleyecek davranışlar sergilediği ve statüsü itibariyle kamu görevlisi olma nitelik ve yeterliliğini yitirdiği, bu durum karşısında davacının kamu hizmetinde istihdam edilmesinin kamu yararına açıkça aykırılık teşkil ettiği, neticeten dava konusu işlemin tüm unsurları ile hukuka uyarlı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davalı idare, davanın red kararı ile sonuçlanması halinde idare lehine vekalet ücreti talebinde bulunmuş ise de; idari davalarda, davalı idarenin Baş Hukuk Müşavirliği ve Davalar Dairesi Başkanlığı kadrosunda istihdam edilen memurları Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesine göre Avukatlık hizmetleri sınıfından olsalar dahi, idareyi, mahkemelerde Avukat sıfatıyla temsil edemeyecekleri, dolayısıyla davalı idare lehine dava sonuçlansa dahi idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı, bunun için açık bir yasal düzenleme gerektiği değerlendirilerek, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kararına varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy