(926 S. K. m. 118, 121) (2709 S. K. m. 40, 129)
Davacı, 19 Ağustos 2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1 Aralık 1983 tarihinde Mühendis Teğmen nasbedildiğini, meslek safahatı boyunca 7 atama gördüğünü, Ankara İnş. Eml. Bşk.lığı emrinde görevli iken Dz.K.K.lığının 10 Mayıs 2001 tarihli atama emri ile İskenderun Bakım Onarım ve İstihkam K.lığı görevine atandığını, bu atama işleminin AYİM 1.D'nin 11 aralık 2001 tarih ve E: 2001/726, K:2001/1354 sayılı kararı ile iptal edildiğini, bu iptal kararı ile sonuçlanan dava devam ederken ve yürütmeyi durdurma kararı varken bu defa Dz. K.K.lığının 22 Kasım 2001 tarihli atama emri ile İskenderun garnizonundan Yalova garnizonuna atandığını, bu atama işleminin de AYİM 1.D'nin 04 Haziran 2002 tarih ve E:2001/1490 K:2002/887 sayılı kararı ile iptal edildiğini, bu iptal kararı üzerine Dz.K.K.K.lığının 23 Ağustos 2002 tarihli atama emri ile İstanbul garnizonuna atandığını bu atama işleminin ise AYİM 1.Dnin 06 Mayıs 2003 tarih ve E:2002/1300, K: 2003/656 sayılı kararı ile iptal edildiğini, davalı idarenin 10 Mayıs 2001 tarihinde yapılan atama işleminin iptali için dava açtıktan sonra adeta hasım ilan edildiğini ve daha sonra hukuka aykırı olduğu AYİM kararları ile ortaya konan iki atama daha gördüğünü belirterek duyduğu sıkıntı ve üzüntü karşılığı olarak iki milyar Türk Lirasının (2.000.000.000.TL) manevi tazminat olarak yasal faiziyle birlikte ödenmesine,hükmedilen tazminatın sorumlulara rücu edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; 15 Aralık 1983 tarihinde Mühendis Teğmen nasbedilen davacının manevi tazminata konu olan iptal edilmiş atama işlemlerinden önce toplam 7 kez atama gördüğü, İnş.Eml.Bşk.lığı emrinde görevli olan davacının Dz.K.K.lığının 10 Mayıs 2001 gün ve PER:4031-475-01/56 Atm ve Kd. Ş(Atm.İşl) sayılı atama yazısıyla İskenderun Bakım Onarım ve İstihkam K.lığı görevine atandığı bu atama işlemi hakkında AYİM 1.Dnin 25 Eylül 2001 gün ve Gensek No: 2001/1017, Esas No: 2001/726 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, anılan atama işleminin 1.Dnin 11 Aralık 2001 gün ve E:2001/726,K:2001/1354 sayılı kararı ile iptal edildiği; AYİM 1.D'nin yürütmenin durdurulması kararına rağmen Dz.K.K.lığının 22.Kasım 2001 gün ve PER: 4031-1233-01/56 Atm.ve Kd.Ş.(Atm.İşl.) sayılı atama yazısıyla davacının Ankara garnizonundan Yalova garnizonuna atandığı, bu atama işlemi hakkında AYİM 1.D'nin 25 Aralık 2001 tarih ve Gensek No: 2001/2403, Esas No: 2001/1490 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiği ve atama işleminin AYİM 1.D'nin 04 Haziran 2002 gün ve E:2001/1490, K:2002/887 sayılı kararı ile iptal edildiği, bu iptal kararından yaklaşık iki ay sonra, Dz.K.k.lığının 23 Ağustos 2002 gün ve PER:4031-1050-02/56 Atm. ve Kd.Ş (Atm. İşl.) sayılı atama emri ile davacının İstanbul garnizonuna atamasının yapıldığı bu atama işlemi hakkında AYİM 1.D'nin 28.01.2002 gün ve Gensek No: 2002/2231, Esas No: 2002/1300 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, anılan atama işleminin AYİM 1.D'nin 06 Mayıs 2003 gün ve E:2002/1300, K:2003/656 sayılı kararı ile iptal edildiği, bu kararın davacıya 19.6.2003 tarihinde tebliğ edildiği, davacının bu iptal kararına bağlı olarak 2 milyar T.L manevi tazminat ödenmesi istemiyle süresi içinde bu davayı açtığı görülmektedir.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 121/a maddesinde asteğmen, albay rütbelerindeki subaylar ile astsubayların atamalarının Kuvvet Komutanlıklarınca yapılacağı, TSK.ne Mensup Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin 3/f, 12/g, 13 ve 24/m maddelerinde idari, asayiş ve sair zaruri sebeplerin varlığı halinde genel atama ve yer değiştirme süresi ile bağlı kalınmaksızın her zaman atama yapılabileceği belirtilmektedir.
Anayasanın 125nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu açıdan idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bu sorunun çözümü öğreti ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Genel kabule göre idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk esaslarına dayandırılmaktadır. Hangi esas üzerinde temellendirilirse temellendirilsin genel olarak idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuç ile eylem açısından doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması zorunludur.
Belirtilen hususlar ışığında davacının durumunu değerlendirdiğimizde, davacının MSB. Ankara İnşaat Emlak Başkanlığı emrinde görev yapmakta iken Dz.K.K.lığının 10.5.2001 tarihli atama emriyle İskenderun garnizonuna atandığı,bu işlemin iptali istemiyle açtığı dava devam etmekte ve 12.6.2001 tarihinde yürütmenin durdurulması kararı verilmiş iken bu defa Dz.K.K.lığının 22.11.2001 tarihli atama emriyle Altınova-Yalova garnizonuna atandığı,ilk davanın 11.12.2001 tarihinde sonuçlandığı ve işlemin iptaline karar verilmiş olduğu,davacının ikinci atama işleminin iptali istemiyle açtığı davada 25.12.2001 tarihinde yürütmenin durdurulması kararı verildiği, davanın 4.6.2002 tarihinde sonuçlandığı ve dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle ilgili hiçbir somut olgu ve nedene dayanmaksızın, daha önce verilen iptal kararının bertaraf edilmesi amacıyla tesis edilmiş olduğu gerekçesiyle işlemin iptaline karar verildiği, davacının bu defa Dz.K.K.lığının 23.8.2002 tarihli emriyle İstanbul garnizonuna atandığı, açtığı davada 18.9.2002 tarihinde yürütmenin durdurulması kararı verildiği ve 6.5.2003 tarihinde işlemin iptaline karar verildiği, davacının bir yıldan biraz daha uzun bir süre içinde arka arkaya üç defa atanmasını gerektirecek idari, asayiş ve sair zaruri sebeplerin bulunmadığı, davacının başarılı, disiplinli temayüz etmiş bir personel olduğu,son görev yerinde sıralı sicil üstlerince bir çok defa ödüllendirildiği, atanması için nesnel,yasa ve yönetmeliklere uygun bir gerekçe bulunmadığı halde davalı idarece; hukuka aykırılıkları belirtilen yargı kararlarıyla açıkça ortaya konan üç ayrı atamasının yapıldığı görülmektedir.Kamu görevlisinin görev yerinin haklı nedenler olmaksızın mağduriyetine yol açacak şekilde değiştirilmesi, 926 Sayılı Kanunun 118 nci maddesinde yer alan hizmetin aksatmadan yürütülmesi ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Öte yandan, anılan atama işlemlerinin mevzuatın öngördüğü nedenlere dayalı olmaması karşısında, bu konudaki hizmetin yeterince iyi işlemediği de ortada olup; bu hal idarenin bir hizmet kusurunu gösterdiğinden, her halükarda davacının bu nedenle uğradığı manevi zararının tazmini gerektiği açıktır. Hukuka aykırılığı ve bir hizmet kusuru teşkil ettiği bu şekilde saptanan idari işlemin davacının bir manevi zararına yol açtığı aşikardır.
Gerçekten, davacı en son 23.8.2002 tarihinde tesis edilen atama işlemleri sonucu, hak etmediğini düşündüğü bu işlemle bir nevi cezalandırmaya tabi tutulduğu kanaatiyle acı ve üzüntüye maruz kalmış; bu üzüntüsü dolayısıyla manevi zarara uğramıştır. Bu bakımdan davacının uğradığı söz konusu manevi zararın idarece tazmini gerektiği kanaatine varılmış; ancak bu atamalarda Dairemizin yürütmeyi durdurma kararı vermesi üzerine davacının ilişik kesmeyerek yeni görev yerlerine katılmaması gibi nedenler dikkate alınarak, Dairemizce takdiren (1.000.000.000-TL) manevi tazminata hükmedilmiştir.
T.C. Anayasasının 40/2 nci maddesine göre kişilerin resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zararın kanuna göre devletçe tazmin edileceği, Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkının saklı olduğu,129/5nci maddesine göre memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabileceği yönündeki rücua ilişkin açık Anayasa ve yasa hükümleri dikkate alınarak, davacının tazminatın sorumlulara rücu edilmesi talebi hakkında ayrıca bir karar verilmesine gerek görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1) Hukuka aykırı olduğu saptanan atama işlemi nedeniyle davacının uğramış olduğu manevi zarara karşılık olmak üzere, davacıya 1.000.000.000.-TL (Bir milyar Türk Lirası) manevi tazminat verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, hükmedilen manevi tazminata ödeme tarihine kadar yasal faiz işletilmesine,
2) Davacının hükmedilecek tazminatın sorumlulara rücu edilmesi istemi hakkında bir karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
KARŞI OY GEREKÇEMİZ
Davacının, önce yürütmenin durdurulması kararı verilen ve daha sonra iptal edilen bu atama işlemlerinde; ilişik kesmediği, yeni görev yerlerine katılmadığı, bu nedenle her hangi bir manevi zarara uğradığını kabule olanak bulunmadığı, her işlem iptalinin mutlaka ilgili açısından tazminat hakkı doğurmayacağı, manevi tazminat verilmesini gerektirecek yasal koşulların oluşmadığı, sayılan gerekçelerle davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy