(926 S. K. m. 94) (Astsubay Sicil Yönetmeliği m. 60)
Davacı vekili 23.7.2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının başarılı hizmet safahatına sahip bir personel olduğu tesis edilen resen ayırma işleminin hukuka aykırı olduğu, bu işlemin tesisinde 1 nci sicil üstünün sübjektif davranışlarının etkisi olduğu ifade edilerek, işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle bu davanın açıldığı görülmektedir. Davacı vekilinin yürütmenin durdurulması yönündeki talebi Nöbetçi Dairenin 30.7.2003 tarih ve 2003/62 Esas Nolu kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelere göre; 30.8.1991 tarihinde Uzm.J.Çvş., 30.8.1995 tarihinde de J.Astsb.Çvş.naspedilen davacının Afyon İl J.K.lığı Hocalar İlçe J.K.lığı emrinde görevli iken sıralı sicil üstlerince 4.4.2003 tarihinde düzenlenen Türk Silahlı Kuvvetlerinde Kalması Uygun Değildir sicilinin tanzimi üzerine ayırma işlemine tabi tutulduğu ve Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 61 nci madde (a) fıkrasına göre başlatılan ve yürütülen işlemin İçişleri Bakanlığının 30.6.2003 tarih ve 2003/09 nolu kararı ile onanıp kesinleştirilerek, 926 Sayılı Kanunun 94/b ve Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 ncı madde (a), (b) ve (d) fıkralarına istinaden, ayırma işlemine tabi tutulduğu anlaşılmaktadır. 926 Sayılı Kanunun 94/b maddesinde, astsubayların disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulabileceği belirtilmekte, aynı Kanunun öngördüğü hükme uygun olarak çıkartılan Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 ncı madde (a), (b) ve (d) fıkralarında ise, Disiplin bozucu hareketlerde bulunan, ikaz ve cezalara rağmen ıslah olmayan, hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenlemeyen, Silahlı Kuvvetlerin itibarini sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunan astsubayların disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesileceği hüküm altına alınmıştır.
Kamu hizmetinin iyi bir şekilde yürütülmesi için vasıta olan idarenin, bu hizmetin iyi yürümesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuskusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken birtakım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonrada bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artik verim alması imkanı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünye dışına çıkarması da doğaldır. İşte Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi de, bu amaçla askeri idareye mevzuatla tanınmış bir yetkidir.
Açıklamalar çerçevesinde dava konusunun değerlendirilmesi amacıyla özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde; 30.8.1991 tarihinde Uzman Jandarma, 30.8.1994 tarihinde de J.Astsb. Çvs. naspedilen davacıya ait sicillerin genelde iyi seviyelerde gerçekleştiği, sicillere kısmen müspet kısmen de menfi kanaatler yazıldığı görülmektedir. Keza davacının bulunduğu rütbeye 30.8.2002 tarihinde bir önceki rütbesine ise 30.8.1999 tarihinde terfi ettiği görülmektedir. Davacının gerek Uzman jandarma iken gerekse Kd. Üstçavuşluk rütbesinden önceki dönemlerde de 5 ayrı disiplin cezasının bulunduğu, bir önceki ve bulunduğu rütbesinde ise Afyon İl J.K.lığı emrinde görevli iken 09.04.2002 tarihinde sabah içtimasına katılmaması nedeniyle İl J.K.lığınca 17.4.2002 tarihinde Uyarı, Afyon İl J.K.lığı emrinde görevli iken, İlçe J.K.lığı makam odasında yapılan toplantıya katılmaması nedeniyle İl J.K.lığınca 21.5.2002 tarihinde uyarı, Afyon İl J.K.lığı emrinde görevli iken 14.11.2002 tarihinde mazeretsiz ve izin almadan içtimaya katılmaması nedeniyle İl J.K.lığınca 18.11.2002 tarihinde (10 ) gün oda hapsi, Afyon İl J.K.lığı emrinde görevli iken birlik komutanına haber vermeden çevre nöbetçi sayısını azalttığının tespit edilmesi nedeniyle İl J.K.lığınca 17.02.2003 tarihinde (7) gün göz hapsi disiplin cezaları ile cezalandırıldığı görülmektedir.
Davacının mahkemelerden almış olduğu cezalara bakıldığında Hocalar Asliye Ceza Mahkemesinin 3.6.2004 tarih ve E:2002/43, K:2004/19 sayılı kararı ile görevi ihmal den TCK 230 ve 59 ncu maddeler uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldığı ve cezanın para cezasına çevrildiği, kararın içeriğinden karakol nöbetçisi uzman çavuşun gece karakola müracaat eden müşteki ve mağdurun raporlarını aldırmaması ve o geceki nöbetçi cumhuriyet savcısına bildirmemesi olayından karakol komutanının orada olmamasına rağmen genel sorumluluğundan hareketle cezalandırılması yoluna gidildiği ve 1 nci Taktik Hv. K.K.lığı Askeri Savcılığının 9.4.2003 tarih ve 2003/815-198 E.K. nolu iddianamesi ile emre itaatsizlikte ısrar ve asta müessir fiili suçundan açılan kamu davası sonucu Askeri Mahkemenin 16.10.2003 tarih ve 2003/621-481 EK sayılı kararı ile Asta müessir fiil suçundan As. C.K.117/1 ve TCK 59/2 maddeleri uyarınca yirmi beş gün hapis cezasına çarptırıldığı ve cezasının para cezasına çevrilerek ertelendiği, emre itaatsizlikte ısrar suçundan ise beraat kararı verildiği görülmektedir. Keza davacı hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan açılan diğer bir adli tahkikat sonucu 1.Taktik Hv.K.K.lığı Askeri Savcılığının 17.4.2003 tarih ve 2003/846-531 E.K. sayılı kararı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararının verildiği görülmektedir. Davacı Askeri Mahkemede yargılandığı emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı 9.4.2003-24.4.2003 tarihleri arasında tutuklu kalmışsa da bu suçtan beraat ettiği ve tutuklulukta geçen bu sürenin asta müessir fiil nedeniyle verilen cezadan da mahsup edildiği görülmektedir.
Yukarıdaki tespitler sonucu yapılan değerlendirmede; davacının genel sicil durumunun iyi seviyelerde olması ve disiplin amirlerince verilen disiplin cezalarının nitelik ve nicelik olarak ayırma işlemi tesis etmeye yeterli mesabede olmaması ve mahkemelerden aldığı cezalardan birisinin kendisinin bulunmadığı bir gece nöbetçi uzman çavuşun adi nitelikli bir suç olayını nöbetçi cumhuriyet savcısına bildirmemiş olması ve giriş çıkış tarihinde doktor raporu aldırmamasından genel sorumluluk ilkesinden hareketle davacının sorumlu tutularak cezalandırma yoluna gidilmesinin ciddi bir adli görevi ihmal suçu kabul edilemeyeceği gibi diğer mahkumiyeti olan asta müessir fiil suçundan mahkumiyeti de tek başına ayırma işlemine esas teşkil edecek nitelikte bulunmamıştır.
Bunların yanı sıra davacı hakkında Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir sicilini tanzim eden 1 nci sicil üstünün davacı hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçunda yapılan idari tahkikat sırasında tanığa baskı yaparak farklı ifade verdirmesi nedeniyle hakkında 1 nci Taktik Hv.K.lığı Askeri Savcılığının 30.1.2004 tarih ve 2004/53-61 E.K. sayılı iddianamesi ile Memuriyet Görevini Kötüye Kullanmak suçundan dava açması karşısında bu sicil üstünün ayırma sicilinin tanzimi sırasında da ne derece objektif davranabileceği hususu da tereddüt uyandırmıştır. Bu nedenlerle davacı hakkında tesis edilen ayırma işleminin sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığı sonuç ve kararına ulaşılmıştır.
İzah edilen nedenlerle, davacının disiplinsizlik ve ahlaki nedenlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinden resen ayrılması şeklinde tesis edilen ve sebep ve amaç unsurları itibariyle hukuka aykırı olan İŞLEMİN İPTALİNE.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacı hakkında tesis edilen Türk Silahlı Kuvvetlerinden resen ayırma işlemi, davacının disiplin safahatı dikkate alındığında hukuka ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine oluşan çoğunluk kararına iştirak edemedik. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy