(2709 S. K. m. 125)
Davacı 17 Şubat 2004 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; 1998 yılı sicilinin tarafsızlık gözetilmeden, vicdani kanaat ve hakkaniyet ilkelerine uygun olmayan değerlendirme sonucu verildiğini belirterek iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacının getirtilen özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden 1986 yılından itibaren sicil almaya başlayan davacının çok başarılı bir sicil safahatının mevcut olduğu, dava konusu 1998 yılı sicil döneminde 1nci sicil üstünce iyi seviyesinin orta düzeyinde, 2 nci sicil üstü tarafından ise iyi seviyesinin alt düzeyinde sicil notuyla takdir edildiği, 1 nci sicil üstünce kanaat belirtilmediği, 2 nci sicil üstünce olumlu ve olumsuz kanaat belirtildiği, dava konusu dönemde olmamak üzere meslek hayati boyunca toplam 2 şerit rozet, 1 para ödülü ve 25 adet takdirle taltif edildiği, ceza ve ikaza muhatap olmadığı görülmektedir.
Dava konusu sicil notlarının tanzim edildiği tarihte yürürlükte olan 1972 tarihli Mülga Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 4 ncü maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden birini kullanırlar. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidirler. Aksi hal ehliyetli olmayanların, layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur... Sicil üstleri düzenledikleri sicillerdeki isabet derecesine göre kendileri hakkında da hüküm verileceğini gözden uzak tutmamalıdırlar. denilmektedir.
Bilindiği gibi, sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin yoğun olarak kullanıldığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arz etmekte olup, bunların denetimi, takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil üstünün astı hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira, Anayasanın 125/4 ncü madde ve fıkrasında, takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş, takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri saptanmak suretiyle denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birdenbire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmiş olmasıdır.
Yukarıda getirilen ölçütlerle dava konusu sicil işlemi değerlendirildiğinde,1998 yılı sicil döneminde 1 ve 2 nci sicil üstünce takdir edilen sicil notları ile 2 nci sicil üstünce belirtilen olumsuz kanaatin, davacının hizmet safahatına ve uygulamaya istisna teşkil edecek şekilde ve göze çarpacak nitelikte düşük bir not ve kanaat olduğu, davacının disiplin ve görev performansında azalma olduğunu gösterecek ve bu denli düşüşü haklı kalacak bilgi ve belgenin mevcut olmadığı, dolayısıyla 1998 yılı sicil işleminin subjektif bir değerlendirmeye dayandığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1998 yılı sicil işleminin İPTALİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy