(1602 S. K. m. 21, 71) (492 S. K. m. 13) (2709 S. K. m. 125) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 4)
DAVANIN KONUSU: 1995, 1996, 1997, 1998 ve 1999 yılları 1 ve 2 nci sicil üstü sicilleri (ayrılış sicilleri dahil) ve bu sicil dönemlerindeki menfi kanaatlerin iptali istemi.
SAVUNMANIN ÖZÜ: Davacının dava konusu olan 1995, 1996, 1997, 1998 ve 1999 yılları sicil işlemlerinin; sicil dönemi içerisinde, kuruluş bağlantısına uygun ve yetkili sicil üstlerince tanzim edildiği, sicil üstlerinin, sicil verilen şahıs ile üç aylık birlikte çalışma şartını sağladıktan ve sicil üstlerinin Subay Sicil Yönetmeliğinde belirtilen hususlara sadık kalarak tem bir vicdani kanaatle sicil not ve kanaati takdir ettikleri belirtilerek, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE karar verilmesini savunmuştur.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: 1995, 1996, 1997, 1999 yılları 1 ve 2 nci sicil üstü sicili notları ile 1998 yılı 1 nci sicil üstü sicil notunun hukuka aykırı olması sebebiyle İPTALİNE, 1995, 1997, 1999 yılları 1 ve 2 nci sicil üstü ile 1996 ve 1998 yılları 1 nci sicil üstünce belirtilen olumsuz kanaatlerin hukuka aykırı olması sebebiyle İPTALİNE, 1996 yılı 2 nci sicil üstü kanaatinin İPTALİNE, 1998 yılında 2 nci sicil üstünce aidi tanzim edilmediğinden konusuz kalan talep HAKKINDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, karar verilmesi yönünde düşünce bildirmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesince Raportör Üye Hv. Kur. Alb. O. Güngör KARAKUZU'nun açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı 15.03.2004 tarihinde AYİM'de kayda geçen dava dilekçesinde özetle, başarılı bir personel olduğunu, 1993-1994 yıllarında Kz.Dz.Saha K.lığı Askeri Savcılığı görevini yaparken yürüttüğü bir soruşturma sırasında 15. Füze Üs Komutanı General hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, bunun üzerine Gn. Kur. Bşk.lığının onayı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığına naklinin yapıldığını, AYİM. Drl.Krl.nun iptal kararına rağmen atama işleminin de yapıldığını, AYİM kararı ile her iki işlemin iptal edildiğini, bu dönemlerde herhangi bir soruşturma geçirmediğini ve ceza almadığını belirterek 1995, 1996, 1997, 1998 ve 1999 yılları 1 ve 2 nci sicil üstlerine bu sicil dönemlerinde verilen sicillerin (ayrılış sicili dahil) ve menfi kanaatlerinin iptali istemiyle dava açmıştır.
Dava dosyası, davacıya ait Kuvvet Komutanlığı ve Kıta özlük dosyaları ile sicil belge ve defterlerinin incelenmesi neticesinde; davacının 1988 yılından itibaren sicil almaya başladığı, dava konusu 1995, 1996 ve 1997 yılı sicil döneminde; 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının yeterli seviyesinde olduğu, hakkında kanaatler belirtildiği, 1998 yılı sicil döneminde; 1 nci sicil üstü sicil notunun, iyi seviyesinde olduğu, 2 nci sicil üstünün sicil kullanmadığı, hakkında kanaatler belirtildiği, 1998 yılı sicil döneminde; 1 nci sicil üstü sicil notunun, iyi seviyesinde olduğu, 2 nci sicil üstü notunun yeterli seviyesinde olduğu, hakkında kanaatler belirtildiği, sicil dönemleri içerisinde; mesleki sicil notlarının çok iyi seviyesinde olduğu, herhangi bir takdir, ceza ve ikazının bulunmadığı, mesleki safahatı boyunca ise; 2003 yılı sicil dönemi dahil toplam; 3 adet Takdirle taltif edildiği, herhangi bir ceza ve ikazının bulunmadığı görülmektedir.
Dava konusu sicillerin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 1972 tarihli Mülga Subay Sicil Yönetmeliğinin 4 ncü maddesinde ve yürürlükte olan Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 5 nci maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli özelliği olan özel yetkilerinden birini kullanır. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidir... denilmektedir.
Bilindiği üzere, askerlik müessesesinde her türlü yükselme, taltif, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerde personelin sicilleri büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle sicil üstleri üstlük ve komutanlığın en önemli özel yetkilerinden olan sicil verme yetkisini kurtlanırken mutlaka objektif olmak durumundadırlar. Ayrıca her ne kadar sicil istemlerinin idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubunda olması ve T.C.Anayasasının 125/4 ve 1602 sayılı Kanunun 21/2 nci maddelerinde belirtildiği üzere, takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği göz önünde tutulsa da, burada denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olup, bu hakkın hukuka aykırı ve yanlış kullanıldığının anlaşılması halinde, idarenin sicil tanzimi konusundaki takdir yetkisi de denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatlerin belirtilmiş olmasıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu işlemin değerlendirilmesinde; dava konusu, 1995, 1996, 1997 ve 1999 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil işlemleri ile 1998 yılı 1 nci sicil üstü sicil işlemlerinin; davacının genel sicil eğilim ve safahatı ile uyarlı olmadığı, takdir yetkisinin objektif kullanılma sınırlarını aştığı, davacı hakkında bu seviyedeki sicil notlarını açıklayabilecek herhangi bir somut olay, belge, ceza ve ikazın bulunmadığı, bu seviyede düzenlenen sicil notlarının objektif ölçütler gözetilerek düzenlenmediği ve takdir yetkisinin hukuka aykırı olarak kullanıldığı, 1998 yılında 2 nci sicil üstünce sicil tanzim edilmediğinden konusuz kalan talep HAKKINDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞI sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan 1995, 1996, 1967 ve 1999 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil işlemleri ile 1998 yılı 1 nci sicil üstü sicil işlemlerinin İPTALİNE, Üye Mu.Kur.Alb. İsa ER ve Üye Hv. Kur.Alb. O.Güngör KARAKUZU'nun Karşı Oyları ve OYÇOKLUĞU ile,
2. 1998 yılında 2 nci sicil üstünce sicil tanzim edilmediğinden konusuz kalan talep HAKKINDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA OYBİRLİĞİ ile,
3. 1602 sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, buna göre sarf edilen 7.500.000.-TL (Yedi milyon beş yüz bin lira) posta giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, ancak genel bütçeye dahil davalı idare 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca, harçtan muaf olduğundan, ayrıca harca hükmedilmesine yer olmadığına, davacının peşin yatırmış olduğu 36.000.000.-TL (Otuz altı milyon lira) harcın istemi halinde kendisine iadesine,
4. Özlük ve sicil dosyaları ile gizli belgelerin iadesine,
26 EKİM 2004 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇEMİZ
Davacının 1995, 1996, 1997 ve 1999 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil işlemleri ile 1998 yılı 1 nci sicil üstü sicil işlemlerinde, takdir yetkisinin, mevcut bilgi ve belgelere göre objektif kullanıldığı, her sicilin ayrı bir işlem olması, bir sicil dönemi içinde olumlu veya yüksek sicil almış olmanın müteakip yıllarda da sicil üstelerinin yüksek vermelerini zorunlu kılmaması her sicil üstünün diğerlerinden bağımsız olması sicil düzenlemesi çok iyi derecede gerçekleşen bir sicilin ardından daha düşük sicil verilmeyeceği veya düşük gerçekleşen sicilden bir sonraki dönem daha yüksek sicil verilemeyeceğine ilişkin bir kuralın bulunmadığı, davacının söz konusu sicil işlemlerinin sübjektif düzenlendiğini kanıtlayan herhangi bir delilin mevcut olmadığı, sicil işlemlerinin Subay Sicil Yönetmeliği esaslarına göre hukuka uygun ve objektif kriterlere uygun düzenlenmiş olduğu bu gerekçelerden dolayı red edilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, aksi yöndeki sayın çoğunluğun kararına katılamadık. 26.10.2004 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy