(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21)
DAVANIN KONUSU: 2001 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil işlemlerinin iptali istemi.
Davacının dava konusu olan 2001 yılı 1 ve 2nci sicil üstü sicil işlemlerinin; sicil dönemi içerisinde, kuruluş bağlantısına uygun ve yetkili sicil üstlerince tanzim edildiği, sicil üstlerinin sicil verilen şahıs ile üç ay birlikte çalışma şartını sağladıkları ve sicil üstlerinin Subay Sicil Yönetmeliği'nde belirtilen hususlara sadık kalarak tam bir vicdani kanaatle sicil not ve kanaati takdir ettikleri belirtilerek, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE karar verilmesini savunmuştur.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Mükemmel seviyede olduğundan konusu bulunmayan, 2001 yılı 1 ve 2nci sicil üstü sicil notlarının iptali istemi hakkında bir Karar Verilmesine Yer Olmadığına, karar verilmesi yönünde düşünce bildirmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesince Raportör Üye Mu. Kur. Alb. İsa ER'in açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı, 22 Mart 2004 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; 2001 yılında 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının sübjektif nedenlerle düşük düzenlendiğini belirterek söz konusu sicil işlemlerinin iptalini talep etmektedir.
Davacının dilekçesinde, 2001 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının iptali istemine karşılık, Başsavcılık, söz konusu sicil döneminde davacı hakkında tekdir edilen sicil notlarının mükemmel seviyesinde olması nedeniyle, davacının talebinin konusuz kaldığı, bu itibarla 2001 yılı 1 ve 2nci sicil üstü sicil notlarının iptali istemi hakkında bir KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, karar verilmesi yönünde düşünce bildirilmiş ise de; Bir iptal davasının açılabilmesi için ortada bir idari işlemin bulunması gerekmektedir. Anılan idari işlemin yazılı olması yeterli olup, olumlu ya da olumsuz olmasının davaya konu edilebilirliği açısından hiç bir etkisi yoktur. Dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilir bir idari işlem olarak idari davaya konu edilebileceği şüphesizdir. Anılan sicil tanzim işleminin dava dosyasında olduğu gibi sicil notunun tam ya da tama yakın olması halinde de bir idari işlem" olması nedeniyle dava konusu edilebileceğinden Başsavcılık düşüncesine itibar edilmemiş, dava dosyasının incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyası, davacıya ait Kuvvet Komutanlığı ve Kıta özlük dosyaları ile sicil belge ve defterlerinin incelenmesi neticesinde; 30.08.1996 tarihinde Teğmen olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlayan davacının; 1997 yılından itibaren sicil almaya başladığı, genelde ortalamaları çok yüksek seviyede olan bir sicil safahatı sergilediği, dava konusu 2001 yılı sicil döneminde; 1 ve 2 nci sicil üstü sicil belgelerinin değerlendirme kıstaslarının nota tahvili neticesi, 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının mükemmel seviyesinde olduğu, anılan dönemde 1 ve 2nci sicil üstlerinin alt kıstaslara işaretleme yaptığı, ayrıca kanaat belirtmedikleri, davacının bu dönemde 3 adet takdirinin bulunduğu, herhangi bir ceza ve ikazının bulunmadığı, mesleki safahatı boyunca ise; 2004 yılı sicil dönemi dahil toplam 26 adet takdir ile taltif edildiği, herhangi bir ceza ve ikazının bulunmadığı görülmektedir.
Yürürlükte olan Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 5 nci maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli özelliği olan Özel yetkilerinden birini kullanır. Sicil üstleri bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidir... denilmektedir.
Bilindiği üzere, askerlik müessesesinde her türlü yükselme, taltif, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerde personelin sicilleri büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle sicil üstleri üstlük ve komutanlığın en önemli özel yetkilerinden olan sicil verme yetkisini kullanırken mutlaka objektif olmak durumundadırlar. Ayrıca her ne kadar sicil işlemlerinin idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubunda olması ve T.C. Anayasasının 125/4 ve 1602 sayılı Kanunun 21/2 nci maddelerinde belirtildiği üzere, takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği göz önünde tutulsa da, burada denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olup, bu hakkın hukuka aykırı ve yanlış kullanıldığının anlaşılması halinde, idarenin sicil tanzimi konusundaki takdir yetkisi de denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatlerin belirtilmiş olmasıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu işlemin değerlendirilmesinde; 2001 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının; davacının genel sicil eğilimine uygun olduğu, sicil işlemlerinin takdir yetkisi içinde kalınarak düzenlendiği, söz konusu sicil işlemlerinde takdir yetkisinin objektif kullanıldığı, sicil işlemlerinin Subay Sicil Yönetmeliği esaslarına göre hukuka uygun ve objektif kriterlere uygun düzenlenmiş olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Yasal dayanaktan yoksun bulunan 2001 yılı 1 ve 2 nci sitil üstü sicil işlemlerinin iptali isteminin REDDİNE,
2. 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Özlük ve sicil dosyaları ile gizli belgelerin iadesine,
02 KASIM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy