(1086 S. K. m. 92)
Davacı 28.05.2004 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; eş durumu ile ilgili yazılı başvurusu, atama istek formunda eşinin çalıştığı kurumu yazması ve çalışabileceği şubeler ve bu illeri gösteren belgeyi sunmasına rağmen, bu belgelerin göz önüne alınmayarak eşi ile birlikte görev yapamayacağı bir ilçeye atanmasının hukuka aykırı olduğunu ifade ederek, söz konusu atama işleminin iptali istemiyle bu davayı açtığı görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idarenin 21.09.2004 tarihli ve 22.08.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına giren yazı ile davacının mağdur edilmemesi açısından 17.09.2004 tarihli emirle (işlemle) Gaziantep/Islahiyeden eşinin çalışabileceği birim bulunan K.Maraş Garnizonuna atandırıldığını bildirdiği, yazı ekindeki atama emrinden de davacının K.Maraş 172 nci Zh. Tuğ.Kur.Bşk. Kh. Bl. Bkm.Ks.(Tkr.Arç.Tekns.) ne atandığı anlaşılmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde 2004 atamalarında Islahiye Garnizonuna atanması nedeniyle ve Islahiyede eşinin çalışabileceği bir birim olmaması nedeniyle mağduriyetinden bahsetmekte, 05.05.2004 tarihinde AYİM kaydına geçen cevaba cevap dilekçesinde ise açıkça tek isteğinin aile bütünlüğünün bozulmadan görev yeri neresi olursa olsun eşi ile aynı yerde çalışabileceği bir yere atanmak olduğunu açıkça ifade etmektedir.
Davalı idare tarafından yapılan yeni bir atama işlemi ile davacının hukuki durumunda yenilik yapılsa da davada kişisel ve güncel menfaatin varlığının kesilmediği yönündeki yerleşik Danıştay İçtihatları ışığında (DDK. 06.12.1974 tarih, E.1972/95, K.1974/756, D.12.D.03.11.1971 tarih, E. 1969/963, K.1971/2462, DDK. 15.02.1980 tarih, E. 1979/44, K.1980/146, DDK. 11.04.1980 tarih, E.1978/1256, K.1980/194 sayılı kararları) davaya devam edilerek bir nihai karara varmak gerekmekte ise de; davacının Islahiyeden Kahramanmaraşa yapılan ikici atama işleminin yeni bir işlem olmakla beraber, davacının dilekçesinde özellikle eşiyle birlikte aynı yerde çalışabileceği herhangi bir garnizona atanmak istediğine dair açık irade beyanına itibar edilerek davacının istemi doğrultusunda gerçekleştirilmesi nedeniyle dava konusu ilk işlemin (Mardin 70.Mknz.P.Tug.Mu.Bl. K.lığından, Gaziantep /Islahiye 172.Zh.Tug.2 Tnk.Kh.ve Karargah Bölük Komutanlığına atama işlemi) hukuk aleminde Islahiyeden tekrar Mardine geri atanması işlemini de zımni olarak masettigini anlamak gerektiği, zira böyle bir atamanın iki aşamada, önce birinci işlemin geri alınması, sonra ikinci atama işleminin gerçekleştirilmesi şeklinde apaçık yapılmamış olmasının tamamen idarenin iç işleyişi ve atama usulleri bakımından söz konusu edilebilecek bir durum olduğu, davacının istemleri dikkate alınarak yapılan ikinci atamanın birinci atama işlemini de geri alma iradesini içerdiği hukuki kanaati hasıl olduğundan, bu sonuca göre davalı idarece her ne kadar açık bir irade beyanı zikredilmemiş ise de ikinci atama işleminin davacının isteklerini tamamen karşılayan bir atama işlemi mahiyetinde olduğu da dikkate alınarak davanın idarece kabul edildiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu durumda idarenin 17.09.2004 tarihli atama işlemi ile davacıyı eşi ile birlikte çalışabileceği bir garnizona atayarak davayı kabul ettiği, bu işlemle ihtilaf sona erdirildiğinden, uyuşmazlığın esası hakkında yargılamaya devam edilmesine imkan bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle;
Davalı idarenin kabulü nedeniyle UYUŞMAZLIĞIN ESASI HAKKINDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 2004 yılı genel atamalarında Gaziantep Islahiye Garnizonuna atanan davacının bu atama işleminin iptali istemiyle açtığı davanın görümü sırasında, tek isteğinin eşi ile ayni garnizonda çalışabileceği bir yere atanmak olduğunu beyan etmesi üzerine 17.09.2004 tarihli ikinci bir işlemle eşi ile birlikte çalışabileceği K.Maraş Garnizonuna atanmış ve bu nedenle de görülmekte olan davada, davacının meşru ve güncel menfaati ortadan kalkmış bulunmaktadır. Davada meşru ve güncel menfaatin olmaması dava ehliyetinin sübjektif unsurunu teşkil ettiğinden, bu unsurunun yokluğu da davacıda ehliyet yokluğuna neden olduğundan, davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, İdarenin 17.9.2004 tarihli atamasının kabul iradesi olarak nitelendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesine iştirak edemedim. Burada özellikle belirtilmesi gereken bir husus da, davacının menfaat ilişkisinin kalmadığı sonucuna ulaşılması, özellikle eşi ile aynı yerde çalışabileceği herhangi bir garnizona atanmak isteğini açıkça ifade etmesi ve 2 nci atamanında bu isteği sağlaması nedeniyledir. Aksi halde yani davacının bu özel açıklayıcı iradesinin mevcut olmaması durumunda, atama işleminin yargısal denetimi sırasında yapılan salt ikinci bir atama ile davada menfaat ilişkisinin ortadan kalktığını söylemek mümkün olmayacak, aksine düşünce atama işleminin iptali istemiyle açılan her davanın ikinci bir atama ile bertaraf edilmesi sonucunu doğuracaktır ki, buna hukuken cevaz vermeye de imkan bulunmaktadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy