(357 S. K. m. 16) (2709 S. K. m. 138, 139, 145) (926 S. K. m. 118, 119) (Türk Silahlı Kuvvetlerine Mensup Subay ve Astsubayların Atama ve Yer Değiştirme Hakkında Yönetmelik m. 3, 12)
Davacı 28.05.2004 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1992 yılında K.H.O.ndan mezun olduğunu, 1992-1993 yılları arasında Top.Füze Ok.K.lığında temel kursu görmesini müteakip 1993 yılında Kars/Sarıkamış Tüm.Top.A.1 nci Top.Tb.na tayin olduğunu, görev yaptığı birliğin OHAL Bölgesinde görevlendirilmesi sebebiyle OHAL Bölgesinde görev yaptığını, 1995 yılı genel atamalarına kadar 2 nci Bölge hizmet süresini doldurması sebebiyle, 1 nci Bölge B Garnizonu olan İzmir/Menemene atandığını, 2000 yılı genel atamaları ile 2 nci Bölge D Garnizonu olan Ağrı/Doğubeyazıta atandığını, buradaki 2 nci kez 2 nci Bölge hizmet süresini tamamladıktan sonra 2003 yılında Askeri Hakimlik stajını yapmak üzere Ankaraya atandığını, stajını bitirmeyi müteakip atama istediği yerlerin içinde yer almayan Sivas 5 nci P.Tug.K.Askeri Mahkemesine atandığını, aynı atama döneminde Hâk.Yzb. .....in Isparta Askeri Mahkemesine, Hâk.Yzb. ....nun Malatya Askeri Mahkemesine, Hâk.Ütğm. ....ın da Ankara K.K.K.lığı Askeri Mahkemesine atandığını, 1 nci Bölge A Garnizonunda hiç görev yapmadığını, belirttiği Askeri Hâkimlerin safahatlarının kendisine göre daha iyi olmasına rağmen Isparta ve Malatya Garnizonlarına atamasının yapılmadığını, atama işleminin garnizon ve bölgeler arasındaki yer değiştirmelerin, hizmet gereklerinin yanı sıra atama safahatı da dikkate alınarak bir sıra dahilinde yapılacağını ilişkin hükümleri bulunan Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğine aykırı olduğunu belirterek Sivas 5.P.Er Eğt.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesine atama işleminin iptaline karar verilmesini ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir.
Davalı idare savunmalarında özetle, davacı hakkında tesis edilen atama işleminin her yönüyle yasal mevzuata uygun olduğunu, emsal gösterdiği subayların safahatlarının davacının durumundan daha iyi olmadığını, hiçbirisinin 1 nci Bölge A Garnizonunda görev yapmadığını, davacının Topçu sınıfındaki safahatını gerekçe olarak gösterdiği, ancak Hâkim Subay Yardımcısı olarak atandırıldığını, bu sınıfa geçmesinin kendi isteği ile olduğunu, sınıf değişiminden sonraki atama safahatının yeni sınıfına göre şekilleneceğini, yürütmenin durdurulması şartlarının da bulunmadığını belirterek bu talebin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin talepleri, AYİM 1 nci Dairesinin 13.07.2004 tarih ve Gensek No:2004/1584, E.:2004/668 sayılı ve AYİM Nöb.Dairesinin 28.07.2004 tarih ve Gensek No: 2004/1584, Esas no:2004/35 sayılı kararları ile reddetmiştir.
Davacı gerek 2 nci cevap layihasında gerekse duruşma esnasında 357 Sayılı Askeri hakimler Kanununun 16 ncı maddesinin Anayasanın 11, 140 ve 145 nci maddelerine aykırılığını ileri sürmüş ise de bu iddia ciddi bulunmadığından davanın esasına geçilmiştir.
Anayasanın 139 ncu Maddesinde; Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır. hükmü bulunmaktadır.
Anayasanın 145 nci Maddesinde; Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler, asker kişilerin; askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.
Askeri mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askeri suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askeri mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla görevlidirler. Askeri mahkemelerin savaş veya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.
Askeri yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askeri hakimlerin özlük işleri askeri savcılık görevlerini yapan askeri hâkimlerin mahkemesinde görevli bulundukları komutanlık ile ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir. Kanun, ayrıca askeri hakimlerin yargı hizmeti dışındaki askeri hizmetler yönünden askeri hizmetlerin gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları komutanlık ile olan ilişkilerini de gösterir. hükmü yer almıştır. Belirtilen Kanun ise 357 sayılı Askeri Hâkimler Kanunudur. 357 sayılı Askeri Hâkimler Kanununun 16 ncı maddesinde yer değiştirme esasları belirtilmiştir.
357 sayılı Askeri Hâkimler Kanununun Yer Değiştirme Esasları başlıklı 16 ncı maddesinde; Askeri hâkimler ve askeri savcılar ile yardımcılarının, adli müşavirlerin, Askeri Adalet İşleri Başkanlığı ile Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanlığı kadrolarında ve askeri yargı ile ilgili idari görevlerde bulunan askeri hâkimlerin atanmaları bu kanun hükümleri saklı kalmak şartiyle Silâhlı Kuvvetler mensuplarının nakil ve tayinleri hakkındaki hükümler esas alınarak Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın müşterek kararnamesi ile Cumhurbaşkanının onayına sunulur ve Resmi Gazete ile yayınlanır.
Askeri Hâkim ve askeri savcılar ile yardımcı askeri savcılar muvafakatleri alınmadıkça ikinci bölgede hizmet sürelerini tamamlamadan, birinci bölgede dört yıldan önce başka bir yere ve göreve atanamazlar. Ancak bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması, teşkilatında mahkeme bulunan birliğin yer değiştirmesi veya yükselme sebebiyle aynı kadroda kalmalarına imkân olmayanların yahut ikinci bölgeye atanma sırası gelenlerle, sıkıyönetim halinde sıkıyönetim mahkemelerine atanmalarda muvafakat şartı aranmaz.
Askeri hâkimlik, askeri hâkim yardımcılığı, askeri savcılık, askeri savcı yardımcılığı görevlerine ve adli müşavirliklere, Askeri Adalet İşleri Başkanlığı ile Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanlığı kadrolarına ve askeri yargı ile ilgili idari görevlere yapılacak atanmalarda yukardaki fıkralar hükümleri saklı kalmak şartıyla, Askeri Yargıtay notları, müfettiş raporları ve idari üstlerce düzenlenen siciller gözönünde tutularak işlem yapılır.
Bu görevlerden birinden diğerine yapılacak atanmalar ya ilgilinin muvafakati veya bulundukları yerde kendi kusurları olmaksızın hâkimliğin gerektirdiği şeref ve tarafsızlıkla görev yapamayacakları yahut bulundukları yerlerde kalmaları memuriyetlerinin nüfuz ve itibarını zedeleyici veya işlerin çokluğuna ve çeşidine göre görevde gereken başarıyı göstermedikleri soruşturma ve belgelerle anlaşılmasına yahut kadro ve hizmetin böyle bir atanmayı zorunlu kılması haline bağlıdır.
Askeri Yargıtay Başkanlığına, İkinci Başkanlığına, Daire Başkanlıklarına, Üyeliklerine ve Başsavcılığına seçilen askeri hâkim ve askeri savcıların atanmaları 1 inci fıkrada olduğu gibi kararname ile yapılır ve yayınlanır. Bunlar başka bir göreve atanamazlar. Ancak, muvafakatleri alınmak ve Askeri Yargıtay üyeliği hukukundan feragat etmek şartı ile başka bir göreve atanabilirler.
Adli müşavirliklerde, Askeri Adalet İşleri Başkanlığı ile Askeri Adalet Teftiş Kurulu Başkanlığı kadrolarında ve askeri yargı ile ilgili idari görevlerde bulunan askeri hâkimlerin atanmalarında süre ve muvafakat şartı aranmaksızın subaylar hakkındaki genel hükümler uygulanır. denilmektedir.
Görüldüğü üzere, Askeri Hâkimlerin Yer Değiştirmesine ilişkin düzenlemeler ana esasları itibarıyla Yasa ile düzenlenmiştir. Maddenin 1 nci fıkrasında da Askeri Hâkim atanmalarının Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın müşterek kararnamesi ile Cumhurbaşkanının onayına sunularak yapılacağı ve Resmi Gazetede yayımlanacağı belirtilmekle beraber ...bu Kanun hükümleri saklı kalmak kaydı ile... şeklindeki düzenlemeden, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı açısından yer değiştirme esaslarının kural olarak 357 sayılı Yasada düzenlendiği, bunun da Anayasanın 138, 139, 140 ve 145 nci maddelerine uygun olduğu görülmektedir.
TSK.de görevli Subay ve Astsubayların atanmasında dikkate alınacak hususlar 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Kanununun 118 nci maddesinde şöyle sıralanmıştır.
a. Meslek programları, meslek içi eğitim esasları ve kadro ihtiyacı, -b. Sağlık durumu, -c. İdari, asayiş ve zaruri sebepler,-d. İstekli bulunduğu yerler, Atama sırasında dikkate alınacak faktörler bu şekilde belirlendikten sonra, aynı Kanunun 119 ncu maddesi ile de, bölge ve garnizonların tespiti, bölge ve garnizonlarda personelin kalma süreleri, atama ve yer değiştirmelerde dikkate alınacak sair hususların Milli Savunma Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının müştereken çıkarılacakları Yönetmelikte belirleneceği öngörülmüştür. 926 Sayılı Kanunun 119 ncu maddesine dayanılarak da Türk Silahlı Kuvvetlerine Mensup Subay ve Astsubayların Atama ve Yer Değiştirme Hakkında Yönetmelik çıkarılmış olup, atama ve yer değiştirme esasları ayrıntılı bir şekilde düzenlinmiş bulunmaktadır.
Söz konusu Yönetmeliğin 3 ncü maddesinde; Subay ve Astsubayların atama ve yer değiştirmeleri hizmetin aksatılmadan yürütülmesine bağlı olarak, memleketin ekonomik, sosyal, iklim, ulaştırma, kültür ve sağlık durumlarıyla bunlara benzer yer ve bölge şartları göz önüne alınarak tespit edilen bölge ve garnizonlara aşağıdaki esaslar dahilinde sıra ile yapılır.
a) Mesleki programları, meslek içi, eğitim esasları ve kadro ihtiyacı,-b) Kıta hizmeti zorunluluğu,-c) Terfi durumu, -d) Sınıf ve ihtisasları,-e) Kendisinin, eşinin ve çocuklarını hayati önemi haiz sağlık durumları,-f) İdari, asayiş ve zaruri sebepler,- g). Atama istek kartlarında belirttikleri yerler hükmü yer almaktadır.
Yönetmeliğin 12 nci maddesinin (g) bendi,idari, asayiş ve sair zaruri sebepler ile subay ve astsubayların bulundukları, bölge ve garnizonlardaki hizmet sürelerini tamamlamadan atanabileceklerini öngörmektedir. Aynı Yönetmeliğin 24 ncü maddesinde ise genel atama ve yer değiştirme süresi ile bağlı kalınmaksızın her zaman atama yapılabilecek haller tek tek belirtilmiş diğer idari ve zaruri sebepler de bu hallerden sayılmıştır.
İdare, Yönetmelik hükümleri ile de hizmetin aksatılmadan yürütülmesi için alınacak tedbirleri objektif olarak belirterek, işlemlerde bu hükümlere uyacağını taahhüt etmektedir. Zaten yukarıda belirtildiği üzere; gerek TSK. Personel Kanununun, gerekse buna dayanılarak yürürlüğe konulan TSK.ne mensup Subay ve Astsubayların Atama ve Yer Değiştirmesi Hakkında Yönetmelik ile yapılan düzenlemelerde 357 sayılı Askeri Hâkimler Kanununa ya da Anayasanın 138, 139, 140 ve 145 nci maddelerinde belirtilen Mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatına aykırı hükümlerin uygulanamayacağı aşikardır.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun yer değiştirme suretiyle atanmasını düzenleyen 35 nci maddesinde de atanmanın Atama ve Nakil Yönetmeliğine uygun olarak yapılacağı belirtilmiştir. Yasaların uygulanması amacıyla Yönetmelik ile düzenleme yapılması başlı başına yasal olarak düzenleme yapılmadığı sonucunu doğurmaz. Davacının ileri sürdüğü TSK. Personel Kanununun 121 nci maddesi d fıkrasının açık hükmü gereği atama işleminin sakat olduğuna dair iddianın incelenmesinden; maddenin düzenlenme amacının Subay ve Astsubay atamalarının yetki yönünden hangi makama ait olduğu ve hangi usul ve esaslara göre yapılması olduğu görülmektedir. Maddenin d fıkrasında Askeri Hâkim atanmalarının özel kanun gereğince yapılacağı belirtilmektedir. 357 sayılı Askeri Hâkimler Kanununun 16 ncı maddesi 1 nci fıkrasında, askeri hâkim atanmalarının Milli Savunma Bakanı ve Başbakanının müşterek kararnamesi ile Cumhurbaşkanının onayına sunulacağı ve Resmi Gazetede yayımlanacağı belirtilmiştir. Bu düzenleme iddia edilenin aksine Askeri Hâkimlerin atamasının, subaylar gibi Kuvvet Komutanlıklarınca değil, müşterek kararname ile yapılmasının teminine yöneliktir. Bu nedenlerle davacının ileri sürdüğü Anayasaya aykırılık iddialarına itibar edilmemiştir.
Dava dosyası ve belgelerin incelenmesinden; davacının Subaylığa nasbedildikten sonra sırasıyla, 30.08.1992-04.07.1993 tarihleri arasında Ankara/Polatlı Top.ve Füze Ok.K.lığı emrinde (1/B Garnizonu), 05.07.1993-20.08.1995 tarihleri arasında 9.P.Tüm.Top.A. 1.Top.Tb.2.Bt.K.lığında Sarıkamış/KARS (2/C Garnizonu), 16.11.1993-01.08.1995 tarihleri arasında (OHAL Bölgesinde 2/E Garnizonunda görevli), 21.08.1995-23.07.2000 tarihleri arasında İzmir/Menemen Ege Or.Top.A.K.lığında (1/B Garnizonu), 24.07.2000-29.06.2003 tarihleri arasında Ağrı/Doğubeyazıt 1.Mknz.P.Tug.K.lığı emrinde (2/D Garnizonu), 30.,06.2003-18.07.2004 tarihleri arasında Ankara M.S.B. As.Adl.İşl.Bşk.lığı emrinde (staj) (1/A Garnizonu) görev yapmayı müteakip 2004 atamaları ile Sivas 5 nci P.Er Eğt.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesine Askeri Hâkim Yardımcılığına atandığı, 19.07.2004 tarihinde de görevine başladığı anlaşılmaktadır.
Davacının, 12.03.2003 tarihli atama istek formunda da; altı adet tercihte bulunduğu (1.Ankara, 2.Kocaeli/İzmit, 3.İzmir, 4.Edirne, 5.Isparta, 6.Malatya) anlaşılmaktadır. Davacı aynı atama döneminde atanan Hâk.Yzb. ......, Hâk.Yzb. ....., Hâk.Yzb. ......ın görev yaptığı garnizonların kendisine göre daha yüksek dereceli olduğunu belirterek kendisinin ayrıca 2 nci Bölge hizmetini iki kez eksiksiz tamamladığını, ancak atama istek formunda belirttiği yerlere atanmayarak Sivasa atandığını beyan etmiştir. Yani idarenin takdir hakkını objektif kullanmadığını iddia etmektedir. Öğretide takdir yetkisinin yönetim tarafından kullanılırken, bazı ilkelere uyması gerektiği kabul edilmiş olup, yönetimin takdir yetkisini kullanırken, öncelikle Yasaların koyduğu sınırlar içinde kalması gerektiği, eşitlik ilkesine göre kullanması gerektiği, kamu yararı için kullanması gerektiği ve takdir yetkisinin kullanılması için yasalar özel koşullar öngörmüş ise yönetimin bunlara uyması gerektiği belirtilmektedir.(Bkz.Gözübüyük Şeref, Yönetsel Yargı, 2003 Ankara 16.Bası Shf.241) Herhangi bir olayda takdir yetkisinin bu şekilde kullanılıp kullanılmadığı konusunda, işlemin dayandırıldığı somut olgu ve nedenleri bilmeden bir sonuca varmaya olanak yoktur. Bu nedenle, yerleşik yargı kararlarında vurgulandığı üzere idare, takdir yetkisini hangi somut olgu ve nedenlere dayanarak kullandığını; başka bir deyişle, kendisini somut olaydaki işlemi yapmaya yönelten nedenleri yargı organı önünde açıklamak ve kanıtlamak durumundadır. Aksine bir kabul, bizi hem idarenin takdir yetkisini dilediği gibi kullanabileceği sonucuna götürür; hem de işlem üzerinde yargı denetimini olanaksız kılar. Böyle bir durumun ise, idarenin bütün işlemlerinin hukuka uygun olmasını zorunlu kılan hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılamayacağı açıktır.
Davacının emsal gösterdiği Hâk. Yzb. ....ın 31.08.1995-17.06.1996 tarihleri arasında 1/A, 18.06.1996-03.08.1997 tarihleri arasında 1/A, 04.08.1997-01.08.2000 tarihleri arasında 1/B(03.01.200-18.01.200 tarihleri OHAL), 02.08.2000-01.07.2001 tarihleri arasında 2/E, 02.07.2001-21.07.2002 tarihleri arasında 1/A, 22.07.2002-03.08.2004 tarihleri arasında 2/A garnizonlarında görev yaptığı ve 2004 genel atamaları ile Ankara garnizonuna atandığı, Hâk.Yzb. .....in 30.08.1993-01.03.1994 tarihleri arasında 1/B, 02.03.1994-18.08.1997 tarihleri arasında 1/C, 19.08.1997-15.08.1999 tarihleri arasında 2/E, 16.08.1999-23.08.2000 tarihleri arasında 1/B, 23.08.2000-27.02.2001 tarihleri arasında 1/A, 27.02.2001-29.06.2003 tarihleri arasında 1/B, 30.06.2003-04.07.2004 tarihleri arasında 1/A garnizonlarında görev yaptığı ve 2004 genel atamaları ile Isparta garnizonuna atandığı, Hâk.Yzb. .....nun 30.08.1991-21.06.1992 tarihleri arasında 1/A, 22.06.1992-08.07.1994 tarihleri arasında 1/C, 09.07.1994-22.07.1996 tarihleri arasında 2/E, 23.07.1996-21.07.2002 tarihleri arasında 1/B, 22.07.2002-29.06.2003 tarihleri arasında 2/B, 30.06.2003-25.07.2004 tarihleri arasında 1/A garnizonlarında görev yaptığı ve 2004 yılı genel atamaları ile Malatya Garnizonuna atandığı anlaşılmaktadır.
Davacı rütbe olarak yukarıda belirtilen üç kişiyi emsal olarak göstermişse de, Hâk.Yzb. ......ın davacıdan 3 yıl daha geç subaylığa nasbedildiği gibi, Askeri Hâkimlik sınıfına da davacıdan 2 yıl önce geçtiği ve 2 yıllık askeri hakimlik tecrübesi bulunduğu görülmektedir.
Davacı ilk kez 2 nci Bölge hizmetini OHAL Bölgesinde yerine getirdiğini, 2 kez tam olarak 2 nci Bölge hizmetini yerine getirdiğini beyan etmektedir. İlk kez 2 nci Bölge hizmetini yerine getirdiği 2/C Garnizonundan bu nedenle 3 yıl yerine 2 yıl sonra ayrıldığı bir gerçektir. Ayrıca davacının emsal gösterdiği üç Hâkim Subayda askeri hakim statüsüne geçmeden önce 2 nci Bölge hizmetlerini 2 nci Bölge E Garnizonunda yerine getirmiştir. Davacının 2 nci kez 2 nci Bölge hizmetini yerine getirmesi ise ancak 2 nci Bölgeye atanma esnasında Yönetmeliğin 47 nci maddesi gereği öncelik sırasının tespitinde dikkate alınacak bir durumdur.
Davacının emsal gösterdiği Hâkim Subaylar ve davacının sınıf okulları ve kurslar hariç 1 nci Bölge hizmet safahatları karşılaştırıldığında, Hâk. Yzb. .....nun 2 yıl 1/C garnizonunda, 6 yıl 1/B garnizonunda, Hâk.Yzb. .....ın 1 yıl 1/A garnizonunda, 3 yıl 1/C garnizonunda, 4 yıl 1/B garnizonunda(6 ayı Kosovada 1/A Garnizonu sayılmaktadır.) garnizonlarında görev yaptığı, davacının da 5 yıl 1/B garnizonunda görev yaptığı anlaşılmaktadır. Yani davacı dahil 4 Hâkim Subayın hiç birisi daha önce 1 nci Bölge A Garnizonuna atanmamıştır. 2004 genel atamalarında Malatya Garnizonuna atanan Hâk.Yzb. ..... ve davacı atama istek formunda talep etmedikleri garnizonlara atanmıştır. Davacı Isparta ya da Malatya garnizonlarına kendisinin atanması gerektiğini belirtmektedir. Ancak Isparta Garnizonuna atanan askeri hakimin 7 yıllık 1 nci Bölgedeki hizmetinin 3 yılının 1/C garnizonu, 4 yılının da 1/B garnizonu olduğu, Malatya garnizonuna atanan askeri hakimin ise 8 yıllık 1 nci Bölgedeki hizmetinin 2 yılı C garnizonu olduğu, 6 yılı B garnizonu olduğu ve Ispartaya atanan askeri hakimin ilk kez 2 nci bölgeye giriş tarihinin 19.08.1997 Malatyaya atanan askeri hakimin ise 09.07.1994 tarihi olduğu, 2 nci kez 2 nci bölge hizmetini staj sebebiyle tamamlamadığı görülmektedir. Bütün K.K.K.lığı bünyesinde ve Kuvvet Askeri Mahkemesi dışındaki görevlerdeki askeri hakimlerin 1 ve 2 nci bölge hizmetlerinin aksatılmadan yürütülmesi için kısa, orta ve uzun vadeli planlarını personelin kadro, rütbe, terfi gibi durumlarını da gözönüne alarak planlayan idarenin; davacının atama istek formunun dışında atanması işlemini de, davacının ve diğer emsal gösterdiği askeri hakimlerin atama safahatlarına göre kamu yararını gözeterek tesis ettiği, işlemdeki takdir hakkının objektif ölçütlerle kullanıldığı ve atama işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Yasal ve hukuki dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy