(2709 S. K. m. 125) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 4, 5)
Davacı, 18 Mayıs 2004 tarihinde Bursa İdare Mahkemesi, 27 Mayıs 2004 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dilekçesinde özetle; 1994 yılında atandığı görevinde başarılı olduğunu, takdir alıp hiçbir uyarı ya da ceza almamasına rağmen 1995 yılında düşük sicil verildiğini, 2001 yılında atandığı görevinde de 1 nci sicil üstü tarafından takdir verildiğini ancak Kasım 2001 tarihinden itibaren 1 nci sicil üstü hakkında verdiği dilekçeler nedeniyle bu kişinin husumet beslediğini ve şahsi husumet nedeniyle sübjektif sicil tanzim ettiğini değerlendirdiğini belirterek 1995, 2002 ve 2003 yılları 1, 2 ve 3 ncü sicil üstü sicil notları ve kanaatlerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası, özlük dosyaları ile sicil belge ve defterlerinin incelenmesi neticesinde; 1988 yılında teğmen nasbedilen davacının 1989 yılından itibaren sicil almaya başladığı, genel olarak yıllara göre değişken (yeterli, iyi ve çok iyi sevilerinde) olan bir sicil safahatı sergilediği, dava konusu 1995 sicil döneminde; 1, 2 ve 3 ncü sicil üstlerince, yeterli ve iyi seviyesinde not takdir edildiği ve 2 nci sicil üstünce olumsuz kanat belirtildiği, bu döneme ilişkin olarak 2 nci sicil üstünce iki kez yazılı takdir ile taltif edildiği, uyarı veya cezasının bulunmadığı, 2002 sicil döneminde; 1 ve 2 nci sicil üstlerince, yalnızca nitelik işaretlenmek suretiyle değerlendirme yapıldığı, ilave kanaat belirtilmediği, 3 ncü sicil üstü tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, 1 ve 2 nci sicil üstlerince yapılan işaretlemelerin nota tahvil edilmesi sonucunda ortaya çıkan sicil puanlarının iyi seviyesinde olduğu, niteliklere ilişkin alt kıstaslara menfi kanaat kabul edilen ikişer işaretleme yapıldığı, bu döneme ilişkin olarak 1 nci sicil üstünce bir kez yazılı takdir ile taltif edildiği, uyarı ya da cezasının bulunmadığı, 2003 sicil döneminde; 1 ve 2 nci sicil üstlerince, keza yalnızca nitelik işaretlenmek suretiyle değerlendirme yapıldığı, ilave kanaat belirtilmediği, 3 ncü sicil üstü tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, 1 ve 2 nci sicil üstlerince yapılan işaretlemelerin nota tahvil edilmesi sonucunda ortaya çıkan sicil puanlarının iyi seviyesinde olduğu, keza niteliklere ilişkin alt kıstaslara menfi kanaat kabul edilen ikişer işaretleme yapıldığı, bu döneme ilişkin olarak takdirinin ve uyarı ya da cezasının bulunmadığı, 1999 yılında sağlık nedeniyle sınıf değiştirdiği görülmektedir.
1990 ve 1995 yılı sicil işlemlerinin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 1972 tarihli Mülga Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 4 ncü maddesinde; Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden birini kullanırlar. Sicil üstleri; bu görevin önemini göz önünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidirler. Aksi hal ehliyetli olmayanların, layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur
denilmektedir. Keza 1999 ve 2000 yılı sicil işlemlerinin tesis edildiği tarihte ve halen yürürlükte bulunan 1998 tarihli Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 5 ncü maddesi de benzer hükmü içermektedir.
Bilindiği üzere, özünde değerlendirme unsurunu barındırdığı ve bir değerlendirme sürecinin sonunda ortaya çıktığı için, sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine nazaran takdir yetkisini yoğun olarak kullandığı işlem grubu içerisinde yer alır. Bu bağlamda sicil işlemlerinin denetimi, takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil üstünün, astı hakkında sicil düzenlemesi işleminin, tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak da mümkün değildir. Zira Anayasanın 125 nci maddesinin 4 ncü fıkrasında takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş, takdir yetkisinin denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre; yargı yerince denetlenemeyecek olan, hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir yetkisi olup, bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri ise denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerinde, takdir yetkisinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık ise; uzun yıllar, belirgin bir çoğunlukla çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilmiş personele, genel safahatına ve uygulamaya istisna teşkil edecek ve göze çarpacak nitelikte (birden bire düşüşü izah eden makul ve kabul edilebilir nedenler öne sürülmeksizin) çok düşük sicil notları takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi durumunda ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda belirtilen ölçütler doğrultusunda dava konusu olan sicil işlemleri değerlendirildiğinde; 1995 sicil dönemine ilişkin olarak; davacı hakkında 2 ve 3 üncü sicil üstlerince takdir edilen iyi seviyesindeki sicil notlarının davacının safahatındaki birçok notla benzer olduğu, ani ve açık bir düşüş göstermediği, dolayısıyla 2 ve 3 ncü sicil üstlerinin not takdirinde, takdir yetkilerini hukuka aykırı olarak kullandıklarının söylenemeyeceği değerlendirilmiştir. Ancak anılan dönemde 2 inci sicil üstünce tesis edilen olumsuz kanaati haklı gösteren bir neden (belge) bulunmadığı gibi, söz konusu olumsuz kanaat, yine bu üst tarafından davacıya verilen yazılı takdir belgesinin içeriğiyle ve sicil notuyla çelişmektedir.
Dolayısıyla 2 nci sicil üstünün davacı hakkında tesis ettiği olumsuz kanaatin sübjektif nitellik taşıdığı düşünülmüştür. Keza 1 nci sicil üstünce takdir edilen yeterli seviyesindeki notun, davacının safahatı ile uyumlu olmadığı, önceki yıllara göre ani ve açık bir düşüş gösterdiği gibi aynı yıldaki 2 ve 3 ncü sicil üstü sicil notları ile de bariz şekilde uyumsuz olduğu ve bu düşüşü ve uyumsuzluğu haklı gösteren bir belgenin de bulunmadığı gözetilerek 1 nci sicil üstünün not takdirinde takdir yetkisini hukuka aykırı kullandığı sonucuna gidilmiştir.
2002 ve 2003 sicil dönemlerine ilişkin olarak;
a) Sicil notları yönünden; anılan dönemde, 1 ve 2 nci sicil üstleri tarafından yapılan iyi seviyesindeki değerlendirmenin (işaretlemelerin ve bunların nota tahvil edilmesi sonucu ortaya çıkan sicil puanlarının) davacının genel sicil alma eğilimine uygun olduğu, diğer bir deyişle safahatında daha düşük notların bulunduğu ve ani ve açık bir düşüşün söz konusu olmadığı hususları bir arada değerlendirilerek idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı kullandığından söz etmek mümkün görülmemiştir.
b) Menfi kabul edilen işaretlemeler yönünden; 1 ve 2 nci sicil üstleri tarafından niteliklere ilişkin alt kıstaslara menfi kabul edilen ikişer işaretleme yapılmıştır. Sicil belgesinin 39 ncu maddesine yapılan işaretlemenin, davacının ruhsal yönden gördüğü tedavi süreci ve bu tedavinin devam etmekte olduğu gözetilerek, bir nedene ve belgeye dayandığı saptanmıştır. Keza aynı işaretlemenin başka sicil üstlerince de yapılmış olması olgusu, davacının, anılan dönemde 1 nci sicil üstü hakkında dilekçe vermesi nedeniyle bu üstün sübjektif ölçütlerle sicil düzenlediği iddiasını doğrulamamaktadır. Belirtilen nedenlerle 39 ncu maddeye yapılan menfi işaretlemede 1 ve 2 nci sicil üstlerinin takdir yetkisini hukuka uygun olarak kullandığı değerlendirilmiştir. Ne var ki 41 nci maddeye yapılan menfi işaretleme için aynısını söylemek mümkün görülmemiştir. Şöyle ki; Subay Sicil Yönetmeliğinin 24/1-c maddesi uyarınca sicil alan personelin fiziki kabiliyeti, T.S.K Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde ve T.S.K Beden Eğitimi ve Spor Yönergesinde belirtilen esaslar dikkate alınarak belirlenmektedir. T.S.K Beden Eğitimi ve Spor Yönergesinin Değerlendirme başlığı altındaki 7/a maddesinde teste tabi tutulacak personelin, değerlendirileceği branşlardan başarılı kabul edilmesi için gerekli olan standartlar belirtilmiştir. Dolayısı ile bedensel yeterlilik somut ölçütlere göre saptanmaktadır. Davacının kıta özlük dosyasında bulunan iki ayrı Fiziki Yetenek ve Değerlendirme Test sonucundan davacının bu yeterlilik koşullarını sağladığı açıkça anlaşılmıştır. Dolayısı ile 41 nci maddeye yapılan menfi işaretlemenin bir nedene dayanmamış olması nedeniyle hukuka uyarlı olmadığı sonucuna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. 1995 yılı 1 nci sicil üstü sicil notu ile 2 nci sicil üstü tarafından belirtilen olumsuz kanaatin IPTALİNE,
2. Yasal dayanaktan yoksun bulunan, 1995 yili 2 ve 3 ncü sicil üstü sicil notlarının iptali isteminin REDDİNE,
3. 2002 ve 2003 sicil döneminde 1 ve 2 nci sicil üstelerince sicil belgesinin 41 nci maddesine yapılan işaretlemenin İPTALİNE,
4. Yasal dayanaktan yoksun bulunan, 2002 ve 2003 yılları 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notları ile sicil belgesinin 39 uncu maddesine yapılan işaretlemenin iptali isteminin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy