(926 S. K. m. 118, 119)
Davacı 16.06.2004 tarihinde MİDYAT Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığı ile verdiği ve 21.06.2004 tarihinde AYİM kaydına giren dava dilekçesinde özetle; 2004 yılı genel atamalarında 18 nci tercihi olan Kocaelinin Kandıra ilçesine atandığını,
Bankasında görevli olan eşinin münhal memur kadrosu bulunmadığından
Bankasının Kandıra Şubesine tayin edilmediğini, atama işlemleri tesis edilmeden önce 22 Nisan 2004 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığının ilgili atama şubesi ile görüşerek, 10 ncu tercihine atandığı takdirde eşinin tayininde problem yaşanmayacağını bildirdiğini, aile bütünlüğünün korunmasının Anayasanın 41 nci maddesine göre devletin görevleri arasında sayıldığını, idarenin takdir hakkını kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanmak zorunda olduğunu, aile birliği ve bütünlüğünün gözetilerek atama yapılması gerekirken yapılan atama işleminin mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, 10 yıllık meslek hayatının büyük kısmını C garnizonlarında geçirdiğini, idarenin takdir hakkını keyfi kullandığını belirterek; 70 nci Mknz.P.Tug.1 nci Mknz.P.Tb.1 nci Mknz.P.Bl.K.lığı (Mardin-Midyat) görevinden 1 nci P.Tug.3 ncü P.Tb.2 nci P.Bl.K.lığı (Kocaeli-Kandıra) görevine atanmasına dair işlemin hukuka aykırı olduğundan bahisle; atama işlemin iptaline ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacının yürütmenin durdurulması istemi, AYİM Nöbetçi Dairesinin 11 Ağustos 2004 gün ve Gensek No:2004/1915, Esas No:2004/151 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davalı idare savunmasında özetle; davacının 17.11.2003 tarihli atanma istek formu ile istediği garnizonları belirlediğini, daha sonra 22.04.2004 tarihinde atama istekleriyle ilgili olarak çektiği faksın dikkate alındığını, ancak bu faksa göre atama tercihlerinde değişiklik olmadığının görüldüğünü, atama işlemlerinde idarenin devlet memuru olan eşlerin durumunu gözönüne almak zorunda olduğunu, memur olmayan eşlerle ilgili bir zorunluluk bulunmamasına rağmen davacının
Bankasında çalışan eşinin durumu dikkate alınarak davacının tercihleri arasında bulunan ve eşinin çalışabileceği
Bankası Şubesi olan Kandıra garnizonuna atandığını, davacının Kandıraya atanmasından sonra eşinin Kandıra
Bankası Şubesine atamasının yapılmamasının eşi ile
Bankası arasındaki hukuksal bir sorun olduğunu, idareyi ilgilendirmediğini, davacının dilekçesinde emsal gösterdiği P.Yzb.
in Astsubay kaynaklı olduğu, 24 yıllık meslek hayatında çok değişik garnizonlarda hizmet ettiği, davacı ile aynı koşullarda değerlendirilemeyeceği, her ikisinin görev safahatı dikkate alındığında P.Yzb.
.in atama istek formunun öncelikle değerlendirildiğini, P.Yzb.
in İzmir isteği olduğunu ancak İzmire Bl.K. ataması yapılmadığından İzmir/Bergamaya atanmış olduğunu, yine davacının dilekçesinde emsal gösterdiği P.Yzb
..un durumunun davacıdan farklı olduğu, safahatına ve niteliklerine uygun olarak atanmış olduğunu, Kandıra garnizonunda boş olan 7 adet Bl.K.lığı kadrosuna karşılık davacının da içinde bulunduğu beş personelin bu garnizonu tercih etmesi nedeniyle öncelikle bu personelin Kandıra garnizonuna atandığını, netice itibariyle davacının atanma istek formunda belirttiği ve eşinin halen çalıştığı
. Bankası Şubesinin bulunduğu Kandıra garnizonuna, eş durumunu ve talebini dikkate alarak, hizmet gerekleri doğrultusunda tesis edilen dava konusu atama işleminin hukuka uygun bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetler Personel Kanununun 118 nci maddesinde; Subay ve astsubayların atama ve yer değiştirmelerinin hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak, sosyal, iklim ve ulaşım durumları ile kültür ve sağlık durumları ve bunlara benzer yer ve bölge şartları gözönünde tutularak tespit edilen bölge ve garnizonlara, -(a) Meslek programları, meslek içi eğitim ve kadro ihtiyacı, -(b) Sağlık durumu, -(c) İdari, asayiş ve zaruri sebepler, -(d) İstekte bulunduğu yerler nazara alınarak sıra ile yapılacağı belirtilmektedir.
Aynı Kanunun 119 ncu maddesinde ise; bölge ve garnizon tespiti, buralarda kalınacak süreler ve atama ve yer değiştirmeler ile ilgili hususların MSB. ve İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği ifade edilmiş olup, buna dayanılarak çıkartılan Türk Silahlı Kuvvetlerine Mensup Subay ve Astsubayların Atama ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin 1 nci maddesine göre; Subay ve astsubayların meslek hayatları boyunca değişik belge ve garnizonlara atamalarında Silahlı Kuvvetler hizmet ihtiyacı esas alınmak suretiyle vazife görecek şekilde atama ve yer değiştirme işlemine tabi tutulurlar, Yönetmeliğin 3 ncü maddesine göre de, Subay ve astsubayların atama ve yer değiştirmeleri hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak, memleketin ekonomik, sosyal, iklim, ulaştırma, kültür ve sağlık durumlarıyla, bunlara benzer yer ve bölge şartları göz önüne alınarak tespit edilen bölge ve garnizonlara aşağıdaki esaslar dahilinde sıra ile yapılır. -(a) Meslek programları, meslek içi eğitim esasları ve kadro ihtiyacı, - (b)Kıta hizmeti zorunluluğu, -(c) Terfi durumu, - (d) Sınıf ve ihtisasları, -(e) Kendisinin, eşinin ve çocuklarının hayati önemi haiz sağlık durumu, -(f) İdare, asayiş ve zaruri sebepler, - (g) Atama istek kartlarında belirttikleri yerler
Atama Yönetmeliğinin 45 nci maddesinde de Atanma ve yer değiştirmeler hizmetin aksatılmadan yürütülmesi, kadro yerleri ve personelin ihtisası ile safahatı esas olmak üzere garnizonlar arasında sıra ile yapılır. denilmektedir. Görüldüğü üzere, mevzuat hükümleri, atamalarda planlı değişimin hizmetin aksatılmadan yürütülmesi ilkesinin ışığında, hizmet safahatı gözetilerek sıra esasına göre yapılacağı ana fikrini benimsemiş bulunmaktadır.
Açıklanan mevzuat hükümlerine göre davacının durumu değerlendirildiğinde; Davalı idare dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu iddiasını iki unsura dayandırmaktadır. Birincisi davacının atanmış olduğu Kandıra garnizonunun davacının atama istek formunda tercihleri arasında yer alması; ikincisi de Kandırada
. Bankası Şubesinin bulunmasıdır. Bu iki hususun, davacının görev safahatı, atama istek formunda yer alan diğer tercihleri, davacının eşinin çalışabileceği Kandıra
. Bankası Şubesinde boş kadro olup olmadığı, davacının atanmayı istediği garnizonlara bu garnizonları atama istek formunda belirtmeyen personelin atanmış olması gibi hususlar karsısında, dava konusu atama işleminin haklı ve hukuka uygun gerekçesini oluşturamayacağı kanaatine varılmıştır.
Davalı idare davacının eşinin
. Bankası personeli olmasını ve Kandırada
. Bankası Şubesi olduğunu gözönünde tutarak davacıyı Kandıra garnizonuna atadığını belirtmektedir. Ancak davacı atama istek formlarının durdurulmasından daha sonra 22.04.2004 tarihinde KKK Tayin Dairesine fax çekecek atanma istek formundaki ilk dokuz tercihindeki yerlerde bulunan
Bankası Şubelerinde boş kadro olmadığını, 10 ncu tercihi olan Bergama da ise
. Bankasında üç adet boş kadro olduğunu, atama işlemi yapılırken bu hususun dikkate alınmasını istemiştir. Davalı idare ise davacının bu başvurusunu dikkate almayarak, sırf atama istek formunda Kandıra tercihi olduğu ve Kandırada
Bankası Şubesi olduğu gerekçesiyle davacıyı Kandıraya atamıştır. Her ne kadar atama mevzuatı gereğince devlet memuru olmayan eşlerin durumlarının zorunlu olarak atama işlemlerinde dikkate alınması gerekmiyor ise de personel memnuniyetini, motivasyonunu artırmak bakımından diğer koşullar da dikkate alınarak mümkün olduğu kadarıyla devlet memuru olmayan çalışan eşlerin de durumlarının dikkate alınması basiretli idarenin bir görevidir. Davalı idare davacının eşinin Bergama
. Bankası Şubesinde çalışabileceğini gözardı etmiş ve davacının bu yöndeki talebini dikkate almamıştır.
Dava konusu atama işlemini hukuka aykırı kılan tek neden davacının eşinin
Bankası personeli olduğunun ve fiilen çalışabileceği bir şubenin bulunduğu garnizona davacının atanmamış olması değildir. Dava konusu işlemde davalı idarenin, davacının eşiyle ilgili konuda haklı olduğu kabul edilse bile, dava konusu işlem davacının görev safahatının dikkate alınmamış olması yönüyle de hukuka aykırıdır.
Davacı bugüne kadar ikinci bölgede D ve E garnizonlarında, birinci bölgede ise 170 günlük sınıf okulu süresi bir kenara bırakıldığında C garnizonunda görev yaptığı, B ve A garnizonlarında hiç görev yapmadığı, 2004 yılı genel atamaları ile de 1/C garnizonu olan Kandıraya atanmış olduğu görülmektedir.
Davalı idarenin davacının görev safahatını dikkate almadığı görülmektedir. Zira idare savunmalarında davacının atanma istek formunda yer alan birinci bölge A ve B garnizonlarına neden dolayı atamasının yapılmadığının gerekçesini ortaya koyamamıştır. Nitekim AYİM 1 nci Dairesinin 21.12.2004 tarihli ara kararına cevaben davalı idarece gönderilen bilgi ve belgelerden; Davacının atama istek formunda belirttiği ve faksla özel durumunu belirttiği 10 ncu tercihi ile atandırıldığı 18 nci tercihi arasında kalan 8 garnizona toplam 27 Piyade subayının atandırıldığı, davacının da bu 27 subay arasında yer almasını engelleyici bir durumunun bulunmadığı, keza en azından Kocaeli/Kandıra garnizonu yerine Kocaeli Merkez garnizonundaki 3 kadrodan birisine de atamasının yapılmasına engel bir durumunun olmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı idare davacının 22.04.2004 tarihli faxının dikkate alınmadığını, zira atama tercihlerinin, aynen atama istek formunda olduğu gibi sıralandığını, davacının hatalı olduğunu, bu hatasını idareye yüklemeye çalıştığını ifade etmekte ise de bu olayda davacının hatasının ne olduğu anlaşılmamaktadır. Davacı söz konusu fax metninde ilk dokuz tercihinde belirttiği garnizonlardaki
Bankası Şubelerinde boş kadro olmadığını, ancak tercihleri arasında 10 ncu sırada yer alan Bergamadaki
Bankası Şubesinde ise 3 adet boş kadro olduğunu eşinin bu kadrolara atanmasının mümkün olduğunu ifade ederek özellikle Bergama garnizonuna atanmak istediğini ifade etmiştir. Bu husus fax metninden kolayca anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalı idarenin davacının 10 ncu tercihi olan Bergama garnizonuna veya 10ncu tercihini takip eden Garnizonlara neden dolayı atanmadığı gerekçesiyle birlikte açıklanamamaktadır.
İdare savunmasında Bergamaya astsubay kökenli olan P.Yzb.
in atandığını, bu personelin 24 yıllık bir safahata sahip olduğunu, dolayısıyla P.Yzb
.in atama istek formunun öncelikle ele alındığını, Yzb.
in İzmir garnizonunu tercih ettiğini, bu garnizona Bl.K. ataması yapılmadığından İzmir/Bergama garnizonuna atanmış olduğunu belirtmiştir. Bu savunmanın da dava konusu işlemi haklı kılmadığı değerlendirilmektedir. Zira P.Yzb.
.in savunma ekindeki atanma istek formu incelendiğinde tercihleri arasında Bergamanın yer almadığı, İzmirin yer aldığı, atama istek formunda P.Yzb
..in tayin olduğum yere eşimin tayin edilmesinden sonra emekli olacağımdan dolayı tayin istiyorum ifadesinin yer aldığı görülmektedir. Emekli olmayı düşünen P.Yzb.
.in atanma istek formunun davacıdan daha öncelikli olarak değerlendirilmesinin gerekçesi kamu yararı göz önüne alındığında anlaşılamamıştır. Diğer taraftan P.Yzb.
.. Bergama garnizonuna değil İzmir garnizonunu tercih etmiştir.
Davacının Kandıra garnizonuna atanmış olduğu da dikkate alındığında hem davacının hem de P.Yzb.
..in atanmayı istedikleri garnizonlara atanmamış oldukları görülmektedir. Bu durum davacının Bergama garnizonuna atanmak isteğinin ve takibeden diğer sıralı tercihlerinin olumsuz karşılanmasının haklı olmadığını göstermektedir.
Yine aynı şekilde davalı idare, davacının 2004 yılı atamalarında P.Yzb.
un İzmit garnizonuna tercih dışı atamış olduğunu, halbuki kendisinin İzmit garnizonunu 12. sırada tercih ettiğini, böylece hem kendisinin hem de P.Yzb.
un tercihlerinin dikkate alınmadığını, dava konusu işlemin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu iddiasını da karşılayamamıştır. İdare savunmasında P.Yzb.
.un durumunun davacıdan farklı olduğunu belirtmekle yetinmiş, ancak bu farklılığın hangi nedenlere dayandığını ortaya koyamamıştır. Davacının 9 adedini bilahare listeden çıkartmakla birlikte atanma istek formunda 20 tercih yapmış olması, bu tercihlerini eş durumu nedeniyle geniş tutma kaygısında olduğunu ve iyiniyetini ortaya koymakta olup en azından idareyi dar bölge tercihlerine zorlamaktan kaçındığını göstermekteyken, son sıralardaki tercihi nazara alınmak suretiyle, bu tercih fazlalığının aleyhine sonuç doğurucu atama işlemiyle sonuçlanması hakkaniyete aykırı düşmektedir. Netice itibariyle davacının bugüne kadar birinci bölge A ve B garnizonlarında hiç görev yapmamasına ve eşinin
Bankası personeli olarak çalışabileceği birinci bölge A ve B garnizonları mevcut olmasına rağmen, birinci bölge C garnizonu olan Kandıraya atanması işleminde, davalı idare; davacının görev safahatını dikkate almamak suretiyle takdir yetkisini hukuka aykırı olarak kullanmış olduğundan dava konusu atama işleminin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı idarece tesis edilen atama işlemi sebeb ve maksat unsurları itibariyle hukuka aykırı olduğundan, İPTALİNE;
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dava konusu atama işlemine neden olarak gösterilen bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu söz konusu atama işleminin hukuka uygun olduğunun anlaşılması karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine oluşan çoğunluk kararına iştirak edemedim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy