(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21)
Davacı 20 Nisan 2004 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinin reddi kararı üzerine 30 günlük süre içinde olmak üzere 21 Haziran 2004 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; 1992 yılında mezun olduktan sonar kıtada verilmiş her görevi canla basla yapmaya çalıştığını, 2003 yılında Karanet bilgisayar ortamında kıdem sırasında geriye düştüğünü gördüğünü ve bu durumun 1997 yılı sicil döneminde verilen düşük sicilden kaynaklandığını belirterek 1997 yılı sicil işlemlerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası, davacıya ait kıta özlük dosyaları ile sicil belgelerinin incelenmesi neticesinde; 30.8.1992 tarihinde Astsubay Çavuş nasbedilen davacı hakkında 1993 yılından itibaren sicil düzenlenmeye başlandığı, genel sicil eğilimi yüksek seviyede olan davacının toplam 40 (kırk) adet takdir yazısı ile taltif edildiği, 22.12.1993 tarihinde Şiddetli Tevbih; 04.01.1993 tarihinde Şiddetli Tevbih; 30.1.1993 tarihinde 2 gün İzinsizlik; 09.06.1993 tarihinde 2 gün Göz Hapsi ve 08.1.1999 tarihinde 6 gün Oda hapsi disiplin cezalarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Astsubay sicillerinin hangi esas ve şekillere göre düzenleneceğini belirleyen ve dava konusu sicillerin tanzim edildiği tarihte yürürlükte olan 1972 tarihli Mülga Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 4 ncü maddesine göre sicil üstlerinin emri altındakilere sicil düzenlerken, sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmeleri gereklidir. Zira Türk Silahlı Kuvvetlerinde bir üst rütbeye yükselme, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerde personel sicilleri büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle sicil amirleri üstlük ve komutanlığın en önemli özel yetkilerinden olan sicil verme yetkisini kullanırken, mutlaka objektif olmaları gereklidir.
Ayrıca her ne kadar sicil işlemlerinin idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubunda olması ve T.C.Anayasasının 125/4 ve 1602 Sayılı Kanunun 21/2 nci maddesinde belirtildiği üzere, takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği göz önünde tutulsa da kamu yararına açıkça aykırı düşen ya da takdir yetkisinin bariz bir biçimde yanlış kullanıldığının anlaşılması halinde idarenin sicil düzenleme konusundaki takdir yetkisi de denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerinde takdir yetkisinin kullanılmasındaki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek şekilde göze çarpacak nitelikte ayrıca birden bire düşüşü izah eden makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi halidir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde; genel sicil eğilimi yüksek seviyede olan davacı hakkında 1997 yılı sicil döneminde yeterli seviyede olacak şekilde sicil notu düzenlendiği; anılan sicil döneminde iki adet takdir yazısıyla taltif edilen ve herhangi bir ceza ve ikazı bulunmayan davacının genel sicil eğiliminde ani ve açık bir düşüşe neden olacak şekilde düzenlenen iptale konu sicil işlemlerinde bu düşüşü açıklayacak somut bir bilgi ve belge mevcut olmadığı anlaşılmakla 1997 yılı sicil işlemlerinde takdir yetkisinin objektiflikten uzaklaşılarak kullanıldığı değerlendirildiğinden anılan sicil işlemlerinin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Hukuka aykırı olan 1997 yılı sicil işlemlerinin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy