(2709 S. K. m. 125) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 5)
Davacı, 5.12.2005 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; çok başarılı bir meslek safahatı olduğunu, ancak kıdem sıralamasında gerilediğini, bu durumun 2001 ve 2002 yılı sicil dönemlerinde birlikte görev yaptığı sicil üstlerinin başarılı ve özverili çalışmaları nedeniyle kendisini birçok kez sözlü ve yazılı olarak takdir etmiş olmalarına karşın, 1 nci sicil üstünün yaşanan bazı olayların etkisiyle yaptığı sübjektif değerlendirmelerle kendisine haksız düşük sicil vermesinden kaynaklandığını iddia ederek; 2001 ve 2002 yıllarına ait 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notları ile olumsuz kanaatlerinin iptali istemiyle bu davayı açtığı görülmektedir.
Davacıya ait özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde; 30.8.1999 tarihinde Teğmen rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlayan davacıya ait sicillerin genelde mükemmel seviyede oluştuğu, dava konusu 2001 yılı 1 nci sicil üstü sicil notunun mükemmele yakın çok iyi seviyede takdir olunduğu 43 ncü madde işaretlemesinin (Dairemizin içtihadı uyarınca) menfi kanaat kabul edilir biçimde işaretlendiği bu dönem 2 nci sicil üstünün 1 nci sicil üstü sicil işlemine aynen katıldığı, 14.6.2001 ve 20.7.2001 tarihlerinde verilmiş iki adet takdir belgesinin bulunduğu, yine bu dönem K.K.K.lığı Askeri Savcılığının 8.12.2000 tarihli iddianamesi ile davacı hakkında asta müessir fiil suçundan kamu davası açıldığı, 2002 yılı 1 nci sicil üstü sicil notunun mükemmele yakın çok iyi seviyede takdir olunduğu menfi kanaat kabul edilebilecek bir işaretlemenin söz konusu olmadığı, 2 nci sicil üstünün 1 nci üst sicil işlemine aynen katıldığı, bu döneme ait 7 adet takdir belgesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 5 nci maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden birini kullanırlar. Sicil üstleri bu görevin önemini gözönünde tutarak, sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirmekten sorumludurlar. Aksi durum ehliyetli olmayanların, layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur. Hissi ve aşırı merhamet duygusuyla verilecek sicillerin, hak eden bir başka personelin hakkını ihlal edeceği, daima gözönünde bulundurulur. Düzenledikleri sicillerdeki isabet derecesine göre sicil üstleri hakkında hüküm verilir. denmektedir.
Bilindiği gibi, sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin yoğun olarak kullanıldığı bir işlem grubu olması nedeniyle farklılık arzetmekte olup, bunların denetimi, takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil üstünün astı hakkında sicil tanzim etmesi işleminin, tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak mümkün değildir. Zira, Anayasanın 125/4 ncü madde ve fıkrasında, takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş, takdir hakkının denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre yargı yerince denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir hakkı olmakla bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri saptanmak suretiyle denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birdenbire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmiş olmasıdır.
Açıklamalar çerçevesinde dava konusunun değerlendirilmesinde; iptali talep edilen 2001 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının mükemmele yakın çok iyi seviyede takdir olunduğu, sicil notu genel safahata göre bir miktar düşürülmüşse de bu düşüş sicili hukuka aykırı hale getirecek derecede olmayıp sicil amirlerinin takdir hakları içerisinde kaldığı, ayrıca bu dönem 8.12.2000 tarihli iddianame ile asta müessir fiil suçundan açılan kamu davası nedeniyle bu düşüşün izahda olunabildiği, ancak Özel ve Ayırt Edici Nitelikler bölümünden 43 ncü maddenin (B) olarak işaretlendiği, bu işaretlemenin Dairemizin gelişen ve istikrar bulan içtihadı ile menfi kanaat olarak kabul edildiği ve bu dönem 14.6.2001 ve 20.7.2001 tarihli takdir belgeleri içeriklerinden bu kanaatin hukuka aykırı olduğu kararına varılmıştır. 2002 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notları ise mükemmele çok yakın çok iyi seviyede olup menfi kanaat kabul edilir bir işaretlemenin de bulunmayışı karşısında hukuka ve Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine uygun bir sicil olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İzah edilen nedenlerle;
1) 2001 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının iptaline yönelik DAVANIN REDDİNE, (OYBİRLİĞİ İLE),
2) 2001 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil işlemlerindeki 43 ncü madde de yapılan nitelik değerlendirmesinin İPTALİNE, (Üye Mu. Kur. Kd. Alb. İsa ER ve Üye Hv. Mu. Kur. Alb. M. Kamil SÜTBAŞın Karşı Oyları nedeniyle OYÇOKLUĞU İLE),
3) 2002 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil işlemlerinin iptaline yönelik DAVANIN REDDİNE, OYBİRLİĞİ İLE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
2001 yılında her iki sicil üstünce davacıya ait sicil belgesinin 43 ncü maddesinin b bendine yapılan işaretleme, Subay Sicil Yönetmeliğinin Ek-1 maddesine göre menfi kanaat sonucunu doğurmamaktadır. Hal böyle iken, özellik arzeden görevler ile atamalarda, bu işaretlemelerin dikkate alınmayacağı ortadadır. Esasen idare tarafından hazırlanan dokümanlarda, sicil notları ile menfi veya ilave olarak yazılan müspet kanaatler yer almaktadır. Bu nedenle 43 ncü maddenin b şıkkına yapılan işaretlemenin davacı hakkında yapılacak herhangi bir görevlendirme ve atama işleminde dikkate alınabilecek mahiyette bulunmadığından ve hukuk aleminde de bu yönde sonuç doğurmadığından iptaline gerek olmadığı düşüncesinde olduğumuzdan aksi yöndeki çoğunluk kararına katılamadık. 16.05.2006. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy