(926 S. K. m. 35, 79, 82, 109, 110, Ek Geç. m. 66, 80)
Davacı, 13.01.2005 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 30.08.1979 tarihinde Harita Astsubay Sınıf Okulundan mezun olarak Astsb. Çvş. nasbedildiğini, 1989 yılında Subaylığa geçiş sınavında başarılı olarak Subay temel kursuna katıldığını, 27.07.1990 tarihinde kursu başarı ile bitirerek 926 sayılı Kanun 109 ncu maddesi gereği Harita Tek. Subayı olduğunu, kendi nam ve hesabına okuduğu Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesinden 30.09.1991 tarihinde mezun olduğunu ve bunun üzerine 926 sayılı Kanunun 110 ncu maddesi gereğince müracaat tarihindeki derecesine 1 derece ilave edilerek intibakının yapıldığını, 926 sayılı Kanunun Ek geçici 80nci maddesi gereği 4 yıllık fakülte bitirmesi nedeniyle 30.08.2004 tarihinden itibaren Binbaşı rütbesine terfi ettirildiğini, Türk Silahlı Kuvvetlerinde 25 yıldan bu yana hizmet ettiğini, 1 yıl Astsb. Sınıf Okulu, 1 yıl Subay Temel Kursu, 4 yıl fakülte ve Yüksekokul olmak üzere altı yıl okuduğunu, 38 yıllık hizmet süresi karşılığı Albay rütbesinden kadrosuzluktan emekli olmaya hak kazandığını, 1978 yılında liseyi bitirip Harp Okuluna giren 1982 nasıplı Teğmen ile aynı durumda olduğunu belirterek astsubaylıktaki hizmet süresinin 7 yıllık kısmının rütbe bekleme süresinden sayılarak yeni rütbesinin belirlenmesini ve mağduriyetinin giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dosyası ve özlük dosyalarının incelenmesi neticesinde; 30.08.1979 tarihinde Harita Teknisyen Astsubay Çavuş nasbedilen davacının, astsubaylıktan subaylığa geçiş sınavını kazanmasını müteakip 37 nci dönem Subay temel kursunu başarı ile bitirerek 06.08.1990 tarih ve 9037144 sayılı onay ile 27.07.1990 tarihinden geçerli olmak üzere subay nasbedildiği ve Subay Temel Kursunda geçirdiği 10 ay 16 günlük sürenin teğmenlik bekleme süresinden sayılarak teğmenliğe nasıp tarihinin 11.09.1989 olarak düzeltildiği, 926 sayılı Kanunun 109 ve 110/1 nci maddesi uyarınca derece ve kademesine bir kademe ilave edilerek 6/1 nci kademesine intibakının yapıldığı, bilahare 926 sayılı Kanunun Ek Geçici 58nci maddesi uyarınca (daha önce yararlanmadığından) rütbe kıdeminde değişiklik yapmamak kaydıyla 15.10.1991 tarihinde bir üst derecesinin aynı kademesine getirildiği, normal bekleme süresi sonunda 30.08.1992 tarihinde üsteğmenliğe yükseldiği, bilahare 926 sayılı Kanunun EK Geçici 66 maddesi uyarınca EK-VII sayılı cetvelde 499 KHK ile yapılan değişikliğe göre intibakının yapıldığı, daha sonra, 30.09.1991 tarihinde Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İktisat Bölümünden mezun olmuş olması nedeniyle 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Per.K.nun 499 sayılı K.H.M. ile değişik 110ncu maddesi gereği 13.09.1993 tarihinden geçerli olmak üzere 1 derece verilmek suretiyle intibakının sağlandığı, bilahare 10.07.1995 tarihli onay ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 110ncu ve 14/3ncü maddelerinin intibak hükümleri gereğince EK-VII sayılı cetvelde bir üst dereceye yükseldiği, bilahare normal bekleme süresi sonunda 30.08.1998 tarihinde yüzbaşılığa yükselen davacının, 03.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren EK Geçici 80nci madde uyarınca, yine normal bekleme süresi sonunda 30.08.2004 tarihinde Binbaşılığı yükseldiği, ilk olarak 24.10.2004 tarihli dilekçesi ile idareye müracaat eden davacının 18.11.2004 tarihli red cevabı üzerine iş bu davayı tesis ettiği, bilahare isteği üzerine emekli edilerek 16.03.2005 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesildiği görülmüştür.
Yukarıda belirtildiği üzere; davacının subaylığa nasbı, intibak ve terfi işlemlerinin tamamı yasa hükümlerine uygun olarak yerine getirilmiştir. Diğer bir ifadeyle, davacı 926 sayılı Kanunun 110 ncu ve EK Geçici 80 nci maddesinde belirtilen normal bekleme süreleri kadar (teğmenlikte 3, üsteğmenlikte 6 ve yüzbaşılıkta 6 yıl) bekleyerek düzenli olarak terfi etmiştir. Bu bakımdan iddiasının aksine terfileri açısından hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.
Davacı, harp okulu mezunu subayların 31 yıllık hizmetle Albay rütbesinde kadrosuzluktan emekli olmayı hakettiğini, kendisinin ise bu hakkı elde etmek için 38 yıl çalışması gerektiğini, bunun Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirtmekte ve Dairemizin 14.10.2003 tarihli ve E:2002/1171, K:2003/1311 sayılı kararında lise bitirme tarihlerinin esas alındığını, kendisinin liseyi 1978 yılında bitirmekle emsalinin 1982 neşetli Harp Okulu mezunu subaylar olması gerektiğini ve rütbesinin buna göre belirlenmesi gerektiğini ifade etmektedir.
Öncelikle belirtilmelidir ki, davacı Türk Silahlı Kuvvetlerinde iki ayrı statüde hizmet ifa etmiştir. Diğer bir deyişle bir süre astsubay statüsünde görev yaptıktan sonra subay nasbedilmiştir. Bu bakımdan doğrudan Harp Okulunu bitirip subay nasbedilmiş kişiler davacıya emsal değildir. Dolayısıyla bu iki ayrı statünün çeşitli yönlerden farklı hükümlere tabi tutulabilmeleri mümkündür. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre; AYnın 10ncu maddesinde Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. lafzıyla deyimlenen eşitlik ilkesinde, fiili eşitlik değil hukuki eşitlik söz konusu edildiğinden, davacının Anayasaya aykırılık savının bir temele dayanmadığı gözetilerek bu yöndeki itirazı ciddi görülmemiştir.
Öte yandan, davacının 1982 neşetli Harp Okulu mezunu subayla aynı yılda (1978 yılında) liseyi bitirmiş olması, kendisinin sonradan subay statüsünü kazanmış olması ve statüdeyken yüksek okulu bitirmiş olması nedeniyle, 1982 neşetli subayla aynı kıdem ve rütbede olmasını gerektirmemektedir. Keza davacının emsal gösterdiği Dairemizin kararının da davacının savını destekleyen bir yönü bulunmamaktadır. Şöyle ki; kararda; yüksek okulu bitirdikten sonra statüye giren astsubayla, liseyi bitirmeyi müteakip statüye giren ve statüde iken yüksek okulu bitiren astsubay karşılaştırılmakta ve birincisinde yüksek okulda geçirdiği süre rütbe bekleme süresinden indirildiği halde ikincisinde indirilmemesinin eşitlik ilkesine aykırı bulunmamasının nedeni olarak liseyi aynı anda bitirmiş olan iki astsubay arasında dengenin sağlanması gösterilmektedir. Görüldüğü üzere anılan kararda kıyaslanan kişiler aynı statüdeki kişilerdir. Oysa davacı kendisine doğrudan subay statüsüne girmiş kişiyi emsal almaktadır. Bu bakımdan kendiside 4 yıllık fakülte bitirmiş ve subay nasbedilmiş olmasına rağmen 1982 neşetli subayla aynı rütbede olması gerekmemektedir.
Bundan başka, davacının, askerlik hizmetini tamamlamasını müteakip statüye alınanların askerlik hizmetinde geçen sürelerinin rütbe bekleme sürelerinden düşüleceğine dair verdiği örneklerin (926 sayılı Kanun md. 35, 79, 82, Uzman Erbaş Kanunu md. 15 vb.) de davacının durumu ile bir ilgisi yoktur. Davacının dayandığı diğer bir husus olan EK Geçici 80nci maddede belirtilen
bunlara rütbe, rütbe normal bekleme süreleri ve yaş hadleri de dahil olmak üzere diğer hususlar için muvazzaf subaylar hakkındaki hükümler uygulanır
hükmünün de astsubaylık statüsünde geçirdiği sürenin subaylıkta rütbe bekleme süresinde düşülmesi yönünde bir anlam içermediği açıktır.
Sonuç olarak, davacının astsubaylık statüsünde geçen hizmet süresinin ya da astsubay sınıf okulunda geçirdiği bir yıllık süre ile statüde iken yüksek okulda geçen dört yıllık sürenin tamamının ya da bir kısmının subaylık statüsündeki rütbe bekleme sürelerinden indirilmesine , (bu yönde bir düzenleme bulunmadığından) yasal imkan bulunmamaktadır.
Davalı idare, davanın red kararı ile sonuçlanması halinde idare lehine vekalet ücreti talebinde bulunmuş ise de; idari davalarda, davalı idarenin Baş Hukuk Müşavirliği ve Davalar Dairesi Başkanlığı kadrosunda istihdam edilen memurları Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesine göre Avukatlık hizmetleri sınıfından olsalar dahi, idareyi, mahkemelerde Avukat sıfatıyla temsil edemeyecekleri, dolayısıyla davalı idare lehine dava sonuçlansa dahi idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı, bunun için açık bir yasal düzenleme gerektiği değerlendirilerek, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kararına varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy