(2709 S. K. m. 125) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 5, 14)
Davacı 02.02.2005 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dilekçesinde özetle; 1995 yılında 2.Or.K.İs.Bşk.lığı emrine atandığını, 07.08.1995 tarihinde katıldığını, 07.09.1995 tarihinde geçici görevlendirme ile Sosyal Tesisler Müdürlüğüne görevlendirdiğini, 20.11.1995 tarihinde İs.Bşk.lığındaki görevine geri döndüğünü, 14.12.1995-07.01.1996 tarihleri arasında 25 gün izne ayrıldığını, ikinci sicil amiri olan Alb.
nın emeklilik müracaatı nedeniyle 27.12.1995 tarihinde izne ayrıldığını, kendisi ile kısa süre çalışan Alb.
nın sübjektif sicil verdiğine inandığını belirterek 1996 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil notları ve olumsuz kanaatlerinin iptali istemiyle dava açmıştır.
Davalı idare savunmasında özetle; dava konusu sicillerin tüm yönleriyle hukuka uygun düzenlendiğini, davacının herhangi bir kanıt ileri sürmediğini, davacının sicil üstleri ile yeterli süre görev yaptığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Dava dosyası, davacıya ait Kuvvet Komutanlığı ve Kıta Özlük dosyaları ile sicil belge ve defterlerinin incelenmesi neticesinde; davacının genel sicil eğiliminin çok iyi seviyede olduğu, 1 şerit rozet, 2 ödül, 50ye yakın takdir belgesine sahip davacının hiçbir ceza, ikaz yada uyarı yazısının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 5 nci maddesinde; Sicil üstleri; emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden birini kullanırlar. Sicil üstleri; bu görevin önemini göz önünde tutarak, sicil belgelerindeki nitelikleri tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirmekten sorumludurlar. Aksi durum, ehliyetli olmayanların layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur. Hissi ve aşırı merhamet duygusuyla verilecek sicillerin, hak eden başka personelin hakkını ihlal edeceği, daima göz önünde bulundurulur
denilmektedir.
Bilindiği üzere, özünde değerlendirme unsurunu barındırdığı ve bir değerlendirme sürecinin sonunda ortaya çıktığı için, sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine nazaran takdir yetkisini yoğun olarak kullandığı işlem grubu içerisinde yer alır. Bu bağlamda sicil işlemlerinin denetimi, takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil üstünün, astı hakkında sicil düzenlemesi işleminin, tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak da mümkün değildir. Zira Anayasanın 125 nci maddesinin 4 ncü fıkrasında takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş, takdir yetkisinin denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre; yargı yerince denetlenemeyecek olan, hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir yetkisi olup, bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri ise denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerinde, takdir yetkisinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık hali ise; uzun yıllar, belirgin bir çoğunlukla çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilmiş personele, genel safahatına ve uygulamaya istisna teşkil edecek ve göze çarpacak nitelikte (birden bire düşüşü izah eden makul ve kabul edilebilir nedenler öne sürülmeksizin) çok düşük sicil notları takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi durumunda ortaya çıkar.
Yukarıda belirtilen ölçütler doğrultusunda dava konusu 1996 yılı sicil işlemi incelendiğinde; 02.05.1996 tarihli düzenlenen 1 ve 2 nci sicil üstü sicil işlemlerinde, her iki sicil üstünce çok iyi seviyede sicil notu takdir edildiği, her iki sicil üstünce de olumlu kanaat belirtildiği, takdir edilen sicil notlarının davacının genel sicil safahatı ile uyumlu olduğu ve bu nedenle 02.05.1996 tarihli 1 nci ve 2 nci sicil üst normal yıllık sicil işlemlerinin de hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dava konusu yıl içerisinde düzenlenen 23.01.1996 tarihli 2 nci sicil üstü ayrılış sicil işlemi incelendiğinde ise; sicil üstünce davacı için iyi seviyede sicil notu takdir edildiği görülmektedir. 1996 yılı sicil döneminde davacının 07.09.1995-20.11.1995 tarihleri arasında Sos.Tes.Md.lüğü emrinde geçici görevle görev yaptığı K.K.K.lığının 27 Mayıs 2005 PER.:4031-290-05/Mrk.Ş.Sb.Astsb.İşl.Ks(1856) sayılı yazısından anlaşılmakta, davacının 14.12.1995-07.01.1996 tarihleri arasında izinli olduğu, 31.10.1995 tarihinden itibaren 20 gün istirahat aldığı, davacının 2 nci sicil üstünün ise emeklilik nedeniyle 27.12.1995 tarihinde izne ayrıldığı, bu nedenle davacının 2 nci sicil üstü ile 01.09.1995-06.09.1995 tarihleri arasında ve 20.11.1995-14.12.1995 tarihleri arasında birlikte görev yaptığı, 14.12.1995-07.01.1996 tarihleri arasında davacının izinli olduğu, 27.12.1995 tarihinde de davacının 2 nci sicil üstünün izne ayrıldığı hangi tarihte katıldığı bilinmemekle birlikte 23.01.1996 tarihinde ayrılış sicili tanzim edildiği görülmekle, o tarihte yürürlükte bulunan Subay Sicil Yönetmeliğinin 14 ncü maddesi gereği sicil üstü ile en az üç ay görev yapma şartını sağlamaması nedeniyle 2 nci sicil üstünce düzenlenen sicil işleminin yetki unsuru yönünden sakatlandığı ve hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Yasal dayanaktan yoksun bulunan 02.05.1996 tarihli 1 nci ve 2 nci sicil üstü sicil işlemlerinin iptali isteminin REDDİNE;
2- 23.01.1996 tarihli 2 nci sicil üstü ayrılış sicil işleminin yetki unsurundaki hukuka aykırılık nedeniyle İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy