(3466 S. K. m. 16)
Davacı, 14.06.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; 30.08.2003 tarihinde Uz.J.Çvş. naspedildiğini, 12.09.2003 tarihinde Arapkir İlçe J.K.lığı emrinde stajyer uzman jandarma olarak göreve başladığını, birlik ve çalışma ortamı nedeniyle görevine intibak edemediğini, ruhsal çöküntüye uğradığını, bu halde iken görev başı eğitim sınavlarının yapıldığını, 20.03.2004 tarihli görev başı eğitimi sonu yazılı sınavında cevapları işaretlerken yanlış işaretlediğini, 22-24.03.2004 tarihlerindeki atış spor ve seminerlerde en düşük puanları almak için hiçbir şey yapmadığını, yaptığının yanlış olduğunun farkına vardığını ama geç kaldığını, su anda daha fazla bilgiye sahip olduğunu, devlete hizmet etmek istediğini, mesleğine dönmeyi arzuladığını belirterek ilişik kesme kararının iptalini talep etmiştir.
Dava dosyası ve savunmaya ekli belgelerin incelenmesi sonucunda; davacının, uzman jandarma çavuş naspedilmesini müteakip Malatya İl Jandarma Komutanlığı emrine atandığı ve Arapkir İlçe Jandarma Komutanlığında 12.09.2003 tarihinde görev başı eğitimine başladığı, anılan eğitimin sonunda, 20-24 Mart 2003 tarihleri arasında Malatya İl Jandarma Komutanı başkanlığındaki komisyon tarafından yürütülen Görev Başı Eğitimi Değerlendirme Sınavları neticesinde görev başı eğitiminde başarısız olduğundan bahisle, 3466 sayılı Kanunun 16nci, Uzman Jandarma Atama ve Sicil Yönetmeliğinin 83üncü ve Uzman Jandarma Görev başı Eğitim Yönergesinin 26ncı ve 28nci maddeleri uyarınca J.Gn.K.lığının 07 Mayıs 2004 tarihli onayı ile ilişiğinin kesilmesine karar verildiği, bu kararı 14.05.2004 tarihinde tebellüğ eden davacının aynı gün TSK dan ilişiği kesilerek terhis edildiği, davacının da 14.06.2004 tarihinde, süresinde tesis ettiği dava ile ilişik kesme işleminin iptalini talep ettiği, anlaşılmıştır.
Davacı hakkında idare tarafından tesis edilen işlemin sebep unsurunu, görev başı eğitiminde başarısızlık oluşturduğundan, ilkin, değerlendirme sürecinin mevzuata uygun yürütülüp yürütülmediği, sonra, sonuç puanın doğru tespit edilip edilmediği saptanmalıdır.
3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun 16ncı maddesinde; stajyer olarak görev başı eğitimine tabi tutulan uzman jandarmalardan başarısız olanların Jandarma Genel Komutanının onayı ile ilişiklerinin kesileceği belirtildikten sonra, ayni kanunun 32nci maddesinde; bunlara verilecek sicilin şekil ve usullerinin
. ayırma,
.., atamalar ve ilgili diğer hususların Uzman Jandarma Atama Sicil Yönetmeliğinde gösterileceği öngörülmüştür.
Uzman Jandarma atama ve Sicil Yönetmeliğinin 83 ncü maddesinde ise; Uzman Jandarma Okulunu bitirip kura ile atananların altı ay süreli görev başı eğitimine tabi tutulacakları, görev başı eğitiminin 5 nci ayı sonunda da mesleki ve askeri konularda nazari ve ameli sınava tabi tutulacakları, bu sınavı başaramayanların ilişiğinin kesileceği, sınav konuları ve konulara ait standartların ve sınav şeklinin ise hazırlanacak Yönergede gösterileceği belirtilmiştir. 06 Mart 1989 tarihli Uzman Jandarma Görev Başı Eğitimi Yönergesinin 5 nci maddesinde; Uzman Jandarma Okulunu bitirerek uzman jandarma çavuş naspedilenlerin tamamının görev başı eğitimine tabi tutulmak üzere il emrine atandırılacakları, 8/c maddesinde; görev başı eğitiminde beş ayını dolduran stajyerlerin bu tarihi takip eden bir hafta içerisinde esas ve usulleri yönergenin ilgili maddelerinde açıklanan sınavlara tabi tutulacakları, Değerlendirme başlığı altındaki 14 ncü maddesinde; stajyer uzman jandarmaların eğitimindeki gelişme ve başarılarının görevlendirildikleri komutanlıklar tarafından değerlendirileceği ve her ayın sonunda oluşan kanaatlerin şahsi gelişme kartına doldurma talimatına göre kaydedileceği, 22 nci maddesinde; her ayin sonunda Karakol Komutanı tarafından şahsi gelişme kartına kaydedilen değerlendirmelere ilave olarak İlçe J. Komutanının da her stajyer hakkında kanaatlerini şahsi geliştirme kartına kaydedeceği, 25 nci maddesinde; sözlü sınavların İl Jandarma Alay Komutanının belirleyeceği ve başkanlık edeceği ikisi subay 4 kişilik komisyon tarafından yapılacağı, sözlü sınavlarda verilen cevapların 30 tam puan üzerinden değerlendirileceği, 26 ncı maddesinde; görev başı eğitimi bitirme notunun, stajyer uzman jandarmaların yazılı ve sözlü sınavda aldıkları notlarla, beş ayın sonunda haklarında görevlendirildikleri komutanlıklar ve İlçe Jandarma Komutanı tarafından verilen kanaat notunun toplamına göre belirleneceği, stajyer uzman jandarmaların görev başı eğitimi sonunda başarılı kabul edilebilmeleri için yazılı sınav notunun %40ı, sözlü sınav notunun %30u ve kanaat notunun %30unun toplamından oluşacak notun 100 tam not üzerinden asgari 50 puan olması gerektiği, belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında değerlendirme sürecinin mevzuata uygun yürütülüp yürütülmediği yönüyle ilgili olarak dava konusuna dönüldüğünde; savunmaya ekli belgelere göre; davacının eğitimindeki gelişme ve başarısının değerlendirilmesi bağlamında her ay sonunda ara sınavı yapıldığı, keza her ayın sonunda oluşan kanaatlerin çizelgede gösterildiği, eğitim sonunda, bir haftalık periyotta 100 soruluk yazılı sınava, ayrıca sözlü sınava tabi tutulduğu, sınav komisyonun İl Jandarma Komutanı başkanlığında 2 Sb. ve 2 Astsb.dan oluşturulduğu, dolayısıyla değerlendirme sürecinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Esasen davacının, değerlendirme sürecinde hukuka aykırılık bulunduğu yolunda bir iddiası da yoktur. Sonuç puanın doğru tespit edilip edilmediği yönüyle yapılan incelemede ise; davacının aylara göre kanaat ortalamasının 96,92 olduğu, bunun %30unun 29,08e tekabül ettiği, yazılı ve sözlü sınav notları ortalamasının ise 13 olduğu, bunun (%40+%30) %70inin 9,1e tekabül ettiği, netice itibariyle davacının görev başı eğitim değerlendirme sınavı başarı notunun 38,18 olduğu, dolayısıyla sonuç notun hesabında maddi hata bulunmadığı görülmektedir. Bu notun da, tam notun %50si olan 50den düşük olması nedeniyle davacının başarısız olduğu saptanmıştır.
Davacı savunmasında, 20.03.2004 tarihli görev başı eğitimi sonu yazılı sınavında cevapları işaretlerken yanlış işaretlediğini beyan etmiş ise de; bir yazılı sınavda başarının ancak notla ölçülebileceği, notun ise ancak işaretlemelerin cevap anahtarına göre değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkacağı açıktır. Dolayısıyla, davacının yanlış işaretleme yaptığı yönündeki soyut iddiasına itibar etmek mümkün değildir. Kaldı ki, davacının sözlü sınav sırasında, sınav komisyonuna başarısız olmak istediğini beyan ettiği 22.03.2004 tarihli savunmaya ekli tutanaktan anlaşılmıştır.
Görev başı eğitiminde başarılı sayılması için tam notun %50sine karşılık gelen 50 puanı elde etmesi gerekirken 38,18 puan almakla başarısız olduğu anlaşılan davacının, değerlendirilme sürecinde maddi ve hukuki hata da yapılmadığı gözetilerek, mevzuat hükümleri gereği TSKdan çıkarılması işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı vicdani kanısına varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy