(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21)
Davacı, 27.04.2005 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1994-1997 yılları arasında 55. Mknz. P. Tug. Tow Bl. Tow Tk.komutanı olarak görev yaptığını, Tugay Birliklerinin yaklaşık olarak yarısının konuşlu bulunduğu Kestanelik Kışlasının Komutanlığı görevini Tug.K.Yrdc.nın yürüttüğünü ve 2 nci sicil üstü olarak sicil düzenlediğini tahmin ettiğini, kendisinin 2 nci sicil üstünün Tugay Komutanı olması gerektiğini bu nedenle sicillerin yetki yönünden hukuka aykırı olduğunu, ayrıca bu dönemde geçici görevle görevlendirilmelerinin de bulunduğunu ifade ederek 1995 ve 1996 yılları 2 nci sicil üstü sicil işlemlerinin iptali istemiyle bu davayı açtığı görülmektedir.
Davacıya ait özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde; 30.8.1989 tarihinde Teğmen rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlayan davacıya ait sicillerin genelde çok iyi ve mükemmel seviyelerde dava konusu 1995 yılı 2 nci sicil üstü sicil notunun da çok iyi seviyede takdir edildiği ve müsbet kanaat yazıldığı, 1996 yılı 2 nci sicil üstü sicil notunun ise iyi seviyede takdir edildiği ve kısmen müsbet kısmen de menfi kanaat yazıldığı ancak daha sonra menfi kanaatin üzeri çizilerek çıkarıldı ibaresinin yazıldığı, keza 1996 yılında davacıya 20.1.1996 ve 16.2.1996 tarihlerinde olmak üzere iki kez takdir belgesi verildiği görülmektedir.
Davacı öncelikle dava dönemlerinde Kestanelik Garnizonunda konuşlu Tow Bölük Komutanlığında görevli olması nedeniyle TMKya göre 2 nci sicil üstünün Edirnede konuşlu 55 nci Mknz. P.Tug.Komutanı olması gerekirken, Kestanelikte bulunan Tugay Komutan Yardımcısının 2 nci üst olarak sicil düzenlediğini tahmin ettiğini ve bu nedenle öncelikle 1995 ve 1996 yılları 2 nci sicil üstü sicillerinin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğunu iddia ettiğinden, öncelikle bu husus değerlendirmeye alınmıştır.
Yetki uyuşmazlığının açığa kavuşturulması için 11.10.2005 ve 30.11.2005 tarihli ara kararlarımıza Kara Kuvvetleri Komutanlığınca verilen ve ikinci cevap olan 8.12.2005 tarihli yazı ile ekindeki gizlilik dereceli, 14.12.1992 tarihli ve Genelkurmay Başkanınca onanmış karardan Kestanelik/Edirne garnizonunda konuşlu olan 55 nci Mknz.P.Tug. K.Yardımcısına, yine Kestanelik Garnizonunda konuşlu 55 nci Mknz.P.Tug.K.lığı Tow Bl.K.lığının sicil üstü olduğuna dair yetki verildiği görülmektedir. Bu nedenle 1995 ve 1996 yıllarında davacıya 2 nci sicil üstü olarak sicil tanzim eden ve Kestanelikte konuşlu Tugay Komutan Yardımcısının 2 nci sicil üstü olarak sicil tanzim etmesinde hukuka aykırı bir husus görülmemiştir.
Dava konusu sicillerin tanzim tarihinde yürürlükte olan Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 4 ncü maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli özelliği olan özel yetkilerinden birini kullanır. Sicil üstleri bu görevin önemini gözönünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidir... denilmektedir.
Bilindiği üzere; askerlik müessesesinde her türlü yükselme, taltif, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerde personelin sicilleri büyük önem arzetmektedir. Bu nedenle sicil üstleri üstlük ve komutanlığın en önemli özel yetkilerinden olan sicil verme yetkisini kullanırken mutlaka objektif olmak durumundadırlar. Ayrıca her ne kadar sicil işlemlerinin idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubunda olması ve T.C.Anayasasının 125/4 ve 1602 sayılı Kanunun 21/2 nci maddelerinde belirtildiği üzere, takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği gözönünde tutulsa da, burada denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tesbit edilen takdir hakkı olup, bu hakkın hukuka aykırı ve yanlış kullanıldığının anlaşılması halinde, idarenin sicil tanzimi konusundaki takdir yetkisi de denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatlerin belirtilmiş olmasıdır.
Açıklamalar çerçevesinde dava konusunun değerlendirilmesinde; iptali talep edilen 1995 yılı 2 nci sicil üstü sicil notunun çok iyi seviyede ve davacının genel sicil safahatı ile uyumlu ve hukuka uygun bir sicil olduğu, 1996 yılı 2 nci sicil üstü sicil notunun ise iyi derecede ancak mükemmel seviyedeki 1 nci sicil üstü sicil notu ve genel sicil safahatı ile çelişir durumda olduğu, keza daha sonra üzeri çizilerek çıkarılsa da yine bu üstçe yazılan kısmen menfi kanaatinde genel safahattaki kanaatlerle uyuşmadığı ve nottaki bu düşürülme ve menfi kanaati izah eden bir bilgi ve belge olmadığı gibi bu dönem verilmiş iki adet takdir belgesi karşısında 1996 yılı 2 nci sicil üstü sicil not ve menfi kanaatinin hukuka ve Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine uyarlı olmadığı kararına varılmıştır.
İzah edilen nedenlerle;
1) 1995 yılı 2 nci sicil üstü sicil işleminin iptaline yönelik DAVANIN REDDİNE,
2) 1996 yılı 2 nci sicil üstü sicil işleminin İPTALİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy