(2709 S. K. m. 125) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 5)
Davacı, 10.06.2005 tarihinde AYİM kaydına giren dilekçesinde özetle; 1993 nasıplı muhabere sınıfı subaylar arasında 2003 yılında ani bir düşüşle 12 nci sıraya, 2004 yılında ise 21 nci sıraya gerilediğini, bunun 2003 ve 2004 yılında sicil üstlerinin subjektif nedenlerle düşük sicil verelerinden kaynaklandığını belirterek 2003 ve 2004 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil işlemlerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
2003 yılı sicil işlemlerine ilişkin olarak:
Öncelikle yetki yönünden yapılan incelemede, dava dosyası ile özlük ve sicil dosyalarındaki bilgi ve belgelerden; 2001 yılı atamalarında Öğrt. Krl. Kursiyer Öğrenci Amirliğine atanan davacının 18.06.2001 tarihli görevlendirme emri ile Hrk. Ve Eğt. Şb. Md.lüğü emrine görevlendirildiği, burada görevine devam ederken 20.08.2002 - 26.02.2003 tarihleri arasında Bosna Çok Uluslu Güçte görev yaptığı, birliğine dönmesini takiben yaklaşık 11 gün Hrk. Ve Eğt. Şb. Md.lüğünde görev yaptıktan sonra GES K.lığının 03 Mart 2003 tarihli emri ile 10.03.2003 tarihinde Harekat Analiz Şube Müdürlüğü Güvenlik Kısmında göreve başladığı, burada da 20 gün kadar görev yaptıktan sonra 31.03.2003 - 16.05.2003 tarihleri arasında Bl. K.lığı kursunu takip ettiği saptanmıştır. Görüldüğü üzere davacı 2003 sicil döneminde (30.08.2002den 02.05.2003 tarihine kadar) birliğinde toplam yaklaşık 1 ay görev yapmıştır.
Subay sicil yönetmeliğinin Sicil düzenleyebilmek için gerekli asgari süre başlığı altındaki 15 nci maddesi; Bir sicil üstü, asil veya her ne suretle olursa olsun vekil olarak, o görev yerinde sicili düzenlenecek kimse ile beraber rütbesi değişmedikçe, o sicil dönemi içersinde fiilen en az üç ay görev yapmadıkça sicil düzenleyemez
. hükmünü içermektedir. 2003 sicil dönemine ilişkin olarak davacı hakkında 02.05.2003 tarihi itibariyle 1 nci sicil üstü olarak Hrk. Ve Eğt. Şb. Müdürünün, 2 nci sicil üstü olarak da Kurmay Başkanının sicil düzenlediği gözetildiğinde 3 ay birlikte çalışma koşulu gerçekleşmediğinden anılan üstlerinin notlu sicil yazma yetkilerinin bulunmadığı açıktır. Belirtilen nedenle; 2003 yılı sicil işlemleri yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğundan iptali yönünde karar vermek gerekmiştir.
2004 yılı sicil işlemlerine ilişkin olarak:
Dava dosyası, özlük dosyaları ile sicil belge ve defterlerinin incelenmesi neticesinde; 1993 yılında teğmen nasbedilen davacının 1994 yılından itibaren sicil almaya başladığı, ortalamaları yüksek (çok iyi ve mükemmel) seviyede olan bir sicil safahatı sergilediği, 2004 sicil döneminde; 1 nci sicil üstünce, yalnızca niteliklere ilişkin alt kıstaslar işaretlenmek suretiyle değerlendirme yapıldığı, ilave kanaat belirtilmediği, 2 nci sicil üstünün 1 nci sicil üstünün işaretlemelerine katıldığı, 3 ncü sicil üstünün ise değerlendirme yapmadığı, 1 ve 2 nci sicil üstlerince yapılan işaretlemelerin nota tahvil edilmesi sonucunda ortaya çıkan sicil puanlarının tam nota yakın-çok iyi seviyede olduğu, niteliklere ilişkin alt kıstaslara menfi kanaat kabul edilen bir işaretleme de yapılmadığı, anılan sicil döneminde 3 kez yazılı olarak takdir edilen davacının, uyarı, ya da ceza almadığı saptanmıştır.
Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 5 nci maddesinde; Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli olan özel yetkilerinden birini kullanırlar. Sicil üstleri; bu görevin önemini göz önünde tutarak, sicil belgelerindeki nitelikleri tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle değerlendirmekten sorumludurlar. Aksi durum, ehliyetli olmayanların layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu doğurur. Hissi ve aşırı merhamet duygusuyla verilecek sicillerin, hak eden başka personelin hakkını ihlal edeceği, daima göz önünde bulundurulur
denilmektedir.
Bilindiği üzere, özünde değerlendirme unsurunu barındırdığı ve bir değerlendirme sürecinin sonunda ortaya çıktığı için, sicil işlemleri, idarenin diğer işlemlerine nazaran takdir yetkisini yoğun olarak kullandığı işlem grubu içerisinde yer alır. Bu bağlamda sicil işlemlerinin denetimi, takdir yetkisinin eşit, adil, objektif ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, bu yetkinin kullanımında hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı yönünden yapılmak durumundadır. Sicil üstünün, astı hakkında sicil düzenlemesi işleminin, tamamen üstün hareket alanı içinde kaldığını varsaymak da mümkün değildir. Zira Anayasanın 125 nci maddesinin 4 ncü fıkrasında takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği belirtilmiş, takdir yetkisinin denetlenmesi konusunda bir kısıtlama getirilmemiştir. Buna göre; yargı yerince denetlenemeyecek olan, hukuka uygun kullanıldığı tespit edilen takdir yetkisi olup, bu yetkinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık halleri ise denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerinde, takdir yetkisinin kullanılma sürecindeki hukuka aykırılık ise; uzun yıllar, belirgin bir çoğunlukla çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilmiş personele, genel safahatına ve uygulamaya istisna teşkil edecek ve göze çarpacak nitelikte (birden bire düşüşü izah eden makul ve kabul edilebilir nedenler öne sürülmeksizin) çok düşük sicil notları takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatler belirtilmesi durumunda ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda belirtilen ölçütler doğrultusunda dava konusu 2004 yılı sicil işlemleri değerlendirildiğinde; davacı hakkında 1 ve 2 nci sicil üstü tarafından yapılan işaretlemelerin nota tahvil edilmesi sonucu ortaya çıkan sicil puanlarının tam nota yakın-çok iyi seviyesinde olmakla davacının genel sicil alma eğilimine uygun olduğu, diğer bir deyişle ani ve açık bir düşüşün söz konusu olmadığı, keza niteliklere ilişkin alt kıstaslara menfi kabul edilebilecek bir işaretleme de yapılmadığı, bu durumda sicil üstlerince sicil tam notundan bir-iki puan düşük not takdir edilmiş olmasının sicil üstlerinin takdir yetkilerini hukuka uygun olarak kullanmadıkları anlamına gelmeyeceği gibi takdir edilen notun dava konusu dönemde sicil üstleri tarafından verilen takdirnameler ile de çelişmediği açıktır. Belirtilen nedenlerle 2004 yılı sicil işlemleri bakımından hukuka aykırı bir durum bulunmadığından bu konudaki istemin reddi yönünde karar vermek gerekmiştir.
Davalı idare, davanın red kararı ile sonuçlanması halinde idare lehine vekalet ücreti talebinde bulunmuş ise de; idari davalarda, davalı idarenin Baş Hukuk Müşavirliği ve Davalar Dairesi Başkanlığı kadrosunda istihdam edilen memurları Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesine göre Avukatlık hizmetleri sınıfından olsalar dahi, idareyi, mahkemelerde Avukat sıfatıyla temsil edemeyecekleri, dolayısıyla davalı idare lehine dava sonuçlansa dahi idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı, bunun için açık bir yasal düzenleme gerektiği değerlendirilerek, davanın redle sonuçlanan kısmı için davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Yasal dayanaktan yoksun bulunan, 2004 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil işlemlerinin iptali isteminin REDDİNE,
2. Yetki unsuru yönünden hukuka aykırı bulunan 2003 yılı 1 ve 2 nci sicil üstü sicil işlemlerinin İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy