(926 S. K. m. 118, 119) (2709 S. K. m. 10) (Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği m. 16, 17, Geç. m. 4)
Davacı 06.01.2006 tarihinde Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesinde, 16.01.2006 tarihinde ise Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 2001 yılı genel atamalarında Diyarbakır İl J. K.lığı emrinden İmralı Ada Güvenlik K.lığı 2 nci J. Komd. Bl. K.lığı emrine atandığını, burada 2001-2004 yılları arasında görev yaptıktan sonra 2004 yılı genel atamalarında Bursa İl J. K.lığı emrine atandığını, 2005 yılı genel atamalarında da buradan Hakkari/Yüksekova J. Komd. Özel Hareket Tb. K.lığı emrine atandığını, 18 Aralık 2005 tarihinde Resmi gazetede yayımlanarak 01 Ocak 2006 tarihinde yürürlüğe giren Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği ve J. Gn. K.lığı Atama Yönergesinde 2001-2004 yılları arasında görev yaptığı İmralı garnizonunun sıralı hizmet garnizonu kapsamına alındığını, ancak Yönergenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlerde görev yapan personelin hizmetlerinin sıralı hizmet garnizonundan sayılmayacağını ve müktesep hak olarak verilmeyeceğini belirttiğini, daha önceki yıllarda 1 nci coğrafi bölgeden 2 nci coğrafi bölge kapsamına alınan Adıyaman, Urfa gibi illerde bu durumun geriye doğru yürütülmüş ve personelin mağduriyetinin giderilmiş olduğunu, bu durumun eşitlik ilkesine ve hukuka açıkça aykırı olduğunu belirterek Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin ve J. Gn. K.lığı Atama Yönergesinin iptaline ve öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiş, 28.11.2006 tarihinde yapılan duruşmada ise, dava konusu Subay ve Astsubay Yönetmeliği ile J. Gn. K.lığı Atama Yönergesinin İmralı garnizonunda 2001-2004 yılları arasında ifa ettiği hizmetin sıralı hizmet garnizonu hizmetinden sayılmansa engel teşkil eden geçici maddelerde yer alan hükümlerin iptalini talep ettiğini belirterek, talebini Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin; Onuncu Bölüm Geçici 1 nci maddesinin (a) bendinin tümünün, yine aynı maddenin (ç) bendinin ikinci tümcesindeki
15 Temmuz 2006 tarihinden sonra
.. sözcüklerinin, Geçici 4 ncü maddenin ikinci tümcesi olan Bu Yönetmelik yürürlüğe girmesinden sonra, Geçici 2 nci maddede belirtilen durumlar dışında personelin daha önceki yıllarda yaptığı görevlerine yönelik olarak, garnizonların yeni hizmet süreleri ve statüleri esas alınarak geriye dönük bir hak doğurmaz. hükmünün, keza, bu Yönetmelik esas alınarak davalı idarece kabul edilip yayımlanmış bulunan Jandarma Genel Komutanlığı Atama Yönergesinin aynı yöndeki hükümlerinin iptallerine karar verilmesi yönünde sınırlamıştır.
Davalı Milli Savunma Bakanlığı savunmasında özetle; Atama Yönetmeliğinde ve Jandarma Genel Komutanlığı Atama Yönergesinde yapılan değişiklik ve düzenlemelerin, nesnel, soyut ve genel nitelikte olup, önceden isimleri belli bir grubu hedef alan ve onlara imtiyaz tanıyan düzenlemeler olmadığını, düzenlemelerin tüm personele eşit olarak uygulandığını, idarenin İmralı Adasının Jandarma Genel Komutanlığına devredildiği 01 Ocak 2000 tarihinden 15 Temmuz 2006 tarihine kadar olan sürede görev yapan personeli, iki ayrı kategoride, bu tarihten itibaren adada görev yapacak personeli ise üçüncü kategoride incelenmek üzere sınıflandırdığını, bu bağlamda eşit olmayanların eşitsizliğinin eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağını, kanun koyucunun ve idarenin yapmış olduğu düzenlemenin yürürlüğe girmesini geciktirebileceğini, bu yolla düzenlemeden etkilenecek olan hak sahiplerine yeni düzenlemeye göre hazırlamaları için zaman kazandırılmış veya süre tanınmış olacağını, 15 Temmuz 2006 tarihinin ayrılış ve katılışların hesaplanmasında personelin mağdur edilmemesi, bunun yanında da İdarenin hesaplamaları yaparken kolaylık olması için bu kapsamda tespit edildiğini, ayrıca sistem değişikliğinde böyle bir tarih saptanmasının zorunlu olduğunu, idarenin personelin mağduriyetini önlemek maksadıyla geçmişteki hizmetlerinden kaynaklanan safahat puanlarını yeni sisteme ithal ederek personelin mağdur olmasını önlediğini, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup personelin atama sistemini 01 Ocak 2006 tarihinden öncesi ve sonrası olarak değerlendirmek gerektiğini bu kapsamda, 1979 tarihli yönetmeliğin mevzuat sisteminin bir devamı olarak hüküm koyduğunu ve temel kriterleri değiştirmediğini, davacının emsal gösterdiği davalarda yürürlükteki atama yönetmeliğinde garnizonların sürelerinde değişiklik yapıldığını atama sisteminde herhangi bir değişiklik olmadığını, dolayısıyla anılan kararların emsal olamayacağını, garnizon derecelerinin belirlenmesinde ana kriterlerden birisi olan güvenlik ve asayişin Türkiye genelinde orta vadede terör tehdidinin nerelerde yoğunlaşacağının bilinmemesinin ve her garnizon derecelendirilmesinde yapılan değişikliklerin geçmişe şamil olmasının, idarenin yapacağı eylem ve işlemlerde büyük karışıklıklara yol açacağını, Yönetmelik ve Yönergenin iptali istenen hükümlerinin yine aynı yönetmeliğin ve yönergenin diğer hükümleri ile çelişmediğini, Kazanılmış Hakkın yürürlükteki yasal mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceğini, yasal mevzuatta yürürlüğe girdiği andan kaldırılıncaya kadar olan dönemi kapsayacak şekilde, o periyotta görevli olan kişilere yönelik, o zaman ki uygulamalar için geçerli olduğunu, zaman içerisinde yapılacak farklı düzenlemelerin geçmişe yönelik uygulamasının mümkün olmadığını, Atama Yönetmeliğinin her personel için getirdiği eşit uygulama yapma prensibi ile de idari istikrarı tüm olarak yerine getirdiğini ileri sürerek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
İçişleri Bakanlığı savunmasında özetle; Milli Savunma Bakanlığının savunmasında belirttiği hususlara değinmiş, ayrıca, görev şartlarının zorluğu ve mahrumiyet ile orantılı olarak, personele sağlanan haklar bakımından, İmralı Adasının Jandarma Genel Komutanlığına devredildiği 01 Ocak 2000 tarihinden 15 Temmuz 2006 tarihine kadar olan sürede görev yapan personelin iki ayrı kategoride, bu tarihten itibaren adada görev yapacak personelin ise üçüncü kategoride incelenmek üzere sınıflandırıldığını, bu kapsamda 01 Ocak 2000-2004 yılı yaz döneminde ve 2004 yılı yaz dönemi - 15 Temmuz 2006 döneminde personele diğer 1 nci bölge garnizonlarda mevcut olmayan haklar verildiğini, 15 Temmuz 2006 tarihinden sonra bu hakların geri alınması için çalışma başlatıldığını, dolayısıyla İmralı Adasında dönem dönem görev yapan personele verilen haklar göz önünde tutulduğunda İmralı garnizonunda daha önce görev yapmış olanların hizmetinin sıralı hizmet bölgesinde yapılmış kabul edilmesinin pratikte daha büyük eşitsizliğe neden olacağını belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Başsavcılık düşüncesinde özetle; 01.01.2006 tarihinde yürürlüğe giren Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği ve bu Yönetmeliğe uygun şekilde yeniden düzenlenerek 01.01.2006 tarihinde yürürlüğe giren J.Gn.K.lığı Atama Yönergesi hükümleri ile her birinde 5 farklı kategoride garnizon bulunan iki bölge esaslı atama sistemi terk edilerek, tek bölgeli farklı garnizonlu atama sistemine geçildiğini, Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin geçici 1 nci maddesi ile garnizon statülerinin ve hizmet sürelerinin hesaplanmasında yürürlük tarihinin 15.07.2006 olarak belirlendiğini, bu kapsamda olmak üzere, İmralı Adasının da 15.07.2006 tarihinden itibaren sıralı hizmet garnizonu olarak değerlendirildiğini, davacı vekilinin iptalini talep ettiği Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği ve Jandarma Genel Komutanlığı Atama Yönergesi hükümlerinin kamu yararı, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek üst hukuk normlarına uygun olarak düzenlendiğini, söz konusu hükümlerin eşitlik, kazanılmış haklara saygı ve idari istikrar ilkelerine aykırılık teşkil etmediğini belirterek, davanın reddinin gerektiği yönünde düşünce bildirmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, 01 Ocak 2000 - 2004 yılı yaz dönemi periyodunda İmralı Adasının personel ihtiyacının Bursa J. Blg. K.lığı ve İl J. K.lığı emrine atandırılan ve üçer aylık periyotlarla adaya dönüşümlü olarak görevlendirilen personel ile karşılandığı, bu bağlamda davacının 06.09.2001-13.08.2004 tarihleri arasında İmralı garnizonunda üçer aylık periyotlarla dönüşümlü olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Subayların ve Astsubayların atama işlemleri 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 117-121 nci maddelerinde düzenlenmiştir.
926 sayılı Personel Kanununun 118 nci maddesi Subayların ve astsubayların atanma ve yer değiştirmeleri, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak; memleketin ekonomik, sosyal, iklim ve ulaştırma durumları ile kültür ve sağlık durumları ve bunlara benzer yer ve bölge şartları göz önüne alınarak tespit edilecek bölgelere ve garnizonlara aşağıdaki esaslar da dikkat nazara alınarak sıra ile yapılır:
Meslek programları, meslek içi eğitim esasları ve kadro ihtiyacı,
Sağlık durumu,
İdari, asayiş ve zaruri sebepler,
(4) İstekli bulunduğu yerler, hükmünü içermektedir. Aynı Kanunun 119 ncu maddesi ise; 118 nci maddede yazılı esaslar dahilinde bölge ve garnizonların tespitinin, bölgelerin ve garnizonların değişen şartlara göre yeniden tespitinin ve buralarda kalma sürelerinin yönetmelikle düzenleneceğini öngörmektedir. Anılan maddeye dayanılarak hazırlanan Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği 18 Aralık 2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinde garnizon derecelerinin ve puanlarının tespitinde dikkate alınması gereken kriterler sıralanmış ve Garnizon derecelerinin tespiti başlıklı 17 nci maddesi ile de garnizonların tespitinin, Kuvvet K.lıklarının kendi özelliklerine göre hazırlayacakları Atama Yönergelerinde düzenlemesi hükme bağlanmıştır. Anılan Yönetmelik uyarınca hazırlanan Jandarma Genel Komutanlığı Atama Yönergesi (JGY:52-12) 01.01.2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Gerek, Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin Jandarma Genel Komutanlığına Ait Hükümler başlığı altındaki 77/a- (7) maddesinde, gerekse Jandarma Genel Komutanlığı Atama Yönergesinin III. Bölüm 2/d-(1)/(f) maddesinde; davacının 2001-2004 yılları arasında görev yaptığı İmralı Adasının sıralı hizmet garnizonu olduğu ve garnizon hizmet süresinin 2 yıl olduğu belirtilmiştir. Ne var ki, Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin ve J. Gn. K.lığı Atama Yönergesinin iptali talep edilen hükümleri gereği sonradan sıralı hizmet garnizonu statüsüne alınan garnizonlarda 15.07.2006 tarihinden önce görev yapanların bu görevleri, dolayısıyla davacının İmralı Adasında yaptığı görev sıralı hizmet garnizonu hizmetinden sayılmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık da bundan kaynaklanmaktadır.
Davacının, (a) bendinin tümünün ve (ç) bendinin ikinci tümcesindeki
15 Temmuz 2006 tarihinden sonra
.. sözcüklerinin iptalini talep ettiği Subay ve Astsubay Yönetmeliğinin Geçici 1 nci maddesi; Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı mensubu subay ve astsubaylardan bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce atama gören bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte garnizonlarda göreve devam eden personelin bulunduğu garnizonda göreve başlama ve bitiş tarihi hesabı aşağıdaki esaslar dahilinde yapılır.
a) Garnizon statülerinin ve hizmet sürelerinin hesaplanmasında başlangıç tarihi olarak 15 Temmuz 2006 tarihi esas alınır.
b) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce 2 nci bölge garnizonu iken bu tarihten sonra Sıralı Hizmet Garnizonları arasında yer almayan ve garnizon hizmet süresi artan veya değişmeyen garnizonlarda bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte görev yapan personel eski garnizon hizmet süresine tabidir. Bu personel görev süresi sonunda sıralı hizmet garnizonu görevini yapmış kabul edilir.
c) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce 2 nci bölge garnizonu iken bu tarihten sonra Sıralı Hizmet Garnizonları arasında yer alan ve sadece garnizon hizmet süresi değişen garnizonlarda bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte görev yapan personel eski garnizon hizmet süresine tabidir.
ç) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce 1 nci bölge garnizonu iken bu tarihten sonra Sıralı Hizmet Garnizonları arasında yer alan garnizonlarda bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte görev yapan personel; eski garnizon hizmet süresine, tabidir. Bu durumdaki personelin 15 Temmuz 2006 tarihinden sonra bu garnizonlarda kaldıkları süre sıralı garnizon hizmetinden sayılır ve kendilerine müktesep hak olarak verilir.
d) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce 1 nci bölge garnizonu iken bu tarihten sonra sıralı hizmet garnizonları arasında yer alan garnizonlara 1 Ocak 2006 tarihinden önce atanan personelden garnizon hizmet süresini 30 Eylül 2007 ve daha sonraki yıllarda tamamlayan personel; müracaat etmesi, kadrosunun müsait olması ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığının uygun görmesi halinde müteakip Sıralı Hizmet Garnizonu hizmeti aynı garnizonda tamamlattırılabilir.
e) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce 1 nci bölgede yer alan garnizonlardan hizmet süresi değişenlere önceden atanan ve göreve devam eden personel, bulunduğu garnizonda garnizon statüsü ve derecesi değişmeden önceki kaldığı süre, garnizonda kalınması gereken sürenin üçte iki (2/3)si veya daha fazla ise evvelki garnizon hizmet süresine, üçte iki (2/3) sinden daha az ise yeni garnizon hizmet süresine tabi olur. hükmünü,
Davacının, ikinci tümcesinin iptalini talep ettiği Subay ve Astsubay Yönetmeliğinin Geçici 4 ncü maddesi ise; Personel, geçmişte yaptığı 2 nci bölge hizmet sayısı, sırası ve varsa müktesebi, Sıralı Hizmet Garnizonu sayısı, sırası ve müktesebi olarak 15 Temmuz 2006 tarihinden sonra da kullanır. Bu Yönetmelik yürürlüğe girmesinden sonra, Geçici 2 nci maddede belirtilen durumlar dışında personelin daha önceki yıllarda yaptığı görevlerine yönelik olarak, garnizonların yeni hizmet süreleri ve statüleri esas alınarak geriye dönük bir hak doğurmaz. hükmünü içermektedir:
Davacının, J. Gn. K.lığı Atama Yönergesinin iptalini talep ettiği hükümleri de, Subay Astsubay Atama Yönetmeliğinin yukarıda belirtilen hükümlerine paralel hükümler içermektedir.
Davacı, Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği ile J. Gn. K.lığı Atama Yönergesinin iptalini talep ettiği hükümlerinin tek tek sebep göstermeden eşitlik ilkesine ve hukuka aykırı olduğunu belirtmiş ve 1 nci coğrafi bölgeden 2 nci coğrafi bölge kapsamına alınan Adıyaman, Urfa gibi illerde bu 2 nci coğrafi bölge statüsünün geriye yürütülmesini örnek vermiştir.
Davacının iddialarının irdelenmesine geçilmeden önce dava konusu Yönetmelik ve Yönerge ile getirilen atama sisteminin ne olduğu ve önceki sistemden farkları ortaya konulmalıdır. 01 Ocak 2006 tarihinden önce uygulanan atama sistemi; her birinde beş farklı kategoride garnizon bulunan iki coğrafi bölgeli (1 nci ve 2 nci coğrafi bölge) ve 1 nci coğrafi bölgeden 2 nci coğrafi bölgeye sıra ile atamayı öngören bir sistem iken, yeni sistemin, 1 nci ve 2 nci coğrafi bölge ayırımını kaldırdığı, salt 1den 5e kadar derecelendirilen garnizonlardan 4 ve 5 nci derce garnizonlara sıra ile diğer garnizonlara rotasyon ile atamayı öngördüğü anlaşılmaktadır. 1 ve 2 nci coğrafi bölge ayırımına son verilmesinin doğal sonucu olarak sıra ile atanmanın öngörüldüğü 4 ve 5 nci derece garnizonlar belli bir bölge (2 nci coğrafi bölge) ile sınırlanmamakta, Kuvvet Komutanlıkları ve J. Gn. K.lığınca Yönetmeliğin öngördüğü kıstaslar çerçevesinde ülkenin dört bir tarafından seçilebilmektedirler. Nitekim J. Gn. Klığı bu kapsamda İmralı garnizonunu 5 derece garnizon, yani sıralı hizmet garnizonu olarak belirlemiş, KKK.lığının ise önceden 1 nci coğrafi bölgede kalan 88 garnizonu yeni sistemde sıralı hizmet garnizonu statüsüne aldığı belirlenmiştir.
Yukarıda izah edildiği üzere, dava konusu Yönetmelik ile getirilen atama sisteminin önceki atama sistemin bir devamı olmayıp Türkiyenin her tarafında sıralı hizmet garnizonu bulunmasını öngören öncekinden farklı bir sistem olduğu anlaşılmaktadır. Keza, yeni atama sisteminde garnizonların statüsünün, süresinin ve hizmet puanlarının da büyük ölçüde değiştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Bu izahat çerçevesinde davanın somutuna gelindiğinde; davalı idare 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 119 ncu maddesinin verdiği yetkiyle, aynı kanunun 118 nci maddesinde sayılan kriterleri (ekonomik, sosyal, iklim ve ulaştırma durumları ile kültür ve sağlık durumları ve bunlara benzer yer ve bölge şartlarını) nazara alarak tek bölge esasına dayalı olarak değişik derece ve statüdeki garnizonları saptamıştır. Bu bağlamda, İmralı garnizonu 5 nci derece garnizon (sıralı hizmet garnizonu) olarak belirlenmiştir.
Kuşkusuz İmralı garnizonunun sosyal, ekonomik ve kültürel yapısında olumsuz yönde ani bir değişiklik olmamıştır. Diğer bir deyişle, İmralı garnizonu davacının görev yaptığı sırada sosyal, ekonomik ve kültürel yönden ne idiyse şimdi de odur. Ne var ki gözden kaçırılmaması gereken husus iki atama sisteminin bir birinden farklı ve kendi içlerinde, tüm mekanizmalarıyla birer bütün olduklarıdır. Önceki sistem, 1 nci bölgede yer alan, görev yapmanın görece zor ve olanaklarının kısıtlı olduğu bir garnizonda görev yapan personelin müteakip 1 nci bölgedeki atamalarında önceki görevi nazara alınarak bu kez koşulları çok daha iyi bir 1 nci bölge garnizonda görev yapmasını temin etmeyi öngörmekteydi. Zira, eski sistemde 2 nci bölge, coğrafi yönden yapılan bölümleme sonucu ülkenin doğusu olarak belirlenmişti ve bu bölge dışında sıralı hizmet garnizonu belirleme olanağı yoktu. Diğer bir anlatımla 1 nci bölge garnizonları kendi arasında, 2 nci bölge garnizonları kendi arasında derecelenmekteydi. Esasen önceki sistemin 2 nci bölge garnizonları ile yeni sistemin sıralı hizmet garnizonlarını tam olarak koşut tutmak da doğru değildir. Zira önceki sistemde bölge ayrımı garnizon ayrımından önce gelmekteydi. Diğer bir anlatımla, 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 118 nci maddesinde yer alan kriterler nazara alınarak Ülke önce iki ayrı coğrafi bölgeye ayrılmakta, bilahare yine aynı kriterlerle her bölge kendi içinde garnizonlara ayrılmaktaydı. Bunun bir sonucu olarak iki bölge kendi içinde değerlendirilmekteydi. Bu bakımda iptali istenen Yönetmelik ve Yönerge hükümlerinin bir üst norm olan 926 sayılı Kanunun 118 ve 119 ncu maddelerine aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiştir.
Öte yandan personelin, görev yapmanın görece zor ve olanaklarının kısıtlı olduğu 1 nci bölge garnizonunda önceden yaptığı görev bu kez yeni sistemde sıralı hizmet garnizonu dışındaki garnizonlarda yapacağı görev sırasında idare tarafından değerlenmeye alınacaktır, en azından alınmak zorundadır. Zira, AYİM atama işlemlerinin yargısal denetimini yaparken bu hususu duyarlılıkla gözetmektedir. Bu bakımdan bir adaletsizliğin de söz konusu olmadığı değerlendirilmiştir.
Davalı idare garnizon statülerinin ve hizmet sürelerinin hesaplanmasında başlangıç tarihini 15 Temmuz 2006 olarak saptamıştır. İdare savunmasında, bu tarihi belirlerken genel olarak ilişik kesme tarihini esas alındığını, görev sürelerinin ve hizmet puanlarının hesaplanmasında kolaylık sağlanmasının öngörüldüğünü belirtmiştir.
İdarenin, bir genel düzenleyici işlemin yürürlüğe giriş tarihini belirlemeye yetkili olduğundan, keza kamu ve birey yararı amacıyla bir genel düzenleyici işlemin bir veya birden fazla hükmünün farklı tarihte yürürlüğe girmesini kararlaştırabileceğinden kuşku duyulmamalıdır. Bu yolla düzenlemeden etkilenecek olanlara yeni düzenlemeye göre hazırlanmaları için zaman kazandırılmış olur. Bu bağlamda, Türk Silahlı Kuvvetlerinde genel atamaların belirli bir tarihte yapıldığı ve bir atama yılının, bir genel atama döneminden diğer atama dönemine olan süreyi kapsadığı nazara alındığında, garnizonların statülerinin belirlenmesinde 01.01.2006 tarihinin esas alınması halinde, personel, garnizon (özellikle sıralı hizmet garnizonları) hizmet süresini Ocak ayında tamamlamış olacak ve bunun doğal sonucu olarak atama dönemi dışında atanmak zorunda kalacaktır. Bu durumda personel, çocuklarının eğitiminden, lojman teminine kadar bir çok konuda olumsuz etkilenecektir. Öte yandan idare de, gerek garnizon hizmet süresinin, gerek garnizon hizmet puanının hesaplanmasında bir atama yılında iki ayrı hesap yapmak durumunda kalacaktır. Görüldüğü üzere garnizonların statülerinin belirlenmesinde 15.07.2006 tarihinin esas alınması gerek kamu gerekse birey yararınadır.
Anayasanın Kanun önünde eşitlik başlığı altındaki 10 ncu maddesi; Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ (Ek: 7.5.2004-5170/1 md.)Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. /Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. /Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. hükmünü içermektedir.
Anayasa Mahkemesi bir kararında eşitlik ilkesini şu şekilde ifade etmiştir:
Anayasada öngörülen eşitlik yasa önünde eşitlik olup herkesin aynı hak ve yükümlülüklere sahip olması anlamında değildir. Eşitlik, her yönüyle aynı hukuki durumlarda olanlar arasında söz konusudur. Hukuk felsefesine girmiş bir deyimle, eşitlerin eşitliği anlamındadır. Farklı durumda olanlara, yani eşit olmayanlara farklı kurallar uygulanması, yani eşit olmayanların eşitsizliği eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. (E. 1988/7, K. 1988/27, AYMKD, SAYI: 24, sayfa:421.) . Görüldüğü üzere Anayasanın 10 ncu maddesi her yönüyle aynı hukuki durumda olanların yasa karşısında eşit olduklarını ifade etmektedir. Bu da demektir ki, her yasa ve benzer şekilde her bir genel düzenleyici işlem yürürlükte kaldığı sürece kendi içinde her yönüyle aynı hukuki durumda olanlara aynı hak veya yükümlülükleri getirmelidir. Bu bağlamda 18.12.2005 tarihli Yönetmeliğin aynı hukuksal durumda olanlara yani jandarma subay ve astsubaylarına ileriye dönük olarak aynı hak ve yükümlükleri getirdiği kuşkusuzdur. Davacının, iptalini talep ettiği hükümlerin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerken aynı garnizonda değişik tarihlerde görev yapmış iki subaydan birinin sıralı hizmet garnizonu hizmetini yapmış kabul edilip diğerinin kabul edilmemesinin haklı ve adil gerekçesinin olamayacağını ifade ettiği görülmektedir. Ne var ki, göz ardı edilmemesi gereken husus aynı garnizonda değişik tarihlerde görev yapan personelin görev yaptıkları tarihlerde iki farklı düzenlemenin (Yönetmeliğin) yürürlükte olduğudur. Anayasanın 10 ncu maddesinde deyimlenen eşitlik ilkesi, aynı konuyu düzenleyen ve süreç içerisinde bir birini takip eden iki genel düzenleyici işlemin mukayese edilmesinde yararlanılabilecek bir ilke değildir. Diğer bir anlatımla anılan ilke, her bir düzenlemenin kendi içerisinde her yönüyle hukuksal yönden eşit olanlara ayrım yapılıp yapmadığının belirlenmesinde bir değerlendirme ölçütüdür. Dolayısıyla davacının ileri sürdüğü olgular eşitlik ilkesi ile ilgili değildir. Bu bağlamda davacının iptalini talep ettiği hükümlerin eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiasına iştirak edilmemiştir.
Öte yandan davacının, 18.12.2005 tarihli Yönetmelikle İmralı garnizonuna tanınan sıralı hizmet garnizonu statüsünün geçmişe teşmil edilmesi gerektiği, aksi düzenlemenin adil olmadığı iddiası da yerinde görülmemiştir.
Zira, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere birbirini takip eden iki ayrı düzenlemenin getirdiği sistemler kendi içerisinde birer bütündür. Buna ilave olarak, görev şartlarının zorluğu ve mahrumiyet ile orantılı olarak, personele sağlanan haklar bakımından, İmralı Adasının Jandarma Genel Komutanlığına devredildiği 01 Ocak 2000 tarihinden 15 Temmuz 2006 tarihine kadar olan sürede görev yapan personelin iki ayrı kategoride, bu tarihten itibaren adada görev yapacak personelin ise üçüncü kategoride incelenmek üzere sınıflandırıldığı, bu kapsamda 01 Ocak 2000-2004 yılı yaz dönemi periyodunda ve 2004 yılı yaz dönemi - 15 Temmuz 2006 döneminde personele diğer 1 nci bölge garnizonlarda mevcut olmayan haklar verildiği davalı idarenin savunmasından anlaşılmaktadır. Bu cümleden olarak, örneğin, 01 Ocak 2000 - 2004 yılı yaz dönemi periyodunda; personelin Adada 3er aylık periyotlarla dönüşümlü olarak görev yaptıkları ve Ada dönüşü, imkanları iyi durumda olan Bursa merkezde ve Mudanyada, Jandarma Bölge Komutanlığı ile İl Jandarma Komutanlığının ihtiyaç duyduğu birim ve birliklerinde istihdam edildikleri, Adada görev yapan her personele görev yaptıkları gün ile orantılı olarak operasyon tazminatı verildiği, personelin kazandan iaşe edildikleri, personel atamalarında adadaki görev şartları dikkate alınarak bu kapsamda; İmralı Jandarma Komando Ada Güvenlik Komutanlığı emrinde görevlendirilen personelden, 2 nci coğrafi bölge sırası gelenlerin, 2 nci coğrafi bölgedeki asayişi düzgün, sosyal şartları iyi durumda olan garnizonlara atandırıldıkları, ayrıca, 3 yıl süre ile dönüşümlü olarak Adada görev yapan personelden 2 nci coğrafi bölge hizmet sırasında olmayanların istemesi ve Bursa Jandarma Bölge Komutanlığının da uygun görmesi halinde o yıl ki atamalarda, istekleri de dikkate alınarak, 1 nci coğrafi bölgede başka bir birliğe atandırıldıkları, 2004 yılı yaz dönemi - 15 Temmuz 2006 döneminde; mevcut durumda problemlerle karşılaşılması nedeniyle, burada görev yapan personelin 2004 yılı Genel Atamaları ile birlikte doğrudan İmralı Jandarma Komando Ada Güvenlik Komutanlığı emrine atandırıldıkları ve bu tarihten itibaren Adada görev personele yukarıda verilen haklara ilaveten, muvazzaf personele talepleri halinde, görevi aksatmayacak şekilde 3,5 ay görev, 15 gün izin (yıllık ve mazeret izni dahil) şeklinde yılda 45 gün izin verildiği, yurt dışı geçici görevlere (Kosova) uzman jandarma seçiminde İmralı Jandarma Komando Ada Güvenlik Komutanlığına bir kontenjan verildiği, Adada bir yıllık görev süresini dolduran personelin Özel Eğitim Merkezlerine müracaat etmesi halinde değerlendirme notuna 10 puan ilave edildiği, 15.07.2006 tarihinden sonra görev yapacaklar için ise, bu hakların verilmemesi doğrultusunda çalışmalara başlandığı anlaşılmıştır.
Öte yandan 23.05.1968 tarihli Yönetmeliğin yürürlükte olduğu sırada İmralı garnizonunda görev yapan davacı açısından sıralı hizmet garnizonu statüsünün kazanılmış hak olduğundan söz etmekte mümkün değildir. Kazanılmış hak kavramı, davacı vekilinin de dilekçesinde belirttiği gibi objektif bir hukuk kuralının bireye uygulanmasıyla özel hukuksal duruma dönüşmesini ifade eder. Genel düzenleyici işlemler birel işlemlerle kişisel durumlara dönüşmedikçe kişisel hak doğurmazlar. Kuşkusuz norm koyucu dilerse yeni düzenlemeye istisnai hükümler koyup belli durumlara hukuki geçerlik kazandırabilecektir. Bu takdirde eski durumlar kazanılmış bir hakkın varlığından değil, yeni statünün istisnai hükümlerine dayandığı için hukuksal bir değer ve gerçeklik kazanmış olur (Aynı yönde, bkz. AYİM Drl. Krl., 09.11.1989/1989/5, K.1989/24.). Dolayısıyla, norm koyucu, özel olarak düzenlemedikçe düzenleyici işlemlerin ancak birel işlemlerle somutlaşmaları halinde ilgilileri bakımından hak kazandırmaları mümkündür. Aksi yöndeki bir kabul, her bir düzenlemenin, o düzenlemeden yararlanma ihtimali bulunan tüm potansiyel yararlanıcılar için bir hak bahşetmesi gibi kabul edilemez bir sonuca varır. Bu izahat çerçevesinde davanın somutuna dönüldüğünde, davacının görev yaptığı sırada İmralı garnizonunun sıralı hizmet garnizonu statüsü bulunmadığı hususunda kuşku bulunmadığına göre, davacı açısından kazanılmış haktan söz etmek mümkün görülmemiştir.
Davacı, daha önceki Yönetmelik döneminde 1 nci coğrafi bölge garnizonu iken yapılan değişiklikle 2 nci coğrafi bölge kapsamına alınan kimi illerde önceden yapılan hizmetin 2 nci coğrafi bölge garnizonu hizmeti olarak kabul edildiğini öne sürmüş ise de; o tarihte yürürlükte olan mevzuat gereği (23.05.1968 tarihli ve 12906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Silahlı Kuvvetlerine Mensup Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkında Yönetmelik) , Türkiyenin kuzeyinden güneyine inen çizginin ayırdığı iki ayrı bölge (1 nci ve 2 nci coğrafi bölge) esasına dayalı bir atama sistemi uygulanırken, yapılan değişiklikle kimi garnizonlar 1 nci coğrafi bölgeden 2 nci coğrafi bölge statüsüne alınmış ve garnizonların hizmet süreleri değiştirilmiştir. Yani, atama sisteminde bir değişiklik yapılmamış, o tarihte yürürlükteki bulunan Atama Yönetmeliğinin 21 nci maddesine dayanarak münferit olarak iki garnizon 1 nci coğrafi bölge garnizonu statüsünden çıkarılıp 2 nci coğrafi bölge garnizonu statüsüne alınmış ve garnizon hizmet süreleri değiştirilmiştir. Bu itibarla davacının, verdiği örneklerin görülmekte olan davaya emsal teşkil edemeyeceği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla norm koyucunun dava konusu yeni düzenlemeye 1 nci bölge garnizonu iken sıralı hizmet garnizonu statüsüne alınan garnizonlarda önceden hizmet gören personelin bu hizmetini sıralı hizmet garnizonu hizmeti olarak kabul etme ve bu yönde istisnai hükümler koyma zorunluluğunun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak, yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen nedenlerle, davacının 18.12.2005 tarihli ve 26027 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği ile bu Yönetmeliğe istinaden hazırlanan J. Gn. K.lığı Atama Yönergesinin iptalini talep ettiği hükümlerinin hukuka aykırı yönlerinin bulunmadığı değerlendirildiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı idareler, davanın red kararı ile sonuçlanması halinde idare lehine vekalet ücreti talebinde bulunmuş ise de; idari davalarda, davalı idarelerin Adli Müşavirlik ve Baş Hukuk Müşavirliği ve Davalar Dairesi Başkanlığı kadrosunda istihdam edilen memurları Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesine göre Avukatlık hizmetleri sınıfından olsalar dahi, idareyi, mahkemelerde Avukat sıfatıyla temsil edemeyecekleri, dolayısıyla davalı idare lehine dava sonuçlansa dahi idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı, bunun için açık bir yasal düzenleme gerektiği değerlendirilerek, davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kararına varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle,
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy