(926 S. K. m. 118, 119) (Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği m. 14, 16, 17, 23, 24)
Davacı 21.03.2006 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda giren dilekçesinde özetle; Dz.K.K.lığının 08.03.2006 tarihli atama emri ile Foça Kh.Ds.Kt.K.lığı görevinden Kdz.Ereğli Liman Emniyet K.lığına atandığını, 23 yıl boyunca 1 nci ve 2 nci bölgede hiç A garnizonunda görev yapmadığını, 1 nci bölge C garnizonu çıkışında A garnizonu olan İzmirdeki kadro görev yerlerinden birine atanmak istediğini ancak buna rağmen C garnizonu olan Ereğliye atandığını, atandığı kadronun rütbesinin Binbaşı olduğunu, kadro itibari ile rütbesine uygun olmadığını, atanmasının esas nedeninin 1 nci sicil amiri olan Hiz.Ds.Brl.K. hakkında 12.12.2005 tarihinde vermiş olduğu şikayet dilekçesi olduğunu, dilekçe neticesi yargılamanın devam ettiğini, bunun üzerine 1 nci sicil amirince değişik şekillerde baskı kurulduğunu, görevinde başarılı olduğunu, isimler vermek suretiyle 3 Deniz Albayın safahatlarının, kendisine göre daha iyi olduğunu belirterek atama işleminin iptaline ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dairemizin 25.04.2006 tarih ve Gn.Sek.No.2006/78, E.2006/440 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Foça Hizmet Ds. Brl. K. Kh. Ds. Kt. K.olarak görevli iken 28.11.2005 tarihinde doldurduğu atamaya esas bilgi formunda Foça Devlet Hastanesinde hemşire olarak görevli eşinin durumunun da dikkate alınarak, Foça Süper Lisesi 3 ncü sınıfta okuyan kızının eğitimi nedeniyle İzmir bölgesine atanmayı talep ettiği, atanmak istediği görev yerlerini, İzmir Tersanesi K.lığı Ş.Md. (Per), Uzunada Dz.K.lığı Komutan, M.S.B. Teftiş D. Bşk.lığı/İzmir Teftiş Kurulları Müfettiş, Dz. K. K. Per. Atm. D. Bşk. Sb. Ş. Md. olarak belirttiği, Dz.K.K.lığının 08.03.2006 tarihli atama emri ile Ereğli Liman Emn.K.lığına (Kdz.Ereğli) atandığı, 15.02.2006 tarihli eylemi nedeniyle çıkarma Filosu Komutanı tarafından uyarı, 16.02.2006 tarihli eylemi nedeniyle Güney Deniz Saha K.tarafından 3 gün göz hapsi disiplin cezaları ile cezalandırıldığı, sıralı komutanlıkları atlayarak ve onlardan izin almadan Gn.Dz.Saha K.lığı Adli Müşavirliğine doğrudan gönderdiği yazı nedeniyle Gn.Dz.Saha K.lığı As. Sav.lığının 05.04.2006 tarih 2006/668-105 E.K. sayılı iddianamesiyle emre itaatsizlikte ısrar suçundan kamu davası açıldığı, yine aynı Askeri Savcılığın 23.06.2006 tarih 2006/179-263 E.K. sayılı iddianamesiyle hakkında zincirleme askeri eşyayı özel menfaati için kullanmak ve zincirleme askerleri özel işlerinde çalıştırmak suçlarından kamu davası açıldığı davaların yargılamalarının devam ettiği askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak suçundan ise hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 118nci maddesi, Subayların ve astsubayların atanma ve yer değiştirmeleri, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak; memleketin ekonomik, sosyal, iklim ve ulaştırma durumları ile kültür ve sağlık durumları ve bunlara benzer yer ve bölge şartları göz önüne alınarak tespit edilecek bölgelere ve garnizonlara aşağıdaki esaslar da dikkat nazara alınarak sıra ile yapılır;
a) Meslek programları, meslek içi eğitim esasları ve kadro ihtiyacı,
b) Sağlık durumu,
c) İdari, asayiş ve zaruri sebepler,
d) İstekli bulunduğu yerler. hükmünü içermekte,
119 ncu maddesi de; Yukarıdaki maddede yazılı esaslar dahilinde bölge ve garnizonların tespiti; bölgelerin ve garnizonların değişen şartlara göre yeniden tespiti, buralarda kalma süreleri, atanma ve yer değiştirmelerde dikkate alınacak sair hususlar Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca hazırlanacak yönetmelik ile tespit edilir. hükmüne yer vermektedir.
Bu hükme dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin Atamalarda Dikkate Alınacak Esaslar başlıklı 14 ncü maddesi: Subay ve astsubayların atamaları, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına ve hizmet ihtiyacı prensibine uygun olarak aşağıdaki kriterler dikkate alınarak Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından atama yönergelerinde belirtilen garnizonlar arasında sıra ile yapılır.
a) Meslek programları ve meslek içi eğitim esasları,
b) Kadro ihtiyaçları,
c) Kıta hizmeti zorunluluğu,
ç) Terfi durumu,
d) Sınıf, branş ve ihtisasları,
e) Kendisinin, eşinin ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının atamaya esas hayati önemi haiz sağlık durumları,
f) İdari, asayiş ve zaruri sebepler,
g) Personelin atanma isteğinde belirttiği yerler.
Subay ve astsubaylar, kendileriyle eşlerinin memleketleri ve daimi ikametgahlarının bulunduğu garnizonlar dahilinde, mümkün olduğu kadar, sıkıyönetim hizmetleri, sosyal tesis (orduevi, özel eğitim merkezi, askerî gazino, ve benzeri), levazım amirlikleri, ihale/muayene ve kabul komisyon üyelikleri, inşaat-emlak, asker alma ile jandarma (eğitim görevleri hariç) ve sahil güvenlik hizmetleri gibi halkla doğrudan ilişkili görevler veya mal ve hizmet alımı ile ilgili görevlere verilmez veya atandırılmazlar. Ancak, son genel nüfus sayımına göre büyükşehir belediye/belediye hudutları içindeki nüfusu 500.000'i aşan yerler için bu fıkra hükmü uygulanmaz. şeklindedir.
Yönetmeliğin 23 ncü maddesi: Aşağıdaki hallerde, genel atama dönemine bakılmaksızın her zaman atama yapılabilir.
a) Kendisinin, eşinin ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının hayati önemi haiz atamaya esas sağlık durumu ve buna bağlı kadroların boşalması,
b) Terfi,
c) İstifa, emeklilik veya ölümden dolayı kadroların boşalması,
ç) Sicil (sicil notu, sicil tam notunun yüzde altmış (%60)ından aşağı düşen subay ve astsubaylar, öncelikle bulundukları garnizon dahilinde, bunun mümkün olmaması halinde garnizon hizmet süresine bakılmaksızın diğer garnizonlara, sicil üstleri değişecek şekilde atandırılabilirler.),
d) Sıralı sicil üstlerince görevde verimli olunamadığının saptanması,
e) Kuvvet veya sınıf değişikliği,
f) Gördüğü kurs veya öğrenimle ilgili olan boş kadrolara atanma,
g) Atamayı gerektiren bir eğitime seçilme nedeniyle boşalan kadrolara atama veya aynı nitelikli bir eğitimden göreve atanma,
ğ) Eş veya çocuklarının ölümü,
h) Görev ihtiyaçları,
ı) Kilit/kritik kadroların zorunlu boşalması,
i) Konuş, kuruluş ve kadro değişiklikleri,
j) Astsubaylıktan subaylığa geçirilmesi,
k) Diğer idari, asayiş ve zaruri sebepler. hükmündedir.
Yönetmeliğin 24 ncü maddesi: Subay ve astsubayların bulundukları garnizonlarda garnizon hizmet sürelerini bitirmeden diğer bir garnizona atandırılmalarını icap ettiren haller şunlardır:
a) Kuvvet Harp Akademilerinde eğitim ve öğrenime başlama,
b) Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu dallarda Türk Silahlı Kuvvetleri nam ve hesabına lisansüstü eğitim-öğretimi için tespit edilen kadro kontenjanlarına girmiş olma,
c) Yurt dışı sürekli göreve seçilmiş olma,
ç) Lağıv, tensik, kadro veya konuş değişiklikleri,
d) Sağlık durumu (kendisinin, eşinin veya bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının),
e) Eş veya çocuklarının ölümü sebebiyle personelin atama istemesi durumunda,
f) Sıralı hizmet garnizon görevi ihtiyacı,
g) Kıbrısa atama ihtiyacı,
ğ) Kilit/kritik kadrolara atama ihtiyacı,
h) İdari, asayiş ve zaruri sebepler.
İdari sebeplerle bulunduğu garnizondaki vazifesinden alınmasına zaruret görülenler, aynı derecede diğer bir garnizona atandırılırlar. İmkân bulunmadığı taktirde önceki safahatı dikkate alınarak başka dereceli bir garnizona atandırılırlar. Bulundukları garnizonlarda garnizon hizmet sürelerini tamamlamadan, yeniden teşkil, lağıv, tensik ve konuş değişikliği gibi sebeplerle kıta, karargâh veya kurumları ile diğer bir garnizona yer değiştirenler, safahatlarına nazaran yeni garnizonda hizmetlerine devamı icap ettiren bir sebep yoksa, hizmeti aksatmamak şartı ile safahatlarına uygun olan yerlere peyderpey atandırılırlar. hükmündedir.
Yönetmeliğin 24 ncü maddesinin (h) bendi, idari, asayiş vesair zaruri sebepler ile subay ve astsubayların bulundukları, bölge ve garnizonlardaki hizmet sürelerini tamamlamadan atanabileceklerini öngörmektedir.
Aynı Yönetmeliğin 23 ncü maddesinde ise genel atama ve yer değiştirme süresi ile bağlı kalınmaksızın her zaman atama yapılabilecek haller tek tek belirtilmiş diğer idari ve zaruri sebepler de bu hallerden sayılmıştır.
Atama işlemi kişinin bir görevden alınıp başka bir göreve verilmesi sonucunu doğurduğundan işlemin hem görevden alma kısmının hem de başka bir göreve verme kısmının mevzuata uygun olup olmadığı saptanmalıdır.
Hizmetin zorunlu kıldığı durumların (idari, asayiş ve zaruri sebepler) neler olduğu, açıklanan bu yasal ve idari düzenlemede belirtilmediğinden, bu sebeplerin hukuki ve maddi vakıa olarak ne zaman gerçekleşmiş sayılacağı ve böylece atamanın gerekli olup olmadığı konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Ancak bu durum, idarenin dilediği zaman dilediği gibi atama yapabileceği anlamına gelmemektedir. Çünkü, diğer bütün kamusal yetkiler gibi idarenin takdir yetkisi de kamu yararı amacıyla ve hizmet gerekleriyle sınırlı bulunmaktadır. Bu bakımdan idari takdir yetkisinin de hizmet gereklerine göre ve kamu yararına yönelik olarak kullanılması gerekmektedir.
Herhangi bir olayda takdir yetkisinin bu şekilde kullanılıp kullanılmadığı konusunda, işlemin dayandırıldığı somut olgu ve nedenleri bilmeden bir sonuca varmaya olanak yoktur. Bu nedenle, yerleşik yargı kararlarında vurgulandığı üzere idare, takdir yetkisini hangi somut olgu ve nedenlere dayanarak kullandığını; başka bir deyişle, kendisini somut olaydaki işlemi yapmaya yönelten nedenleri, yargı organı önünde açıklamak ve kanıtlamak durumundadır. Aksine bir kabul, bizi hem idarenin takdir yetkisini dilediği gibi kullanabileceği sonucuna götürür; hem de işlem üzerinde yargı denetimini olanaksız kılar. Böyle bir durumun ise, idarenin bütün işlemlerinin hukuka uygun olmasını zorunlu kılan hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılamayacağı açıktır.
Bu açıklamalardan sonra dava konusuna dönüldüğünde; dava konusu işlemin davacının Foçadaki görevinden alınması kısmına ilişkin olarak yapılan incelemede; garnizon hizmet süresini doldurmuş olan davacının, Foçadaki görevini ifa ettiği dönemdeki eylemleri nedeniyle hakkında kamu davası açılmış ve disiplin yaptırımları uygulanmıştır. Kuşkusuz atamanın ceza olarak uygulanmasına mevzuat izin vermediği gibi Mahkememiz içtihatları da bu yöndedir. Ancak, garnizon hizmet süresini dolduran davacının bulunduğu görev, eylemlerinin niteliği ve yoğunluğu değerlendirildiğinde, davacının Foçadaki görevinden alınmasının ceza niteliğinde olmadığı idari ve zaruri neden bulunduğu değerlendirilmiştir.
Dava dilekçesinde öne sürülen atanılan kadronun binbaşı olduğu ve gösterilen emsallerle ilgili olarak İdarenin savunma ekinde gönderdiği belgelerden; davacının atandığı Ereğli Liman Emniyet Komutanlığı kadro sınıfının Deniz, rütbesinin Albay olduğu görülmekle, kadro açısından sınıf ve rütbe uyumsuzluğu bulunmadığı, ayrıca emsal gösterilen her üç Deniz Albayın da atama işleminin gerçekleştirildiği 2006 yılında, garnizon hizmet sürelerini henüz tamamlamamış oldukları, (Dz.Alb..........ın bulunduğu göreve 2004 yılında atandığı ve garnizon hizmet süresini 2009 yılında tamamlayacağı, Dz.Alb...........ın 2005 yılında atandığı ve garnizon hizmet süresini 2010 yılında tamamlayacağı, Dz.Alb..........nun ise 2005 yılında atandığı ve garnizon hizmet süresini 2009 yılında tamamlayacağı belirlenmiştir.) dolayısıyla emsal gösterilen personelin bu durumları dikkate alındığında, davacıya emsal olamayacakları davacının atandığı göreve Atama Yönetmeliği hükümlerine göre atanamayacakları belirlenmiştir.
Açıklığa kavuşturulması gereken husus, davacının atandığı yer (Kdz.Ereğli) bakımından işlemin mevzuata uygun olup olmadığıdır.
Davacının hizmet safahatı incelendiğinde; 1983-1996 yılları arasında (2E) garnizonu olarak kabul edilen yüzer birliklerde (6 yıl Foça, 5 yıl Mersin ve 2 yıl Gölcük), 1996-2000 yılları arasında (1B) garnizonu olarak kabul edilen kara birliklerinde (2 yıl Gölcük, 1 yıl Karamürsel ve 1 yıl Samsun) görev yaptığı, 2000 yılından dava konusu atama işleminin yapıldığı 2006 yılına kadar da yine (1B) garnizonu olarak kabul edilen Foça da görev yaptığı, birinci bölge içerisinde (1/A) garnizon hizmetinin bulunmadığı görülmüştür.
Davalı idare savunmasında her ne kadar davacının geçmiş safahatında toplam 13 yıldan fazla İzmir bölgesinde görev yaptığını belirtmiş ise de; davacının bu sürenin 6 yılını yüzer birliklerde, geri kalan süreyi ise (B) garnizonunda geçirdiği belirlenmiştir.
Dairemizce, davalı İdarenin savunmasında İzmir bölgesine davacının atanmama gerekçesi olarak belirtilen davacının Güney Deniz Saha K. tarafından 3 gün göz hapsi disiplin cezası ile cezalandırılması nedeniyle, ceza aldığı komutanın komutasında görev yapmaması için İzmir bölgesine atandırılmadığı hususu da irdelenmiştir. Savunmada belirtildiği gibi ceza veren Güney Deniz Saha Komutanı Dz.K.K.lığının 4 ana ast Komutanından biridir ve Dz.K.K.lığında görev yapan personelin önemli bir bölümüne emir ve komuta etmektedir. Belirli sürelerle Komutanın görevini bir başkasına devredecek olması gözardı edilmemelidir. Öte yandan, bu uygulama bir subayın bir daha asla ceza aldığı Komutanın emri altında çalışamayacağı anlamına gelir ki bu da o personelin bundan sonra görev yapacağı yerlerin çok fazla sınırlanması sonucunu doğurur. Bunun kabul edilmesi mümkün olmayıp hiç arzulanmayan neticelerin ortaya çıkmasına neden olabileceği, hizmetin sıra ile yapılması ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve böyle bir uygulamada kamu yararı olmayacağı değerlendirilmiştir.
Dairemizce, Türk Silahlı Kuvvetleri Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin Garnizon derecelerinin tespiti başlıklı 17 nci maddesi gereğince hazırlanan Dz.K.K.lığının 15 Nisan 2006 tarihli Subay ve Astsubay Atama Yönergesi (DKY 51-58)nin Ek-Asında yer alan Garnizon Dereceleri çizelgesinde İzmirin bir bütün olarak 1 nci derece garnizon kabul edilmiş olması hususu da tartışılmıştır. Yeni Yönergenin, İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki birlik ya da kurumlarda görev yapan Dz.K.K.lığı mensubu bir subay ile Foça da bulunan birlik ya da kurumlarda görev yapan Dz.K.K.lığı mensubu bir başka subayı aynı kategoride kabul etmesinin adil olmadığı, keza genel gelişmişlik düzeyi, barınma imkânları, coğrafya ve iklim koşulları, eğitim imkânları, güvenlik ve asayiş, sosyal ve kültürel imkânlar, sağlık imkânları, günlük yaşam, özlük haklarındaki farklılıklar, garnizonun istenilirlik düzeyleri, ulaştırma ve haberleşme imkânları, askerî imkânları göz önüne alarak derecelenmeyi öngören Yönetmeliğin 16 ncı maddesine uygun olmadığı değerlendirilmiş ve fakat Yönergenin İzmir garnizonuna ilişkin hükmü davada uygulanan hüküm olmadığından garnizon listesinin iptali cihetine gidilmemiştir.
Safahatında hiç (1/A) Garnizon hizmeti bulunmayan davacının yeni yönetmeliğe göre hazırlanan garnizonlardan kara birliklerinde hizmet edilebilecek Yönetmeliğin 16 ncı maddesine göre genel gelişmişlik düzeyi, barınma imkânları, coğrafya ve iklim koşulları, eğitim imkânları, güvenlik ve asayiş, sosyal ve kültürel imkânlar, sağlık imkânları, günlük yaşam, özlük haklarındaki farklılıklar, garnizonun istenilirlik düzeyleri, ulaştırma ve haberleşme imkânları, askerî imkânlar. göz önüne alınarak düzenlenen en düşük seviyedeki 4 ncü derece garnizona atanması işlemi atamalar garnizonlar arasında sıra ile yapılır ilkesine uyarlı olmadığı ve davacının atandığı yer bakımından sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle,
Hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan davacının Foça Kh.Ds.Kt.K.lığı görevinden Kdz.Ereğli Liman Emniyet K.lığına atama işleminin İPTALİNE,
AYRIŞIK GEREKÇE
Dava konusu; davacının Dz.K.K.lığının 08 Mart 2006 tarihli atama emri ile Foça-Kh.Dst.Kt.K.lığı görevinden Karadeniz Ereğli Liman Emniyet Komutanlığına atanma işleminden oluşmaktadır.
926 Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 118 nci maddesinde Subay ve Astsubayların atanma ve yer değiştirmelerinin hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak, sosyal, iklim ve ulaşım durumları ile kültür ve sağlık durumları ve bunlara benzer yer ve bölge şartları göz önünde tutularak tespit edilecek bölge ve garnizonlara; a) Meslek programları, meslek içi eğitim ve kadro ihtiyacı -b) Sağlık durumu -c) idari, asayiş ve zaruri sebepler -d) İstekli bulunduğu yerler nazara alınarak sıra ile yapılacağı belirtilmektedir.
Aynı Kanunun 119ncu maddesinde ise bölge ve garnizonların tespiti, buralarda kalınacak süreler ve atama ve yer değiştirmeler ile ilgili hususların Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
18 Aralık 2005 tarih ve 26027 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01 Ocak 2006 tarihinde yürürlüğe giren Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin 16ncı maddesinde; Subay ve Astsubayların atanacakları garnizonların dereceleri aşağıdaki etkenler göz önüne alınarak Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından kuvvet özellikleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı özelliğine göre tespit edilir. -a) Genel gelişmişlik düzeyi -b) Barınma imkanları -c) Coğrafya ve iklim koşulları -ç) Eğitim imkanları -d) Güvenlik ve asayiş -e) Sosyal ve kültürel imkanlar -f) Sağlık imkanları -g) Günlük yaşam -ğ) Özlük haklarındaki farklılıklar -h) Garnizonun istenirlik düzeyleri -ı) Ulaştırma ve haberleşme imkanları i-) Askeri imkanlar düzenlemesi yer almaktadır.
Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin 4ncü maddesinde; Garnizon derecesinin; Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından bu Yönetmeliğin 16ncı maddesinde belirtilen kriterler dikkate alınarak belirlenen rakamlarla ifade edilen ve garnizon özelliklerine göre belirlenen dereceyi; Hizmet safahatı puanının subay ve astsubaylardın ilk rütbeye nasıp tarihinden itibaren meslek hayatı boyunca hesaplanan garnizon hizmet puanlarının toplamını, ifade ettiği görülmektedir.
Görüldüğü üzere mevcut mevzuat hükümleri çerçevesinde atamalarda planlı değişimin, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi ilkesinin ışığında hizmet safahatı gözetilerek, belirli kriterler doğrultusunda tespit edilecek bölge ve garnizonlara sıra esasına göre yapılacağı ana fikri benimsenmiş bulunmaktadır.
Garnizon derecesinin tespiti, barınma imkanlarından, eğitim, sosyal, kültürel, sağlık, günlük yaşam imkanlarına ve istenirlik düzeyine kadar geniş bir yelpazeyi içermektedir. Bu kriterlerin ana çerçevesi 926 sayılı Kanunun 118nci maddesinde çizilmiş olmakla beraber Atama Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinde üst norma uygun olarak daha da ayrıntılı bir hale getirilmiştir. Bu Kriterler esas alınarak garnizon derecelerinin tespitinin aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesi ile Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından çıkarılacak Subay ve Astsubay Atama yönergesinde gösterileceği belirtilmiştir.
Dz.K.K.lığının 15 Nisan 2006 tarihli Subay ve Astsubay Atama Yönergesi (DKY 51-58)nin Ek-Asında yer alan Garnizon Hizmet Dereceleri çizelgesi ile tespit edilen garnizon dereceleri belirtilmiştir. Bu çizelgede, il merkezleri esas alınarak (ilçeler belirtilmeden) tek derecelendirme yapıldığı görülmektedir. Başka bir anlatımla Kocaeli, İstanbul, Ankara, İzmir gibi illerin merkezleri esas alınıp, yasada ve yönetmelikte belirtilen kriterlere göre daha olumsuz şartlar taşıdığı açıkça anlaşılan bölgelerinde herhangi bir ayrıma tabi tutulmadan 1nci derece olarak tespit edildiği görülmektedir. (Örneğin; İzmir ili merkezinde görev yapan personel ile Uzunadada görev yapan personel, safahatı olarak aynı derecelendirmeye sahip olacaktır.) Böyle bir tespitin, üst norm olan yasal ve yönetsel düzenlemelere aykırı olduğu, garnizon derece tespiti için belirtilen kriterlerin gözardı edildiği tartışmasız olarak açıktır.
Davacı hakkında tesis edilen dava konusu atama işlemi irdelendiğinde; davacının Dz.K.K.lığı tarafından çıkarılan Yönerge hükümleri ile tespit edilen garnizon dereceleri esas alınarak yeni bir görev yerine atandığı görülmektedir. Bu bağlamda, davacının safahatına uygun olarak sıra esasına göre atanmasında, yeni garnizon derecelendirmesinin tesis edilen atama işleminde uygulandığı ve Dz.K.K.lığı Subay ve Astsubay Atama Yönergesinin EK-Asında yer alan garnizon dereceleri dikkate alınarak 4ncü dereceli bir bölgeye atandığı görülmektedir. Dava konusu atama işleminde davacının yeni atandığı garnizonun derecelendirilmesinde anılan Yönerge esaslarının kullanıldığından şüphe bulunmamaktadır. Bu bağlamda, üst normlara aykırı olarak düzenlenen Garnizon Hizmet Dereceleri çizelgesi esas alınarak tesis edilen atama işleminin hukuka aykırı olduğunu ve böyle bir çizelgenin esas alınması ile tesis edilen bu atama işleminin de hukuka aykırı olduğunu değerlendirmekteyim. Anılan Yönerge ekinde yer alan Garnizon Hizmet Dereceleri çizelgesinin iptaline karar verilmesi gerektiğini aksi takdirde geleceğe yönelik olarak hukuka aykırı birçok işlemin tesisine dayanak oluşturacağı, bu bağlamda bu iptal davasının objektif özelliğinin daha ağır bastığını düşünmekteyim.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, dava konusu atama işleminin tesisinde esas alınan, Dz.K.K.lığının 15 Nisan 2006 tarihli Subay ve Astsubay Atama Yönergesinin EK-Asın da bulunan Garnizon Hizmet Dereceleri başlıklı çizelgenin üst normlara aykırı olması nedeniyle öncelikle bu çizelgenin iptaline ve buna bağlı olarak dava konusu atama işleminin iptaline karar verilmesi gerektiğini, değerlendirmekteyim. 12.09.2006.
Türk Silahlı Kuvvetleri Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin 17 nci maddesi garnizon derecelerinin tespitini, Kuvvet içindeki görev özelliklerini ve birlik durumlarını 16 ncı madde esasları çerçevesinde en iyi bilecek durumda olan Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bırakmış, bu Komutanlıklar da garnizon derecelerini tespit etmiştir. Bu bağlamda, örneğin Ankara için K.K.K.lığı, Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki birlik ya da kurumlarda görev yapan bir personelini 1 nci derece garnizonda görev yapmış kabul ederken, Hv.K.K.lığı, birliklerin durumunu gözeterek yine aynı Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bulunan Etimesgutu 1 nci derece garnizon, Ahlatlıbeli de 2 nci derece garnizon kabul etmiştir. Bu düzenlemeler objektif olup davacıyı ya da herhangi bir personeli mağdur etmek veya avantaj sağlamak amacı ile belirlenmemiştir. Bu belirlemelerin zaman içerisinde değişebileceğini kabul eden ve bunu öngören Yönetmelik, Garnizon derecelerinin güncelleştirilmesi başlıklı 18 nci maddesinde de Garnizon dereceleri Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından hazırlanacak atama yönergelerinde gösterilir ve sonu 0 ve 5 ile biten yıllarda güncelleştirilir. hükmüne yer vermiştir. Dolayısıyla, Dz.K.K.lığının 15 Nisan 2006 tarihli Subay ve Astsubay Atama Yönergesi (DKY 51-58)nin Ek-Asında yer alan Garnizon Hizmet Dereceleri çizelgesi ile tespit edilen garnizon derecelerinin yasal ve yönetsel düzenlemelere açıkça aykırı olduğu söylenemez. Garnizon Hizmet Derecelerinin zaman içinde edinilecek deneyimlere göre değiştirilmesi her zaman mümkündür.
Yönetmeliğin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına Ait Hükümlerin düzenlendiği 6 ncı bölümünün Garnizon dereceleri başlıklı 63 ncü maddesinde Deniz Kuvvetleri mensupları için atama bakımından kadrolarda mevcut hizmet yerleri Kara Birlikleri ve Yüzer Birlikler olarak ikiye ve bu kapsamda 5 ayrı dereceye (Kara Birlikleri 1 inci, 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü dereceler, Yüzer birlikler 5 inci derece) ayrılmışlardır. Garnizonların Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca belirlenen derecelerine ait liste Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Atama Yönergesinde gösterilir. denmiştir.
Bu hüküm gereğince hazırlanan atama yönergesinde davacının kara birliklerinde görev yaptığı Gölcük ve Karamürselin bağlı olduğu Kocaeli ile Foçanın bağlı olduğu İzmir 1 nci derece garnizon, Samsun 2 nci derece garnizondur. Davacının atandığı Ereğlinin bağlı olduğu Zonguldak ise 4 ncü derece garnizondur.
Garnizonlar arasında hizmetin sıra ile yapılması ilkesinin hesabında göz önüne alınacak faktörlerde bölge esasından derece esasına geçilen 1 Ocak 2006 tarihinde yürürlüğe giren mevcut Yönetmeliğin Geçici 2 nci maddesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı mensubu subay ve astsubaylardan bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce atananlar, yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğin eki yönergede gösterilen garnizon hizmet derece ve sürelerine tabidir. Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra atamaya tabi tutulan subay ve astsubaylar ise, bu Yönetmelik ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı Atama Yönergelerinde belirtilen garnizon derece ve hizmet sürelerine tabidir. Denmiştir. Geçici 4 ncü maddesinde de Personel geçmişte yaptığı 2 nci bölge hizmet sayısı, 2 nci bölge sırası ve varsa müktesebi, sıralı hizmet garnizonu sayısı, sırası ve müktesebi olarak 15 Temmuz 2006 tarihinden sonra da kullanır. Bu Yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra, Geçici Madde 2'de belirtilen durumlar dışında personelin daha önceki yıllarda yaptığı görevlere yönelik olarak, garnizonların yeni hizmet süreleri ve statüleri esas alınarak geriye dönük bir hak doğurmaz. hükmü yer almıştır. Bu hükümlerden Yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra Dz.K.K.lığı personeli için önceki yıllarda yaptığı görevlere yönelik olarak, garnizonların yeni hizmet süreleri ve statüleri esas alınarak geriye dönük bir hak doğurabileceği sonucu çıkmamaktadır.
Garnizonlar arasında hizmetin sıra ile yapılması ilkesinin hesabında göz önüne alınacak faktörlerde bölge esasından derece esasına geçilen 01 Ocak 2006 tarihinde yürürlüğe giren mevcut Atama Yönetmeliği ve Yönerge hükümleri dikkate alındığında birinci derece garnizon olarak belirlenen Kocaeli ve İzmir illerindeki kara birliklerinde toplam dokuz yıl (1996-1998 yılları arası Gölcük, 1998-1999 yılları arası Karamürsel, 2000-2006 yılları arası Foça) görev yapan, bulunduğu garnizonda 4 yıllık garnizon hizmet süresini tamamlayan davacının hizmetin aksatılmadan yürütülmesi ve atamalar garnizonlar arasında sıra ile yapılır ilkelerine uyularak, muvazene, kadro ve ihtiyaç durumu ile hizmet sırası dikkate alınarak, safahatına, rütbe, sınıf ve kadrosuna uygun bir şekilde Karadeniz Ereğli garnizonuna atandırılması işleminde davalı idarece kişi yararı ile kamu yararı arasındaki dengenin gözetildiği ve kamu hizmetinin daha iyi şekilde yürütülmesi amaçlanarak takdir yetkisinin objektif bir şekilde kullanıldığı, dava konusu atama işleminin yetki, şekil, konu, sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka uygun olduğu, davanın reddine karar verilmesinin gerektiği görüşünde olduğumuzdan aksine gerçekleşen sayın çoğunluk kararına katılamadık.12.09.2006 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy