(765 S. K. m. 46) (926 S. K. m. 50) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 91, 92)
Davacı vekili, 17.03.2006 tarihinde Adana 1.İdare Mahkemesinde ve 22.03.2006 tarihinde AYİMde kayda geçen yenileme dava dilekçesinde özetle; Resen Em. Ord.Ütğm
.nin piyade sınıfında görev yaparken 2003 yılında geçirmiş olduğu karaciğer rahatsızlığı nedeniyle sınıf değiştirerek Ordu donatım sınıfına geçirildiğini, 2000 yılından itibaren psikolojik bozukluk nedeniyle muhtelif tarihlerde sıhhi kurul raporları ile istirahat aldığını, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulunun 02.12.2005 tarih ve 15378 sayılı raporu nedeniyle mahkeme kararı ile
nin vasi atandığını, psikolojik rahatsızlıkları devam ederken disiplinsizlik nedeniyle ayırma kararnamesi düzenlenerek 06.10.2005 gün ve 2005/60 sayılı onay sonucu 05.12.2005 tarihinde Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesildiğini, sağlık sorunları devam ederken haksız yere resen emekli edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, TSKdan disiplinsizlik nedeniyle ilişiğinin kesilmesi için hiçbir neden bulunmadığını belirterek ayırma işleminin iptaline ve öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yürütmenin durdurulması talebi Dairemizin 04.04.2006 gün ve 2006/871-455 Gensek Esas numaralı kararı ile reddedilmiştir.
Dava ve özlük dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden; 30.08.1998 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde piyade teğmen olarak göreve başlayan davacının, Erzurum Mareşal Çakmak Asker Hastanesi Baştabipliğinin 21.02.2003 tarih ve 149 numaralı B18.1 Kronik viral hepatit B, delta etkeni olmadan tanılı raporuna istinaden 27.08.2003 tarihinde ordu donatım sınıfına geçirildiği, 5nci Kor. Top.A.K.lığı emrinde görevli iken sıralı sicil üstlerince 27.07.2005 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde Kalması Uygun Değildir sicilinin tanzimi ile Subay Sicil Yönetmeliğinin 91nci maddesine göre başlatılan ve yürütülen ayırma işleminin üçlü kararnamenin 06.10.2005 tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasıyla kesinleştiği ve 926 Sayılı Kanunun 50/c ve Subay Sicil Yönetmeliğinin 91nci madde (e) fıkrasına istinaden ayırma işlemine tabi tutulduğu anlaşılmaktadır.
926 sayılı TSK Personel Kanununun 50/c maddesi; Disiplinsizlik veya ahlaki durum sebebiyle ayırma: Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır. hükmünü içermektedir
Subay Sicil Yönetmeliğinin 91nci maddesi; Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlâkî durumları gereği Türk Silâhlı Kuvvetlerinde kalmaları, bulunduğu rütbeye veya bir önceki rütbesine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır: -a. Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması, -b. Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi, -c) Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olması, -d. Nafaka, trafik kazası, doğal afet, personelin öngöremeyeceği şekilde ülke genelinde yaşanan olağanüstü ekonomik dalgalanmalar, ani devalüasyonlar, sağlık ve tedavi giderleri ile kefillik ve benzeri zorunluluk halleri hariç olmak üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını zedeleyecek şekilde aşırı derecede borçlanmaya düşkün olması ve bu borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getirmesi, -e. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde ahlâk dışı hareketlerde bulunması, -f. Tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasî, yıkıcı, bölücü, irticaî ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılanlar. hükmünü içermektedir.
Öncelikle işlemin yetki ve şekil unsurları yönünden yapılan incelemesinde; yukarıda belirtildiği üzere, ayırma işleminin, Subay Sicil Yönetmeliğinin 92nci maddesinin (a) fıkrasında öngörülen usule uygun olarak; sıralı sicil üstlerince 27.07.2005 tarihinde düzenlenen sicil ile başlatıldığı, K.K.K.lığı bünyesindeki Komisyonun incelemesinden geçirilip, Komisyonun, işlemin uygun olduğuna dair kararı, K.K.K.nın tasvibi ve nihayetinde Milli Savunma Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanının imzaladığı kararname ile işlemin tesis edildiği, dolayısıyla dava konusu işlemde yetki ve şekil unsurları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı saptanmıştır.
Konu, sebep ve maksat unsurları yönünden yapılan incelemeye gelince; kamu hizmetinin iyi bir şekilde yürütülmesi için vasıta olan idarenin, bu hizmetin iyi yürümesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken birtakım özelliklere sahip olmasını aramasının tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonrada bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alması imkanı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünye dışına çıkarması da doğaldır. İşte Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi de bu amaçla askeri idareye mevzuatla tanınmış bir yetkidir.
Bu bağlamda davacının disiplin ve sicil safahatı incelendiğinde; 20.09.2000-25.10.2000 tarihleri arasındaki eylemleri nedeniyle 28.12.2004 tarihinde müteaddit amire ve üste hakaret (üç kez), müteaddit amiri tehdit (üç kez), müteaddit memuriyet nüfuzunu suiistimal (iki kez), memuriyet görevini suiistimal, müteaddit askeri aracı özel menfaatinde kullanmak (iki kez), müteaddit mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek (iki kez), emre itaatsizlikte ısrar, müteaddit asta müessir fiil (üç kez), zimmet suçlarından dolayı 6ncı Kor. K.lığı As. Mahkemesinde yargılandığı, yapılan yargılama sonucunda As. Mahkemece suçlamaların bir kısmından beraat ettiği, sübut bulan suçlarının da TCKnın 46ncı maddesi gereği hakkında ceza tayinine mahal olmadığı, şifa buluncaya kadar bir sağlık kuruluşunda muhafaza ve tedavi altına alınmasına karar verildiği, bundan başka, disiplin amirlerince, 24.03.1999 tarihinde sabah içtimasına katılmamak suçundan Bl.K. tarafından 1 gün göz hapsi, 18.09.2000 tarihinde disiplinsiz davranış, askeri usul ve kurallar dışında davranmak suçundan Bl.K. tarafından uyarı cezası ile cezalandırıldığı, 19.09.2000 tarihinde üste saygısızlık, disiplinsiz davranış, emre itaatsizlik eylemlerinden dolayı Tb.K. tarafından yazı ile uyarıldığı, 05.10.2000 tarihinde disiplinsiz davranış suçundan Tb.K. tarafından 5 gün göz hapsi, 09.10.2000 tarihinde disiplinsiz davranışından dolayı Bl.K. tarafından 1 gün oda hapsi, 10.10.2000 tarihinde muayene sonucu mesaiye katılmamak suçundan Bl.K. tarafından 2 gün göz hapsi, 10.10.2000 tarihinde görev kağıdı olmadan askeri aracı kışla dışına çıkartmak, emre itaatsizlik suçundan Bl.K. tarafından 3 gün oda hapsi, 10.10.2000 tarihinde mesai başladığı halde gazinoyu terk etmemek suçundan Bl.K. tarafından 3 gün oda hapsi, 13.08.2003 tarihinde sorumluluk alanını kontrol etmemek suçundan Bl.K. tarafından 1 gün göz hapsi, 10.01.2005 tarihinde emre itaatsizlik suçundan Alay K. tarafından uyarı cezası ile cezalandırıldığı, 17.01.2005 tarihinde evli olduğu halde başka bir kadınla birlikte karı koca gibi yaşaması nedeniyle Alay K. tarafından yazı ile uyarıldığı, ayrıca 10.04.2003-16.11.2005 suç tarihleri olarak belirtilmek suretiyle 5nci Kor.K.lığı As.Sav.lığının 16.11.2005 tarih ve 2005/268-951 Esas-Karar sayılı iddianamesiyle karı koca gibi bir kadınla nikahsız olarak birlikte yaşamakta ısrar etmek suçundan cezalandırılması talebiyle hakkında kamu davası açıldığı, 1999 yılından itibaren sicil almaya başladığı, ortalamaları yüksek (iyi, çok iyi ve mükemmel) seviyede sicil safahatı sergilediği, 2001 ve 2002 yıllarında kendisine rahatsızlığı nedeniyle sağlık birimlerince verilen istirahat raporları ve 10.10.2001-01.11.2002 tarihleri arasında açıkta olması nedeniyle sicil düzenlenmediği (süresiz sicil belgesi düzenlendiği), sicil aldığı her dönemde takdirinin olduğu, 2005 yılı sicil dönemi hariç hakkında olumsuz kanaat belirtilmediği, mesleki safahatı boyunca toplam 11 adet yazılı takdir ile taltif edildiği anlaşılmıştır.
Dava ve özlük dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında ayırma işlemi tesis edilmesinin nedenini, evli iken başka bir bayanla da (dini nikâhlı olarak) karı koca gibi birlikteliğini, disiplin amirlerinin müteaddit defa yaptıkları uyarılara karşın sürdürmekte ısrar etmesi olgusu oluşturmaktadır. 5nci Kor.K.lığı As.Sav.lığının 16.11.2005 tarih ve 2005/268-951 Esas-Karar sayılı iddianamesiyle karı koca gibi bir kadınla nikahsız olarak birlikte yaşamakta ısrar etmek suçundan cezalandırılması talebiyle davacı hakkında ceza davası açılması, davacı ile Alay Komutanı arasında A.K.nın makam odasında yapılan görüşmede davacının
eşlerden birine sevgimi diğerine soyadımı verdim.
ikisinden de ayrılmayı düşünmüyorum.
bir gece bir evimde bir gece diğer evimde kalıyorum. beyanlarının 13.01.2005 tarihli tutanakla tespit edilmesi, ayrıca birlikte yaşadığı bayandan da bir çocuğunun dünyaya gelmesi hususları göz önüne alındığında, işlem tesisinin nedenini davacının Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarında bulunması gereken ahlaki değerlere aykırı hayat sürdürmesi hususunun oluşturduğu kuşkuya yer vermeyecek biçimde açıklık kazanmaktadır. Karı koca gibi bir kadınla nikahsız olarak birlikte yaşamakta ısrar etmek 5nci Kor. K.lığı As. Sav. lığının iddianamesinden de anlaşılacağı üzere suç oluşturmaktadır. Keza, Türk Silahlı Kuvvetlerinin benimsediği değerlere göre bir mensubunun bu tarz bir yaşama biçimini benimsemeye ve ısrarlara rağmen sürdürmesi hususu asla himaye edilemez. Dolayısıyla davacının bu tarz hayat sürdürmek suretiyle, askeri örf ve adetlere, toplum yapımıza ve kamu düzenine uymayan biçimde Türk Silâhlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde ahlâk dışı harekette bulunduğu, idarece tesis edilen ayırma işleminde takdir yetkisinin adil ve nesnel ölçütlerle objektif olarak kullanıldığı, tesis edilen işlemde konu sebep ve maksat unsurları yönünden de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı vekili, rahatsızlığı nedeniyle tedavisi devam etmekteyken sağlık işlemlerinin sonucu beklenmeksizin tesis edilen ayırma işleminin hukuka aykırı olduğunu öne sürmüştür. Davacının sağlık durumu incelendiğinde; Etimesgut Hava Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından 25.10.2000 gün ve 1526 sayılı sağlık raporu ile Akut Psikotik Bozukluk tanısıyla sonunda muayene kaydıyla C/12 2 ay hava değişimi, 22.12.2000 gün ve 2016 sayılı Pisikotik bozukluk (ayırt edilmeyen tip) tanısıyla sonunda muayene kaydıyla C/15 3 ay hava değişimi, 23.03.2001 gün ve 378 sayılı Pisikotik bozukluk (ayırt edilmeyen tip) tanısıyla sonunda muayene kaydıyla C/15 3 ay hava değişimi, 02.07.2001 gün ve bila sayılı Tek hecme halinde geçirilmiş psikotik bozukluk tanısıyla A/15 F2 sınıfı görevine devam eder, 29.04.2002 gün ve 1327 sayılı sağlık raporu ile Tek hecme halinde geçirilmiş psikotik bozukluk tanısıyla A/15, F2 sınıfı görevine devam eder, suç tarihlerinde TCKnın 46ncı maddesinden istifade eder, raporları verilmiştir. GATA Haydarpaşa As.Hst. Psikiyatri Uzm. tarafından 29.04.2001 tarihinde Geçirilmiş psikotik bozukluk tanısıyla ileri tetkik ve tedavi için Ankara GATA ya sevk edilmiştir. karı koca gibi bir kadınla nikahsız olarak birlikte yaşamakta ısrar etmek suçundan yapılan yargılaması nedeniyle 5nci Kor.K.lığı As.Savcılığınca adli müşahede için sevk edilmiş ve GATA Sağlık Kurulu tarafından 15.07.2005 gün ve 1469 sayılı sağlık raporu ile Psikotik bozukluk (Rezidüel tip) tanısıyla sonunda muayene kaydıyla C/15 3 ay istirahat, suç tarihlerinde askerliğe elverişlidir. Halen askerliğe elverişliliği konusunda istirahatından sonra karar verilecektir. raporu verilmiştir. GATA Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABD görevli üç uzman tabip imzalı 20.10.2005 tarihli raporda da psikotik bozukluk tanısıyla C/15 SMK 4 ay istirahat, bu süre içerisinde pimozid 4mg/ gün biperiden 4mg/ gün kullanması uygundur. kararı verilmiştir. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 02.12.2005 tarihli raporunda şizofreni düşünce bozukluğu ile giden hastalık tanısı konularak vasi tayini gerektiği belirtilmiştir.
Kurulumuzca, 07.11.2006 tarihinde alınan ara kararla Ord.Ütğm
..nin sağlık safahatı açıklanarak, dava dilekçesi, .Etimesgut Hv. Hastanesi Sağlık Krl.nun 25.10.2000 gün ve 1526 sayılı, 22.12.2000 gün ve 2016 sayılı, 23.03.2001 gün ve 378 sayılı, 02.07.2001 gün ve bila sayılı ve 29.04.2002 gün ve 1327 sayılı sağlık raporları, GATA Sağlık Krl.nun 15.07.2005 gün ve 1469 sayılı sağlık raporu, GATA Ruh Sağ. ve Hastalıkları ABD Bşk.lığının 05.08.2006 tarihli raporu, Adana 6ncı Kor.K.lığı As.Mah.nin 28.12.2004 tarihli gerekçeli hükmü ve Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 02.12.2005 tarihli raporu eklenmiş, hastane kayıtları ve ekte gönderilen belgeler incelenmek suretiyle TSK.dan ilişiğinin kesilme ve tebliği tarihi olan 05.12.2005 tarihinde Ord.Ütğm olarak sınıfı görevine devam edip edemeyeceğinin tespit edilerek tanzim edilecek Sağlık Kurulu raporunun gönderilmesi GATA Komutanlığından istenmiştir. Bahse konu Hastane Baştabipliğinin 12.12.2006 tarihli yazısıyla şahıs hakkında sağlıklı karar verilebilmesi için tekrar müracaatının gerektiği belirtilmiştir. Bunun üzerine Kurulumuzca 26.12.2006 tarihinde alınan ara kararla Ord.Ütğm
nin Hastaneye sevki sağlanmış, GATA Sağlık Kurulu tarafından 28.03.2007 tarih ve 722 sayılı raporla Bir hecmeden fazla tekrarlayan psikotik tanısıyla 05.12.2005 tarihinde istirahatli olup, bu tarihte göreve başlaması söz konusu değildir kararı verilmiştir. Bu defa Kurulumuzca 01.05.2007 tarihinde alınan ara kararla yargılamaya katkı sağlayacak hususun 05.12.2005 tarihinde istirahatli olup olmaması değil Ord.Ütğm olarak sınıfı görevine devam edip edemeyeceği olduğu belirtilerek yeniden sınıfı görevine devam edip edemeyeceğinin tespiti ile düzenlenecek Sağlık Kurulu Raporunun gönderilmesi GATA Komutanlığından istenmiştir. Ardından GATA Sağlık Kurulu tarafından 06.06.2007 tarih ve 237 sayılı ek raporla 05.12.2005 tarihinde hastalığının tedavi ve nekahat döneminde olduğu, bu nedenle de 05.12.2005 tarihinde sınıfı görevini yapabilme durumunun TSK. SYYnin hastalıklara göre arızalar listesinin 15.maddesinin C dilimi kapsamında değerlendirilebileceği, mevcut TSK. SYY ölçütleri içerisinde 05.12.2005 tarihinde sınıfı görevine devam edip edemeyeceği ve TSKda görev yapıp yapamayacağı yönünde başkaca karar verebilmenin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. biçiminde rapor tanzim edilmiştir. GATA Sağlık Kurulunun bu ek raporu üzerine yine Kurulumuzca 26.06.2007 tarihinde alınan ara kararla (07 KASIM 2006 tarihinde alınan ara karar ekindeki belgeler ve yukarda bahsi geçen raporlar eklenmek suretiyle) hastane kayıtları ve ekte gönderilen belgeler incelenmek suretiyle TSK.dan ilişiğinin kesilme ve tebliği tarihi olan 05.12.2005 tarihinde Ord.Ütğm olarak sınıfı görevine devam edip edemeyeceği hususunun bu konuda en yetkili sağlık kurulu olan GATA Profesörler Sağlık Kurulu tarafından tespit edilerek tanzim edilecek Sağlık Kurulu Raporunun gönderilmesi GATA Komutanlığından istenmiştir. GATA Profesörler Sağlık Kurulu tarafından da 23.07.2007 tarih ve 115 sayılı raporla 05.12.2005 tarihinde hastalığının tedavi ve nekahat döneminde olduğu, bu nedenle de 05.12.2005 tarihinde sınıfı görevini yapabilme durumunun TSK. SYYnin hastalıklara göre arızalar listesinin 15.maddesinin C dilimi kapsamında değerlendirilebileceği, mevcut TSK SYY ölçütleri içerisinde 05.12.2005 tarihinde sınıfı görevine devam edip edemeyeceği ve TSKda görev yapıp yapamayacağı yönünde başkaca karar verebilmenin mümkün olmadığı biçiminde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere, ayırma işleminin Cumhurbaşkanı tarafından onaylandığı 06.10.2005 tarihinden sonra fakat ayırma kararının davacıya tebliğinden önce Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından davacı hakkında düzenlenen 02.12.2005 tarihli şizofreni düşünce bozukluğu ile giden bir hastalık vasi tayini gerekir biçimindeki raporu da eklenmek suretiyle, davacının TSK.dan ilişiğinin kesilme ve tebliği tarihi olan 05.12.2005 tarihinde Ord.Ütğm olarak sınıfı görevine devam edip edemeyeceği Kurulumuzca araştırılmış, ancak bu tarihte sınıfı görevine devam edemeyeceği ya da TSKde görev yapamayacağı biçiminde rapor verilemeyeceği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davalı idare tarafından işlemin tebliğinden önce davacının sağlık nedeniyle ayırma işlemi yapmasını gerektirecek sağlık raporu bulunmadığı belirlenmiştir. Özetle, davacı hakkında TSKda görev yapamayacağına dair verilmiş bir sağlık kurul kararı yoktur. Diğer bir anlatımla ilişiğinin kesildiği tarih itibariyle davacı, tedavisi devam eden, aşama itibariyle de henüz hakkında TSKda görev yapamayacağına dair bir karar bulunmayan personel konumundadır. Bu evrede de, daha önce de ifade edildiği gibi davacı, bir subayda bulunması gereken nitelikleri haiz olmayı sürdürmelidir. Bu yöndeki yükümleri ve TSKya sadakat yükümü devam etmektedir. Bu itibarla, tedavisi devam eden bir personelin her hal ve şartta (disiplin vb. durumu ne olursa olsun) statü dışına çıkarılamayacağı ve tedavisinin sürdürülmek zorunda olduğu iddiası hukuken himaye görememelidir. Bu bakımdan davacının hastalığının davacı hakkında tesis edilen işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hukuki dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, Üye Hak. Alb. Mustafa Okşarın karşı oyu ve OYÇOKLUĞU ile,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dava ve özlük dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden; 30.8.1998 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde piyade teğmen olarak göreve başlayan davacının, Erzurum Mareşal Çakmak Asker Hastanesi Baştabipliğinin 21.02.2003 tarih 149 numaralı B18.1 Kronik viral hepatit B, delta etkeni olmadan tanılı raporuna istinaden 27.08.2003 tarihinde ordudonatım sınıfına geçirildiği, 5nci Kor. Top.A.K.lığı emrinde görevli iken sıralı sicil üstlerince 27.07.2005 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde Kalması Uygun Değildir sicilinin tanzimi ile Subay Sicil Yönetmeliğinin 91nci maddesine göre başlatılan ve yürütülen ayırma işleminin üçlü kararnamenin 06.10.2005 tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasıyla kesinleştiği ve 926 Sayılı Kanunun 50/c ve Subay Sicil Yönetmeliğinin 91nci madde (e) fıkrasına istinaden ayırma işlemine tabi tutulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, rahatsızlığı nedeniyle tedavisi devam etmekteyken sağlık işlemlerinin sonucu beklenmeksizin tesis edilen ayırma işleminin hukuka aykırı olduğunu öne sürmüştür. Davacının sağlık durumu incelendiğinde; Etimesgut Hava Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından 25.10.2000 gün ve 1526 sayılı sağlık raporu ile Akut Psikotik Bozukluk tanısıyla sonunda muayene kaydıyla C/12 2 ay hava değişimi kararı verilmiştir. Etimesgut Hava Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından 22.12.2000 gün ve 2016 sayılı Psikotik bozukluk (ayırt edilmeyen tip) tanısıyla sonunda muayene kaydıyla C/15 3 ay hava değişimi raporu verilmiştir. Etimesgut Hava Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından 23.03.2001 gün ve 378 sayılı Psikotik bozukluk (ayırt edilmeyen tip) tanısıyla sonunda muayene kaydıyla C/15 3 ay hava değişimi raporu verilmiştir. Etimesgut Hava Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından 02.07.2001 gün ve bila sayılı Tek hecme halinde geçirilmiş psikotik bozukluk tanısıyla A/15 F2 sınıfı görevine devam eder raporu verilmiştir. Etimesgut Hava Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından 29.04.2002 gün ve 1327 sayılı sağlık raporu ile Tek hecme halinde geçirilmiş psikotik bozukluk tanısıyla A/15, F2 sınıfı görevine devam eder, suç tarihlerinde TCKnun 46 ncı maddesinden istifade eder, kararı verilmiştir. GATA Haydarpaşa As. Hst. Psikiyatri Uzm. tarafından 29.04.2001 tarihinde Geçirilmiş psikotik bozukluk tanısıyla evveliyatlı nedeniyle ileri tetkik ve tedavi için Ankara GATA ya sevk edilmiştir. karı koca gibi bir kadınla nikahsız olarak birlikte yaşamakta ısrar etmek suçundan yapılan yargılaması nedeniyle 5nci Kor. K.lığı As. Savcılığınca adli müşahede için sevk edilmiş ve GATA Sağlık Kurulu tarafından 15.07.2005 gün ve 1469 sayılı sağlık raporu ile Psikotik bozukluk (Rezidüel tip) tanısıyla sonunda muayene kaydıyla C/15 3 ay istirahat, suç tarihlerinde askerliğe elverişlidir. Halen askerliğe elverişliliği konusunda istirahatından sonra karar verilecektir. raporu verilmiştir. GATA Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABD görevli üç uzman tabip imzalı 20.10.2005 tarihli raporda da psikotik bozukluk tanısıyla C/15 SMK 4 ay istirahat, bu süre içerisinde pimozid 4mg/gün biperiden 4mg/gün kullanması uygundur. kararı verilmiştir. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 02.12.2005 tarihli raporunda şizofreni düşünce bozukluğu ile giden hastalık tanısı konularak vasi tayini gerektiği belirtilmiştir.
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun Sıhhi izin süresi başlıklı 128nci maddesinin (b) bendinde Kanser, verem, akıl ve ruh hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlar, Sağlık Kurulları raporlarında gösterilecek lüzum üzerine, aynı rütbede toplam olarak ve fiilen üç yılı geçmemek şartıyla tedavi, istirahat veya hava değişimine tabi tutulabilirler denilmekte; aynı hüküm Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 31 ve 32nci maddelerinde de tekrarlanmaktadır. Dairemizin bu konudaki emsal kararlarında da; idarenin, müdebbir bir idare olarak, kendi personelinin hakkını koruma yükümü nedeniyle, ruhi rahatsızlığa duçâr olan ve bu durumu tıbbi raporlarla saptanan personelin sağlık durumunu takip altına alması, tıbbi tedavi ve istirahat evresinde bulunuluyorsa bu aşamanın sonucunu beklemesi, sıhhi izin süreleri içerisinde sürdürülecek bu takibin sonucunda ilgili hakkında verilecek kesin sağlık kurulu raporunun alınmasından sonra, rapor sonucuna göre ilgili hakkında ya sağlık nedeniyle emeklilik veya tıbben buna lüzum görülmemişse, gerekiyorsa ayırma işlemi tesis etmesi gerekirken; bu doğru ve hukuki yola uyulmayıp, kısa ve kolay olan disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tevessül etmesi durumunda, ilgili personelinin özlük haklarının ihlaline sebebiyet vereceği, bu durumun ise kişi yararı-kamu yararı dengesini bozması itibariyle hukuka aykırı düşeceği vurgulanmaktadır.
Davacı hakkında ayırma işleminin 06 Ekim 2005 tarihinde tekâmül ettiği ve davacının 05 Aralık 2005 tarihinde ilişiğinin kesildiği, bu tarihten önce davacı hakkında GATA Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABDda görevli üç uzman tabip imzalı 20 Ekim 2005 tarihinde sağlık raporu ile Pisikotik bozukluk, C/15 Smk 4 ay istirahat, bu süre içerisinde pimozid 4 mg/gün biperiden 4 mg/gün kullanması uygundur tıbbı karar bulunduğu, ayrıca Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 02 Aralık 2005 tarihli sağlık raporunda şizofreni düşünce bozukluğu ile giden hastalık tanısı konulduğu, davacının vasisi aracılığıyla dava açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının disiplin durumu ve içinde bulunduğu eylemler çerçevesinde TSKden ilişiğinin kesilmesi yönünde işlem tesis edilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı tartışmasız ise de, psikolojik rahatsızlığı nedeniyle istirahatta bulunduğu süre içinde, davalı idare tarafından bu süreç sonlandırılmadan ve kesin sağlık raporu alınmadan disiplin nedeniyle TSKden ayırma işlemi tesis edilmesinde davalı idarenin usul saptırması içerisinde bulunduğu ve işlemin bu yönüyle hukuka aykırı olduğu kanaatinde olduğumdan aksi yöndeki oluşan ayın çoğunluk kararına katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy